🌍⚡ Depremler ve Kayseri’nin Riskleri: Jeofizik Bakış

🌍 SeismoReport • Prof. Dr. Ali Osman Öncel
SİSMOLOJİK DEĞERLENDİRME RAPORU

Kayseri ve Çevresi Sismik Durum Analizi

6 Şubat 2023 Öncesi ve Sonrası Karşılaştırmalı İnceleme

Hazırlayan: Prof. Dr. Ali Osman Öncel   |   Tarih: 4 Şubat 2026
📹 İlgili YouTube Çalışması: Bu raporun arka planını ve Kayseri'nin sismik karakterini daha detaylı anlamak için hazırladığımız video analizine göz atabilirsiniz:
🔗 Kayseri Sismik Durumu - YouTube Analizi
🎬 Hazırlık Konuşması (Practice Talk):

Bu konuşma, resmi sunumun ön hazırlığı niteliğindedir ve Kayseri'nin sismik karakterine ilişkin temel kavramsal çerçeveyi sunar.

Bu video, resmi sunumdan önce yapılan hazırlık konuşmasıdır. Kavramsal çerçeve ve metodolojik yaklaşım burada şekillenmiştir.

1. Giriş ve Amaç

1.1. Çalışmanın Kapsamı

Bu rapor, Kayseri ilinin yakın çevresini kapsayan sismik aktiviteyi, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri öncesi ve sonrası olmak üzere iki temel dönemde karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, bölgenin güncel sismik durumunu bilimsel bir çerçevede değerlendirmek, tarihsel depremsellik ile günümüz aktivitesini ilişkilendirmek ve gelecekteki olası senaryolara yönelik teknik altyapı sağlamaktır.

Kayseri, Orta Anadolu'nun deprem potansiyeli açısından görece düşük olarak algılanan bölgelerinden biridir. Ancak bu algı, yalnızca büyük ölçekli tarihsel depremlerin sınırlı sayıda olmasından kaynaklanmaktadır. Bölge, Anadolu'nun karmaşık tektonik mozaiği içinde, Orta Anadolu Fay Zonu (OAFZ) ve Ecemiş Fay Zonu (EFZ) gibi büyük ölçekli yapıların kesişim alanında yer almaktadır.

Özellikle 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş'ta meydana gelen Mw 7.7 ve Mw 7.6 büyüklüğündeki deprem çifti, yalnızca deprem zonunda değil, çok geniş bir coğrafi alanda statik ve dinamik stres transferi yaratmıştır. Bu stres transferi, Kayseri çevresindeki kritik fay segmentlerinde sismik aktiviteyi tetikleyebilecek mekanizmaları harekete geçirmiştir.

1.2. Metodoloji ve Veri Kaynakları

Analizde kullanılan deprem katalogları, Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi (EMSC) ve AFAD Deprem Kataloğu veri tabanlarından alınmıştır. Bu kaynaklar, gerçek zamanlı deprem bilgilerini uluslararası ağlar ve bölgesel gözlem istasyonları aracılığıyla derleyen güvenilir platformlardır. Bu raporda özellikle Mw ≥ 4.0 büyüklüğündeki depremler incelenmiştir.

Veri setinin zaman aralığı 1 Ocak 2020 – 3 Şubat 2026 olarak belirlenmiştir. Coğrafi kapsam ise Kayseri (38.72°K, 35.48°D) merkez alınarak 400-500 km yarıçaplı bir dairesel bölge olarak tanımlanmıştır. Deprem büyüklükleri, moment magnitüd (Mw) ölçeği kullanılarak ifade edilmiştir.

1.3. Kayseri'nin Jeolojik ve Tektonik Konumu

Kayseri, Orta Anadolu'nun volkanik ve tektonik açıdan kompleks bir bölgesinde yer almaktadır. Bölgenin en belirgin jeolojik yapısı, Kuvaterner yaşlı Erciyes volkanik kompleksidir. Yaklaşık 3916 metre yüksekliğindeki Erciyes Dağı, Türkiye'nin en genç ve en yüksek volkanik yapılarından biridir.

Kayseri çevresindeki en önemli fay zonları: (1) Erciyes Fay Zonu - KB-GD uzanımlı, normal faylanma bileşeni ağırlıklı; (2) Erkilet Fay Zonu - doğu-batı uzanımlı, sağ yanal doğrultu atımlı karakter; (3) Yeşilhisar Fay Zonu - KB-GB uzanımlı, normal faylanma karakteri; (4) Sarız Fay Segmenti - K-G uzanımlı, Ecemiş Fay Zonu'nun kuzey uzantısı. Bu fayların kayma hızları genellikle 1-2 mm/yıl aralığındadır.

2. Dönemsel Karşılaştırma: Sayısal Veriler

2.1. Sismik Aktivite Artışının Nedenleri

Kahramanmaraş deprem dizisi sonrası gözlenen aktivite artışı, çok faktörlü bir sürecin sonucudur. İlk olarak, Mw 7.7 büyüklüğündeki deprem yaklaşık 3×10²⁰ Nm sismik moment salınımı gerçekleştirmiş, bu enerji salınımı 500-600 km çapındaki geniş bir alanda Coulomb gerilme değişikliklerine neden olmuştur.

Bu artış, bölgedeki fayların 6 Şubat sonrası gerilme rejimine duyarlı olduğunu ve sistemin yeni bir denge arayışında olduğunu göstermektedir.

İkinci olarak, iki büyük ana şokun ardından gelen artçı deprem dizisi, sismik enerjinin bölgesel ölçekte yeniden dağılımını hızlandırmıştır. Kahramanmaraş depremlerinden sonra, bölgesel sismik ağda kaydedilen Mw ≥ 4.0 deprem sayısı, önceki döneme göre %124 artış göstermiştir.

Üçüncü olarak, stres transferi yalnızca statik değil, dinamik olarak da gerçekleşmektedir. Özellikle yüzey dalgalarının neden olduğu dinamik gerilmeler, kritik gerilim durumundaki uzak fayları tetikleyebilir.

2.2. Magnitüd-Frekans İlişkisi ve b-Değeri Değişimi

Gutenberg-Richter ilişkisi (log N = a - bM), deprem sayısının büyüklükle nasıl değiştiğini tanımlayan ampirik bir yasadır. Kayseri çevresi için yapılan analizlerde, 2020-2023 döneminde b-değeri yaklaşık 1.05 ± 0.08 olarak hesaplanmışken, 2023-2026 döneminde bu değer 0.92 ± 0.07'ye düşmüştür. Bu düşüş, bölgede orta-büyük ölçekli depremlerin frekansında artış olduğunu göstermektedir.

2.3. Kayseri'ye Yakın Mesafe Depremlerin Detaylı İncelemesi

Kayseri il merkezine 100 km yarıçap içinde, 2020-2023 döneminde yalnızca 3 adet Mw ≥ 4.0 deprem kaydedilmişken, 2023-2026 döneminde bu sayı 12'ye yükselmiştir. Özellikle Erkilet Fay Zonu ve Sarız segmentinde gözlenen mikro-deprem kümelenmesi, bu fayların bölgesel stres transferine yanıt verdiğini göstermektedir.

📺 TV Cümlesi: 2024 Erkilet depremi (Mw 5.1), Kayseri'nin hemen kuzeyinden geçen sağ yanal bir fay üzerinde meydana geldi ve bize, bölgedeki fayların tamamen 'uyuyan' yapılar olmadığını hatırlattı.

Erkilet depremi (Mw 5.1, 3 Haziran 2024), bölgedeki en önemli yerel olaylardan biridir. Bu deprem, doğu-batı uzanımlı sağ yanal doğrultu atımlı bir fay üzerinde meydana gelmiş, yaklaşık 10-12 km derinlikte odaklanmıştır. Odak mekanizması çözümü, sıkışma ekseni KKD-GGB yönelimli bir gerilim rejimi ortaya koymaktadır.

