🌍 28 Şubat 1855 Bursa Depremi • Mw ~7.1 Tarihsel Sismik Analiz

28 Şubat 1855 Mw ~7.1 Bursa Depremi: Tarihi Makrosismik Analiz ve Sismolojik Sentez • Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Doğa ve Deprem BilimiAcademic Seismology Portal  ·  Prof. Dr. Ali Osman Öncel  ·  İstanbul Üniversitesi–Cerrahpaşa

🌍 28 Şubat 1855 Bursa Depremi (Mw ~7.1) TARİHİ YIKICI DEPREM

Makrosismik Yoğunluk Analizi & Çok Kataloglu Sismolojik Sentez

Tarih–Saat: 28 Şubat 1855 – 01:30 UTC (yerel ~03:30)  |  Episenter: 40.18°N, 29.07°E — Proussa (Bursa)  |  I₀: X MM

I₀ = X MM Mw 7.02–7.40 Yıkıcı Hasar KAFZ Güney Kolu 24 MDP · Ambraseys 2002 50 km Yarıçap Analizi

Rapor Türü: Tarihi Teknik Not — Çok Kataloglu Akademik Sentez (AHEAD/EPICAv1.1 · SHEEC · Papazachos · Soysal 1981 · Ambraseys 2002)

 Özet Video

Özet: Depremin episentri Proussa (Bursa) yakınında konumlanmakta olup maksimum makrosismik yoğunluk I₀ = X MM [I₀: epismerkez yoğunluğu; Modified Mercalli Intensity (MM) ölçeğine göre] olarak belirlenmiştir; kâgir yapıların büyük bölümü hasar görmüş ya da yıkılmıştır. Dört bağımsız katalogdan derlenen büyüklük tahminleri değerlendirildiğinde Mw [moment magnitüdü] medyan değeri 7.02 (±0.30) elde edilmiştir. Episenter konumları kataloglar arasında en fazla 14 km uzaklıkta kümeleşmektedir. Episenter merkezli 50 km yarıçap içinde 1143–1899 yılları arasına ait 20'den fazla tarihsel deprem belgelenmiştir. Bu yarıçap yerel fay dinamiklerini yansıtmak açısından elverişli olmakla birlikte, PSHA kapsamında SCI literatürünün önerdiği 100–300 km bölgesel ölçekle birlikte kullanılması gerekmektedir.
I. Temel Deprem Parametreleri ve Çok Kataloglu Karşılaştırma

Deprem Parametreleri: Dört Katalog Karşılaştırması

KatalogTarih-SaatEnlem (°N)Boylam (°E)BüyüklükIo / ImaxKaynak
SHEEC / Univ. Thessaloniki 20031855-02-28 01:3040.18329.067Mw 7.029–10AHEAD / EPICAv1.1
Papazachos & Papazachou, 20031855-02-28 01:3040.10029.000Mw 7.4010Macroseismic data
Soysal et al., 19811855-02-28 ~03:0040.20029.000Ms 6.809Tarihi katalog
Shebalin et al., 19741855-02-28 ~15:00 (yerel)40.20029.1009–10İsoseismal Atlas
Ambraseys (2002) — BSSA1855-02-28 02:3040.128.6Ms 7.19–10 (MSK)Macroseismik, SCI; Table 1 #43
İstatistiksel Sentez (dört katalog):
Büyüklük tahminleri: ortalama Mw 7.07, medyan Mw 7.02, standart sapma ±0.30. Kataloglar arasındaki episenter konumları haversine formülü ile hesaplandığında 3.4–14.0 km aralığında kümeleşmektedir. Medyan konuma dayalı önerilen birleşik episenter ~40.192°N, 29.034°E olup AHEAD/EPICAv1.1 veri tabanı episenter belirsizliğini ~20 km olarak bildirmektedir.

Ambraseys (2002) — SCI Kaynağından Doğrudan Veriler

The Seismic Activity of the Marmara Sea Region over the Last 2000 Years

Ambraseys, N. (2002). Bulletin of the Seismological Society of America, 92(1), 1–18.  |  Imperial College London  |  DOI: 10.1785/0120010033

Parametre Değer Kaynak (Tablo 1, #43)
Tarih – Saat28 Şubat 1855, 02:30 UTCTable 1, col. 2–3
Konum40.1°N, 28.6°E  (Location class 1 — kara)Table 1, col. 4–5
BüyüklükMs = 7.1  (±0.35; macroseismik)Table 1, col. 6; Eq. 1
Sismik MomentM₀ = 6.17 × 10²⁶ dyne·cmTable 1, col. 7
Yoğunluk / MDPI₀ = IX–X MSK  ·  24 MDP (çalışmanın en yüksek değerlerinden)Table 1, col. 8–9
Hasar sınıfıDestructive — extensive reconstruction (col. 5 = 3)Table 1
Zemin etkileriHeyelan / kaya düşmesi belgelenmiş (col. 9 = 2)Table 1
KAFZ güney kolu kayma hızı~0.3 cm/yıl (GPS uyumlu; Straub 1996)s. 17
Bölgesel 2000 yıl (Ms ≥ 6.8)54 olay — M₀kümülatif = 3.9 × 10²⁸ dyne·cmTable 2; s. 15

Ambraseys (2002), Marmara Denizi bölgesinin son 2000 yıllık sismik aktivitesini 54 adet Ms ≥ 6.8 depremi üzerinden değerlendirmiş; 1855 Bursa olayını 24 MDP ile çalışmanın en iyi belgelenmiş olayları arasında listelemiştir (Table 1, #43). KAFZ'nin güney kolu (Geyve–Bursa–Gönen), kuzey kola kıyasla düşük kayma hızına (~0.3 cm/yıl) karşın Geç Kuvaterner aktivite izleri taşımakta; bu durum 1855 fay segmentinde uzun dönemli gerilim birikimi hipotezini desteklemektedir. Ambraseys'in makroseismik büyüklük tahmini (Ms 7.1), aynı tarihsel veri tabanını kullanan Parsons (2000) ve Hubert‑Ferrari (2000) çalışmalarında önerilen MI = 7.0–7.5 ve MH = 7.4 aralıklarıyla tutarlıdır; bu durum mevcut çok‑kataloglu sentezde elde edilen Mw 7.02–7.40 aralığını desteklemektedir.

Şekil 3 (s. 5): Son 20 yüzyılın uzun dönem sismisite haritası — 1855 episentri #43 olarak işaretlidir.

Ambraseys (2002) Verisinin Mevcut Katalog Sentezi ile Karşılaştırılması:

Ambraseys'in bağımsız macroseismik yöntemi (Denklem 1; bölgesel kalibrasyon) ile hesaplanan Ms 7.1 değeri, AHEAD/EPICAv1.1 veri tabanındaki Mw 7.02 medyan değeriyle yüksek tutarlılık sergilemektedir. Episenter konumu (40.1°N, 28.6°E) ise diğer katalogların küme merkezinden (~40.192°N, 29.034°E) yatay olarak ~37 km uzaklıkta yer almakta; bu fark, Marmara Havzası'nın güney kolu boyunca uzanan fay segmentlerinin geniş etki alanını ve macroseismik lokasyon belirsizliğini yansıtmaktadır. Öte yandan 24 MDP — çalışmanın tarihsel depremler içindeki en yüksek değerlerinden biri — bu olayın belgeleme kalitesini ve bölgesel etki alanının genişliğini somut olarak ortaya koymaktadır.
II. Bölgesel Tarihsel Sismisite: 50 km Yarıçap Analizi

AHEAD veri tabanı ve ilgili makrosismik kaynaklar esas alınarak, 1855 depremi episentri (40.183°N, 29.067°E) merkezli 50 km yarıçap içinde 1143–1899 yılları arasına ait 20'den fazla tarihsel deprem derlenmiştir. Bu alansal sınır, Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun (KAFZ) güney koluna ait yerel fay segmentlerini kapsayacak biçimde belirlenmiş olup bölgedeki uzun dönemli sismik döngülerin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır.

Marmara Denizi Bölgesi Son 20 Yüzyıl Sismik Aktivitesi — Ambraseys (2002) Fig. 3

Şekil: Marmara Denizi Bölgesi'nin Son 20 Yüzyıllık Uzun Dönem Sismik Aktivitesi — Yeşil ok, 1855 Bursa depreminin episenter konumunu (#43) işaret etmektedir. Büyük dolu daireler Ms ≥ 7.0 olayları; küçük dolu daireler 6.0 ≤ Ms < 7.0 olayları; açık daireler 20. yüzyıl enstrümantal katalog olaylarını göstermektedir. Kaynak: Ambraseys, N. (2002). The seismic activity of the Marmara Sea region over the last 2000 years. Bulletin of the Seismological Society of America, 92(1), 1–18. https://doi.org/10.1785/0120010033 — Fig. 3 (s. 5).

1855 Bursa Depremi Makrosismik Yoğunluk Haritası — AHEAD/EPICAv1.1
★ 1855 Mw 7.1
Şekil: 28 Şubat 1855 Bursa Depremi — Makrosismik Yoğunluk Dağılım Haritası. işareti episenter konumunu (~40.18°N, 29.07°E) göstermektedir. Haritadaki renk skalası makrosismik yoğunluk değerlerini (Int. 2–11) temsil etmekte; açık/boş semboller yoğunluk verisi belirsiz MDP noktalarını simgelemektedir. Kaynak: AHEAD — Archive of Historical Earthquake Data, EPICAv1.1 (emidius.eu/AHEAD).

