🎙️ TRT Radio 1 · Morning Broadcast

2021 Kartal Depremi (3,9): Zemin Büyütmesi ve Beklenen Marmara Depremi — Prof. Dr. Ali Osman Öncel
TRT Radyo 1 · Güne Bakan · 22 Haziran 2021 · Canlı Yayın Kaydı aliosmanoncel.blogspot.com · Prof. Dr. Ali Osman Öncel ✓ Röportaj Deşifresi — Geliştirilmiş Versiyon
▶ Orijinal Yayın — TRT Radyo 1 Güne Bakan Röportajı
Konuk: Prof. Dr. Ali Osman Öncel · Yayın: TRT Radyo 1 · Güne Bakan · Süre: ~18:00 dk · Tarih: 22 Haziran 2021
SeismoReport Deprem Riski TRT Radyo 1 Doğrulanmış
2021 Kartal Depremi (3,9): Zemin Büyütmesi ve Beklenen Marmara Depremi — Prof. Dr. Ali Osman Öncel · 22 Haziran 2021
Konuk: Prof. Dr. Ali Osman Öncel — Jeofizik Yüksek Mühendisi & Sismolog  ·  Yayın: TRT Radyo 1 · Güne Bakan  ·  Tarih: 22 Haziran 2021  ·  Konu: Zemin Büyütmesi · Kartal Depremi · Marmara Depremi · Zemin Sınıfı · Afet Haberciliği
2021 Kartal Depremi (3,9): Zemin Büyütmesi ve Beklenen Marmara Depremi
🎙️ Bu içerik, TRT Radyo 1 Güne Bakan'da yapılan bir röportajın deşifresidir  ·  Konuk: Prof. Dr. Ali Osman Öncel  ·  22 Haziran 2021

2021 Kartal Depremi (3,9):
Zemin Büyütmesi ve Beklenen Marmara Depremi

Prof. Dr. Ali Osman Öncel, TRT Radyo 1 Güne Bakan'da Kartal'da meydana gelen 3,9 büyüklüğündeki depremi masaya yatırdı: bu deprem doğal mı yoksa insan kaynaklı mı, beklenen Marmara depremiyle ilişkisi ne ve İstanbul'da bina hasarını asıl belirleyen unsurun neden zemin sınıfı olduğunu anlattı.

Zemin Koşulları Hasarı Etkileyebilir 5 Zemin Sınıfı A–E 1999 Avcılar Örneği Mw 6,3 · 2025 Marmara Güncellemesi
🔄 2021'den 2026'ya: Sorular Aynı, Cevaplar Değişti. Canlı yayınlarda bilim insanına sorular çoğu zaman önceden bildirilmez. Milyonlarca kişinin izlediği bir medya yayınında, soruyu ilk kez duyduğunuz anda, kısa süre içinde bilimsel bir cevap vermeniz beklenir. 22 Haziran 2021'de bu röportajda da sorular canlı yayın koşullarında, doğal ve spontane bir konuşma akışı içinde yanıtlandı.

Beş yıl sonra aynı sorulara yeniden baktığımda ise farklı bir imkân vardı: sorular artık biliniyor, ilgili jeofizik kitapları ve akademik yayınlar kontrol edilebiliyor, belirsizlikler yeniden değerlendirilebiliyordu. Buna rağmen amaç cevapları akademik bir özete dönüştürmek değildi. 2021'deki konuşma tonu ve anlatım karakteri korunarak, aynı sorular 2026'da ilk kez sorulmuş gibi doğrudan cevaplandı.

Buradaki amaç 2021 cevaplarını tashih etmek değil; spontane canlı yayın koşullarında verilen bilimsel cevaplarla, kaynak kontrolünden geçirilmiş ve kitaplaştırılabilir cevapların aynı sorular karşısında nasıl farklılaşabildiğini göstermek.
📋 Executive Summary — Röportaj Özeti

TRT Radyo 1 Güne Bakan'da yayınlanan bu röportajda Prof. Dr. Ali Osman Öncel, Kartal'da meydana gelen 3,9 büyüklüğündeki depremi ve bunun beklenen Marmara depremiyle karıştırılmaması gerektiğini anlattı. Depremin kırık sisteminin araştırılmamış olduğunu, doğal mı yoksa insan kaynaklı mı olduğunun belirsizliğini koruduğunu vurguladı. Röportajın ağırlıklı bölümü, aynı büyüklükteki bir depremin neden bazı bölgelerde yıkıcı, bazı bölgelerde zararsız olduğunu açıklayan zemin sınıfı (A-E) ve zemin büyütmesi kavramlarına ayrıldı; Avcılar'ın 1999 depremindeki deneyimi bu mekanizmanın somut örneği olarak sunuldu. Röportaj, e-Devlet üzerinden bina risk sorgulama, Japonya'nın kentsel dönüşüm önceliklendirme modeli ve afeti bilen habercilik çağrısıyla sona erdi.

🧭

Bu Sayfayı Nasıl Okuyorsunuz?

İçerik iki katmandan oluşmaktadır: 🎙️ Röportaj bölümleri (Soru–Cevap blokları, Prof. Dr. Öncel'in TRT Radyo 1 yayınından doğrudan alıntılar) ve 📊 Saha Değerlendirmeleri (analiz kutuları, 2025 Marmara depremi güncellemesi dahil). Bir kutu içeriğin röportajda doğrulanmamış bir hipotez olduğunu özellikle belirtir — bilimsel dürüstlük gereği bu ayrım korunmuştur.

📤
PDF / Word olarak dışa aktar
Times New Roman · İki sütun · DOI · Abstract · Keywords
3,9
Kartal Depremi
Büyüklüğü
A–E
Zemin Sınıfı
Sistemi
1999
Avcılar Zemin
Büyütmesi Örneği
6,3
Mw · 2025 Marmara
Güncellemesi
01 — Marmara Deprem Beklentisi ile Kartal'daki İstanbul Depremi Arasındaki Fark

Röportaj, 3,9 büyüklüğündeki Kartal depreminin beklenen Marmara depreminin bir öncüsü mü sayılacağı sorusuyla başlıyor. Prof. Dr. Öncel, iki farklı deprem kaynağını birbirinden ayırmanın önemine dikkat çekiyor.

🎙️
Sunucu — TRT Radyo 1 · Güne Bakan
3,9 İstanbul Kartal ilçesi merkezli bu deprem, beklenen İstanbul-Marmara depreminin bir öncüsü mü sayılabilir, bir hatırlatıcısı mı sayılabilir?
🗣️ 2021 Cevabı — Prof. Dr. Ali Osman Öncel

Marmara depremi ile ilgili beklentilerimiz yıllardır devam ediyor. 1999 depreminden sonra kırılma İzmit Körfezi'nde, Adaların önünde durdu; Marmara Denizi'nin kuzeyinde kırılması beklenen ve Tekirdağ'a doğru devam eden bir sessizlik — bir sismik boşluk — var. Biz bu depremlere Marmara depremleri diyoruz, fakat Kartal'daki deprem bir İstanbul depremi. Bizler Marmara depremini beklerken İstanbul depremlerini ihmal etmişiz ve unutmuşuz; kara üzerinde deprem üretecek fay sistemlerinin araştırılmasında bir ihmal olduğu ortaya çıkıyor. Marmara depremi zaten İstanbul'u etkileyecek bir deprem olarak beklenirken, bir İstanbul depremi doğrudan İstanbul'la ilgili ayrı bir riskin de olduğunu bir kez daha hatırlattı.