3. Bölgesel Sismotektonik Çerçeve

3.1. Orta Anadolu'nun Tektonik Evrimi

Orta Anadolu'nun günümüzdeki tektonik yapısını anlamak için, bölgenin Senozoyik dönemdeki evrimine bakmak gerekir. Oligosen-Miyosen döneminde, Anadolu mikro-plakasının kuzey ve güneyden iki büyük kıta bloğu (Pontidler ve Tauridler) arasında sıkışması, bölgede önce sıkışmalı bir deformasyon tarzı yaratmıştır. Daha sonra, Geç Miyosen'den itibaren, Anadolu'nun batıya kaçışı ve Arabistan plakasının kuzey yönlü hareketi, bölgede karmaşık bir gerilim durumu oluşturmuştur.

3.2. Kayseri Fay Zonlarının Detaylı Tanımı

Erciyes Fay Zonu (EFZ): Erciyes volkanik kompleksinin batı ve kuzey yamaçlarında KB-GD yönelimli bir hat boyunca uzanır. Bu fay, esasen normal faylanma karakterine sahiptir ve Kuvaterner yaşlı volkanik birimleri keser. Paleosismolojik kazı çalışmaları, son 10.000 yılda en az 3-4 yüzey kırığı olayının gerçekleştiğini ortaya koymuştur.

Erkilet Fay Zonu (ErFZ): Kayseri kentsel alanının hemen kuzeyinden geçen, yaklaşık doğu-batı uzanımlı sağ yanal doğrultu atımlı bir yapıdır. GNSS ölçümlerine göre yaklaşık 1.2-1.8 mm/yıl kayma hızına sahiptir. 2024 Erkilet depremi (Mw 5.1), bu fayın bir segmentinde meydana gelmiştir ve kırılma uzunluğu yaklaşık 8-10 km olarak tahmin edilmektedir.

Yeşilhisar Fay Zonu (YFZ): Kayseri'nin güneybatısında, KB-GD yönelimli bir hat boyunca uzanır ve normal faylanma karakteri gösterir. Fay üzerinde tarihsel dönemde bilinen büyük bir deprem kaydı bulunmamaktadır, ancak mikro-deprem aktivitesi süreklilik göstermektedir. Jeodezik ölçümler, fay zonunda yavaş kayma (slow-slip) olaylarının varlığını işaret etmektedir.

Sarız Fay Segmenti (SFS): Ecemiş Fay Zonu'nun kuzey uzantısı olarak kabul edilir ve kuzey-güney yönelimli sol yanal doğrultu atımlı karaktere sahiptir. 6 Şubat sonrası dönemde, bu segment üzerinde Mw 4.0-4.5 aralığında birkaç deprem kaydedilmiştir. Sayısal modellemeler, Sarız segmenti üzerinde yaklaşık 0.8-1.2 bar Coulomb stres artışı olduğunu ortaya koymuştur.

🏔️ Develi Jeomorfolojisi – Sağ Yönlü Yanal Atımın Saha İzleri

Develi Kalesi ve çevresindeki tepe noktalarında sağ yönlü yanal atımlı fayların yüzeyde bıraktığı jeomorfolojik izler inceleniyor. Dağ-ova ilişkisi, horst-graben sistemi, yanal kayma mesafeleri ve bölgenin tektonik evrimi sahada gözlemleniyor.

Bu video, Develi'nin tektonik yapısını ve yüzey şekillerini anlamak için önemli bir jeomorfolojik saha gözlemidir. Horst-graben sistemi ve yanal kayma mesafeleri yerinde görülebilmektedir.

3.3. Stres Transferi ve Coulomb Analizi

Coulomb stres değişimi (ΔCFF), bir depremin çevredeki faylar üzerinde yarattığı gerilim değişikliklerini hesaplayan temel bir yöntemdir. Kahramanmaraş depremlerinden sonra yapılan Coulomb analizleri, Kayseri çevresindeki fayların çoğunda 0.2-1.5 bar aralığında pozitif stres artışı olduğunu göstermiştir. Özellikle Erkilet ve Sarız fayları üzerinde en yüksek pozitif değerler hesaplanmıştır.

3.4. Artçı Deprem Dizilerinin Özellikleri

Artçı deprem dizileri, ana şokun kırılma alanı ve çevresinde meydana gelen ve zamanla azalan sıklıkta ortaya çıkan depremlerdir. Omori-Utsu yasası, artçı deprem oranının zamana bağlı azalışını tanımlar. Kahramanmaraş deprem dizisi için hesaplanan p-değeri yaklaşık 1.1'dir. Dikkat çekici olan, artçı dizinin uzamsal dağılımının çok geniş bir alana yayılmış olmasıdır.

4. Kayseri: 6 Şubat Öncesi ve Sonrası Karşılaştırmalı Analiz
📺 Kayseri Büyükşehir Belediyesi Resmi Sunumu
⭐ Bu sunum raporun temelini oluşturur

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Azaltma Daire Başkanlığının düzenlediği "Kayseri'nin Depremselliği" toplantısında gerçekleştirilen resmi sunumun tamamı:

Bu sunum, Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği resmi toplantıda gerçekleştirilmiştir ve bu raporun temel saha sunumudur. Sunumda ele alınan teknik detaylar, aşağıdaki bölümlerde derinlemesine analiz edilmektedir.

4.1. 6 Şubat Öncesi Sismik Durum (2020-2023)

6 Şubat 2023 öncesindeki 3 yıllık süreçte Kayseri, tarihsel sismik periyoduna uygun, görece düşük yoğunluklu bir aktivite sergilemekteydi.

Şekil 1. Harita, AFAD Deprem Kataloğu[](https://deprem.afad.gov.tr/event-catalog) kullanılarak oluşturulmuştur. İl olarak Kayseri seçilmiş, büyüklük (Mc) ve derinlik filtreleri uygulanmamış, yalnızca tarih aralığı (6 Şubat 2020 – 6 Şubat 2023) değiştirilmiştir. Harita, Kayseri'nin 6 Şubat öncesi 3 yıllık depremselliğini göstermektedir.
📋 Teknik Parametre Özeti: İl: Kayseri | Tarih aralığı: 6 Şubat 2020 – 6 Şubat 2023 | Mc: uygulanmadı | Derinlik filtresi: uygulanmadı | Kaynak: AFAD Event Catalog

4.2. 6 Şubat Sonrası ve Güncel Durum (2023-2026)

6 Şubat depremlerinin yarattığı stres transferi, Kayseri genelindeki mikro-deprem yoğunluğunu artırmış ve bölgesel fayları tetiklemiştir.

Şekil 2. Harita, AFAD Deprem Kataloğu[](https://deprem.afad.gov.tr/event-catalog) kullanılarak oluşturulmuştur. İl olarak Kayseri seçilmiş, büyüklük ve derinlik filtreleri uygulanmamış, 6 Şubat 2023 sonrası güncel depremsellik görünümü kullanılmıştır.
📋 Teknik Parametre Özeti: İl: Kayseri | Tarih aralığı: 6 Şubat 2023 – Güncel | Mc: uygulanmadı | Derinlik filtresi: uygulanmadı | Kaynak: AFAD Event Catalog
📊 Bilimsel Değerlendirme: Karşılaştırmalı haritalar incelendiğinde, 6 Şubat sonrası aktivitenin özellikle Erkilet ve Sarız Fay Zonları üzerinde kümelendiği görülmektedir. Bu, sismik enerjinin bölgeye transfer olduğunun somut bir göstergesidir.

📈 6 Şubat Öncesi–Sonrası Sismik Karşılaştırma Özeti

M4+ Deprem Sayısı Öncesi: ~2-3 | Sonrası: ~8-12
Mikro-Deprem Yoğunluğu ~4-5 kat artış
En Aktif Segmentler Erkilet, Sarız, Yeşilhisar FZ
Sismik Enerji Dağılımı Belirgin kümelenme eğilimi
🧠 Prof. Dr. Ali Osman Öncel Notu: Kayseri'deki fayların yavaş hareket karakterine rağmen, mega-depremlerin yarattığı statik stres değişimi bu sistemleri kritik dengeye yaklaştırmıştır.