50 km Yarıçap İçindeki Seçilmiş Tarihsel Depremler (1143–1899)

Tablo 1. Bursa ve çevresi (R = 50 km) tarihsel deprem kataloğu (1143–1899). Çok-kataloglu sentez: AHEAD/EPICAv1.1, Ambraseys (2002), Papazachos & Papazachou (2003), Soysal vd. (1981). 28 Şubat 1855 olayı tablodaki en yüksek Mw ve Io değerine sahip ana şoktur. Gardner & Knopoff (1974) declustering kriterleri uygulandığında, 1855 sonrası bazı olaylar artçı olarak yeniden sınıflandırılabilir; 1855 öncesi bazı olaylar ise olası öncü niteliği taşıyabilir (bkz. tablo altı notlar). NMDP: makroseismik veri noktası sayısı; Io: maksimum makroseismik yoğunluk (MM); Mw: çok-kataloglu sentez moment büyüklüğü; "–": veri yok.

Aşağıdaki interaktif harita, tablodaki tarihsel depremlerin episenter konumlarını göstermektedir. Her daire büyüklükle orantılıdır; kırmızı yıldız 1855 ana şokunu, turuncu daireler diğer tarihsel depremleri simgeler. Üzerine tıklayarak detayları görebilirsiniz.

Şekil 5 — 50 km yarıçap içindeki tarihsel episenterler (Leaflet/OpenStreetMap). Daire boyutu Mw ile orantılıdır. Kaynak: AHEAD/EPICAv1.1 + bu çalışma.
YılAy-GünSaatBölgeNMDPEnlemBoylamIoMwNot
114311-26Bursa140.18329.0677–86.07
140001Bursa140.18329.0678–96.42
141903-15Bursa140.18329.06796.65
179408-05Proussa540.20629.65976.08
185004-1923Ulubat640.09828.77886.72⚑ Olası öncü
★ 185502-2801:30Proussa640.18329.0679–107.03🔴 ANA ŞOK
185504-11Proussa140.18329.06796.65↩ Güçlü artçı adayı
186006-07Proussa140.18329.06786.23↩ Gecikmeli artçı?
186311-06Umurbey540.37329.07486.28Artçı / bağımsız?
189905Bursa40.20029.100
Tablo 1 Notları:
NMDP — Makroseismik veri noktası sayısı (Ambraseys 2002; Guidoboni & Comastri 2005 kriterleri).
Io — Maksimum makroseismik yoğunluk, Modified Mercalli (MM) / MSK ölçeği.
Mw — Çok-kataloglu sentezden elde edilen moment büyüklüğü; tek katalog değerleri 0.3–0.5 birim farklılık gösterebilir.
"–" — İlgili parametre için güvenilir veri bulunmamaktadır.
⚑ Olası öncü — Gardner & Knopoff (1974) zaman–mesafe penceresine göre 1855 ana şoku ile ilişkili olma olasılığı taşır; kesin değildir.
↩ Artçı adayı — 1855 kırılmasının tetiklediği Coulomb gerilme aktarımıyla uyumlu; ancak bağımsız olay olma ihtimali dışlanamaz.
Declustering notu — Gardner & Knopoff (1974) kriterleri uygulandığında 1855 sonrası bazı olaylar artçı olarak yeniden sınıflandırılabilir; bu sınıflandırma olasılık temelli olup tekrarlanma aralığı hesaplamalarında dikkate alınmalıdır.

Tablo 2 — Genişletilmiş Bölgesel Katalog: R = 100 km, Mw ≥ 6.0 Seçilmiş Olaylar (1010–1899)

Tablo 2. 1855 Bursa Depremi episentri (40.183°N, 29.067°E) merkezli R = 100 km yarıçap içinde kalan ve Mw ≥ 6.0 olan tarihsel depremler (katalogda Mw değeri mevcut olanlar). Kaynak: Ambraseys (2002) Tablo 1; aynı çok-kataloglu sentez. Mesafe (d): Haversine formülü ile hesaplanmıştır. Bu tablo, 50–100 km bandındaki bölgesel sismik arka planı göstermekte olup KAFZ kuzey kolu (İstanbul–Marmara), İzmit segmenti ve İznik–Gemlik güney kolu kaynaklarını karşılaştırmalı biçimde sunar. Tablo 1 ile birlikte değerlendirilmesi önerilir.

Tarih Episantr Bölgesi NMDP Io (MM) Mw d (km) Segment / Not
1065 İznik 1 9 6.73 63 İznik segmenti; güney kol önemli olayı
1231-03-11 İstanbul 2 6.81 70 Marmara kuzey kolu
1509-09-10 İstanbul 12 10 7.15 96 ★ "Küçük Kıyamet" — Marmara kuzey kolu; bölgenin en iyi belgelenmiş tarihsel olaylarından biri
1719-05-25 İzmit 13 9–10 6.75 86 İzmit–Sapanca segmenti; 13 MDP ile iyi belgelenmiş
1766-05-22 İstanbul 13 8 6.76 80 Marmara orta havza; 13 MDP
1794-08-05 Proussa (Bursa) 5 7 6.08 50 Güney kol doğu uzantısı; Tablo 1'e girmemiş (d = 50.3 km)
1851-04-21 Bursa 8 6.22 60 Güney kol batı uzantısı; 1855 öncesi bölgesel yükleme?
1894-07-10 Prinkipo Adaları (İst.) 6 8 6.71 85 İstanbul açığı — Çınarcık segmenti; 1999 İzmit'ten önce son büyük İstanbul depremi
1896-04-16 Emet çevresi 8 6.22 99 Güney Marmara–Kütahya bölgesi; R = 100 km sınırında
Tablo 2 notları:   Yalnızca Mw değeri katalogda kayıtlı olan ve Mw ≥ 6.0 olan olaylar dahil edilmiştir; eksik Mw'li olaylar ve Mw < 6.0 olaylar gösterilmemiştir (tam liste için Ambraseys 2002, Tablo 1).   d: haversine mesafesi, 1855 episentrine (40.183°N, 29.067°E).   İstanbul olaylarının büyük çoğunluğu katalogda yuvarlak koordinat (41.0°N, 29.0°E) ile temsil edilmektedir; gerçek episantr mesafeleri ±10–20 km düzeyinde belirsizlik taşıyabilir.   "–": veri yok.
Tablo 1 → Tablo 2 Geçişi: R = 100 km'nin Metodolojik Katkısı

Tablo 1 (R = 50 km), 1855 Bursa Depremi'ni kendi yerel fay çevresine yerleştirerek segment ölçekli döngüleri anlamak için ideal bir çerçeve sunar. Ancak Tablo 2, R = 100 km'ye genişletildiğinde farklı bir bölgesel tablo ortaya çıkar: kataloğa 1509 İstanbul (Mw 7.15, "Küçük Kıyamet"), 1719 İzmit (Mw 6.75), 1766 Marmara (Mw 6.76) ve 1894 İstanbul (Mw 6.71) gibi KAFZ kuzey kolunun kritik tarihsel kırılmaları girer. Bu olaylar, 1855 Bursa Depremi'nin yalnızca yerel bir KAFZ güney kolu olayı olmadığını; aksine Marmara havzasının tüm KAFZ segmentlerini kapsayan uzun dönemli sismik döngünün ayrılmaz bir parçası olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. PSHA bağlamında, R = 50 km ile R = 100 km seçimi arasındaki fark yalnızca katalog boyutunu değil, analizin hangi kaynak zonlarını "görebildiğini" köklü biçimde değiştirir: R = 50 km'de Mw ≥ 6.5 için ~4 bağımsız olay görünürken, R = 100 km'de bu sayı 3–4 katına çıkmaktadır. Bu metodolojik fark, Şeşetyan ve diğerleri (2019)'un Marmara için önerdiği bölgesel ölçek yaklaşımını doğrudan desteklemekte ve R seçiminin tehlike tahminini nasıl sistematik biçimde değiştirebileceğini somutlaştırmaktadır.

Tablo 1 Yorumu: Ana Şok Niteliği, Gardner–Knopoff Declustering ve Öncü–Artçı Analizi

Tablo 1 incelendiğinde, 28 Şubat 1855 olayının tablodaki en yüksek Mw (~7.03) ve en yüksek Io (9–10) değerine sahip olduğu; aynı zamanda 6 MDP ile diğer olayların büyük çoğunluğundan daha iyi belgelendiği görülmektedir. MDP sayısının yüksekliği, büyüklük tahmininin daha az belirsizlik içerdiğine işaret eder ve 1855'in bölgedeki ana şok niteliğini güçlü biçimde destekler. Gardner & Knopoff (1974) declustering yöntemi, her büyüklük değeri için belirlenmiş D (uzaklık) ve T (zaman) pencereleri kullanarak artçı ve öncüleri ana şok dizisinden ayırt eder. Bu kriterlere göre değerlendirildiğinde, 11 Nisan 1855 (Mw 6.65) olayı — 28 Şubat'tan yalnızca 42 gün sonra, episentere yakın bir konumda gerçekleşmesi nedeniyle — güçlü bir artçı adayıdır. 1860 olayı (Mw 6.23, ~5 yıl sonra) ise geniş T penceresi içinde "gecikmiş artçı" olarak değerlendirilebilir; ancak bu kadar uzun bir gecikme bağımsız bir olay olasılığını da dışlamaz. 1863 Umurbey (Mw 6.28) için segment konumuna bağlı olarak artçı–bağımsız ayrımı net yapılamamaktadır.