🔄 2026 Cevabı — Bugün Sorulsaydı

Marmara depremi ile Kartal'daki depremi birbirinden ayırmak gerekir. 23 Nisan 2025'te, tam beklediğimiz o boşluk bölgesinde, Marmara Denizi içinde Mw 6,3 büyüklüğünde bir deprem oldu; o sırada evdeydim, depremi kendim hissettim. Televizyon bağlantılarında verdiğim ilk değerlendirme şuydu: yıllardır beklediğimiz orta Marmara boşluğunda bir deprem oldu. Ana Marmara Fayı üzerinde son 60 yılın en büyük olayıydı. Ama sonraki günlerde yayınları tek tek kontrol ettiğimde gördüğüm şu oldu: bu, 1766'dan bu yana biriken enerjinin ancak bir kısmını boşaltan bir uyarıcı deprem — beklenen boşluğun tamamını kapatan bir olay değil. Bunu tek başına belirli bir senaryonun doğrulanması olarak sunmam; böyle bir iddia bilimsel temkini aşar. Ama bu deprem, Marmara'daki riskin hâlâ orada durduğunu, canlı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Kartal tarafında ise soruyu biraz genişletmek gerekir. MTA'nın yeni Diri Fay Haritası artık elimizde. Ancak bu ülke ölçekli bir güncelleme. Kartal-Yakacık-Dragos çevresinde tam olarak ne değiştiğini ayrıca incelemek lazım. Kısacası, Marmara'daki risk güncelliğini koruyor, Kartal'ın kendi yerel kaynağı ise hâlâ açık bir soru. İkisini birbirine karıştırmamak gerekir.

🔬 Daha Derine: Kartal'ın Karasal Deprem Kaynakları

Burada biraz daha dikkatli olmak gerekiyor. 2021'deki Kartal depremi AFAD'a göre ML 3,9, 40,9413°K/29,2328°D, 7,06 km derinlikte kaydedildi — Kandilli ise M4,2, Sultanbeyli merkezli, 15,1 km derinlik verdi; küçük depremlerde bile kurumlar arasında bu kadar fark çıkabiliyor, bu bile konum/derinlik tayininin ne kadar belirsiz olabildiğini gösteriyor. MTA'nın 2026 Diri Fay Haritası'nın (Elmacı vd., 2026) kataloğunda ise 1 Eylül 1924'te, yine Kartal yakınında, 4,3 büyüklüğünde (Ms) tarihsel bir deprem kayıtlı. İki noktaya dikkat çekmek isterim: "Ms" yüzey dalgası büyüklüğü demek, ama 1924'te Türkiye'de bugünkü anlamda bir sismograf ağı yoktu — bu değer aletsel bir ölçüm mü, yoksa geriye dönük, hissedilme/hasar verisinden türetilmiş bir katalog değeri mi, bunu ayrıca araştırmak lazım. 15 km derinlik de aynı şekilde: bu kadar küçük, aletsel-öncesi bir deprem için bu kesinlikte bir derinlik vermek biraz iddialı.

İki episantır arasında birkaç kilometrelik bir yakınlık var, ama bunu kesin bir mesafe ölçümü gibi okumam — 1924 koordinatı zaten tek ondalık basamağa yuvarlanmış, kendi başına birkaç km belirsizlik taşıyor, kırılma mekanizması hakkında da elimde veri yok. Yakınlık tek başına "aynı fay" demek değil. MTA'nın 2026 güncellemesi Türkiye genelinde fay/segment sayısını 485'ten 700'e çıkardı — ama bu ülke ölçekli bir rakam, Kartal-Yakacık-Dragos çevresinde spesifik olarak ne değiştiğini ayrıca sorgulamak gerekiyor; MTA'nın kendisi de bu haritanın tekil fay ataması için değil, bölgesel kullanım için üretildiğini söylüyor. Benim bugün özellikle araştırmak isteyeceğim soru şu: 1924 depreminin özgün kayıtları, konum/büyüklük belirsizlikleri ve Kartal-Yakacık-Dragos çevresindeki bilinen fay geometrisi birlikte incelendiğinde, 1924 ve 2021 depremleri arasında mekânsal bir ilişki kurulabilir mi?

🔬 Daha Derine: Marmara Ana Fayı Neden Segmentlere Ayrılıyor, Bu Tehlikeyi Azaltır mı?

Burada açık bırakmak istediğim bir soru var. Ana Marmara Fayı'nın kuzey kolu — İzmit ile Ganos arasındaki, 1766'dan beri kırılmamış bölüm — tek parça değil, birkaç ayrı segmente bölünüyor. Güncel rüptür simülasyonları, özellikle Kumburgaz Havzası ve Adalar (Princes' Islands) segmentlerinin birlikte kırılma olasılığının yüksek olduğunu, ama beklenen büyüklüğün Mw 7,1–7,4'ü aşma ihtimalinin düşük olduğunu gösteriyor (Korkusuz Öztürk vd., 2025). Bu beni şu soruya götürüyor: tek parça bir kırık yerine birkaç ayrı segmentin olması, büyük depremin toplam enerjisini bölüp tehlikeyi azaltıyor mu?

Kesin bir cevabım yok, ama iki gözlem bu soruyu tek yönlü basitleştirmemek gerektiğini gösteriyor. Birincisi, 6 Şubat 2023'te olan tam tersi bir senaryoydu: Doğu Anadolu Fay Zonu'nun ayrı segmentleri (Narlı, Pazarcık, Amanos, Çardak) tek bir depremde birbirine bağlanarak kırıldı (Karabulut vd., 2023). Yani ayrı segmentler bağımsız kalabildiği gibi birbirine bağlanıp beklenenden daha büyük bir olay da üretebiliyor. İkincisi, Marmara için de benzer bir uyarı var: segmentli bir modelin beklenen maksimum büyüklüğü tek parça modelden çok farklı çıkmıyor, ama nadir görülen çok-segmentli "süper döngü" senaryoları (2011 Tohoku-Oki gibi) segmentasyonun riski azaltmak yerine büyütebileceğine işaret ediyor (Bohnhoff, 2026). Kısacası, Marmara'nın kuzey kolundaki bu segmentlenmenin depremi küçük parçalara mı böldüğü, yoksa segmentlerin ileride birleşip daha büyük bir olay mı üreteceği hâlâ tartışılması gereken açık bir soru.