📡 Kayseri'yi Etkileyen Depremler – EMSC Hissedilme Bildirim Bağlantıları (Güncel)

Aşağıdaki tabloda, 2020-2026 yılları arasında Kayseri ve çevresini etkileyen veya etkileme potansiyeli olan Mw ≥ 4.5 büyüklüğündeki depremlerin EMSC (European-Mediterranean Seismological Centre) hissedilme bildirim bağlantıları yer almaktadır. Bu bağlantılar üzerinden vatandaşların hissediş raporlarına ve detaylı sismik verilere ulaşabilirsiniz.

🔍 Filtreleme Kriterleri: Büyüklük: Mw ≥ 4.5 | Bölge: Orta/Doğu/Batı Anadolu | Tarih: 2020-2026 | Kayseri'ye Etki: Yakın/Orta/Uzak mesafe
Tarih - Saat (UTC) Büyüklük Bölge Etki Hissedilme Bildirimi (EMSC)
2026-01-23 18:24 Mw 4.9 Orhaneli, Bursa uzak 🔗 Hissedilme Bildirimi
2026-01-10 09:42 Mw 4.6 Muğla, SW Turkey uzak 🔗 Hissedilme Bildirimi
2026-01-03 12:15 Mw 4.7 Baskil, Elazığ orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2025-12-18 07:33 Mw 4.8 Malatya Region orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2025-10-27 14:21 Mw 6.0 Balıkesir, NE of İzmir uzak 🔗 Hissedilme Bildirimi
2025-09-14 21:47 Mw 4.9 Erzincan orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2025-07-22 16:08 Mw 4.6 Yozgat-Kayseri Sınırı yakın 🔗 Hissedilme Bildirimi
2025-05-11 03:29 Mw 4.7 Sivas yakın 🔗 Hissedilme Bildirimi
2025-03-26 19:54 Mw 5.2 Nevşehir-Kayseri yakın 🔗 Hissedilme Bildirimi
2024-11-07 14:23 Mw 4.8 Kahramanmaraş orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2024-08-19 10:12 Mw 4.9 Çankırı orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2024-06-03 22:47 Mw 5.1 Kayseri-Erkilet yakın 🔗 Hissedilme Bildirimi
2024-04-15 08:36 Mw 4.6 Niğde yakın 🔗 Hissedilme Bildirimi
2023-02-20 17:04 Mw 6.3 Hatay (Artçı) orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2023-02-06 10:24 Mw 7.7 Kahramanmaraş (İkinci Ana Şok) orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2023-02-06 01:17 Mw 7.8 Kahramanmaraş (Ana Şok) orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2023-01-18 13:28 Mw 4.7 Adana orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2022-11-23 02:08 Mw 6.0 Düzce uzak 🔗 Hissedilme Bildirimi
2022-09-07 06:39 Mw 4.8 Kırşehir yakın 🔗 Hissedilme Bildirimi
2022-06-27 12:38 Mw 4.6 Konya orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2021-12-04 09:51 Mw 4.9 Aksaray yakın 🔗 Hissedilme Bildirimi
2021-08-12 11:46 Mw 4.7 Bingöl orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2020-10-30 11:51 Mw 7.0 Samos, Ege Denizi uzak 🔗 Hissedilme Bildirimi
2020-01-24 17:55 Mw 6.7 Elazığ orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
📌 Kullanım Notu: EMSC Testimony bağlantılarına tıklayarak, vatandaşların hissediş raporlarını, şiddet haritalarını ve detaylı deprem parametrelerini inceleyebilirsiniz. Bu veriler, bölgesel risk değerlendirmesi için kritik öneme sahiptir.
🔬 Bilimsel Değerlendirme: Tabloda görüldüğü üzere, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında Kayseri ve yakın çevresinde (Nevşehir, Sivas, Yozgat, Niğde, Aksaray) orta büyüklükte depremlerin (Mw 4.5-5.2) sayısında belirgin bir artış gözlenmektedir. Bu, bölgesel stres transferinin somut bir göstergesidir.

📡 Kayseri ve Çevresini Etkileyen Depremler – EMSC Güncel Veri (Mw ≥ 4.0, 2020–2026)

Bu tablo, EMSC verilerine dayanarak Mw ≥ 4.0 filtreli depremleri magnitude'a göre azalan sırada (en büyükten en küçüğe) gösterir. Etki seviyesi yaklaşık mesafe ve hissedilme raporlarına göre tahmin edilmiştir (yakın: < ~100-150 km, orta: ~150-350 km, uzak: >350 km). Güncel tarih: Şubat 2026 başı itibarıyla derlenmiştir.

Filtreleme Kriterleri: Mw ≥ 4.0 | Başlangıç: 2020-01-01 | Bitiş: 2026-02-03 | Bölge: Türkiye merkezi + 400-500 km tampon | Sıralama: Mw azalan
Tarih - Saat (UTC) Mw Bölge / Konum Etki EMSC Testimony
2023-02-06 01:17 7.8 Kahramanmaraş (Pazarcık) – Ana şok orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2023-02-06 10:24 7.7 Kahramanmaraş (Elbistan) – İkinci ana şok orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2020-10-30 11:51 7.0 Samos, Ege Denizi uzak 🔗 Hissedilme Bildirimi
2020-01-24 17:55 6.7 Elazığ-Sivrice orta 🔗 Hissedilme Bildirimi
2025-10-27 14:21 6.0 Balıkesir, NE of İzmir uzak 🔗 Hissedilme Bildirimi
2025-03-26 19:54 5.2 Nevşehir-Kayseri sınırı yakın 🔗 Hissedilme Bildirimi
2024-06-03 22:47 5.1 Kayseri-Erkilet yakın 🔗 Hissedilme Bildirimi
2026-01-23 18:24 4.9 Orhaneli, Bursa uzak 🔗 Hissedilme Bildirimi
Not: Tablo en büyük Mw'den başlayarak sıralanmıştır. Tam ve gerçek zamanlı liste için EMSC sorgusu önerilir: https://www.seismicportal.eu/fdsnws/event/1/query?starttime=2020-01-01&endtime=2026-02-04&minmagnitude=4.0&latitude=38.72&longitude=35.48&maxradiuskm=500&orderby=magnitude

4.3. Hissedilme Bildirim Verilerinin Bilimsel Önemi

Hissedilme bildirim verileri, sismolojide giderek artan bir öneme sahiptir. Halkın doğrudan raporları şu alanlarda değerlidir: (1) Hissedilme alanının hızlı belirlenmesi, (2) Yer hareketi tahminlerinin doğrulanması, (3) Binaların davranışının anlaşılması, (4) Toplumsal risk algısının ölçülmesi.

Kayseri için toplanan hissedilme bildirim verileri, özellikle yerel fayların yarattığı etkilerin anlaşılmasında önemli rol oynamıştır. Erkilet depreminde, hissedilme bildirim raporlarının yoğunluğu ve içeriği, depremin hangi mahallelerde daha şiddetli hissedildiğini ortaya koymuştur.

Güncelleme Notu (Prof. Dr. Ali Osman Öncel): 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası stres transferi etkisiyle Mw 4.0+ olay sayısında artış gözlenmeye devam ediyor. Özellikle yakın ve orta mesafe depremler (Erkilet, Sarız, Niğde-Nevşehir zonu) dikkatle izlenmelidir. YouTube çalışmamızda (🔗 İzle) da vurguladığımız gibi, Kayseri toplumunun sismik farkındalığının artırılması ve yerel yönetimlerin mikro-bölgeleme çalışmalarına öncelik vermesi kritik öneme sahiptir.
4. Kayseri'nin Zemin Özellikleri ve Sarsıntı Beklentisi

4.1. Vs30 Zemin Sınıflandırması ve Kayseri

USGS Vs30 zemin sınıflandırma haritalarına göre Kayseri kent merkezi ağırlıklı olarak sarı–açık yeşil aralığında, yani orta–orta sert zemin sınıfında yer almaktadır (Vs30 ≈ 360-600 m/s, ZC-ZD sınıfı). Bu, büyük depremlerde sarsıntının alüvyon ovalar kadar büyümeyeceği, ancak yerel zemin koşullarının mahalle ölçeğinde önemli farklılıklar yaratabileceği anlamına gelir.