1855 öncesi olaylar değerlendirildiğinde, 1850 Ulubat depremi (Mw 6.72) hem zaman (~5 yıl) hem de uzaklık (~40 km) açısından Gardner–Knopoff ön şok kriterlerine yaklaşmaktadır ve olası bir öncü olarak değerlendirilebilir; bununla birlikte kesin bir öncü sınıflandırması yapmak mümkün değildir. 1794 Proussa olayı (Mw 6.08, 61 yıl önce) ise uzun dönemli segment kırılma davranışı açısından belgesel değer taşımakta, doğrudan öncü niteliği ise tartışmalıdır. Daha eski olaylar (1419, 1400, 1143) tekrarlanma aralığı analizinde temel veri noktaları olup 1855 ile öncü–artçı bağlantıları kurulamaz. Önemli bir metodolojik uyarı olarak belirtmek gerekir ki tarihsel kataloglardaki saat ve yer belirsizlikleri, Gardner–Knopoff pencerelerinin hassas uygulanmasını kısıtlamakta; bu nedenle tüm öncü–artçı sınıflandırmaları olasılık temelli yorumlar olarak kalmalıdır. Declustering sonrası elde edilecek "bağımsız olay" kataloğu tekrarlanma aralığı ve PSHA hesaplamalarında kullanılabilir; ancak bu işlem her büyüklük eşiği için ayrı ayrı uygulanmalıdır.

Tablo 3 — Bölgesel Katalog: R = 300 km, Mw ≥ 7.0 Olaylar ve Özet İstatistikler (1010–1899)

Tablo 3a — Özet İstatistikler. 1855 episentri (40.183°N, 29.067°E) merkezli farklı R değerleri için katalog boyutu karşılaştırması. Kaynak: Ambraseys (2002), Tablo 1. R = 300 km, Şeşetyan ve diğ. (2019) ve Baker (2013)'ın Marmara–Batı Anadolu bölgesi için önerdiği PSHA penceresiyle örtüşmektedir.

Yarıçap (R) Toplam olay Mw ≥ 6.0 Mw ≥ 6.5 Mw ≥ 7.0 Kapsanan Bölge
50 km 20 9 5 1 KAFZ güney kolu — Bursa–Gemlik–İznik yerel segmentleri
100 km 109 34 14 3 + KAFZ kuzey kolu, İzmit segmenti, İstanbul açığı
300 km ★ 297 ~120 49 14 + Batı Anadolu graben sistemi, Ege–Kuzey Ege, Trakya, Orta Anadolu batı ucu

Tablo 3b — R = 100–300 km Bandı: Mw ≥ 7.0 Seçilmiş Olaylar. Bu bandın PSHA açısından kritik katkısı, Mw ≥ 7.0 büyüklükteki bölgesel olayların devreye girmesidir. Yalnızca bu eşiğin üzerindeki olaylar gösterilmektedir; Mw ≥ 6.5 listesi için Ambraseys (2002) Tablo 1'e bakınız (35 olay).

Tarih Episantr Bölgesi NMDP Io (MM) Mw d (km) Bölge / Segment
1063-09-23 Marmara Denizi 5 7.15 159 Marmara batı havzası / Tekirdağ segmenti
1354-03-01 Marmara Denizi 5 10 7.06 192 Gelibolu yarımadası tetikleyen büyük Marmara olayı; Io = X
1659-02-17 Redestos (Tekirdağ) 6 7.10 164 Marmara batı kolu / Trakya segmenti
1672-02-14 Bozcaada 5 7.05 288 Kuzey Ege — Kuzey Anadolu Fayı Ege kolu
1737-03-06 Ezine (Çanakkale) 14 10 7.37 178 ★ Tablodaki en büyük olay; Çanakkale–Troad bölgesi; 14 MDP
1754-09-02 Geyve 8 9–10 6.89 103 KAFZ doğu kolu — Geyve segmenti; 1855'e en yakın büyük doğu kolu olayı
1766-08-05 Marmara Denizi 20 9–10 7.08 174 ★ Marmara'nın en iyi belgelenmiş tarihsel olaylarından (20 MDP); Tekirdağ–Orta Marmara
1898-01-29 Balıkesir 41 10 6.74 121 ★ Katalogdaki en yüksek NMDP (41); Güney Marmara–Balıkesir bölgesi
Tablo 3b notları:   Yalnızca Mw ≥ 7.0 olaylar gösterilmiştir; Mw ≥ 6.5 eşiği için Ambraseys (2002) Tablo 1 başvurunuz (R = 100–300 km bandında 35 olay).   Tablodaki en büyük olay: 1737 Ezine, Mw 7.37 (d = 178 km).   En iyi belgelenmiş olay: 1766 Marmara Denizi, NMDP = 20; 1898 Balıkesir, NMDP = 41.   Redestos = Tekirdağ (antik Rodostos); Proeconesos = Marmara Adası; Beylerbeyi = İstanbul Anadolu yakası.   "–": veri yok.
R = 50 → 100 → 300 km: Katalog Ölçeğinin PSHA'ya Katkısı

Tablo 1, 2 ve 3 birlikte okunduğunda, R seçiminin sismik tehlike analizini nasıl köklü biçimde değiştirdiği sayısal olarak somutlaşır: R = 50 km'de katalogda yalnızca 1 adet Mw ≥ 7.0 olay (1855 ana şoku kendisi) bulunurken, R = 100 km'de bu sayı 3'e, R = 300 km'de ise 14'e yükselir. Başka bir deyişle, R = 50 km seçimi KAFZ'nin Marmara üzerindeki en büyük tarihsel kırılmalarını — 1737 Ezine (Mw 7.37), 1766 Marmara (Mw 7.08), 1354 Marmara (Mw 7.06), 1659 Redestos (Mw 7.10) — analiz penceresinin dışında bırakmaktadır. Bu olaylar, büyük magnitüdlerin oluşturduğu sismik tehlikeye baskın katkı yapan kaynak zonlarıdır; zemin hareketi azalım ilişkileri (GMPE) açısından 150–300 km mesafedeki Mw ≥ 7.0 olaylar, 30–50 km mesafedeki Mw ~ 6.0 olaylarla kıyaslanabilir pik yer ivmesi (PGA) üretebilir. PSHA'nın bu bölgesel kaynaklardan gelen katkıyı yakalayabilmesi için R'nin en az 150–300 km olarak tanımlanması, Şeşetyan ve diğ. (2019) ve Baker (2013)'ın Marmara bölgesi için önerdiği metodolojik standartla tam olarak örtüşmektedir.

PSHA Bağlamında Katalog Arama Yarıçapının (R) Kritikliği

R'nin Tanımı ve Etki Alanıyla İlişkisi. PSHA çalışmalarında katalog arama yarıçapı R, bir sismik tehlike analizinin "görebildiği" coğrafi pencereyi belirleyen temel metodolojik parametredir. R yarıçaptır; buna karşılık analiz alanının gerçek yatay genişliği tam çap olan 2R'ye karşılık gelir. Dolayısıyla R = 50 km seçildiğinde 100 km çaplı, R = 150 km seçildiğinde ise 300 km çaplı bir etki alanı söz konusudur. Bu ayrım yalnızca terminolojik değil, pratik olarak da önem taşır: yanlış aktarılan bir R değeri, tehlike katkısının gerçek uzamsal boyutunu yarı yarıya küçümseyebilir.

R = 50 km'nin Uygunluğu ve Sınırlılığı. 1855 Bursa depremi özelinde R = 50 km, KAFZ güney koluna ait yerel fay segmentlerini ve 1855 sonrası artçı dizisini kapsayan tarihsel sismisitenin anlaşılması için makul bir başlangıç ölçeğidir. Bu yarıçap, segment ölçekli kırılma davranışını ve yerel tekrarlanma periyotlarını değerlendirmek açısından işlevseldir. Bununla birlikte R = 50 km, fiziksel sismik etki alanının çok altında kalmakta ve uzak kaynak bölgelerinin zemin hareketi katkısını sistematik biçimde dışarıda bırakmaktadır.
R Seçiminin Analiz Kapsamına Etkisi — AHEAD/EPICAv1.1 Katalog Verisi
R = 50 km
R=50 km — 1855 Bursa depremi PSHA katalog kapsamı

Yerel odak. Yalnızca KAFZ güney kolu segmentleri kapsam içinde. Marmara Havzası, İzmit ve Ege kaynakları dışarıda kalır.

R = 100 km
R=100 km — 1855 Bursa depremi PSHA katalog kapsamı

Bölgesel geçiş. İzmit körfezi, İznik gölü ve Marmara güneyini kapsar. Mw 5.5–6.5 orta olaylar analize girer.

R = 300 km
R=300 km — 1855 Bursa depremi PSHA katalog kapsamı

Tam PSHA ölçeği. Marmara'nın tamamı, Kuzey Ege, Ege adaları ve Doğu Trakya dahil. Şeşetyan vd. (2019) ile uyumlu.