Bir düzeltme yapmam gerekiyor: 6 Şubat 2023'ün 1114/5'teki bir depremin "tekrarı olduğunun gösterildiğini" yazarken gereğinden kesin bir dil kullanmışım. Önce şunu netleştirmeliyim: 1114 depremi 2023'ten önce de biliniyordu (Ambraseys, 2004; Sbeinati vd., 2005; Kesik, 2012) — ama bunun 6 Şubat 2023'teki kırılma dizisinin doğrudan bir tarihsel "öncülü/tekrarı" olarak görülmesi tamamen 2023 SONRASI bir gelişme (ilk kez Kandilli'nin 16 Şubat 2023 tarihli raporunda, sonra Zohar ve Williams, 2025 ve Meghraoui vd., 2025'te). Yani "1114 zaten biliniyordu, 2023 onun tekrarıydı" demek yanlış olur; doğrusu, 2023'ten sonra araştırmacıların tarihe dönüp 1114'ü bir analog olarak yeniden yorumladığıdır — bu, 2023'ü doğrulayan bağımsız, önceden var olan bir kanıt değil.

Olayın kendisi de hâlâ derinden tartışmalı — üç farklı kaynak üç farklı tablo çiziyor: Zohar ve Williams (2025) "iki ayrı büyük deprem, farklı segmentlerde" derken, güncel bir özet "bir ana şok + iki öncü şok" diyor; kataloglar arasında büyüklükler Ms 5,0'dan (Ambraseys, 2009) Me 7,8'e (Guidoboni ve Comastri, 2005) kadar değişiyor — hangisinin daha büyük olduğu bile kaynağa göre ters dönüyor; Duman vd. (2020) ise bunun aslında tek bir deprem olduğunu savunuyor. Bağımsız, daha sağlam bir veri noktası var: Pazarcık segmentinde iki ayrı hendek çalışmasında 1114 tarihli bir kırılma paleosismolojik olarak doğrulanmış (Yönlü ve Karabacak, 2024) — segmentin o dönemde gerçekten kırıldığına dair fiziksel kanıt bu. Ama kaç deprem olduğu, hangi büyüklükte, tek mi çift mi olduğu sorusuna bu kanıt cevap vermiyor. Zohar ve Williams'ın 2026'daki bir bildirisi de hâlâ "muhtemelen, büyük olasılıkla" gibi temkinli ifadelerle sınırlı. Kendi özetlerinde de açıkça yazıyorlar: 1114/5 depremlerinin gerçek bir çift deprem olup olmadığı, elimizdeki tarihsel kanıt kesin bir sonuca varmak için yetersiz olduğundan belirsizliğini koruyor.

🔬

Bilimsel Not — Daha Çok Yayın, Daha Az Belirsizlik Anlamına Gelmez

1114/5 örneği güzel bir genel ilke gösteriyor: yeni yayınların artması tek başına belirsizliği azaltmaz — hangi belirsizliği ölçtüğünüze bağlı. On çalışma bağımsız kanıtlarla aynı segmenti, aynı zaman aralığını ve benzer büyüklüğü destekliyorsa, birikim belirsizliği azaltabilir. Ama on çalışma farklı segment, farklı tarih, farklı büyüklük ve farklı tarihsel-belge yorumu öneriyorsa, literatürün büyümesi alternatif senaryoların sayısını artırır — epistemik belirsizlik yüksek kalır. 1114/5'te ikinci durum geçerli: Pazarcık segmentinin o dönemde kırıldığı konusunda (paleosismolojik kanıtla) bir yakınsama var, ama kaç deprem olduğu ve büyüklüğü konusunda yok. Bu bilimsel bir başarısızlık değil — neyi bildiğimizi ve neyi bilmediğimizi daha net ayırmak, ilerlemenin ta kendisi.

📚 2026 Bilimsel Dayanak: Ertuncay vd. (2025) — 2025 Marmara depremi saha gözlemleri · Becker vd. (2023) — fay sürünmesi/segment analizi · Bohnhoff (2026) — Ana Marmara Fayı sismotektoniği · Elmacı vd. (2026) — MTA Türkiye Diri Fay Haritası · Korkusuz Öztürk vd. (2025) — Ana Marmara Fayı 3D rüptür simülasyonları · Karabulut vd. (2023) — 6 Şubat 2023 çift deprem segment bağlantısı · Zohar & Williams (2025) — 1114/5 tarihsel deprem dizisi (2023-sonrası yeniden yorum, sonuç belirsiz) · Ambraseys (2004, 2009), Guidoboni & Comastri (2005), Sbeinati vd. (2005), Duman vd. (2020), Kesik (2012) — 1114/5 için birbirinden farklı büyüklük/olay-sayısı tahminleri · Yönlü & Karabacak (2024) — Pazarcık segmentinde 1114 tarihli paleosismolojik kırılma kanıtı

02 — 3,9 Depremin Kırık Sistemi: Doğal mı, İnsan Kaynaklı mı?
🎙️
Sunucu
3,9'u daha önce bekliyor muyduk? Bu, istemediğimiz bir deprem olarak mı ortaya çıktı?
🗣️ 2021 Cevabı — Prof. Dr. Ali Osman Öncel

3,9'u meydana getiren kırık sistemi hakkında bir bilgimiz yok, bir araştırma yapılmamış. Gözümüzü, enerjimizi ve mesaimizi yıllardır Marmara denizi içerisinde olacak depremlere ayırdığımız için İstanbul'da olabilecek her şeye yeterince hazır olamamışız. Bu deprem, kırık sisteminin en üstünün henüz keşfedilmediğini açıkça gösteriyor; bir an önce bu çalışmaların yapılması gerekir. Kısacası 3,9 depremi doğal bir deprem gibi davranmadı: birden oldu ve durdu. Doğal depremler birden olup birden durmaz, artçıları olur.

🎙️
Sunucu
Bir öncü kökenli bir deprem midir, yoksa insan faktörüne bağlı bir deprem midir?
🗣️ 2021 Cevabı — Prof. Dr. Ali Osman Öncel

İnsanlar dünyanın pek çok yerinde faaliyetlerine bağlı olarak deprem üretmeye başladı — şehrin altına yüksek basınçlı atık su pompalanmasına, petrol ve doğalgaz çıkarma faaliyetlerine bağlı olarak 5,3, hatta 7,2 büyüklüğünde depremler üretildiği biliniyor. Bu deprem nasıl oluyor da oldu ve durdu, öncüsü ve artçısı da yok? Bunun araştırılması gerekir. Acaba denize atık sularını akıtmayan bazı işletmeler açık ya da kapatılmamış bir kuyuya yüksek basınçlı atıklarını vermeye mi başladı, öyle bir deneyden sonra mı böyle bir deprem oldu — bilemiyoruz, durdular mı bilemiyoruz. Bilim insanı olarak böyle bir ihtimal olduğunu düşünüyorsak bu konuda farklı taraflara da söz hakkı düşer; gerçekten önemli bir ihtimalse araştırılması gerekir.

🔄 2026 Cevabı — Bugün Sorulsaydı

Bu ikisini birbirinden ayırmak gerekir. Kırık sistemi araştırılmadı — Kartal'a özgü, bu depremi doğrudan inceleyen hakemli bir çalışmaya rastlamadım. İnsan kaynaklı olabileceği ihtimali de araştırılması gereken bir hipotez, kanıtlanmış bir iddia değil. Dünyada yeraltı sıvı enjeksiyonunun deprem tetikleyebildiği mekanizma literatürde iyi belgelenmiş olsa da, bunun Kartal'daki 3,9 depremiyle doğrudan bir ilişkisi olduğunu gösteren, sahaya özgü bir çalışma yok — bunu bir sonuç gibi değil, açık bir soru gibi bırakıyorum.