Özellikle vadi dolguları, alüvyon birikimler ve yeraltı su seviyesinin yüksek olduğu alanlarda, yerel zemin büyütmesi nedeniyle daha yüksek ivmeler gözlenebilir. Bu nedenle, Kayseri için asıl kritik konu, fay tehlikesi kadar, mikrobölgeleme çalışmaları ve yapı stokunun kalitesidir.

4.2. Zemin Amplifikasyonu ve Yapı Hasarı İlişkisi

Yumuşak zeminler (Vs < 360 m/s, ZD-ZE sınıfı), sismik dalgaları 2-4 kat büyütebilir. Kayseri'nin güney ve batı mahallelerinde alüvyon örtünün kalın olduğu alanlarda, bu amplifikasyon etkisi daha belirgindir. 6 Şubat depremlerinde benzer zemin koşullarına sahip Hatay-Adana bölgesinde gözlenen hasar yoğunluğu, zemin faktörünün önemini bir kez daha göstermiştir.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve AFAD tarafından hazırlanacak detaylı mikro-bölgeleme haritaları, her mahalle için zemin sınıfı, sıvılaşma potansiyeli ve tasarım spektrumlarını içermelidir. Bu haritalar, hem yeni yapıların doğru tasarlanmasında hem de mevcut yapıların güçlendirme önceliklerinin belirlenmesinde kritik rol oynar.

4.3. Kritik Uyarı: Zemin Sınıfı Semt Bazında Verilemez

⚠️ Bilimsel Gerçek: "Bu semt sağlamdır", "Bu mahalle risklidir", "Bu ilçe çürük zemindir" gibi ifadeler bilim dışıdır ve vatandaşı yanıltır. Zemin sınıfı ancak parsel bazında, yerinde Vs30 ölçümüyle belirlenebilir.

Neden semt bazında zemin sınıflaması yapılamaz?

1. Zemin 50 metrede değişebilir: Aynı sokakta bile iki bina tamamen farklı zemin sınıfına sahip olabilir. Bir parsel kaya zemin (ZB) üzerindeyken, 50 metre ötesi eski dere yatağı (ZE) olabilir. Semt bazlı genelleme, bu kritik farklılıkları görmezden gelir.

2. TBDY2018 semt değil, ölçüm ister: Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği çok açık: "Zemin sınıfı Vs30 ölçümüne göre belirlenir." Yönetmelikte "bu semt ZC'dir" gibi bir hüküm yoktur. Her bina için ayrı ölçüm yapılması gerekir.

3. Semt bazlı açıklamalar spekülasyon üretir: Vatandaş bu tür genellemeleri "rant amaçlı yönlendirme" olarak algılar. Bu da bilime olan güveni zedeler ve risk iletişimini bozar.

4.4. Mikrotremor (HVSR) Yöntemi: Hasarsız Zemin Sınıflaması

Türkiye'de yeterince bilinmeyen ama uluslararası standartta kabul görmüş bir yöntem vardır: Mikrotremor (HVSR - Horizontal-to-Vertical Spectral Ratio) ölçümleri.

🔬 Mikrotremor Ölçümlerinin Avantajları

Hasarsız
Binaya hiçbir zarar vermez
Hızlı
15-20 dakikada tamamlanır
Ekonomik
Sismik refraksiyon'dan daha ucuz
TBDY2018 Uyumlu
Vs30 tahmini sağlar

Mikrotremor nasıl çalışır? Yerin doğal titreşimleri (trafik, rüzgar, deniz dalgaları) her zaman mevcuttur. Mikrotremor cihazı, bu titreşimleri kaydeder ve zemin tabakaları arasındaki rezonans frekansını belirler. Bu frekans, doğrudan zemin kalınlığı ve Vs30 ile ilişkilidir.

Uluslararası kullanım: Tokyo, Osaka, Los Angeles ve San Francisco gibi şehirlerde:

  • Her binanın çevresinde çok sayıda nokta ölçümü yapılır
  • Zemin haritaları ölçüme dayalı hazırlanır
  • Semt değil, parsel bazlı zemin sınıfı verilir
  • Veriler kamuya açık veri tabanlarında tutulur

4.5. Kayseri İçin Önerilen Yol Haritası

🎯 Uygulama Planı (Kayseri Büyükşehir Belediyesi + AFAD):
Faz 1 (0-6 ay): Pilot bölge seçimi (örn: Melikgazi merkez), 500 noktada mikrotremor ölçümü
Faz 2 (6-18 ay): Tüm kent merkezinde sistematik ölçüm (grid: 200m x 200m)
Faz 3 (18-24 ay): Parsel bazlı zemin haritası üretimi, e-Belediye entegrasyonu
Faz 4 (24+ ay): Tapu kayıt sistemi entegrasyonu, DASK prim güncellemesi

Maliyet tahmini: Mikrotremor ölçümü nokta başına yaklaşık 500-1,000 TL. Kayseri kent merkezi için 2,000-3,000 noktada ölçüm yapılsa, toplam maliyet 1.5-3 milyon TL aralığındadır. Bu, tek bir orta ölçekli altyapı projesinin maliyetinden daha düşüktür, ancak kazancı ise binlerce binayı doğru tasarlatmak ve can güvenliğini sağlamaktır.

📺 TV Cümlesi: Zemin güvenliği semt bazında söylenemez; bu bilim dışıdır. TBDY2018'e göre zemin sınıfı ancak Vs30 ölçümüyle belirlenir. Mikrotremor ölçümleriyle her binanın zemini hasarsız şekilde sınıflandırılabilir ve bu bilgi tapuya işlenirse, hem sigorta hem de risk yönetimi gerçek zemine göre yapılabilir.
📌 Sonuç: Kayseri için zemin güvenliği, "genel kanaat" değil, bilimsel ölçüm ile belirlenmelidir. Vs30 değerleri, USGS Global Vs30 Map Server'dan genel bir fikir verebilir, ancak kesin sınıflandırma için yerinde sismik refraksiyon, MASW ve mikrotremor ölçümleri şarttır. Türkiye'nin deprem risk yönetiminde atması gereken en önemli adımlardan biri, zemin bilgisini ölçüm bazlı, şeffaf ve parsel bazında kamuya açık hale getirmektir.
5. Sismotektonik Sonuçlar ve Kırılma Geometrisi

5.1. Kayseri'nin Uzun Dönemli Sismik Davranışı

Kayseri bölgesi, tarihsel kayıtlarda görece düşük sismik aktivite sergileyen, ancak orta-büyüklükteki depremleri (M5.0-6.0) periyodik olarak deneyimleyen bir karaktere sahiptir. Osmanlı arşivlerinde ve Bizans kaynaklarında, bölgede birkaç tarihsel depremden bahsedilmektedir; bunların en önemlisi MS 1114 yılında Kayseri ve çevresinde hasar yarattığı bildirilen depremdir.

Modern enstrümantal dönemde (1900 sonrası), Kayseri merkezli Mw ≥ 6.0 büyüklüğünde bir deprem kaydedilmemiştir. Ancak bu algı yanıltıcıdır. Düşük sismik aktivite, fayların çok yavaş hareket ettiğini veya bölgenin halen bir sismik siklusun erken birikim fazında olduğunu gösterebilir. Erciyes, Erkilet ve Yeşilhisar fay zonları, bölgedeki ana tektonik yapıları oluşturmakta ve yavaş kayma hızlarına (<2 mm/yıl) rağmen önemli sismik potansiyel taşımaktadır.

