🌍 1894 İstanbul Depremi ve Osmanlı’da Modern Sismolojinin Doğuşu

Osmanlı'dan Türkiye'ye Deprem Bilimi – 1894 Depremi ve Rasathane-i Âmire

Osmanlı'dan Türkiye'ye Deprem Bilimi

Prof. Dr. Ali Osman Öncel • İstanbul Üniversitesi–Cerrahpaşa
Ana Bulgular: 10 Temmuz 1894 tarihinde Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Çınarcık segmentinde meydana gelen Mw ≈ 7.0 büyüklüğündeki deprem, Osmanlı başkenti İstanbul'da 1.349 can kaybına ve ~1.5 m yüksekliğinde tsunami dalgalarına yol açmıştır. Sultan II. Abdülhamid'in bilimsel yaklaşımı, Demetrios Eginitis'in jeofizik raporunu (Ağustos 1894), iki Agamennone tipi sismografın ithalini ve Giuseppe Agamennone'nin Maçka'da kurduğu Zelzele Servisi'ni (1895–1896) beraberinde getirerek Osmanlı İmparatorluğu'nda enstrümantal sismolojinin kurumsallaşmasını başlatmıştır. Bu süreç, geç Osmanlı döneminde bilimsel modernleşmenin paradigmatik bir örneğini teşkil etmektedir.

10 Temmuz 1894 öğleden sonra saat 12:24'te Marmara Denizi'nde, özellikle Çınarcık havzası ve Adalar segmentinde meydana gelen Mw ≈ 7.0 büyüklüğündeki deprem, Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun (KAFZ) denizaltı kolunun yırtılmasıyla gerçekleşmiştir. Deprem, İstanbul ve çevresinde yıkıcı hasara neden olmuş, resmi kayıtlara göre 1.349 kişi hayatını kaybetmiş, ancak sansür nedeniyle gerçek can kaybının çok daha yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Kıyı yerleşimlerini etkileyen tsunami dalgaları (~1.5 m), özellikle Avcılar-Kartal arasındaki kıyı kesiminde gözlemlenmiştir. Bu felâket, 1766 yılından bu yana İstanbul'u etkileyen en şiddetli sismik olay olarak tarihî kayıtlara geçmiş ve Osmanlı bilim politikalarında dönüm noktası oluşturmuştur.

Sultan II. Abdülhamid, depremin ardından pozitivist bilim yaklaşımını benimseyerek dönemin önde gelen sismologlarından Atina Rasathanesi Müdürü Prof. Demetrios Eginitis'i İstanbul'a davet etmiştir. Eginitis tarafından hazırlanan ve Ağustos 1894'te Padişah'a sunulan bilimsel rapor, depremin tektonik kökenini modern jeofizik perspektiften ele almış, geleneksel meteorolojik veya teolojik açıklamaları reddederek fay mekanizması hipotezini sistematik olarak savunmuştur. Bu rapor, Osmanlı İmparatorluğu'nda deprem biliminin epistemolojik dönüşümünde kritik rol oynamıştır ve Batılı bilimsel yöntemlerin yerelde kurumsallaşması için zemin hazırlamıştır.

Eginitis raporunun ardından İtalya'dan iki adet Agamennone tipi mikro-sismometre temin edilmiş; birinci cihaz Rasathane-i Âmire'ye (İstanbul Rasathanesi), ikincisi ise Yıldız Sarayı'na yerleştirilmiştir. 1895 yılında İtalyan jeofizikçi Giuseppe Agamennone bizzat İstanbul'a gelerek Maçka semtinde bir deprem gözlem istasyonu kurmuş ve 1895–1896 yılları arasında Osmanlı topraklarında kaydedilen ilk sistematik deprem bültenlerini (Bulletin Météorologique et Séismique de l'Observatoire Impérial de Constantinople) yayımlamıştır. Bu bültenler, bölgesel sismisitenin bilimsel dokümantasyonu açısından Osmanlı bilim tarihinde öncü nitelik taşımakta ve enstrümantal dönemin başlangıcını simgelemektedir.