Şekil: R = 50 / 100 / 300 km katalog arama yarıçapı seçimlerinin AHEAD/EPICAv1.1 tarihsel deprem kapsamına etkisi. Kırmızı kesikli çember: seçilen R; ⊠ işareti: 1855 ana şoku.


Neden 100–300 km Gereklidir? R = 100 km'ye çıkıldığında Mw 5.5–6.5 aralığındaki orta büyüklükteki depremler ve birden fazla fay segmentini ilgilendiren kaynak alanları analize dahil edilebilir hâle gelir. R = 150–300 km ölçeğinde ise Marmara Denizi'nin tamamı, İzmit–İznik hattı ve Kuzey Ege geçiş zonu gibi Mw 7+'yı aşma potansiyeli taşıyan bölgesel kaynak alanları PSHA kapsamına girer. Şeşetyan ve diğerleri (2019), Marmara bölgesi için 32–45°N / 23–48°E boyutlarında birkaç yüz kilometrelik bir pencere tercih etmiş; Baker (2013) ve Gupta (2013) de büyük magnitüdlü olaylar için 200–300 km katkı mesafesini standart uygulama olarak benimsemiştir.

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremi: Metodolojik Bir Ders. Doğu Anadolu Fayı üzerinde art arda gerçekleşen Mw 7.7 ve Mw 7.6 büyüklüğündeki depremler, merkez üssünden 300 km'yi aşan mesafelere kadar 11 ili etkilemiş ve yıkıcı zemin hareketleri üretmiştir. Bu gerçek, yetersiz R seçiminin operasyonel sonuçlarını açıkça ortaya koymaktadır: etkilenen illerin büyük çoğunluğu için hazırlanmış IRAP (İl Risk Azaltma Planı) raporlarındaki PSHA analizleri, yalnızca il sınırları içindeki sismik kaynakları ya da il merkezinde beklenen maksimum büyüklüğü esas almıştır. İl sınırı, idari bir kavramdır; fiziksel tehlike alanının sınırını temsil etmez. Bu yaklaşım, uzak kökenli ancak yüksek enerjili kaynaklardan gelecek tehlikeye karşı yapısal bir analitik körlük oluşturmaktadır. 6 Şubat 2023 deneyimi, IRAP metodolojisinde R'nin idari değil fiziksel etki alanına göre tanımlanması gerektiğini açık biçimde teyit etmiştir.

Sonuç. Bu çalışma kapsamında R = 50 km, 1855 Bursa depremi etrafındaki yerel tarihsel sismisitenin haritalanması için metodolojik olarak doğru bir seçimdir. Ancak dönemsel aşım olasılıklarına ve zemin hareketi tahminlerine dayalı güvenilir bir tehlike değerlendirmesi için R'nin 150–300 km aralığına genişletilerek bölgesel kaynak alanlarını kapsayan tam bir PSHA ile bütünleştirilmesi zorunludur. R seçimi, yalnızca geometrik bir karar değil; tehlike aktarımının fiziksel gerçekleriyle uyumlu, savunulabilir bir metodolojik tercihtir.
II-B. Grafik Analizi: M-t Diyagramı, Kümülatif Enerji, Gutenberg–Richter, Tekrarlanma

Şekil 6 — Bölgesel Sismisitede Zaman-Büyüklük Dağılımı: Grafik Analizi Paketi

Aşağıdaki dört interaktif grafik, R = 300 km içindeki EPICA v1.1 tarihsel katalog verisini (1010–1899, 102 olay; kaynak: Ambraseys 2002 / AHEAD) farklı analitik perspektiflerden görselleştirmektedir. (A) Zaman–büyüklük (M-t) diyagramı, bölgesel sismik etkinliğin tarihsel dağılımını; (B) Kümülatif sismik enerji eğrisi, enerji salınımının zamansal düzensizliğini; (C) Gutenberg–Richter frekans–büyüklük ilişkisi (Mc = 6.0; b = 0.74), katalog tamamlanma sınırını ve tektonik rejim parametresini; (D) Mw eşiğine göre tekrarlanma aralığı karşılaştırmasını (R = 50 km) ortaya koymaktadır. Tüm grafikler interaktiftir — noktaların üzerine gelince detaylar görüntülenir.

R = 300 km | 1010–1899 | 102 olay | Renk = bölge | Boyut = Mw | 1855 ana şoku ★ kırmızı  |  Bursa/Güney Kol   İstanbul/Kuzey Kol   Marmara/Trakya   İzmir/Batı Anadolu   Ege Adaları
AHEAD kaynak bağlantısı: emidius.eu/AHEAD — 28 Feb 1855  |  Seismicity sekmesi, R=300 km
📐 İki Segmentli Gutenberg–Richter Analizi — Slope Break (Mw ≈ 6.68)
Gutenberg-Richter Slope Break Analizi
İki Segmentli G–R Yorumu:   Tek doğrusal G–R regresyonu, Mw 6.0–6.7 ve Mw 6.8–7.4 aralıklarında iki farklı lineer rejimin varlığı nedeniyle yetersiz kalmaktadır. Alt segment (Mw 6.0–6.7): log N = 5.59 − 0.61·Mw (b₁ = 0.61, R² = 0.978); Üst segment (Mw 6.8–7.4): log N = 15.50 − 2.09·Mw (b₂ = 2.09, R² = 0.966). İki doğrunun kesişimi Mw ≈ 6.68'de slope break oluşturmaktadır. b₂ değerinin b₁'in ~3.4 katı olması, büyük depremlerin katalogda beklenen G–R dağılımından çok daha hızlı seyrekleştiğini; bunun tarihi katalog sansürünü ve uzun tekrarlanma periyodlarını yansıttığını göstermektedir.

Kaynak Referans — AHEAD Otomatik M-t Grafiği (R = 300 km): Yukarıdaki interaktif grafiklerin ham veri kaynağı AHEAD/EPICAv1.1 veri tabanıdır. AHEAD arayüzünden otomatik üretilen M-t görselini aşağıda referans olarak sunuyoruz.

AHEAD M-t grafiği R=300 km

Kaynak: AHEAD — European Archive of Historical Earthquake Data, EPICAv1.1 (1000–1899). emidius.eu/AHEAD/event/18550228_0130_000

III. Makrosismik Yoğunluk Dağılımı ve Çağdaş Tanıklıklar

Depremin en yüksek makrosismik yoğunluğu Imax = X MM (Modified Mercalli Intensity), Proussa (Bursa) yerleşiminde kaydedilmiştir. Analiz, toplam 6 MDP (Macroseismic Data Point — bağımsız tarihsel gözlem ya da kayıt noktası) üzerine dayandırılmıştır.

O Geceye Ait İki Gazete Haberi: Olayı Anlayanların Gözünden

Aşağıdaki iki haber, depremin hemen ardından dönemin yabancı basınında yayımlanmıştır. Sismometreler henüz icat edilmemişti; deprem büyüklükleri yoktu. Ama şehirde ne olduğunu, insanların nasıl davrandığını ve yıkımın boyutunu bu satırlar olduğu gibi aktarıyor.

🗞️ Kaynak: Chronicling America — Library of Congress

Bu iki gazete kupürü, Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi'nin dijital arşivi olan Chronicling America koleksiyonundan bulunmuştur. Koleksiyon, 1770–1963 yılları arasına ait milyonlarca Amerikan gazetesi sayfasını ücretsiz ve açık erişimle sunmaktadır.

Aynı arşivde "Broussa", "earthquake Turkey" veya "Bursa" anahtar kelimeleriyle arama yaparak 1855 depremini haber yapan diğer gazetelere de ulaşabilirsiniz:

Library of Congress, Chronicling America: Historic American Newspapers. loc.gov/collections/chronicling-america — Ücretsiz ve açık erişim.

1855 Bursa Depremi - Gazete Haberi 1

Şekil A — "Earthquake in Turkey" başlıklı dönem gazetesi haberi. Proussa (Bursa) merkezli yıkımı, tahliye kaosunu ve İstanbul'daki sarsıntıyı aktarmaktadır.

1855 Bursa Depremi - Gazete Haberi 2

Şekil B — New York Observer'a gönderilen mektup. Rev. N. C. Righter'ın İstanbul'dan (dönemin Batı basınında "Constantinople" olarak geçmektedir) aktardığı gözlemler: yangınlar, artçı sarsıntılar, Uludağ'dan (Olympos Dağı) taş düşmesi, halkın açık alanlara kaçışı. Adlandırma notu: 1453'ten itibaren şehrin Türkçe adı İstanbul'dur; "Constantinople" Batılı kaynakların kullandığı dış-kaynak adıdır ve bilimsel metinde Osmanlı egemenliği dönemine ait olaylar için İstanbul esas alınmıştır.

Ne Yazıyor Bu Haberlerde? (Sade Dilde Özet)

📰 Haber 1 — "Earthquake in Turkey" (Gazete, ~Mart 1855)

Şehrin neredeyse tamamı yıkıldı. İlk büyük sarsıntı yaklaşık üç çeyrek dakika sürdü. Kentin büyük bir bölümü enkaza döndü; tahminen 1.000 kişi binaların altında kaldı ve büyük çoğunluğu hayatını kaybetti.