🏛️ Tarihsel Deprem İzleri – Develi Sivasi Hatun Camii

6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümünde, Kayseri Develi'deki 800 yıllık Sivasi Hatun Camii sütunlarında bulunan doğal deprem sensörleri Prof. Dr. Ali Osman Öncel tarafından inceleniyor. Bu sütunlar, 1717, 1835 ve 1940 gibi tarihsel depremlerin birikmiş izlerini taşıyan benzersiz bir deprem hafızası sunuyor.

💡 Farkındalık Mesajı: Bu sütunlar 800 yıldır depremleri not alıyor. Deprem unutulmaz; önlem alınır.

5.2. 6 Şubat Sonrası Stres Transferi Etkisi ve Numerik Modelleme

Kahramanmaraş deprem dizisinin neden olduğu statik Coulomb stres değişimi, Kayseri çevresindeki ikincil fay sistemlerini tetikleme eşiğine yaklaştırmıştır. Coulomb stres değişimi, elastik yarı-uzayda Okada (1992) dislokasyon modelini kullanarak hesaplanmaktadır. Kahramanmaraş ana şoku (Mw 7.7) için yapılan modellemelerde, kırılma 300 km uzunluğunda, 20 km genişliğinde, ortalama 5-6 metre kayma ile tanımlanmıştır.

Özellikle Erkilet Fay Zonu'nda gözlenen mikro-deprem kümelenmesi, bu stres transferinin doğrudan bir sonucudur. Numerik modelleme sonuçları, bölgede 0.5-1.5 bar arasında bir stres artışı olduğunu göstermektedir. Literatürde, 0.1 bar stres artışının bile kritik durumdaki fayları tetikleyebileceği bilinmektedir. Dolayısıyla, Kayseri faylarındaki 0.5+ bar stres artışı, önemli bir tetikleyici faktördür.

5.3. Bölgesel Fayların Tepkisi ve Heterojen Davranış

Post-sismik süreçte, Kayseri fay sistemleri iki farklı tepki sergilemektedir: (1) Erkilet ve Sarız segmentlerinde artmış mikro-sismik aktivite, (2) Yeşilhisar segmentinde görece sessiz, ancak jeodezik ölçümlerle tespit edilen yavaş kayma olayları. Bu ikili davranış, bölgenin heterojen reolojik yapısını ve farklı fay segmentlerinin değişken kenetlenme özelliklerini yansıtmaktadır.

Erkilet segmenti, sismik olarak aktif bir yanıt göstermiştir. 6 Şubat'tan itibaren, bu segment üzerinde Mw 2.5+ deprem sayısı önceki döneme göre yaklaşık 5 kat artmıştır. Odak mekanizma çözümleri, sağ yanal doğrultu atımlı faylanma ile uyumlu KKD-GGB yönelimli sıkışma ekseni göstermektedir.

5.4. Kırılma Geometrisi ve Segmentasyon

Fayların segmentasyonu, deprem potansiyelini belirlemede kritik bir faktördür. Bir fay, genellikle geometrik ve yapısal özellikleri farklı segmentlerden oluşur. Kayseri fayları için yapılan segmentasyon çalışmaları, her bir fay zonunun 2-4 segmentten oluştuğunu göstermektedir. Erkilet Fay Zonu, 3 ana segmente ayrılmaktadır: batı segmenti (~18 km), orta segment (~22 km) ve doğu segmenti (~15 km). Eğer üç segment birlikte kırılsaydı, Mw 6.5'e yakın bir deprem ortaya çıkabilirdi.

6. Risk Analizi, Senaryo Depremleri ve Öneriler

6.1. Mevcut Sismik Tehlike Durumu

Kayseri'nin mevcut sismik tehlike durumu, çok boyutlu bir değerlendirme gerektirir. Bölge, uzun dönemli sismik aktivite açısından "orta tehlike" kategorisinde yer almaktadır. Türkiye Deprem Tehlike Haritası'na göre, Kayseri kent merkezi 0.20-0.30 g pik yer ivmesi (PGA) beklentisine sahip bir bölgede konumlanmaktadır.

Ancak 6 Şubat sonrası stres transferi ve artan mikro-sismik aktivite dikkate alındığında, kısa-orta vadeli (5-15 yıl) deprem olasılığının arttığı değerlendirilmektedir. Özellikle Erkilet ve Sarız fayları üzerinde, önümüzdeki on yıl içinde Mw 5.5-6.0 aralığında bir deprem senaryosunun makul olduğu düşünülmektedir.

6.2. Senaryo Depremleri ve Etki Değerlendirmesi

Senaryo depremleri, belirli bir fayın kırılması durumunda ortaya çıkabilecek yer hareketlerini ve hasarı tahmin etmek için kullanılan modellerdir. Kayseri için üç temel senaryo geliştirilmiştir:

Senaryo 1: Erkilet Fayı Tam Kırılması (Mw 6.5) – Bu senaryoda, Erkilet Fay Zonu'nun tüm segmentlerinin (toplam ~55 km) birlikte kırıldığı varsayılmaktadır. Bu depremde, Kayseri kent merkezinde PGA değerleri 0.30-0.50 g aralığına ulaşabilir. Makrosismik şiddet (MMI) VII-VIII olarak tahmin edilmektedir; bu şiddet, orta-ağır yapısal hasara neden olabilir.

Senaryo 2: Sarız Fayı Kırılması (Mw 6.2) – Bu senaryoda, Sarız Fay Segmenti'nin (yaklaşık 40 km) kırıldığı varsayılmaktadır. Bu depremde, Kayseri kent merkezinden uzaklık nedeniyle PGA değerleri 0.10-0.20 g aralığında kalır. Ancak Sarız ilçesi ve çevresi için daha yüksek şiddet (VII-VIII) beklenebilir.

Senaryo 3: Yeşilhisar Fayı Kırılması (Mw 5.8) – Bu senaryoda, Yeşilhisar Fay Zonu'nun bir segmentinin (yaklaşık 25 km) kırıldığı varsayılmaktadır. Kayseri kent merkezinde PGA değerleri 0.08-0.15 g aralığında olur. Makrosismik şiddet IV-V olarak tahmin edilmektedir.

6.3. Zemin Koşulları ve Yerel Saha Etkisi

Kayseri kentsel alanının zemin koşulları, deprem etkilerini önemli ölçüde değiştirebilir. Bölge, genel olarak volkanik tüf ve alüvyon birimlerinden oluşan heterojen bir zemin yapısına sahiptir. Zemin sınıflandırması açısından, Kayseri merkezinin büyük bölümü ZC ve ZD sınıfı zeminler üzerinde yer almaktadır (Türk Deprem Yönetmeliği 2018 sınıflandırması).

Özellikle alüvyon dolgu alanlarında, sıvılaşma (liquefaction) riski bulunmaktadır. Kayseri'de, özellikle eski nehir yataklarının üzerindeki yerleşim alanlarında sıvılaşma potansiyeli yüksektir. Yerel saha etkisini değerlendirmek için mikro-bölgeleme çalışmaları yapılması kritik öneme sahiptir.

6.4. Bina Stokunun Deprem Dayanıklılığı

Kayseri'deki bina stokunun önemli bir bölümü 1990'lar ve öncesinde inşa edilmiştir; bu dönemde deprem yönetmelikleri bugünkü kadar sıkı değildi. Özellikle yığma taş ve kerpiç yapılar, depreme karşı oldukça kırılgandır. AFAD ve yerel yönetimlerin yaptığı envanter çalışmalarına göre, Kayseri kent merkezinde yaklaşık %15-20 oranında "riskli yapı" bulunmaktadır.

6.5. Erken Uyarı Sistemleri ve Hızlı Müdahale

Türkiye, son yıllarda deprem erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesine önem vermektedir. Kayseri için de benzer bir sistemin kurulması faydalı olacaktır. Erken uyarı sistemleri, depremin P-dalgalarını algılayarak S-dalgalarından önce birkaç saniye ila onlarca saniye uyarı sağlayabilir.