🔬 Daha Derine: "5,3" ve "7,2" Rakamları Nereden Geliyor?

Röportajda söylediğim "5,3, hatta 7,2 büyüklüğünde depremler üretildiği biliniyor" cümlesini somutlaştırmak isterim. Tek bir sayıyı savunmaktansa şunu söylemek daha doğru: literatürde orta ölçekten (M5 ve üstü) büyük ölçeğe (M7-M8 arası) kadar geniş bir yelpazede insan faaliyetiyle ilişkilendirilmiş depremler raporlanmış — ve büyüklük, bağlı olduğu mekanizmaya göre de farklılaşıyor. Ölçek aralığının tamamına dair güncel, derlenmiş bir envanter HiQuake veritabanında (inducedearthquakes.org) toplanmış — Aralık 2025 itibarıyla 1.377 vaka, %31'i hidrolik çatlatma, %25'i madencilik, %17'si rezervuar doldurma, %11'i konvansiyonel petrol-gaz kaynaklı (Foulger vd., 2018). Kurumsal genel bakış: atık su enjeksiyonu ve indüklenmiş sismisite konusunda genel bilgi için USGS'in ilgili kurumsal kaynağı da incelenebilir.

M5 ucunda net bir örnek var: 23 Ağustos 2011'de, ABD'nin Colorado eyaletinde Trinidad kasabası yakınında Mw 5,3 büyüklüğünde bir deprem oldu; bölgedeki atık su enjeksiyon kuyularının (Raton Havzası) bu depremi tetiklediği hakemli çalışmalarla gösterildi (Nakai vd., 2017). M7 ucunda Gazli, Özbekistan'da (o zamanki SSCB) 1976 ve 1984'te art arda meydana gelen, gaz çıkarımıyla ilişkilendirilen yaklaşık Ms 7,0 büyüklüğündeki üç deprem var — ama bunların gerçekten insan faaliyetine mi yoksa doğal bir tektonik sürece mi bağlı olduğu tartışmalı (Foulger vd., 2018).

M8'e en yakın, en çok incelenmiş vaka ise Çin'deki 2008 Wenchuan depremi (Mw 7,9) — Zipingpu Barajı'nın bu depremi tetiklediği hipotezi. Burada mekanizmayı doğru kurmak önemli: barajın büyük bir tektonik depremi doğrudan "yarattığını" söylemek doğru olmaz — rezervuar yükü ve suyun kayaç içindeki etkisi (önce ani/"undrained" basınç yanıtı, sonra zamana yayılan gözenek basıncı difüzyonu) zaten tektonik olarak gerilim biriktirmiş bir fay sistemindeki gerilme koşullarını değiştirebiliyor; fay kritik bir eşiğe yakınsa bu, kırılmanın zamanını öne çekmiş olabilir. Ge vd. (2009), Zipingpu yüklemesinin hesapladıkları 0,01-0,05 MPa'lık gerilme artışının, bölgedeki tektonik yükleme hızına göre 60-450 yıllık tektonik yüklemeye eşdeğer olduğunu buluyor — ama kendileri de doğrudan tetiklemeyi kesin bir sonuç olarak sunmuyor, ve 2015'teki başka bir çalışma aynı hipotez için hipomerkezde "orta düzeyde ya da hiç" gerilme artışı bulmuş. Yani bu, hâlâ bilim çevrelerinde açık bir tartışma.

Burada doğal deprem dizilerinden tanıdık bir kavramla karşılaşıyoruz: Coulomb gerilme transferi. Stein, Barka ve Dieterich (1997), Kuzey Anadolu Fayı'nın 1939-1992 arası kırılma dizisini inceleyip 1996-2026 için Sapanca/Geyve segmentlerinde %12'lik bir 30 yıllık deprem olasılığı hesaplamışlardı — ama bu, 1999'u "önceden bilmek" değildi; ilginç bir ayrıntı da şu: bu %12'lik rakamın büyük kısmı geçmiş elapsed-time modelinden geliyordu, 1967 depreminin kendi katkısı sadece ×1,07'lik (yani %7) bir artıştı. Yani "bir önceki olay kırılma zamanını öne çekti" demek, kulağa geldiği kadar büyük bir etki anlamına gelmeyebiliyor. Üstelik ampirik istatistiksel çalışmalar (Nandan vd., 2016), statik gerilme tetiklemesinin "hafızasının" ortalama 95-180 gün gibi kısa bir sürede söndüğünü, bunun ötesinde tahmin gücünün zayıfladığını gösteriyor — bu da "onlarca-yüzlerce yıl öne çekme" gibi iddiaların neden temkinli okunması gerektiğini destekliyor. Kısacası: "tetikleme," depremi yoktan var etmek değil, zaten yüklenmekte olan bir fayın kırılma zamanını etkilemek anlamına geliyor — ama bu etkinin büyüklüğü ve süresi, iddia edilen her vakada ayrı ayrı sorgulanmalı. 2021'de "7,2" derken muhtemelen böyle büyük, tartışmalı bir vakayı kastediyordum. Kendi blog arşivimi de kontrol ettim — bu konuda daha önce yazdığım ayrı bir yazı bulamadım; ileride bu konuyu ayrı bir yazıda derinleştirmek isterim.

📚 2026 Bilimsel Dayanak: Kartal'a özgü yeni bir hakemli çalışma tespit edilmedi; röportajda anılan genel yeraltı-enjeksiyonu/tetiklenmiş sismisite mekanizması literatürde hâlâ geçerliliğini koruyor · Nakai vd. (2017) — Trinidad, Colorado Mw 5,3 enjeksiyon depremi · Foulger vd. (2018) — küresel insan kaynaklı deprem incelemesi/HiQuake veritabanı · Ge vd. (2009) — Zipingpu Barajı/2008 Wenchuan depremi tetiklenme hipotezi (tartışmalı, sonraki çalışmalarla çelişiyor) · Stein, Barka & Dieterich (1997) — Kuzey Anadolu Fayı Coulomb gerilme transferi/1999 öncesi olasılık hesabı · Nandan vd. (2016) — statik gerilme tetiklemesinin ampirik hafıza süresi
⚠️
Önemli Not — Araştırılmamış Bir Hipotez, Kanıtlanmış Bir İddia Değil

Prof. Dr. Öncel'in insan kaynaklı deprem olasılığına dair değerlendirmesi, röportajda kendisinin de belirttiği gibi araştırılması gereken bir hipotez olarak sunulmuştur — Kartal depremine özgü, hakemli bir bilimsel yayınla henüz doğrulanmamıştır. Dünya genelinde yeraltı sıvı enjeksiyonunun deprem tetikleyebildiği mekanizma literatürde iyi belgelenmiştir; ancak bu genel mekanizmanın Kartal'daki 3,9 depremiyle doğrudan ilişkisi, kendisinin de vurguladığı gibi ayrı bir sahada araştırma konusudur.