En büyük ölüm tuzağı taş yapılardı. Camiler, kervansaraylar, hamamlar, çarşılar — hepsi taştan inşa edilmişti ve hepsi çöktü. Bir ipek fabrikasında yalnızca tavan çökmesinden 60 kadın işçi hayatını kaybetti.

Halk şehri terk etti. Broussa nüfusu, terör içinde tarlalara kaçtı. Enkaz altındakileri kurtarmak için dönenler çok azdı. Ertesi gün (1 Mart) temizlik ekipleri oluşturuldu; sokaklar ve çarşılar açılmaya çalışıldı.

Olympus Dağı'ndan büyük bir kaya kütlesi koptu, ağaçları ve taşları sürükleyerek çığ gibi vadiye indi ve şehrin öte yanındaki ravinin dibine ulaştı.

Sarsıntılar İzmir ve Samos'ta da hissedildi. İstanbul'da bazı eski binalar yıkıldı; ancak can kaybı olmadı. Yine de İstanbul'da büyük panik ve batıl inanç dalgası yaşandı — halk depremi savaşın bir işareti ya da ilahi bir uyarı olarak yorumladı.

📜 Haber 2 — New York Observer'a Mektup (Rev. N. C. Righter, İstanbul / Constantinople)

Adlandırma notu: Rev. Righter mektubunda şehri dönemin Batı basın geleneğiyle "Constantinople" olarak adlandırmaktadır. SCI literatüründe yerleşik ilkeye göre tarihsel şehir adları, siyasi egemenlik dönemine göre kullanılır: Osmanlı dönemi (1453–1922) için doğru adlandırma İstanbul'dur. "Constantinople", Doğu Roma/Bizans dönemine özgü bir addır ve 19. yüzyıl Batılı kaynaklarında süregelen kullanımı, Osmanlı jeopolitiğine yönelik bir dış-kaynak adlandırma alışkanlığını yansıtır; bilimsel metinde coğrafi ve egemenlik doğruluğu esas alınmalıdır (bkz. Ambraseys 2002; Pondard ve diğ. 2007 — her iki çalışma da Osmanlı dönemi İstanbul'unu açıkça "Istanbul" olarak kullanmaktadır). 1855 itibarıyla İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti ve Marmara havzasındaki depremlere ilişkin haberlerin birincil dağıtım merkezi konumundaydı; bu nedenle Batı basınında şehrin sıklıkla kaynak coğrafyası olarak gösterilmesi jeopolitik bir gerçeği değil, bilgi akışındaki merkezi rolünü yansıtmaktadır.

İlk depremin ardından artçılar dur durak bilmedi. Saatler geçtikçe her geçen sarsıntıda ayakta kalan binalar birer birer çöktü. Dört semtte yangın çıktı; 450 kişi daha hayatını kaybetti.

100.000 nüfuslu şehir tamamen ıssızlaştı. Halk çadırlara sığındı. İçme suyu kaynakları kesildi; bazı sokaklarda sıcak su aktığı bildirildi — muhtemelen yer altı ısı değişimlerine işaret ediyor.

Uludağ'dan (dönemin Batı kaynaklarında "Olympus" / "Mt. Olympus of Bithynia") patlama sesleri ve taş düşmeleri devam etti. Sultan türbeleri dağ yamaçlarından aşağı yuvarlandı.

Fransız esir Abdel Kadar'ın evi yıkıldı; çadırda yaşamak zorunda kaldı. Avrupalılar ve Amerikalı Protestanların çoğu İstanbul'a kaçtı. Parasız olanlar için Sultan 500.000 kuruş (yaklaşık 15.000 dolar) bağışladı ve onları İstanbul'a taşımak için vapurlar gönderdi.

Mektup şu cümleyle bitiyor: "Türk İmparatorluğu'nun bu güzel ve müreffeh şehri artık tam bir harabeye dönmüştür."

Neden bu haberler önemli? 1855'te sismograf yoktu. Depremin büyüklüğünü, etki alanını ve yoğunluğunu anlamak için elimizde yalnızca bu tür yazılı tanıklıklar var. Bilim insanları işte bu satırlardan "Mw ~7.1" ve "yoğunluk X MM" rakamlarını çıkarıyor. Bu gazeteler, modern sismolojinin ham verisi.
IV. Tektonik Yorumlama ve Tarihsel Bağlam
Değerlendirme: 50 km yarıçap analizi, 1855 depreminin Bursa–İznik yerel segmentinde izole bir olay olmadığını; aksine uzun dönemli bir sismik döngünün parçası olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. R = 50 km bölgesel aktiviteye ilişkin ilk içgörüler için değerli bir referans çerçevesi sunmakla birlikte, güvenilir tehlike değerlendirmesi amacıyla Şeşetyan ve diğerleri (2019) gibi PSHA çalışmalarının benimsediği bölgesel ölçek yaklaşımları kaçınılmazdır.
V. Metodoloji: Veri Seçimi ve Güvenilirlik Filtresi

Bu çalışmada makrosismik veri derleme süreci dört aşamalı bir metodolojik çerçeve içinde yürütülmüştür. Her aşamada kaynağın güvenilirliği bağımsız olarak değerlendirilmiş; çelişkili veriler ayrı kategoride tutulmuştur.

1. Birincil ve İkincil Kaynak Ayrımı

Birincil kaynaklar, olayı doğrudan gözlemleyen kişiler tarafından üretilen belgelerdir: deprem gecesi veya hemen ardından yazılmış mektuplar, resmi Osmanlı yazışmaları ve deprem bölgesinden çekilen telgraflar. İkincil kaynaklar ise bu tanıklıkları derleyen gazeteler, seyahatname yazarları ve sismoloji öncesi dönemin doğa tarihi dergileridir. Chronicling America (LOC) arşivinden alınan iki gazete kupürü ikincil kaynak olarak sınıflandırılmış; içerdikleri mekân isimleri, hasar tanımları ve kronolojik sıra birincil kaynaklarla çapraz doğrulanmıştır.

2. Arşiv Tarama Kriterleri

Arama şu arşivler üzerinde yürütülmüştür: (i) Library of Congress — Chronicling America (1836–1922 Amerikan gazeteleri); (ii) AHEAD/EPICAv1.1 macroseismic database; (iii) Ambraseys (2002) Table 1 (MDP listesi); (iv) Papazachos & Papazachou (2003) katalog notları. Anahtar terimler: Broussa, Proussa, earthquake Turkey, Constantinople earthquake, 1855. Tarih filtresi: 1 Mart 1855 – 31 Aralık 1855. Tarihsel yer adı varyasyonları (Proussa / Broussa / Bursa) eşdeğer olarak kabul edilmiştir.

3. Artçı Sarsıntıların Ayıklanması

28 Şubat 1855 ana şokunun ardından kataloglarda birden fazla olay kayıtlıdır (11 Nisan 1855, Mw ~6.65; 7 Haziran 1860, Mw ~6.23). Gazete tanıklıklarında "süregelen sarsıntılar" biçiminde aktarılan olaylar, AHEAD tarih–saat verileriyle karşılaştırılarak artçı mı yoksa bağımsız olay mı olduğu ayırt edilmiştir. Rev. Righter'ın mektubundaki "450 additional deaths" ve "continuous shocks" ifadeleri artçı sismisitenin dolaylı kanıtı olarak değerlendirilmiş; ana şokun hasar dağılımına dahil edilmemiştir.

4. Makrosismik Yoğunluk Ölçeği ve Dönüşüm

Yoğunluk tahminleri Modified Mercalli Intensity (MM) ölçeği temel alınarak yapılmış; Ambraseys (2002) kaynaklı MSK değerleri MM = MSK eşdeğerliği kabul edilerek raporun tablolarına aktarılmıştır. Gazete tanıklıklarından MDP (Macroseismic Data Point) üretiminde Guidoboni & Comastri (2005) kriterlerine uyulmuş: her bağımsız mekân–hasar çiftinin ayrı bir MDP oluşturduğu kabul edilmiştir. Toplam 24 MDP (Ambraseys 2002) bu yöntemin ürünüdür.

Güvenilirlik sınıflaması özeti: Birincil tanıklıklar (Sınıf A) · Doğrudan aktarım gazeteleri (Sınıf B) · Derleme/özet kaynaklar (Sınıf C). Bu çalışmada Sınıf A ve B kaynaklar makrosismik yoğunluk tayinine dahil edilmiş; Sınıf C kaynaklar yalnızca bağlamsal destek amacıyla kullanılmıştır.
📌 MDP — Macroseismic Data Point Nedir?

Bir yerleşim yerinden elde edilen tek bir makroseismik gözlem kaydıdır: şiddet değeri, hasar açıklaması, konum bilgisi ve tarihsel anlatım bir araya gelerek bir MDP oluşturur. Her bağımsız mekân–hasar çifti ayrı bir veri noktası (MDP) sayılır (Guidoboni & Comastri 2005 kriterleri). 1855 Bursa depremi için 24 MDP kullanılmış olması, birbirinden bağımsız 24 gözlem noktasının analiz edildiği anlamına gelir. Bu değer, Ambraseys (2002) çalışmasındaki tarihsel depremler arasında en yüksek belgeleme yoğunluk değerlerinden birini temsil etmekte; depremin geniş etki alanını ve çağdaş tanıklıkların niceliğini yansıtmaktadır.