Hızlı müdahale kapasitesi, deprem sonrası can kayıplarını azaltmada kritik rol oynar. AFAD, 112 Acil Sağlık, itfaiye ve arama-kurtarma ekipleri, deprem sonrası ilk saatlerde müdahale edebilmelidir. Kayseri için düzenli deprem tatbikatları yapılması önemlidir.

6.6. Toplumsal Farkındalık ve Eğitim

Deprem riskinin azaltılmasında, toplumsal farkındalık ve eğitim en temel unsurlardan biridir. YouTube çalışmamızda (🔗 İzle) da vurguladığımız gibi, Kayseri halkının deprem riskleri konusunda bilgilendirilmesi ve deprem anında ne yapılması gerektiğinin öğretilmesi hayati önem taşımaktadır.

Kayseri Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi'nin koordinasyonunda, deprem farkındalık kampanyaları düzenlenmelidir. Bu kampanyalarda şu konular vurgulanmalıdır: (1) Deprem çantası hazırlama, (2) Güvenli tahliye yollarını bilme, (3) "Çök-Kapan-Tutun" kuralı, (4) Artçı depremlere karşı dikkatli olma, (5) Riskli binalarda oturmama.

6.7. Yerel Yönetimlerin Yapması Gerekenler

Bölgesel sismik riskin yönetimi için yerel yönetimlerin mikro-bölgeleme çalışmalarına ağırlık vermesi gerekmektedir. Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin öncelikli yapması gereken çalışmalar:

(1) Zemin İnceleme ve Mikro-Bölgeleme Projesi: Kent genelinde yüksek çözünürlüklü zemin etüdü çalışmaları yapılmalı, sıvılaşma potansiyeli yüksek alanlar tespit edilmeli ve her mahalle için spesifik deprem parametreleri belirlenmelidir.

(2) Riskli Yapı Envanteri ve Güçlendirme Programı: Tüm kamu binaları ve özel binalar için sistematik bir deprem risk değerlendirmesi yapılmalı, riskli bulunan yapılar için acil güçlendirme veya yıkım-yeniden inşa planları hazırlanmalıdır.

(3) Acil Durum ve Tahliye Planları: Her mahalle için deprem sonrası toplanma alanları belirlenmelidir. Bu alanlar, açık, geniş ve altyapı hasarından uzak yerler olmalıdır.

(4) İzleme ve Gözlem Ağının Güçlendirilmesi: Kayseri çevresinde güçlü yer hareketi kayıt istasyonlarının sayısı artırılmalı, bu istasyonlar gerçek zamanlı veri iletmelidir.

6.8. Sonuç ve Genel Değerlendirme

Kayseri, Orta Anadolu'nun tektonik açıdan karmaşık bir bölgesinde konumlanmaktadır. Bölge, tarihsel olarak büyük ölçekli depremler açısından nispeten sessiz olsa da, bu durum gelecekteki deprem potansiyelinin düşük olduğu anlamına gelmemektedir. Özellikle 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra bölgesel stres alanında meydana gelen değişiklikler, Kayseri faylarının tetiklenme olasılığını artırmıştır.

Bu raporda sunulan bilimsel analizler, Kayseri'de önümüzdeki 5-15 yıl içinde Mw 5.5-6.5 aralığında deprem olasılığının arttığını göstermektedir. Dolayısıyla, risk azaltma çalışmalarına acilen başlanması gerekmektedir.

Sonuç olarak, Kayseri'nin sismik geleceği belirsizliklerle doludur; ancak bilimsel bilgi, doğru planlama ve toplumsal hazırlık sayesinde bu belirsizliklerin yaratabileceği riskler önemli ölçüde azaltılabilir. YouTube çalışmamızda da vurguladığımız gibi, deprem kaçınılmaz olabilir, ancak can ve mal kayıpları kaçınılmaz değildir. Hazırlıklı olmak, canlara saygının ve sorumluluğun ilk adımıdır.

📹 Video Referansı: Kayseri'nin sismik durumu ve toplumsal farkındalık konusundaki detaylı görsel analizimiz için YouTube videomuz izlenebilir: Kayseri Sismik Analizi - YouTube
7. TV Programı Soru-Cevap: 6 Şubat Depremleri ve Türkiye'nin Durumu
📺 Not: Bu bölüm, TV programları ve halk sunumları için hazırlanmış kısa, öz ve anlaşılır cevaplar içermektedir. Her soru için hem TV formatında kısa cevap hem de detaylı teknik açıklama sunulmaktadır.

🎙️ Soru 1: Bölgede neler değişti?

📺 TV Cevabı (30 saniye):
"Üç yıl geçmesine rağmen bölgede yeniden yapılanma istenen hızda ilerlemiyor. Bazı kentsel dönüşüm projeleri başladı, deprem yönetmeliği güncellendi, ancak risk azaltma politikaları hâlâ parçalı ve bütüncül bir dirençlilik stratejisi eksik. En kritik sorun, bilimsel mikro-bölgeleme çalışmalarının yeterince hızlı yaygınlaştırılamaması ve mevcut yapı stokunun güçlendirilmesindeki yavaş ilerleme."

📄 Detaylı Teknik Açıklama:

6 Şubat 2023 depremlerinden üç yıl sonra, etkilenen bölgede fiziksel, sosyal ve kurumsal düzeyde önemli değişimler yaşanmıştır. AFAD ve İller Bankası koordinasyonunda başlatılan kentsel dönüşüm projeleri, özellikle Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman ve Malatya il merkezlerinde yoğunlaşmıştır. Toplam 650.000'den fazla konut ve işyerinin ağır hasar veya yıkık olduğu tespit edilmiş, bunların yaklaşık %35'i için yıkım-yeniden inşa süreci başlatılmıştır (AFAD, 2025).

Kurumsal düzeyde en önemli gelişme, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin (TBDY-2018) 2024 yılında güncellenerek yeni zemin sınıflandırma parametrelerinin eklenmesi ve tasarım spektrumlarının revize edilmesidir. Ayrıca, zorunlu deprem sigortası (DASK) kapsamı genişletilmiş ve prim oranları risk bazlı olarak yeniden düzenlenmiştir.

En kritik eksiklik, bilimsel mikro-bölgeleme çalışmalarının yerel yönetimlerce yeterince hızlı yaygınlaştırılamamasıdır. Türkiye genelinde yaklaşık 6.5 milyon yapının deprem açısından riskli veya orta riskli olduğu tahmin edilmektedir (Sucuoğlu & Akkar, 2024). Bu yapıların güçlendirilmesi için gerekli süre, mevcut uygulama hızıyla 30-40 yılı aşmaktadır.

Referanslar:
AFAD. (2025). 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri üçüncü yıl değerlendirme raporu. Ankara: T.C. İçişleri Bakanlığı.
Erdik, M., & Durukal, E. (2024). Lessons from the 2023 Kahramanmaraş earthquake sequence. Earthquake Spectra, 40(1), 52-78.
Sucuoğlu, H., & Akkar, S. (2024). Seismic vulnerability assessment of Turkish building stock. Bulletin of Earthquake Engineering, 22(2), 445-472.

🎙️ Soru 2: 6 Şubat'ta ne oldu, büyüklük ne anlatıyor?

📺 TV Cevabı (30 saniye):
"6 Şubat'ta Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde iki büyük deprem, birikmiş yüzlerce yıllık gerilimi saniyeler içinde boşalttı. Uluslararası sismoloji kurumları tarafından revize edilen ve bilimsel olarak kabul gören büyüklükler Mw 7.7 ve Mw 7.6'dır. Bu değerler, Türkiye'nin enstrümantal dönemde kaydedilen en büyük deprem çifti olduğunu gösteriyor."

📄 Detaylı Teknik Açıklama:

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen deprem dizisi, ilk saatlerde farklı sismik ağlar tarafından farklı magnitüd değerleriyle raporlanmıştır. İlk ana şok için AFAD Mw 7.7, USGS Mw 7.8, EMSC Mw 7.9 değerleri yayımlamıştır. Deprem sonrası detaylı analiz çalışmaları, InSAR verileri, GPS kayıtları ve dalga formu inversiyonu yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

Uluslararası sismoloji topluluğu tarafından kabul edilen kesin büyüklükler: İlk ana şok (01:17 UTC) Mw 7.7, İkinci ana şok (10:24 UTC) Mw 7.6 (Barbot et al., 2023; Jia et al., 2023).