03 — Zemin Sınıfı A'dan E'ye: Deprem Hasarının Gizli Belirleyicisi
🎙️
Sunucu
2019'dan itibaren yenilenen deprem tehlike haritasına göre bulunduğunuz bölgenin zemin yapısını araştırınız diyor uzmanlar. Bu konuda neler söylersiniz?
🗣️ 2021 Cevabı — Prof. Dr. Ali Osman Öncel

Evde çöken binanın sağlamlığından çok zeminin sağlamlığı önemli. Zemin, özel bir sınıflandırmayla beş sınıfa ayrılıyor: A-B-C-D-E. C sınıfı orta, A ve B iyi ve çok iyi, D ve E ise kötü ve çok kötü zemin demek. Bütün binaların aynı dirençte, aynı projeyle yapıldığını varsayarsanız, ortaya farklı bir hasar tablosu çıkıyorsa demek ki bu beş farklı zemin direncine bağlı, beş farklı şiddette hasar durumu var demektir. Kartal'a baktığımızda, iyi zeminler oldukça çoğunlukta bulunuyor — bu deprem orada fazla hasar meydana getirmedi.

🔄 2026 Cevabı — Bugün Sorulsaydı

A-E ayrımını yaparken birkaç teknik ayrıntıyı da eklemek gerekir. Bu sınıflandırma aslında 2018 deprem yönetmeliğindeki ZA-ZE zemin sınıflarına karşılık geliyor, ölçüt de Vs30 dediğimiz, zeminin üst 30 metresindeki ortalama kayma dalgası hızı. Vatandaş diliyle söylediğim "iyi/orta/kötü zemin" ayrımı hâlâ doğru bir sadeleştirme; ama şunu da eklemek isterim: ölçtüğümüz şey aslında yalnızca toprak değil, o 30 metrede ne varsa — gevşek dolgu da olabilir, sağlam kaya da; bu yüzden uluslararası yazında buna çoğunlukla "zemin sınıfı" değil "yer sınıfı" deniyor. Ve bir uyarı da eklemek gerekir: Vs30 zeminin mukavemetini değil rijitliğini gösterir, "iyi zemin = hasar olmaz" diye mutlaklaştırılmamalı.

🔬 Daha Derine: Vs30 ve Zemin Sınıfı Terminolojisi

Biraz daha teknik gitmek isterseniz: ZA 1500 m/s üzeri (sağlam kaya), ZB 760-1500 (kaya), ZC 360-760 (çok sıkı kum/çakıl ya da sert kil), ZD 180-360 (sıkı kum/çakıl ya da çok katı kil), ZE 180 m/s altı (gevşek zemin) — TBDY 2018, Tablo 16.1. İki ayrım daha eklemek isterim. Birincisi: Vs30'un ölçümü sismik dalga yayılımına dayanan bir jeofizik problemi; bunun yapı-zemin etkileşiminde, temel tasarımında kullanılması ise jeoteknik mühendislik işi — biri diğerini geçersiz kılmaz, sadece farklı aşamalar. İkincisi, "30" derken kastedilen sadece toprak değil, o derinliğe kadar ne varsa (gevşek dolgu, sıkı kum, kaya) hepsi — bu yüzden uluslararası yazında buna çoğunlukla "zemin sınıfı" değil "yer sınıfı" (site class) deniyor. Türkçe'de "zemin sınıfı" demek yanlış değil, yerleşik bir kullanım, ama bu inceliği bilmekte fayda var.

📚 2026 Bilimsel Dayanak: TBDY 2018 (Tablo 16.1) · Şahin vd. (2024) — Türkiye ölçekli Vs30 haritalaması
🎙️
Sunucu
Peki bu deprem İstanbul'un batı yakasında olsaydı ne olurdu?
🗣️ 2021 Cevabı — Prof. Dr. Ali Osman Öncel

2013 yılında Büyükçekmece'de buna benzer büyüklükte bir deprem oldu, bir fabrika alanına denk geliyordu; o zaman da insan faktörü olabileceği konuşulmuştu ama sonuçlandırılmadı. Avcılar gibi D-E nitelikli zeminlerde, 1999 depremi çok uzakta olmasına rağmen dalga geldiğinde enerjisi büyüdüğü için oradaki binalar yıkılmıştı; oysa Kartal ve Kadıköy gibi iyi zeminli yerlerde bir çatlak dahi meydana gelmemiştir. Yani aynı büyüklükteki bir deprem, üzerinde durduğu zemine göre tamamen farklı sonuçlar doğurabiliyor.

🔄 2026 Cevabı — Bugün Sorulsaydı

Aynı büyüklükteki bir deprem, durduğu zemine göre bambaşka sonuçlar doğurabiliyor. Bunu gösteren çok daha kontrollü bir örnek var artık elimde. 2023 Kahramanmaraş depreminde Gaziantep'te yapısal olarak birbirinin aynısı altı binadan dördü çöktü, ikisi ayakta kaldı — aralarındaki tek fark altlarındaki zemindi. Burada dikkatli olmak gereken bir nokta var: bu vakada mekanizma Avcılar'daki gibi zemin büyütmesi değil, zemin-yapı etkileşimi çıktı — yani zemin depremin dalgasını büyütmüyor, ama yumuşak zeminin üzerindeki binanın temeliyle nasıl etkileştiğini değiştiriyor. İkisi farklı mekanizma, ama ikisi de aynı şeyi gösteriyor: zemin, aynı büyüklükteki bir depremde binanın kaderini değiştirebiliyor.

🔬 Daha Derine: Avcılar ve Kahramanmaraş'tan Ne Öğrendik

Şunu da eklemek isterim: "Avcılar kötü zeminde, Kartal iyi zeminde" cümlesi 2021'de vatandaş diliyle yaptığım bir sadeleştirmeydi. Zemin farkının hasar farkını ne kadar açıkladığı — bina yaşı, yapı türü, kat sayısı, yapım kalitesi gibi değişkenler kontrol edilmeden — zemine tek başına bağlanamaz, hâlâ ayrı bir araştırma sorusu. İBB'nin 39 ilçe için hazırladığı deprem kayıp tahmini kitapçıkları bunun ilçe ölçeğinde bir resmini veriyor, ama İBB'nin kendisi de bunun tekil bina performansı göstermediğini, model ve varsayımlara dayalı ortalama tahminler olduğunu söylüyor.