📐 Haversine Formülü — Episantr–Şehir Merkezi Mesafesi

Haversine formülü, küresel koordinatlar arasındaki büyük daire mesafesini hesaplamak için kullanılır. Deprembilimde episenter ile yerleşim merkezleri arasındaki hiposentral mesafe tayininde standart araçtır.

a = sin²(Δφ/2) + cos(φ₁) · cos(φ₂) · sin²(Δλ/2)
c = 2 · atan2(√a, √(1−a))
d = R · c    [R = 6371 km (Dünya yarıçapı)]

Örnek: Ambraseys (2002) episentri (40.1°N, 28.6°E) ile AHEAD medyan episentri (40.183°N, 29.067°E) arasındaki mesafe haversine ile ~37.3 km olarak hesaplanmaktadır. Bu fark, kataloglar arası lokasyon belirsizliğini somutlaştırmaktadır.

VI. Faylanma Geometrisi ve Segment Tartışması

1855 Bursa depreminin hangi fay segmentinde kırıldığı sorusu tarihsel kataloglar arasında tartışmalı olmaya devam etmektedir. Üç ana senaryo değerlendirilmektedir.

Senaryo Karşılaştırması

SenaryoSegmentUzunluk tahminiDestekleyen kanıtZayıf yön
AKAFZ Güney Kolu — Gemlik segmenti~60–80 km Episenter kümelenmesi (40.1–40.2°N, 28.6–29.1°E); Mudanya–Gemlik hasar ekseni Düşük kayma hızı (~0.3 cm/yıl) büyük kırılmayla zor bağdaşır
Bİznik–Mekece segmenti (KAFZ kuzey kol uzantısı)~50–70 km Ambraseys (2002) episenter konumu 40.1°N, 28.6°E — batıya kaymış İznik Gölü altındaki aktivite 1855 kaydıyla örtüşmez
COrta Marmara — güney kenar fayı~80–100 km İstanbul'da hissedilme, Prens Adaları tanıklıkları Deniz içi kaynak faz farkını açıklamaz; kara üzeri hasar yoğunluğuyla çelişir

Kırılma Uzunluğu ve Mw Dönüşümü

Wells & Coppersmith (1994) ampirik regresyon ilişkisi (log L = −2.44 + 0.59 Mw) uygulandığında Mw 7.1 için beklenen yüzey kırığı uzunluğu L ≈ 55–85 km olarak tahmin edilmektedir; bu aralık, 1σ belirsizlik bandı içinde Senaryo A (İznik–Mekece, ~50–70 km) ve Senaryo B (Gemlik, ~60–80 km) ile tutarlıdır. Buna karşın Senaryo C'nin (Orta Marmara güney kenar fayı) gerektirdiği ~90–100 km'lik kırılma uzunluğu, formülün üst sınırını aşmakta ve ampirik tahmin aralığını zorlamaktadır. Bu noktada 1999 yılı KAFZ depremleriyle yapılacak modern karşılaştırma, ampirik ilişkinin fiili sınırlılıklarını somutlaştırmaktadır: 1999 Düzce depremi (Mw 7.2), yüzey kırığı haritalaması ve ardışık artçı dağılımıyla belirlenen ~40 km kırık uzunluğuyla, büyüklüğü Mw 7.1'e yakın olmasına karşın ampirik medyan tahminin (~55 km) belirgin biçimde altında kalmıştır; bu durum fay geometrisi, kayma derinliği ve stres düşümünün kırık uzunluğu üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koymaktadır. Öte yandan 1999 İzmit (Gölcük) depremi (Mw 7.6) ise ~150 km yüzey kırığı ve jeodezik ölçümlerle teyit edilen ~5 m ko-seismik kayma ile ampirik tahmin aralığının üst bandını doğrulamıştır. Kritik metodolojik ayrım şudur: modern depremlerde kırık uzunluğu, artçı sismisitesinin mekansal dağılımı, uydu interferometrisi (InSAR) ve sürekli GNSS verileriyle bağımsız olarak ve yüksek hassasiyetle belirlenmektedir; tarihsel depremler için ise tek başvuru kaynağı makroseismik yoğunluk dağılımından ve ampirik ilişkiden elde edilen dolaylı tahmindir. Bu yaklaşım, gerçek kırılma geometrisini sistematik olarak aşırı tahmin etme eğilimi taşımaktadır; özellikle segmentin dalım açısı, kayma hızı ve kilit (locked) derinliği gibi fay özgün parametreler göz önünde bulundurulmadığında bu belirsizlik daha da büyümektedir. Sonuç olarak Senaryo C'nin gerektirdiği ~90–100 km kırılma uzunluğu, hem Wells & Coppersmith (1994) ampirik medyan tahminin üst sınırını hem de 1999 Düzce karşılaştırmasının işaret ettiği geometrik kısıtları aştığından, mevcut tarihsel veri çerçevesinde en az desteklenen senaryo olmaya devam etmektedir.

1999 Depremleriyle Karşılaştırma

Parametre1855 Bursa1999 Gölcük (İzmit)1999 Düzce
Mw~7.17.67.2
Kırılma uzunluğu~60–80 km (tahmini)~150 km~40 km
SegmentKAFZ güney koluKAFZ kuzey kol (İzmit)KAFZ kuzey kol (Düzce)
Kayma miktarı~2–3 m (tahmini)~5 m (ölçülen)~3.5 m (ölçülen)
Hasar alanıBursa–Gemlik–MudanyaKörfez şeridi boyuncaDüzce–Bolu
Tektonik yorum: Mevcut veri 1855 depreminin KAFZ'nin güney kolunda, büyük olasılıkla Gemlik segmentinde kırıldığını işaret etmektedir. Bununla birlikte macroseismik lokasyon belirsizliği (~37 km kataloglar arası fark) ve enstrümantal kayıt yokluğu kesin bir segment atamasını güçleştirmektedir. Bu belirsizliğin giderilmesi için sahada paleosismolojik hendek çalışmaları ve yüksek çözünürlüklü batimetrik haritalama gerekmektedir.

Tektonik Belirsizlik: Yöntemsel Çerçeve ve Araştırma Sınırları

1855 Bursa depremi için segment atamasındaki belirsizlik, tarihsel sismolojinin yöntemsel kısıtlarını birden fazla boyutta yansıtmakta ve bu kısıtların tek bir kanıt türüyle aşılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Paleosismolojik hendek çalışmaları, kara üzerindeki aktif faylarda geçmiş kırılmaların izlerini (kolüvyal kama, çökme yapıları, karbon tarihlemesi) ortaya koyarak segment atamasını önemli ölçüde netleştirebilir; ancak 1855 Bursa depremi için bugüne kadar Gemlik segmenti ya da güney kol üzerinde yayımlanmış sistematik bir hendek çalışması bulunmamaktadır. Bu boşluk, kara üzerindeki fay uzanımlarında gerçekleştirilecek gelecek hendek çalışmalarını yüksek öncelikli araştırma hedefleri olarak öne çıkarmaktadır. Öte yandan Gemlik Körfezi gibi deniz içi segmentlerde yüzey kırığı izi çökel örtüsü altında gizlendiğinden, bu alanlarda kırılma geometrisinin aydınlatılması için çok kanallı sismik yansıma ve yüksek çözünürlüklü batimetrik haritalama kaçınılmazdır. Modern dönemde, 1999 İzmit ve 1999 Düzce depremleri gibi olaylarda kırık doğrultusu, artçı sismisitenin mekansal kümelenmesinden yüksek doğrulukla çıkarılmış; double-difference yeniden konumlama ve grid-search algoritmaları episantr belirsizliğini birkaç kilometreye indirmiştir. Buna karşın 1855 için enstrümantal kayıt bulunmadığından episantr, makroseismik etki alanının ağırlık merkezine dayalı dolaylı yöntemlerle tahmin edilmekte ve bu yaklaşım yapısal olarak 30–40 km düzeyinde konum belirsizliği üretmektedir; modern istasyon yoğunluğu algoritmalarının tarihsel depremlere uygulanması mümkün değildir, zira kümeleme analizi için işlenecek veri yoktur.

Ampirik kırık uzunluğu–büyüklük ilişkileri (Wells & Coppersmith 1994) modern depremler üzerinden kalibrasyon edilmiş olup tarihsel olaylar için uygulandığında kırık uzunluğunu üst sınırda fazla tahmin etme eğilimi taşımaktadır; nitekim aynı formül 1999 Düzce Mw 7.2 depremine uygulandığında gerçek yüzey kırığının (~40 km) belirgin biçimde üzerinde bir değer üretmektedir. Bu nedenle 1855 için hesaplanan L ≈ 55–85 km aralığı salt model kaynaklı bir tahmindir ve gözlemsel olarak bağımsız biçimde doğrulanamamaktadır. Günümüzde artçı dizilimlerinden fay doğrultusunu ve kinematiği çıkaran makine öğrenmesi modelleri (örn. faz ilişkilendirme ağları, CNN tabanlı odak mekanizması sınıflandırıcıları) kayda değer gelişme sergilemiş olsa da bu modeller yoğun istasyon ağından gelen geniş bantlı dalga formu verisi gerektirmekte; 1855 gibi enstrümantal veri içermeyen olaylara doğrudan uygulanamamaktadır. Bununla birlikte Marmara'daki modern deprem kümeleri üzerinden eğitilen bu tür modellerin, bölgesel fay geometrisi ve stres alanını daha iyi tanımlayarak tarihsel depremler için dolaylı olasılık çerçevesi oluşturma potansiyeli bulunmaktadır. Tüm bu kısıtlar değerlendirildiğinde, 1855 Bursa depreminin segment ataması için "Gemlik segmenti yüksek olasılıklı, ancak kesin değil" ifadesi bilimsel olarak savunulabilir tek tutum olmaya devam etmekte; kesin sonuca ancak paleosismoloji, deniz içi batimetri ve bölgesel stres modellemenin birlikte kullanıldığı entegre bir yaklaşımla ulaşılabilecektir.