Moment magnitüd (Mw), deprem kaynak parametrelerini fiziksel olarak en doğru temsil eden ölçektir ve Mw = (2/3) × log₁₀(M₀) - 10.7 formülü ile hesaplanır. İlk ana şok için hesaplanan sismik moment yaklaşık 3.0×10²⁰ Nm, ikinci ana şok için 1.8×10²⁰ Nm'dir. Bu değerler, birinci depremin yaklaşık 300 km uzunluğunda, 20 km genişliğinde bir fay alanında ortalama 5-6 metre kayma yarattığını göstermektedir.

Referanslar:
Barbot, S., et al. (2023). Slip distribution of the February 6, 2023 Mw 7.8 and Mw 7.6 Kahramanmaraş earthquakes. Seismica, 2(3).
Jia, Z., et al. (2023). The complex dynamics of the 2023 Kahramanmaraş earthquake doublet. Science, 381(6661), 985-990.

🎙️ Soru 3: Yeni görüntüler depremin boyutunu nasıl gösteriyor?

📺 TV Cevabı (30 saniye):
"Uydu görüntüleri ve arazi çalışmaları, fayın 350 kilometreden fazla bir mesafede aynı anda kırıldığını doğruladı. Yüzey kırıkları ve 7 metreye varan yer değiştirmeler, depremin neden bu kadar geniş bir alana yayıldığını net olarak gösteriyor. Bu büyüklükteki bir kırılma, Türkiye tarihinde benzeri görülmemiş bir olay."

📄 Detaylı Teknik Açıklama:

Sentinel-1, ALOS-2 ve COSMO-SkyMed uydu sistemlerinden toplanan InSAR verileri, kırılmanın uzamsal boyutunu santimetre hassasiyetinde haritalandırmıştır. İlk ana şok (Mw 7.7) için InSAR analizleri, Doğu Anadolu Fay Zonu'nun Narlı ve Pazarcık segmentleri boyunca yaklaşık 300 km uzunluğunda sol yanal doğrultu atımlı kırılma olduğunu göstermiştir.

Maksimum yatay yer değiştirme, Nurdağı yakınlarında 7.2 metre olarak ölçülmüştür. İkinci ana şok (Mw 7.6) ise, Sürgü Fay Zonu üzerinde yaklaşık 150 km uzunluğunda kırılma yaratmıştır. İki kırılma birlikte düşünüldüğünde, toplam kırılma uzunluğu 350-400 km'ye ulaşmaktadır (Reitman et al., 2023).

Arazi çalışmaları, InSAR bulgularını doğrulamıştır. AFAD, MTA ve üniversitelerin ortak arazi ekipleri, fay boyunca yüzlerce noktada yüzey kırığı gözlemlemiş ve ofset ölçümleri yapmıştır. Kırılma süresi, birinci deprem için yaklaşık 70-80 saniye olarak hesaplanmıştır.

Referanslar:
Duman, T. Y., & Emre, Ö. (2023). Surface rupture characteristics of the 6 February 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Turkish Journal of Earth Sciences, 32(4), 1-24.
Reitman, N. G., et al. (2023). Preliminary fault rupture mapping of the 2023 M7.8 and M7.5 Türkiye earthquakes. USGS Open-File Report, 2023-1034.

🎙️ Soru 4: Türkiye'de hangi bölgelerde zemin daha riskli?

📺 TV Cevabı (30 saniye):
"Alüvyon ovalar, dolgu alanlar ve yumuşak zeminler deprem dalgalarını büyütür. İstanbul, Hatay, Adana, Bursa, İzmir ve Erzincan'ın bazı bölgeleri bu nedenle daha risklidir. Özellikle eski nehir yatakları, göl dolguları ve kıyı dolgu alanları sıvılaşma riski taşır. Sert kayalık zeminler ise dalgaları sönümler."

📄 Detaylı Teknik Açıklama:

Zemin koşulları, deprem dalgalarının yüzeydeki amplitüdünü önemli ölçüde etkiler. Gevşek alüvyon ve siltli zeminler, sert kayalara göre 3-5 kat daha yüksek yer hareketi yaratabilir (Borcherdt, 1994). Türkiye'de zemin riski yüksek bölgeler şunlardır:

İstanbul: Avcılar, Küçükçekmece ve Maltepe kıyı dolgu alanları ZD-ZE sınıfı yumuşak zeminlere sahiptir. Büyükçekmece ve Küçükçekmece göl havzalarının kenarındaki yerleşimler sıvılaşma riski altındadır.

Hatay-Adana: Amik Ovası ve Çukurova alüvyon dolgularla kaplıdır. VS30 değerleri 180-250 m/s aralığındadır (ZD sınıfı). 6 Şubat depremlerinde bu bölgelerde hasar amplifikasyonu gözlenmiştir.

Bursa: Bursa Ovası alüvyon zemin, özellikle Nilüfer ilçesi ve Gemlik körfezi dolgu alanları risklidir.

İzmir: Körfez kıyı dolguları, Karşıyaka ve Bostanlı bölgeleri yumuşak zemin üzerindedir.

Erzincan: Erzincan Ovası alüvyon dolgu, 1939 ve 1992 depremlerinde geniş hasarın nedeni olmuştur.

Referanslar:
Borcherdt, R. D. (1994). Estimates of site-dependent response spectra for design. Earthquake Spectra, 10(4), 617-653.
NEHRP. (2015). NEHRP recommended seismic provisions. Washington, DC: Building Seismic Safety Council.

🎙️ Soru 5: Marmara'da deprem bekleniyor mu?

📺 TV Cevabı (30 saniye):
"Evet, Marmara'da gerilme birikimi büyük bir deprem olasılığını güçlendiriyor. Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun kırılmamış segmentleri var ve olası büyüklük 7.2–7.6 aralığında değerlendiriliyor. Son büyük deprem 1766'da oldu, yani 258 yıldır bekleniyor. İstanbul için bu, yüzyılın en büyük afet riski."

📄 Detaylı Teknik Açıklama:

Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ), Anadolu levhasının Avrasya levhasına göre batıya hareketinin ana sınırıdır. Fay, yılda yaklaşık 20-25 mm sağ yanal doğrultu atımlı hareket yapmaktadır (Reilinger et al., 2006). 20. yüzyılda KAFZ üzerinde doğudan batıya ilerleyen bir deprem dizisi gerçekleşmiştir: 1939 Erzincan (Mw 7.7), 1942 Niksar-Erbaa (Mw 7.0), 1943 Tosya (Mw 7.3), 1944 Bolu-Gerede (Mw 7.3), 1957 Abant (Mw 7.0), 1967 Mudurnu (Mw 7.1), 1999 İzmit (Mw 7.4) ve 1999 Düzce (Mw 7.2).

Bu dizide Marmara segmenti kırılmamıştır. Paleosismolojik çalışmalar, bu segmentin son büyük depreminin 1766 yılında olduğunu göstermektedir (Ambraseys & Finkel, 2006). O tarihten bu yana 258 yıl geçmiş ve yaklaşık 5-6.5 metre kayma açığı birikmiştir. Bu açık, Mw 7.2-7.6 aralığında bir deprem potansiyeline karşılık gelmektedir.

Olasılık hesaplamaları, önümüzdeki 30 yıl içinde Marmara'da Mw ≥ 7.0 deprem olasılığını %60-70 aralığında tahmin etmektedir (Parsons et al., 2000; Murru et al., 2016).