Kahramanmaraş örneğine dönersem: Tan, Atmaca ve Atmaca'nın (2026) incelediği iki blok, ZD sınıfı (Vs30 ≈ 311 m/s) ve ZC sınıfı (Vs30 ≈ 471 m/s) zeminlerdeydi. Analizleri bu binaların periyotlarında anlamlı bir zemin büyütmesi göstermedi — asıl fark, yumuşak zemindeki binanın temel esnekliği (foundation flexibility) yoluyla yaklaşık %30-50 daha yüksek birinci kat öteleme talebi yaşamasıydı. Yazarlar da haklı olarak ekliyor: zemin tek başına çökmenin nedeni değil, binalar zaten yönetmeliğe tam uymadan inşa edilmişti — ama özdeş binalardaki bu fark, zeminin (bu kez büyütme değil, zemin-yapı etkileşimi yoluyla) deprem tepkisini nasıl etkileyebildiğinin güçlü bir kanıtı. Kaynak: Tan, M., Atmaca, N. & Atmaca, K. (2026). Influence of subsurface conditions on the seismic behavior of structurally identical buildings: A case study from the 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Engineering Failure Analysis, 188, 110629. doi.org/10.1016/j.engfailanal.2026.110629

📚 2026 Bilimsel Dayanak: Tan, Atmaca & Atmaca (2026) — Kahramanmaraş özdeş bina vaka çalışması · İBB, Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü & Boğaziçi Ü. Kandilli Rasathanesi (2020) — Kartal İlçesi Olası Deprem Kayıp Tahminleri Kitapçığı
🌊

Avcılar 1999 — Zemin Büyütmesinin Klasik Örneği

Röportajda anlatılan Avcılar örneği, sismolojide "zemin büyütmesi" (site amplification) olarak bilinen mekanizmanın somut bir vakasıdır: 1999 İzmit depreminin merkez üssü Avcılar'a onlarca kilometre uzakta olmasına rağmen, bölgenin D-E sınıfı yumuşak zemini deprem dalgalarının genliğini büyüterek ağır hasara yol açmıştır. Aynı depremde Kartal ve Kadıköy gibi daha sağlam (A-B sınıfı) zeminli, merkez üsse çok daha yakın bölgelerde ise gözle görülür bir hasar oluşmamıştır.

Aynı deprem, yapısal olarak özdeş iki bina — yumuşak zeminde ağır hasar, sert zeminde hasarsız
Şekil 1. Aynı deprem, yapısal olarak özdeş iki bina, farklı zemin, farklı sonuç: yumuşak zeminde bina-zemin sistemi daha yüksek hareket talebi/hasar üretebilir; sert zeminde talep ve hasar daha düşük kalabilir. Kavramsal şema, gerçek bir vaka çalışmasına dayanır (bkz. yukarıdaki "🔬 Daha Derine: Avcılar ve Kahramanmaraş'tan Ne Öğrendik" bölümü ve Tan vd., 2026) — buradaki asıl mekanizma zemin büyütmesi değil, zemin-yapı etkileşimidir.

04 — Zemin Etüdü ve e-Devlet Üzerinden Risk Sorgulama
🎙️
Sunucu
Bunu nasıl öğrenebiliriz? Bir jeofizik mühendisinden mi destek almalıyız?
🗣️ 2021 Cevabı — Prof. Dr. Ali Osman Öncel

Bir jeofizik mühendisi çağırıp zemin durumunu tespit ettirebilirsiniz; 24 saat içerisinde binanın zemin durumuna dair bir rapor alınabilir. Ama bunu bildikten sonra e-Devlet'e de gidebilirsiniz — e-Devlet üzerinden binanın risk durumunu öğrenebiliyoruz. Ne yapmamız lazım? Zemin etüdü yaptırmamız lazım; bu zemindeki durum sabit değil, yıllara göre değişebiliyor. Japonya'da 12 ayda bir zemin durumu inceleniyor ve ölçülüyor — büyük depremlerden sonra zeminin sağlamlığı değişebiliyor, çünkü sarsıldıkça zeminde bir yorulma meydana geliyor.

🔄 2026 Cevabı — Bugün Sorulsaydı

İki noktayı netleştirmek isterim. "24 saatte rapor" dediğimde kastım hızlı bir ön değerlendirmeydi, kapsamlı bir zemin etüdü ya da bina performans değerlendirmesi değil — bunları birbirine karıştırmayalım. Ayrıca Vs30 ile zeminin hâkim titreşim periyodu farklı iki şey, biri diğerinin yerine geçmez; ikisi de ayrı ayrı ölçülüp raporlanmalı.

🔬 Daha Derine: Ölçüm mü, Bölgesel Tahmin mi?

Bir ayrım daha netleştirmek isterim: bölgesel bir zemin haritası, kendi parselinizdeki doğrudan ölçümün yerini tutmuyor. 2018 öncesi yapılmış bir binanız varsa "benim zeminim hiç ölçülmemiştir" diye varsaymayın, bu ayrıca kontrol edilmeli. Vs30 ile mikrotremor/HVSR yöntemiyle bulunan hâkim titreşim periyodu (T0/Tg) farklı fiziksel büyüklükler — AFAD'ın istasyon raporlarında da bunlar ayrı ayrı verilir. Türkiye ölçeğinde Vs30 haritalama çalışmaları da sürekli genişliyor; coğrafi/topografik parametrelere dayanan GIS tabanlı tahmini haritalar bunun bir örneği.

📚 2026 Bilimsel Dayanak: Şahin vd. (2024) — GIS tabanlı tahmini-Vs30 haritası
🏛️

Pratik Adımlar — Prof. Dr. Öncel'in Önerileri

Bina Risk Sorgusue-Devlet Üzerinden
Zemin EtüdüJeofizik Mühendisinden
Zemin HaritasıİBB Hizmet Haritaları
Etüd SıklığıSabit Değil — Depremden Sonra Yenilenmeli

05 — Japonya Modeli: 2021'deki Önerinin 2026 Perspektifinden Yeniden Okunması
🎙️
Sunucu
Zemin haritaları var mı, herkes kendi bölgesinin zeminini öğrenebilir mi, yoksa illaki bir jeofizik mühendisliği danışmanlığına mı ihtiyaç var?
🗣️ 2021 Cevabı — Prof. Dr. Ali Osman Öncel

İBB'nin, özellikle Japonya ile işbirliği çerçevesinde hazırladığı hizmet haritaları var — ama örneğin Avcılar'ın bir bölümü, Büyükçekmece, Silivri, Beylikdüzü, Esenyurt tam olarak dahil değil, eksikler var. Mevcut veriler ilçe ilçe, depremde kayıp senaryolarında kullanılıyor; örneğin Kadıköy'de 500 metre hassasiyetle zemin durumu biliniyor, bu hiç de kötü bir çözünürlük değil. Japonlar bunu şöyle kullanıyor: deprem kuvvetini büyüten kötü ve çok kötü zemindeki binaları önce tespit ediyorlar, sayısal olarak tek tek seçiyorlar, yapısal durumlarını çıkarıyorlar; risk durumunu binanın yapım tarihine değil tamamen yapılış biçimine ve kullanılan malzemeye göre değerlendiriyorlar. Kentsel dönüşümde önce en kötü zemindeki, direnci en düşük binalardan başlayıp en iyiye doğru gidiyorlar. Böylece kaynaklarını çok doğru kullanıyorlar ve gerçek bir deprem olduğunda, zemin sınıfı eksikliğine bağlı olarak büyüyecek etkinin altında kalacak binalardaki insanları önceden kurtarmış oluyorlar.

🔄 2026 Cevabı — Bugün Sorulsaydı

Bir çekince eklemek isterim: Japonya'nın bu modeli hazır, kopyala-yapıştır bir çözüm değil. Farklı yasal çerçevede, farklı veri altyapısında geliştirilmiş bir uygulama — bizim için ilham verici bir karşılaştırma, doğrudan uygulanabilir bir reçete değil. Önceliklendirme mantığı (en kötü zeminden başla) değerli, ama buraya taşırken kendi yasal ve idari koşullarımıza göre yeniden düşünmek gerekir.