Büyüklük–Episantr Ayrışması: Marmara SCI Literatürü Çerçevesinde Değerlendirme

1855 Bursa Depremi için farklı katalogların büyüklük tahminlerinde gözlenen göreli tutarlılık ile episantr konumlarındaki 14–37 km'lik saçılma arasındaki çarpıcı asimetri, Ambraseys döneminin bilgi sınırlarıyla doğrudan ilişkilidir. Ambraseys (2002) ve önceki çalışmaları, Marmara Denizi altındaki KAFZ geometrisini 1980–2000 yılları arasında mevcut olan sismik profil ve batimetri verilerine dayanarak kurmuştur; o dönemde Çınarcık, Kumburgaz ve Tekirdağ havzalarının segment sınırları, havza diplerinin deformasyon geometrisi ve kuzey kolun doğrultu atımlı ile normal bileşenli segmentler arasındaki geçiş zonları bugünkü kadar iyi kısıtlanmamıştı. 2000 sonrasında çok ışınlı batimetri kampanyaları ve yüksek çözünürlüklü sismik yansıma profilleri bu tablo köklü biçimde değiştirdi. Armijo ve diğerleri (2002, 2005) batimetrik verilerden Marmara'nın kuzey kenar fayının ağırlıklı olarak doğrultu atımlı sağ yanal kinematikle kontrol edildiğini ve Orta Marmara Havzası'nın buna bağlı pull-apart mekanizmasıyla açıldığını ortaya koyarken; Le Pichon ve diğerleri (2001, 2003) İstanbul açığındaki Kuzey Marmara Fayı'nın yüzey izini sismik yansıma profilleriyle ilk kez yüksek çözünürlükte haritaladı. Pondard ve diğerleri (2007), Çınarcık Havzası'nın doğu ucundaki segment sınırını ve tarihsel depremlerin (1509, 1766, 1894) bu geometriyle ilişkisini yeniden sorguladı; Gasperini ve diğerleri (2011) ise batimetrik analizler ve mikrodeprem dizilimlerini birleştirerek güney kol üzerindeki segment yapısını detaylandırdı. Bécel ve diğerleri (2009, 2010), çok kanallı sismik yansıma verileriyle Marmara'nın kabuk yapısını ve fay zonunun derinlik geometrisini üç boyutlu olarak modelleyerek segmentlerin kilit derinliğini kısıtladı. Bu çalışmaların ortaya koyduğu kritik bulgu şudur: makroseismik büyüklük (Ms, Mw), yoğunluk dağılımının izorist geometrisinden türetildiğinden fay segmentasyonundan büyük ölçüde bağımsızdır ve kataloglar arası tutarlılığını bu nedenle korumaktadır; buna karşın episantr konumu, hangi segmentin ne yönde kırıldığına ve kırılmanın hangi noktadan başladığına son derece duyarlıdır. Dolayısıyla, fay geometrisi modeli değiştikçe büyüklük sabit kalırken episantr 20–40 km kayabilir — ve bu durum ölçüm hatası değil, bilimsel referans çerçevesinin evrimi olarak değerlendirilmelidir.

Bu bağlamda, tarihsel Marmara depremlerinin episantrlarının modern geometri çerçevesinde sistematik olarak yeniden konumlandırılması artık SCI literatüründe yerleşik bir pratik haline gelmiştir. 1509 "Küçük Kıyamet" depremi (M ~ 7.2), Ambraseys döneminin modelinde Marmara'nın güney kesimine yerleştirilirken, Pondard ve diğerleri (2007) ile Parsons ve diğerleri (2000) bunu Kuzey Marmara Fayı üzerine yeniden konumlandırmış; 1766 büyük depremi için de benzer yorumsal farklılıklar Hubert-Ferrari ve diğerleri (2000) tarafından belgelenmiştir. 1894 depremi episantrı modern mikrodeprem dizilimleri ve GPS stres aktarım modelleriyle Çınarcık segmentine daha yakın bir konuma çekilmiştir (Reilinger ve diğ. 2000; Ergintav ve diğ. 2014). GNSS hız alanı verileri bu tartışmaya jeodezik bir kısıt katmıştır: Reilinger ve diğerleri (2006) Marmara bölgesinin kuzey-güney yönlü azami gerilme ekseniyle uyumlu ~25 mm/yıl Anadolu plaka hızını belirlemiş; Aktuğ ve diğerleri (2009) ve Ergintav ve diğerleri (2014) ise sürekli GPS ağı verileriyle güney kol segmentleri üzerindeki kayma açığını (slip-deficit) kısıtlayarak gelecekteki kırılma potansiyelini haritalamıştır. Mikrodeprem dizilimleri de fay geometrisini desteklemek için kritik birer araç olarak kullanılmıştır: Özalaybey ve diğerleri (2002), Kalafat ve diğerleri (2009) ve Bohnhoff ve diğerleri (2013) artçı ve arka plan sismisitesinin doğrultusunu double-difference yeniden konumlama ile sub-kilometre hassasiyette ortaya koyarak tarihsel episantr tahminlerine jeometrik birer bağlam sağlamıştır. Tüm bu veri setlerinin birlikte — makroseismik veri, GNSS, çok ışınlı batimetri, sismik yansıma, mikrodeprem dizilimleri, oşinografik deformasyon izleri (Cukur ve diğ. 2012; Gökaşan ve diğ. 2003) ve paleosismoloji — kullanıldığı multi-proxy yaklaşımı, Marmara bölgesi için SCI literatüründe standart metodolojik çerçeve haline gelmiştir. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri bu anlayışı bir kez daha teyit etmiştir: her iki ana şokun episantrı yüzey fay izinin tam üzerinde değildi; kırılma başlangıç noktası ile yüzey izi arasındaki mesafe, karmaşık fay geometrilerinde beklenen sapmayla tutarlıydı. Bu örnek, 1855 Bursa depreminin episantrının mevcut fay haritasından belirgin biçimde uzakta konumlanmasının jeofizik açıdan anormal olmadığını, aksine fay zonu içindeki 3B kırılma dinamiklerinin olağan bir yansıması olduğunu ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, 1855 Bursa Depremi'nin büyüklüğü (Mw ~ 7.0–7.1) mevcut SCI literatürü çerçevesinde tutarlıdır ve çok-kataloglu sentez bu tahmini desteklemektedir. Episantr konumu ise iki ayrı belirsizlik kaynağından beslenmektedir: makroseismik yöntemin yapısal konum belirsizliği (~30–40 km) ve referans fay geometrisinin bilimsel evrimi. Bu iki faktörün birleşimi, episantr saçılmasını metodolojik bir zaaf olarak değil, tarihsel sismoloji ile modern jeofizik arasındaki bilgi kümülasyonunun kaçınılmaz bir ara ürünü olarak değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır. Modern Marmara fay modeliyle uyumlu yeni bir episantr çözümüne ulaşmak için, katalog verilerinin yüksek çözünürlüklü batimetri, Coulomb stres transferi modelleri ve bölgesel mikrodeprem geometrisiyle birlikte ele alındığı entegre bir yeniden konumlandırma çalışması gerekmektedir. Bu, 1855 olayını salt bir tarihsel merak nesnesi olmaktan çıkarıp Marmara'nın sismik tehlike döngüsünü anlamada kritik bir veri noktasına dönüştürecek metodolojik adımdır.

VII. Tekrarlanma Aralığı ve Güncel Jeodezik Bağlantı

İstatistiksel Tekrarlanma Tahmini

50 km yarıçap içindeki tarihsel katalog (1143–1899) incelendiğinde Mw ≥ 6.5 büyüklüğündeki olaylar için yaklaşık tekrarlanma aralığı hesaplanabilmektedir. Tablo'daki olaylar Poisson süreci varsayımı altında değerlendirildiğinde:

Büyüklük eşiğiOlay sayısı (1143–1899)Süre (yıl)Ortalama Tr (yıl)Standart sapma
Mw ≥ 6.0~12756~63±18
Mw ≥ 6.5~6756~126±45
Mw ≥ 7.0~2756~378±120
Zaman bağımlı olasılık yorumu: 1855'ten bu yana geçen ~170 yıl, Mw ≥ 7.0 için ortalama tekrarlanma aralığının (~378 yıl) yaklaşık %45'ine karşılık gelmektedir. Brownian Passage Time (BPT) modeli uygulandığında, ortalama kayma hızı ve 1855 karakteristik depremi kabulüyle önümüzdeki 50 yıl için koşullu olasılık %8–15 aralığında tahmin edilmektedir. Bu değer, tüm Marmara sistemi için UCERF tarzı hesaplarda kullanılan bölgesel arka plan oranıyla tutarlıdır.

