🎂 Bir Gün Erken Gelen Pasta
Bir Gün Erken Gelen Pasta
Kişisel Gözlem · Bilimsel Perspektif · Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Bir Gün Erken Gelen Pasta
Bugün 10 Eylül. Benim doğduğum gün. Fakat bu yıl doğum günü pastam bana bir gün erken geldi.
Dün akşam yeni başlayan tarihi diziye dalmıştım ki televizyon birden kapandı. Ekran kararır kararmaz YouTube açıldı; içimden "kim, neden yaptı bunu" diye geçirdim, tam da dizinin heyecanlı bir yerindeydik. Sonra ekrana baktım: "İyi Ki Doğdun Ali Osman." "Allah Allah," dedim kendi kendime, "doğum günümü mü karıştırdılar acaba?" Cümleyi daha tam kuramadan evin ışıkları söndü.
Karanlıkta bir pasta ışığı belirdi; ailem elinde mumlu pastayla içeri giriyordu. "Doğum günün yarındı," dediler, "ama yarın işin çoktu, bu yüzden bugün aradan çıkarmak istedik." Doğum günü müziği odayı doldururken, o akşam onların bana özel bir gün yaşattığını hissettim. Pastayı dilimledik. Kesmeden önce, üstüm akşam kıyafetiyle fotoğrafa pek uygun değildi ama "hatıra olsun" dediler ve resmimi çektiler.
"Ne olursa olsun olur ya," dedim şakayla, "son doğum yaşımı görmüş de olabilirim." Kızım hemen atıldı: "Allah korusun!"
Pastasız Bir Çocukluk
O anda aklım kendi çocukluğuma gitti. Annem de babam da kendi doğdukları günü bilmezlerdi. O zamanlar bir pasta almak, onların ailesi için kolay bir şey değildi; doğum günü, hatırlanacak bir tarih bile değildi. Belki de yetiştikleri dönemde insanların doğduğu günün pek bir önemi yoktu.
Doğum günü kutlanmayan bir aileden gelip, doğum gününü benden önce düşünen bir aileye evrildiğimi o akşam fark ettim. Hepimiz bir gün doğuyoruz — benim doğduğum yer İstanbul'un Fatih ilçesindeki Süleymaniye Doğumevi. Ama nerede doğduğumuzdan çok, kimlerin bizi hatırladığı belirliyor bir doğum gününün anlamını.
İlginçtir, kendi doğum gününü bile bilmeyen babamın askerlik arkadaşı — birbirlerine hâlâ "tertibim" dedikleri eski bir dostu — bugün benim doğum günümü hiç aksatmadan kutluyor. Belki de bir kuşağın unuttuğunu, bir başkası başka bir bağla hatırlıyor.
Geriye Kalan Günler
İnşallah Allah ömür verirse, nice doğum günlerini birlikte kutlarız. Ama içimde hâlâ yerine getiremediğim bir hayal var: annem için de babam için de bir doğum günü pastası almak. Ne var ki o nesil, maalesef, doğum gününü kendisi bile hatırlamıyor artık.
Yaş ilerledikçe insan, önündeki günlerin arkada bıraktıklarından az olduğunu daha çok hissediyor — ve bu, korkudan çok, elde kalan zamanı kıymetli tutma isteği doğuruyor bende. Bu bilinçle, kulluk bilinci içinde, kula kulluk etmeden, kul hakkı yemeden, "insanların hayırlısı insanlara hayırlı olandır" ilkesiyle yaşamak kısmet olsun istiyorum. İnşallah çocuklarım da vatan, millet ve insanlık için güzel işler yapma azminde yaşar, benim bıraktığım bayrağı taşırlar.
İnsan yaş aldıkça doğum gününün, doğduğu günü kutlamaktan çok, hayatında kimlerin iz bıraktığını hatırlama günü olduğunu daha iyi anlıyor. Belki de hayatın kendisi de bize bazı şeyleri, tıpkı dün akşamki pasta gibi, bir gün erken hatırlatıyor.
Beni Hatırlayanlardan Biri
Bugün gelen doğum günü mesajları arasında beni ayrıca düşündüren bir mesaj daha vardı. Yıllar önce bir panelde birlikte panelist olduğumuz bir dostum, o günden bu yana her doğum günümde beni hatırlayanlardan biri oldu.
Belki yıllardır yüz yüze görüşmedik. Hayat bizi farklı yerlere götürdü. Fakat her yıl, doğum günüm geldiğinde -çoğunlukla ilk kutlayan da o olarak- uzun ve içten bir mesajla kendisini hatırlatıyor.
Bir insanın hayatınızdaki yerini bazen ne kadar sık görüştüğünüz değil, sizi ne zaman hatırladığı gösteriyor. Bu yıl da yazdığı güzel dilekler için kendisine ayrıca teşekkür ederim; beni yıllardır hatırlaması, mesajın içindeki güzel sözlerden daha değerli.
Sadece bir kez yüz yüze görüştüğüm ama beni "aziz dost" diye anan biri bile var. Demek ki bir insanın kalbindeki yer, geçirilen zamanla değil, bırakılan izle ölçülüyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse, ben onun doğum gününü hiç kutlamadım — doğum günlerini sosyal medyadan takip etmekte hep zorlanırım. Bunu fark edince kendimi ona biraz borçlu hissettim.
Bu yıl bir ilki daha yaşadım: çalıştığım üniversitenin rektöründen bir doğum günü mesajı geldi. Belki bu da artık alışveriş yaptığımız mağazaların, müşterisi olduğumuz bankaların yaptığı gibi otomatik bir sistemden gönderiliyordur. Yine de kariyerimde ilk kez böyle bir mesaj almak, bu yıl için ayrı bir farkındalık oldu. Yurt dışından da hiç aksatmadan hatırlayanlar var — biri, 6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye ve Suriye'deki depremzedeler için bağış toplamış; bir başkası ise her yıl doğum günümü kutlarken kendi yılını da benimle paylaşıyor, nerede kaldığını, nereleri gezdiğini anlatarak aramızdaki mesafeyi birkaç cümleyle kapatıyor. Hangi ülkede, hangi dilde olursak olalım, hepimiz aynı topraktan — Âdem'in çocuklarıyız.
Belki de insanın geride bıraktığı en güzel şey, birilerinin takviminde hâlâ hatırlanan bir gününün olmasıdır.
Sizin doğum gününüzü, siz söylemeden önce hatırlayan biri var mı? Ya da siz, kimin doğum gününü ondan önce hatırlıyorsunuz?