2021'de andığım harita kapsamındaki eksiklik — Avcılar'ın bir bölümü, Büyükçekmece, Silivri, Beylikdüzü, Esenyurt — o tarihe ait bir durumdu. İBB'nin ve Türkiye ölçekli Vs30 haritalama çalışmalarının kapsamı zamanla genişliyor; güncel kapsamın ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

📚 2026 Bilimsel Dayanak: İBB, Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü & Boğaziçi Ü. Kandilli Rasathanesi (2020) — Kartal İlçesi Olası Deprem Kayıp Tahminleri Kitapçığı

06 — Afet Haberciliğinin Önemi
🎙️
Sunucu
Afet haberciliği konusunda eğitimler verdiğinizi biliyoruz, çok önemli bir konu bu. Son birkaç cümleyle sonlandırabilir misiniz sohbeti?
🗣️ 2021 Cevabı — Prof. Dr. Ali Osman Öncel

Artık afeti bilen insanların afet haberciliği yapması çok önemli — afetin yerinde doğru röportaj ve haberler yapabilmek için depremi bilen, yapıyı bilen insanların gazetecilere doğru bilgi sağlaması gerekiyor. Bu dönem açtığımız bir afet eğitimi dersi vardı, 86 kişiyle çok başarılı oldu; arkadaşlarımız afet eğitimini tamamladı, röportajlar yaptı. Afeti bilenler haberci olursa, bilgiler doğru bir şekilde aktarılmış olur — bu anlamda çok önemli.

🔄 2026 Cevabı — Bugün Sorulsaydı

Bir bağlam eklemek isterim: o tarihte Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'ndeydim, bahsettiğim afet eğitimi orada Tıp, Hemşirelik ve Doğa ve Afet Yönetimi yüksek lisans öğrencilerine veriliyordu. Bu yaklaşımı biraz daha genişletmek isterim: bunu yalnızca gazetecilerin değil, tıp, mühendislik, jeofizik ve afet yönetimi gibi farklı disiplinlerin bir arada çalışabileceği disiplinlerarası bir afet haberciliği eğitim modeli olarak düşünüyorum.

🔬 Daha Derine: 86 Kişi Sayısı Hakkında

Küçük bir teknik not: transkriptte katılımcı sayısı "86" olarak geçiyor; bunu orijinal ses kaydından bağımsız olarak doğrulamadım, o yüzden burada bir düzeltme yapmadım — sayı yazılı transkripsiyondan geliyor.

🎙️ Röportaj Kapanışı

Sunucu: Vaktimizin sonundayız, çok teşekkür ediyoruz katıldığınız için.
Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Teşekkür ederim, iyi günler, hoşça kalın.


Key Takeaways — Temel Çıkarımlar

🔬 3,9 Kartal Depremi

  • Röportajda, kısa süreli davranışı ve gözlenen öncü/artçı örüntüsü üzerinden doğal/insan kaynaklı olasılıkların araştırılması gerektiği vurgulandı.
  • Depremi üreten kırık sistemi hiç araştırılmamış.
  • İnsan kaynaklı olabileceği ihtimali, 2026 itibarıyla da araştırılması gereken bir hipotez; henüz kanıtlanmış değil.

🏚️ Yerel Zemin Koşulları Sismik Talebi Etkileyebilir

  • Yerel zemin koşulları (TBDY 2018'de ZA-ZE) deprem sırasında oluşan yer hareketini ve yapıların maruz kaldığı sismik talebi etkileyebilir.
  • Kartal'daki iyi zemin koşulları, 3,9 depreminin sınırlı hasarla atlatılmasında rol oynamış olabilir.
  • Avcılar'da 1999'da uzak bir depremin enerjisi D-E sınıfı zeminde büyüyerek ağır hasara yol açmıştı.

🗺️ Marmara ile İstanbul Depremini Karıştırmayın

  • 1999 sonrası kırılma İzmit-Adalar önünde durdu; Marmara'nın kuzeyinde beklenen bir sismik boşluk var.
  • Ama yerel İstanbul fayları (Kartal gibi) ayrı bir risk ve uzun süredir ihmal edilmiş.
  • 2025'teki Mw 6,3 Marmara depremi, bu riskin güncelliğini yeniden gösterdi — 2021'de tarif edilen belirli bir senaryoyu "doğrulamadı", Marmara'nın aktif bir tehlike alanı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

👤 Bireysel ve Kurumsal Öneriler

  • e-Devlet üzerinden bina risk durumu sorgulanabilir.
  • Zemin etüdü sabit değildir, depremlerden sonra yenilenmelidir.
  • Kentsel dönüşümde öncelik en kötü zeminli, en düşük dirençli binalara verilmeli (Japonya modeli).
  • Afeti bilen uzmanların afet haberciliği yapması doğru bilgi akışı için kritik.

📢 Röportajın Ana Mesajı

Deprem büyüklüğü tek başına hasarı belirlemez; zemin sınıfı, aynı büyüklükteki bir depremi bir yerde görünmez kılarken bir başka yerde yıkıcı hale getirebilir.

🌍 Özet: Zemin Bilinci ve Deprem Hazırlığı

Kartal'daki 3,9 büyüklüğündeki deprem, İstanbul'un yalnızca beklenen Marmara depremine değil, kendi yerel fay sistemlerine de dikkat etmesi gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Öncel'in vurguladığı gibi, bir binanın güvenliği yalnızca yapısal kaliteyle değil, üzerinde durduğu zeminin sınıfıyla da belirlenir.

Nitekim 23 Nisan 2025'te Marmara Denizi'nde meydana gelen Mw 6,3 büyüklüğündeki deprem, bu röportajda işaret edilen beklenen Marmara depremi riskinin güncelliğini koruduğunu bir kez daha gösterdi.

⚡ Acil Eylemler
  • e-Devlet'ten bina risk durumunu sorgulayın
  • Bulunduğunuz bölgenin zemin haritasını İBB'den kontrol edin
  • Zemin etüdü yaptırmayı düşünün
🌍 Uzun Vadeli Hedefler
  • Kentsel dönüşümde önceliğin en kötü zeminli binalara verilmesi
  • Belediyelerde jeofizik mühendisi istihdamının yaygınlaşması
  • Afeti bilen uzmanların afet haberciliği yapması

Zemin Bilmeden Bina Güvenli Olamaz

Aynı büyüklükteki bir deprem, iyi zeminde bir çatlak bile bırakmazken kötü zeminde binaları yıkabilir. Zemin sınıfınızı öğrenmek, deprem hazırlığının ilk adımıdır.