Bilim Politikası ve Küreselleşme Bağlamı: II. Abdülhamid döneminde deprem biliminin kurumsallaşması, Osmanlı modernleşmesinin bilim ve teknoloji alanındaki pragmatik yansımalarından biridir. 1894 depremi sonrası izlenen strateji—Avrupalı uzmanların davet edilmesi, enstrüman ithali, yerli gözlem ağının kurulması—dönemin küresel bilim transferi dinamiklerini yansıtmaktadır. Bu yaklaşım, 19. yüzyıl sonunda Osmanlı bilim politikasının uluslararası işbirliğine dayalı ve merkezi koordinasyonlu karakterini göstermektedir.
  • 10 Temmuz 1894, 12:24: Çınarcık-Adalar segmentinde Mw ≈ 7.0 büyüklüğünde deprem; İstanbul'da en az 1.349 ölüm, ~1.5 m tsunami dalgası; yaklaşık 21.000 yapıda hasar (şehir yapı stokunun ~1/7'si)
  • Ağustos 1894: Prof. Demetrios Eginitis'in tektonik jeofizik yaklaşımını benimseyen bilimsel raporunun Sultan II. Abdülhamid'e sunulması; fay mekanizması hipotezinin Osmanlı bilim literatürüne sistematik girişi
  • 1895: İtalya'dan iki Agamennone tipi mikro-sismometre ithali; Rasathane-i Âmire ve Yıldız Sarayı'na enstrümantal kurulum; modern sismolojik gözlem altyapısının oluşturulması
  • 1895–1896: Giuseppe Agamennone'nin Maçka'da Zelzele Servisi kurması ve Osmanlı'da ilk sistematik deprem bültenlerinin (Bulletin Météorologique et Séismique) aylık yayımlanması; enstrümantal dönemin başlangıcı
  • 1910: Rasathane-i Âmire'nin İcadiye (Kandilli) tepesine taşınması; sismoloji istasyonunun kalıcı kurumsal yapıya kavuşması ve şehir gürültüsünden uzak profesyonel gözlem imkanı

Bu kronolojik dizilim, Osmanlı İmparatorluğu'nda enstrümantal sismolojinin 1894 felaketi sonrasında nasıl kurumsal bir bilim disiplinine dönüştüğünü göstermektedir. Eginitis raporu ile başlayan süreç, sismograf ithalini, uluslararası uzman istihdamını, sistematik veri toplama altyapısının oluşturulmasını ve nihayet kalıcı rasathane yapılanmasını kapsayan çok aşamalı bir bilim politikası stratejisi olarak değerlendirilebilir. Bu süreç, aynı zamanda 19. yüzyıl sonunda küresel sismoloji ağının Osmanlı coğrafyasına entegrasyonunu da temsil etmektedir.

Dönem Epistemolojik Yaklaşım Kurumsal Yapı ve Ağ Veri Arşivi ve Teknik Altyapı
Geç Osmanlı
(1894–1918)
Pozitivist jeofizik paradigma; Avrupa merkezli bilim transferi ve uluslararası uzman istihdamı modeli Rasathane-i Âmire + Zelzele Servisi (Maçka); Eginitis-Agamennone eksenli uluslararası işbirliği; tekil istasyon yapısı 1894–1896 Agamennone bültenleri (Bulletin Météorologique et Séismique); mekanik Agamennone tipi sismometre kayıtları; manuel veri işleme
Erken Cumhuriyet
(1923–1938)
Ulusal afet yönetimi paradigması; sismolojinin ulusal güvenlik ve kalkınma politikalarına entegrasyonu; bilimin jeopolitikleşmesi Kandilli Rasathanesi'nin genişletilmesi ve modernizasyonu; Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanarak kurumsal dönüşüm; çok istasyonlu ağ yapısına geçiş 1930 sonrası modern deprem kataloğu sistemi; Galitzin tipi elektromagnetik sismograflara geçiş; standart rapor formatları ve uluslararası veri paylaşımı
1938 Dönem Sınırının Bilimsel ve Politik Gerekçeleri: 1938 yılı, Türkiye Cumhuriyeti'nde sismolojik araştırmaların kurumsallaşmasında kritik bir eşik oluşturmaktadır. Bu tarih, Kandilli Rasathanesi'nin uluslararası standartlara uygun çok istasyonlu modern bir gözlem ağına dönüştürülmesi, standart kataloglama sistemlerinin (ISC formatı) benimsenmesi ve Cumhuriyet döneminin ilk kapsamlı yapı deprem yönetmeliğinin (1940 Zelzele Nizamnamesi) hazırlık sürecinin başlatılmasıyla örtüşmektedir. Ayrıca, Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatı (10 Kasım 1938) ve ardından gelen siyasi geçiş dönemi, bilim politikalarında da yeni bir dönemin başlangıcını simgelemektedir. Teknolojik açıdan, bu dönem mekanik sismometrelerden elektromagnetik kayıt sistemlerine geçişin tamamlandığı ve teleseizmik (uzak deprem) gözlem kapasitesinin kazanıldığı bir dönüm noktasıdır. Bu nedenle 1938, Osmanlı'dan devralınan sismoloji mirasının Cumhuriyet ulusal bilim sistemine tam entegrasyonunun ve teknik modernizasyonunun tamamlandığı sembolik bir dönem sınırı olarak değerlendirilmektedir. Bu tarihten sonra Türkiye sismolojisi, Avrupa Akdeniz Sismolojik Merkezi (EMSZ) gibi uluslararası ağlara aktif katılımcı statüsüne kavuşmuştur.

Comments

Popular posts from this blog