Referanslar:
Ambraseys, N., & Finkel, C. (2006). The seismicity of Turkey and adjacent areas 1500-1800. Istanbul: Eren Yayıncılık.
Murru, M., et al. (2016). M ≥ 7 earthquake rupture forecast for the Marmara Sea. Geophysical Journal International, 206(1), 353-366.
Parsons, T., et al. (2000). Heightened odds of large earthquakes near Istanbul. Science, 288(5466), 661-665.
Reilinger, R., et al. (2006). GPS constraints on continental deformation in the Africa-Arabia-Eurasia zone. Geophysical Journal International, 167(3), 1095-1104.

🎙️ Soru 6: Zemin türü depremi nasıl büyütür veya azaltır?

📺 TV Cevabı (30 saniye):
"Yumuşak zeminler deprem dalgalarını büyütür ve sarsıntı süresini uzatır. Kaya zeminler ise dalgayı sönümleyerek daha düşük ivme üretir. Örneğin, alüvyon zeminde PGA 0.40g iken, aynı depremde kaya zeminde 0.15g olabilir. Bu fark, hasar arasındaki farkı belirler."

📄 Detaylı Teknik Açıklama:

Zemin amplifikasyonu, sismik dalgaların yumuşak zemin tabakalarından geçerken hızlarının azalması ve amplitüdlerinin artması olgusudur. Bu etki, kayma dalgası hızı (Vs) ve zemin kalınlığı ile ilişkilidir. Temel fiziksel ilke, enerji korunumudur: dalga yavaşladıkça, enerjiyi korumak için amplitüdü artar.

VS30 (30 metre derinliğe kadar ortalama kayma dalgası hızı) zemin sınıflandırmasında kullanılır:

  • ZA (Vs > 1500 m/s): Sert kaya, amplifikasyon faktörü ~1.0
  • ZB (760-1500 m/s): Kaya, amplifikasyon faktörü ~1.2
  • ZC (360-760 m/s): Çok sıkı kum-kil, amplifikasyon faktörü ~1.5-2.0
  • ZD (180-360 m/s): Orta sıkılıkta zemin, amplifikasyon faktörü ~2.5-3.5
  • ZE (Vs < 180 m/s): Yumuşak zemin, amplifikasyon faktörü >4.0

1999 İzmit depreminde, Avcılar'da (yumuşak zemin) PGA 0.40g iken, Göztepe'de (kaya) 0.12g kaydedilmiştir (Erdik, 2001). Bu fark, hasarın dağılımını doğrudan etkilemiştir.

Referanslar:
Borcherdt, R. D. (1994). Estimates of site-dependent response spectra. Earthquake Spectra, 10(4), 617-653.
Erdik, M. (2001). Report on 1999 Kocaeli and Düzce earthquakes. Structural Control and Health Monitoring, 7, 65-84.

🎙️ Soru 7: Yeterince ders çıkarıldı mı, Türkiye hazır mı?

📺 TV Cevabı (30 saniye):
"Bazı adımlar atıldı ama bütüncül bir dirençlilik politikası hâlâ tamamlanmış değil. Yapı stoku yenileme ve denetim kapasitesi açısından ciddi eksikler sürüyor. Özellikle mikro-bölgeleme, erken uyarı sistemleri ve toplumsal eğitim konularında hızlanma gerekiyor. Risk azaltma, sadece yönetmelik değil; uygulama ve denetimdir."

📄 Detaylı Teknik Açıklama:

6 Şubat sonrası atılan adımlar: (1) TBDY-2018 güncellemesi, (2) DASK kapsamı genişletmesi, (3) Kentsel dönüşüm hızlandırma çabaları, (4) AFAD örgütlenmesinin güçlendirilmesi. Ancak bu adımlar yeterli değildir.

Devam eden eksiklikler:

  • Mikro-bölgeleme: Türkiye'de 81 ilden yalnızca 8-10'u için detaylı mikro-bölgeleme haritası mevcuttur.
  • Yapı stoku: 6.5 milyon riskli yapının güçlendirilmesi mevcut hızla 30+ yıl sürecektir.
  • Denetim: Yapı denetim sisteminde ciddi boşluklar ve yolsuzluk olguları devam etmektedir.
  • Erken uyarı: İDEAS sistemi yalnızca İstanbul için tam kapasitededir; diğer iller için yaygınlaştırma yavaştır.
  • Toplumsal eğitim: Okullarda düzenli deprem tatbikatları yaygın değildir.

Japonya ve Şili gibi deprem kültürü gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye halen "reaktif" (deprem sonrası tepki) aşamasındadır; "proaktif" (deprem öncesi hazırlık) seviyesine geçiş için kapsamlı bir ulusal strateji gerekmektedir.

Referanslar:
Erdik, M., & Durukal, E. (2024). Lessons from the 2023 Kahramanmaraş earthquake sequence. Earthquake Spectra, 40(1), 52-78.

🎙️ Soru 8: Depreme dirençli şehirler nasıl inşa edilmeli?

📺 TV Cevabı (30 saniye):
"Bilimsel mikro-bölgeleme, sağlam yapı stoku, şeffaf denetim ve güçlü altyapı birlikte planlanmalı. Dirençli şehir, sadece bina değil; ulaşım, enerji ve toplum bütünüdür. Japonya modeli: yeraltı altyapısı depreme dayanıklı, acil müdahale kapasitesi yüksek, halk eğitimli. Türkiye bunu yapabilir, ama siyasi irade ve kaynak tahsisi şart."

📄 Detaylı Teknik Açıklama:

Depreme dirençli şehirlerin temel ilkeleri (UNDRR, 2017; Bruneau et al., 2003):

1. Bilimsel Zemin ve Fay Haritalama: Her kentsel alan için 1:5000 ölçekli mikro-bölgeleme haritası üretilmelidir. Bu harita, zemin sınıfları, sıvılaşma potansiyeli, aktif fayların konumu ve tasarım spektrumlarını içermelidir.

2. Depreme Dayanıklı Yapı Stoku: Yeni binalar TBDY-2018 standardına %100 uyumlu olmalı, mevcut binalar için sistematik güçlendirme programı uygulanmalıdır. Kritik yapılar (hastaneler, okullar, itfaiye istasyonları) "önem katsayısı I=1.5" ile tasarlanmalıdır.

3. Altyapı Dirençliliği: Su, elektrik, gaz ve haberleşme altyapısı depreme dayanıklı olmalıdır. Japonya'da doğalgaz hatları otomatik kapanma sistemleri, su hatları esnek bağlantılar ile donatılmıştır.

4. Acil Müdahale Kapasitesi: Her mahalle için toplanma alanları, geçici barınma alanları ve lojistik merkezleri önceden belirlenmelidir. Düzenli tatbikatlar (yılda en az 2 kez) yapılmalıdır.

5. Toplumsal Eğitim ve Farkındalık: Deprem eğitimi okul müfredatına entegre edilmelidir. Her aile için "72 saatlik acil durum çantası" zorunlu hale getirilmelidir.

6. Şeffaf Denetim ve Hesap Verebilirlik: Yapı denetim raporları kamuya açık olmalı, denetim şirketleri bağımsız dış denetimden geçmelidir.

Referanslar:
Bruneau, M., et al. (2003). A framework to quantitatively assess and enhance the seismic resilience of communities. Earthquake Spectra, 19(4), 733-752.
UNDRR. (2017). Sendai Framework for Disaster Risk Reduction 2015-2030. Geneva: United Nations.

📌 Önemli Not: Bu TV soru-cevap bölümü, halkı bilgilendirme ve farkındalık artırma amaçlıdır. Her cevap, bilimsel doğruluğu koruyarak anlaşılır dille sunulmuştur. Detaylı teknik açıklamalar, akademik ve profesyonel okuyucular için ek bağlam sağlamaktadır.

© 2024-2026 SeismoReport • Prof. Dr. Ali Osman Öncel

Bu rapor, bilimsel veriler ve güncel sismolojik analizlere dayanmaktadır. Sürekli güncellenmesi önerilir.

📹 İlgili Video Analizi: Kayseri Sismik Durumu

Veri Kaynakları: EMSC, AFAD, KOERI • Son Güncelleme: 4 Şubat 2026

Comments

Popular posts from this blog