🏚️ Zemin Sınıfı A-E 🌐 e-Devlet Sorgu 🗺️ İBB Zemin Haritası 👨‍🔬 Jeofizik Mühendisi 🏗️ Kentsel Dönüşüm Önceliği 📰 Afet Haberciliği 🗾 Marmara Sismik Boşluğu 📊 2025 Mw 6,3 Güncellemesi

Kaynakça — APA 7
  • Ambraseys, N. N. (2004). The 12th century seismic paroxysm in the Middle East: A historical perspective. Annals of Geophysics, 47(2/3).
  • Ambraseys, N. N. (2009). Earthquakes in the Mediterranean and Middle East: A Multidisciplinary Study of Seismicity up to 1900. Cambridge University Press.
  • Becker, D., Martínez-Garzón, P., Wollin, C., Kılıç, T., vd. (2023). Variation of fault creep along the overdue Istanbul-Marmara seismic gap in NW Türkiye. Geophysical Research Letters, 50(6), e2022GL101471. https://doi.org/10.1029/2022GL101471
  • Bohnhoff, M. (2026). Rethinking the Main Marmara Fault—seismotectonic complexity and seismic hazard in the Istanbul-Marmara region. Geophysical Journal International. https://doi.org/10.1093/gji/ggag253
  • Duman, T. Y., Elmacı, H., Özalp, S., Kürçer, A., Kara, M., Özdemir, E., Yavuzoğlu, A., & Uygun Güldoğan, Ç. (2020). Paleoseismology of the western Sürgü–Misis fault system: East Anatolian fault, Turkey. Mediterranean Geoscience Reviews, 2(3), 411–437. https://doi.org/10.1007/s42990-020-00041-6
  • Elmacı, H., Kürçer, A., Özalp, S., vd. (2026). Türkiye Diri Fay Haritası (2026) [Active Fault Map of Türkiye (2026)]. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Özel Yayın Serisi–60. ISBN: 978-625-8107-74-6. Ankara, Türkiye.
  • Ertuncay, D., Buyukakpinar, P., Fornasari, S. F., & Tan, O. (2025). 23 April 2025 Marmara Sea (Mw 6.3), Türkiye earthquake: Mainshock, aftershock, and ground observations. Seismica, 4(2). https://doi.org/10.26443/seismica.v4i2.1773
  • Foulger, G. R., Wilson, M. P., Gluyas, J. G., Julian, B. R., & Davies, R. J. (2018). Global review of human-induced earthquakes. Earth-Science Reviews, 178, 438–514. https://doi.org/10.1016/j.earscirev.2017.07.008
  • Ge, S., Liu, M., Lu, N., Godt, J. W., & Luo, G. (2009). Did the Zipingpu Reservoir trigger the 2008 Wenchuan earthquake? Geophysical Research Letters, 36, L20315. https://doi.org/10.1029/2009GL040349
  • Guidoboni, E., & Comastri, A. (2005). Catalogue of Earthquakes and Tsunamis in the Mediterranean Area from the 11th to the 15th Century. INGV-SGA.
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı, Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü, & Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı. (2020). İstanbul ili Kartal ilçesi olası deprem kayıp tahminleri kitapçığı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi. depremzemin.ibb.istanbul/uploads/prefix-kartal-666ad5f5b8329.pdf
  • Karabulut, H., Güvercin, S. E., Hollingsworth, J., & Konca, A. Ö. (2023). Long silence on the East Anatolian Fault Zone (Southern Turkey) ends with devastating double earthquakes (6 February 2023) over a seismic gap: Implications for the seismic potential in the Eastern Mediterranean region. Journal of the Geological Society, 180. https://doi.org/10.1144/jgs2023-021
  • Kesik, M. (2012). Maraş Depremi (1114). Tarih Dergisi (İstanbul Üniversitesi), 42, 43–46.
  • Korkusuz Öztürk, Y., Konca, A. Ö., & Özel, N. M. (2025). 3D dynamic rupture simulations for the potential Main Marmara Fault earthquake in the Sea of Marmara based on the inter-seismic strain accumulation. Journal of Geophysical Research: Solid Earth. https://doi.org/10.1029/2024JB029585
  • Nakai, J. S., Weingarten, M., Sheehan, A. F., Bilek, S. L., & Ge, S. (2017). A possible causative mechanism of Raton Basin, New Mexico and Colorado earthquakes using recent seismicity patterns and pore pressure modeling. Journal of Geophysical Research: Solid Earth, 122, 8051–8065. https://doi.org/10.1002/2017JB014415
  • Nandan, S., Ouillon, G., Woessner, J., Sornette, D., & Wiemer, S. (2016). Systematic assessment of the static stress triggering hypothesis using interearthquake time statistics. Journal of Geophysical Research: Solid Earth, 121(3), 1890–1909. https://doi.org/10.1002/2015JB012212
  • Sbeinati, M. R., Darawcheh, R., & Mouty, M. (2005). The historical earthquakes of Syria: An analysis of large and moderate earthquakes from 1365 B.C. to 1900 A.D. Annals of Geophysics, 48(3), 347–435.
  • Stein, R. S., Barka, A. A., & Dieterich, J. H. (1997). Progressive failure on the North Anatolian fault since 1939 by earthquake stress triggering. Geophysical Journal International, 128(3), 594–604. https://doi.org/10.1111/j.1365-246X.1997.tb05321.x
  • Şahin, G., Okalp, K., Kockar, M. K., Yilmaz, M. T., vd. (2024). Development of a GIS-based predicted-Vs30 map of Türkiye using geological and topographical parameters: Case study for the region affected by the 6 February 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Seismological Research Letters, 95(4), 2044. https://doi.org/10.1785/0220230321
  • Tan, M., Atmaca, N., & Atmaca, K. (2026). Influence of subsurface conditions on the seismic behavior of structurally identical buildings: A case study from the 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Engineering Failure Analysis, 188, 110629. https://doi.org/10.1016/j.engfailanal.2026.110629
  • Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği [TBDY]. (2018). Tablo 16.1: Yerel zemin sınıfları. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD).
  • Yönlü, Ö., & Karabacak, V. (2024). Surface rupture history and 18 kyr long slip rate along the Pazarcık segment of the East Anatolian Fault. Journal of the Geological Society, 181(1), jgs2023-056. https://doi.org/10.1144/jgs2023-056
  • Zohar, M., & Williams, J. (2025). Present to past reflection? Notes on the 1114/5 C.E. earthquake sequence after the February 2023 Türkiye doublet. Seismological Research Letters. https://doi.org/10.1785/0220250252
⏱️

Timeline — Original Interview Transcript · Orijinal Röportaj Zaman Çizelgesi

🎙️ Giriş & Bağlam
🎙️Giriş: Kartal'da 3,9 Büyüklüğünde Deprem
👨‍🔬Konuk Tanıtımı: Prof. Dr. Ali Osman Öncel
🗺️ Marmara ve İstanbul Depremi
🗺️Marmara Depreminin Öncüsü mü, İstanbul Depremi mi?
🔬 3,9 Depreminin Kaynağı
🔬3,9 Depreminin Kırık Sistemi: Araştırma Eksikliği
⚠️İnsan Kaynaklı Deprem İhtimali ve Atık Su Enjeksiyonu
🏚️ Zemin ve Hasar İlişkisi
🏚️Kartal ve Büyükçekmece: Zemin Direnci Karşılaştırması
🌊Zemin Sınıflandırması: A'dan E'ye Deprem Tehlike Haritası
💻 Risk Sorgulama ve Kentsel Dönüşüm Modeli
💻Zemin Etüdü ve e-Devlet Üzerinden Risk Sorgulama
🇯🇵Zemin Haritaları ve Japonya Modeli: Kentsel Dönüşüm
📰 Kapanış
📰Afet Haberciliği ve Kapanış

Comments

Popular posts from this blog