🕊️ Sırasız Veda
Kardeşimin Sesindeki Haber
Kişisel Gözlem · Bilimsel Perspektif · Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Kardeşimin Sesindeki Haber
Üç gündür hasta yatıyordum. Yeni kalkmıştım — ayaklar henüz zemine alışıyor, baş hâlâ ağır. Tam o sırada telefon çaldı. Kardeşimdi. Nasılsın diye sordu. Kısa bir hal hatır, sonra bir sessizlik. O sessizlik türünden biriydi; boş değil, dolu. Söylenecek şeyin ağırlığıyla dolu.
Adnan Öncel vefat etmiş, dedi.
Birden afalladım. Akrabalarımız içinde ismi Adnan olan iki kişi vardı; ama soyadı Öncel olan bir taneydi. Yuttum. Ölüm haberi her duyulduğunda insan önce beyninin bir köşesini kapatıyor; bilgiyi yavaş yavaş içeri almak istiyor, tamamını değil.
Kardeşim devam etti: Çocukluğunuzun beraber geçtiği Adnan, dedi.
Keyişin Havuzu
Kayseri'nin Develi ilçesinde, çocukluğun o sıcak ve dikkatsiz günlerinde, Keyişin Havuzuna giderdik. Erciyes'in kar ve buzullarından süzülerek gelen su, dört yüz yıldır aynı debiyle kayaların arasından çıkıyor; sürekli sirkülasyonuyla doğal olarak temiz kalıyor, içilebilir temizlikte. Develililerin yüzmeyi öğrendiği yegâne adres. Kayalardan havuza atlamak ayrı bir gurur meselesiydi; biz de atladık.
Güneş yakıcıydı, su soğuktu. Orada yüzdüğümüz günler aklımda tertemiz kalmış — tıpkı Adnan'ın kendisi gibi. Melekten söz ederler ya; günahsız, hesapsız. Ben de o zaman çocuktum; onu böyle gördüm, böyle aklımda kaldı.
Haber oradan gelmedi. Haber kardeşimin sesinden geldi. Ama zihin, geçmişe ait bir görüntüyü hemen önüne koyuyor; Keyişin Havuzu'ndaki o çocuk, şimdi yok.
Almanya'dan Develi'ye
Yıllar önce babası Halim Amca ile Türkiye'den Almanya'ya gitmişlerdi. Halim Amca, amcam Osman Öncel'in akrabasıydı. Yaşı babamdan büyük olduğu için hep öyle çağırdım. Almanya'dan her dönüşünde anlattıklarını bir film izler gibi dinlerdim; duruşunda bir ağırlık vardı, konuşmasında bir açıklık.
Adnan'ın ömrü Almanya'da geçti. Ama cenazesi oraya ait değil. Kayseri Develi'ye getirilecek — çünkü kendisi öyle istemiş. Akrabaları hâlâ orada. Kökleri orada. İnsan nerede büyüdüğünü, nerede çocuk olduğunu unutmuyor; son yolculuğunu da oraya yapmak istiyor.
Toprağın hafızası var. İnsan da öyle.
Sırasız Ölüm ↗ Out of Turn
Kanser hastasıymış. Çok acı çekmiş. Bizlerin haberi olmamış; çünkü derdini anlatmamış. Akrabalarını üzmek istememiş. Ağrısını sessizce taşımış — tıpkı bazı insanların en ağır yükleri en sessiz şekilde taşıdığı gibi. Bu da bir karakter özelliği. Belki en zor olanı.
Geçen Antalya'da teyzemin cenazesi olmuştu. Genç yaşta evladını kaybetmiş bir akrabam orada şunu demişti:
"Allah sıralı ölüm versin."
Ateş düştüğü yeri yakıyor. Bir hafta yaşayan kardeşim İsmail'in bakışları hâlâ gözümün ucunda. Büyüseydi ne olurdu; hep merak ettim. Dünya hayatı garip — ölümün sırası yok; hayatlar farklı nedenlerle, sırasız bitiyor.
Babamın dükkanında ölüm haberi geldiğinde, matematik bölümünde öğrenci olan Musa Abim içten bir sesle söylerdi:
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.
O kadar yürekten derdi ki; her ölümden sonra onun söyleyiş tarzı aklıma gelir. Anlamı: "Biz Allah'a aitiz ve şüphesiz O'na döneceğiz." Bir tespit bu; coşkulu değil, sakin. Ama içinde sonsuz bir ağırlık var.
Yola Çıkmak
Kardeşim Murat, cenaze durumlarında hemen arabaya atlıyor. Gene yola çıkacam, dedi. Tabi, dedim. Başka ne denir? Cenaze Almanya'dan Develi'ye geliyor; akrabalar orada buluşacak. Halim Amca'nın oğlu, Keyişin Havuzunda birlikte yüzdüğüm o çocuk — gitti.
İnançlı insanların en azından bir buluşma umudu var. Geçici âlemden ebedî âleme bizden önce gitti, diyoruz. Bu cümle teselli için kurulmamış; gerçeği tarif ediyor. Kayıp gerçek; ama son değil.
İçgörü
Adnan derdini paylaşmadı, ağrısını içinde tuttu. Belki de en büyük cömertlik budur bazen: başkasını korumak için kendi yükünü sessizce taşımak. Ama insan geriye şunu soruyor — biz de mi ona yeterince ulaşabildik? Teknoloji çağında, meşgul hayatların ortasında, en yakın akrabaları bile aramak zorlaşıyor. Bu bir mazeret değil; bir tespittir.
Develi'deki toprak onu bekliyor. Dört yüz yıldır aynı debiyle akan Keyişin suyu, o sıcak günler, kayalardan atlamanın verdiği o çocuksu cesaret — hepsi orada. İnsan nereye ait olduğunu bilir; son nefeste de oraya döner.
Fitratımızdaki dürüstlük ve doğrulukla bu dünyadaki sürgünümüzü tamamlamak; canı gülerek, hesabı temiz Allah'a vermek — bu hem bir dua, hem bir hedef.
Mekânın cennet olsun kardeşim. Belli mi olur — cennet için azık biriktirmiş isek, Keyişin Havuzundan çok daha güzel bir yerde buluşuruz.