GNSS Kayma Hızı ve Birikmiş Potansiyel Kayma

Güncel GNSS/jeodezik ölçümlerine göre Marmara'nın güney kolu (Gemlik–Bursa hattı) üzerindeki kayma hızı yaklaşık 8 mm/yıl olarak belirlenmektedir (Ergintav vd. 2014; Barka & Kadinsky-Cade 1988). Bu hız, kuzey kolun ~24 mm/yıl olan değerinin yaklaşık üçte birine karşılık gelir. 1855'ten 2026'ya kadar geçen ~171 yıl boyunca güney kolda biriken potansiyel kayma ≈ 1.37 m olarak tahmin edilmektedir (0.8 cm/yıl × 171 yıl). Bu değer, 1855 depreminin ürettiği tahmini koseismik kaymadan (~200–300 cm) hâlâ önemli ölçüde küçüktür; ancak modern sismik tehlike modellerinde güney kolun tamamen ihmal edilmemesi gerektiğini vurgular.

Not: Ambraseys (2002) jeolojik kayma hızını ~0.3 cm/yıl olarak vermektedir. Bu iki değer arasındaki fark (~8 mm/yıl jeodezik vs. ~3 mm/yıl jeolojik), güney kolun kilitli (locked) segmentler barındırdığına işaret etmektedir.

ParametreDeğerKaynak
Güney kol kayma hızı (GNSS/jeodezik)~8 mm/yılErgintav vd. 2014; Barka & Kadinsky-Cade 1988
Güney kol kayma hızı (jeolojik)~3 mm/yıl (~0.3 cm/yıl)Ambraseys 2002; Straub 1996
1855'ten bu yana geçen süre~171 yıl2026 itibariyle
Birikmiş potansiyel kayma (jeodezik)≈ 1.37 m8 mm/yıl × 171 yıl
Birikmiş potansiyel kayma (jeolojik)~37–51 cm3 mm/yıl × 171 yıl
1855 depreminin tahmini kayması~2–3 mWells & Coppersmith 1994; Mw 7.1
Mevcut birikim / 1855 kaymasi oranı~%13–22Bu çalışma

Bu oran, Gemlik segmentinin 1855 büyüklüğünde bir deprem üretmek için henüz yeterli gerilim biriktirmediğini, ancak uzun vadeli tehlike bağlamında göz ardı edilemeyeceğini ortaya koymaktadır.

VIII. Toplumsal Hafıza ve Basın Dili: 1855'te Risk Nasıl Anlatıldı?

1855 Bursa depremini aktaran dönem gazeteleri yalnızca fiziksel yıkımı değil, toplumun felaketi nasıl çerçevelediğini de belgeler. Bu çerçeveleme üç ayrı anlatı kalıbına ayrışmaktadır.

1. Kader ve Tanrısal İrade Anlatısı

Dönemin Osmanlı ve Batılı basınında deprem, sıklıkla ilahi bir mesaj veya ceza olarak çerçevelenmiştir. Rev. Righter'ın New York Observer mektubundaki dil bu anlatının tipik örneğidir: insanlar kenti terk ederken çadırlarda yaşamak zorunda kalmış; bu tablo kaçınılmazlık ve teslimiyet söylemiyle aktarılmıştır. Bilimsel nedensellik arayışı neredeyse tamamen yoktur.

2. Felaket Haberciliği ve İnsani Yardım Anlatısı

Amerikan gazetelerinin önemli bir bölümü haberi insani kriz penceresiyle sunmuştur: can kaybı rakamları, Sultan'ın bağışı (500.000 piastre), yabancı misyoner gözlemleri. Bu çerçeve, 19. yüzyıl ortasında uluslararası kamuoyunun afet haberlerini tüketme biçimini yansıtır; bilimsel analiz değil, insani sempati üretme önceliği belirgindir.

3. Doğal Gözlem ve Proto-Bilimsel Anlatı

Her iki arşiv kaynağında da dikkat çekici gözlemler bulunmaktadır: Olympus (Uludağ) yamacından düşen kayalar, zemin çatlaklarından akan sıcak su, ardışık sarsıntılar. Bu gözlemler henüz sistematik olmasa da çağdaş sismolojinin ham maddesini oluşturmaktadır. "Earthquake in Turkey" başlıklı haber bu bakımdan özellikle değerlidir: hasar dağılımının mekânsal örüntüsü, bir modern araştırmacı gibi bölge bölge aktarılmıştır.

Tarih yazımı notu: 1855'te gazetelerin kullandığı dil, deprem bilgisinin toplumsal dolaşımını düzenleyen tek araçtı. Bugün "makrosismik yoğunluk IX–X" dediğimiz şeyi o dönem okuyucusu "taştan yapıların büyük bölümü yıkıldı, bin kişi enkaz altında kaldı" diye öğreniyordu. Bu iki dil, aynı gerçekliğin farklı kodlamaları olarak birbirini tamamlar ve tarihsel sismolojinin metodolojik zeminini oluşturur.

4. 2023 Sonrası Modern Risk Algısıyla Karşılaştırma

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi (Mw 7.7 + 7.6), 1855'in "panic", "superstition" ve "judgment" diliyle yazılan haberlerini çağrıştıran bir toplumsal tepkiyi yeniden gün yüzüne çıkardı: sosyal medyada kaderci söylemler, çelişkili yas anlatıları ve kurumsal tepkiye duyulan şiddetli hayal kırıklığı. Ancak aralarındaki fark da belirgin: 1855'te gazeteler mesafeyi aşarak haberi dünyaya ulaştırmak için haftalar harcamış; 2023'te hasar görüntüleri saniyeler içinde küresel dolaşıma girmiştir. Buna karşın her iki olayda da toplumun yapı kalitesi, afet yönetimi ve kentsel planlama konusundaki farkındalığının etkinliğe dönüşme süreci yavaş kalmıştır. Bu karşılaştırma, toplumsal hafızanın afet hazırlığını besleme kapasitesinin yalnızca bilgi erişiminden değil, kurumsal güven, katılımcı planlama ve eğitim altyapısından geçtiğini ortaya koymaktadır.

Ek Notlar: Tsunami, Osmanlı Arşivi ve Artçı Süresi

Sismik deniz dalgası (tsunami): Mevcut gazete kayıtlarında ve Ambraseys (2002) Table 1'de tsunamiye dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. 1855 episenterinin kara üzeri konumu (Location class 1) göz önüne alındığında deniz tabanı deformasyonunun sınırlı kaldığı ve anlamlı bir tsunami üretilmediği değerlendirilmektedir. Bununla birlikte Gemlik Körfezi'nde lokal su seviyesi değişikliklerine ilişkin arşiv taraması tamamlanmamıştır.

Osmanlı arşiv belgesi: Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) — İrade-i Dahiliye ve Sadaret Mektubî Kalemi fonlarında "Bursa zelzelesi" başlığı altında belgeler bulunması muhtemeldir. Bu çalışma kapsamında BOA taraması yapılamamış; söz konusu belgeler gelecek çalışmalar için birincil kaynak öncelikli hedef olarak not edilmiştir.

Artçı sismisitesi: Rev. Righter'ın mektubu depremi izleyen günlerde "sürekli artçı sarsıntılar" bildirmektedir. AHEAD kataloğunda 11 Nisan 1855 (Mw ~6.65) ve 7 Haziran 1860 (Mw ~6.23) olayları kayıtlıdır. Bu dizilim, kırığın yüklediği Coulomb gerilmesinin komşu segmentlerde en az 5 yıl boyunca artçı aktiviteyi tetiklediğine işaret etmektedir.
IX. Sonuç

28 Şubat 1855 Bursa depremi, Marmara havzasının tarihsel sismisitesi içinde yalnızca büyüklüğüyle değil, belgeleme yoğunluğuyla da istisnai bir konuma sahiptir. Bu çalışmada dört bağımsız katalogdan derlenen parametreler, iki birincil dönem arşiv kaynağıyla karşılaştırılmış ve Ambraseys (2002) SCI veri seti ile bütünleştirilmiştir.

Metodolojik açıdan en kritik bulgu, R = 50 km ve R = 300 km seçimlerinin analiz kapsamına giren olay sayısını ve dolayısıyla tehlike tahminini köklü biçimde değiştirdiğidir. 1855 depremi bu farkı somutlaştıran bir tarihsel laboratuvar niteliğindedir: episenter merkezli 50 km'de ~10 olay görünürken, 300 km'de aynı dönemde 100'ü aşkın olay kapsama girmektedir. Bu fark, PSHA'nın yalnızca bir hesaplama değil, metodolojik bir tercih olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Segment tartışması, jeodezik verilerle birleştirildiğinde önemli bir sonuç doğurmaktadır: Gemlik segmentinin 1855'ten bu yana biriktirdiği tahmini kayma (~37–44 cm), tam karakteristik deprem için gerekli kaymadan (~200–300 cm) çok uzaktadır. Bu bulgu kısa vadede büyük bir tekrarlanma olasılığını düşük gösterirken, uzun dönemli tehlike değerlendirmesinde segmentin göz ardı edilemeyeceğini vurgulamaktadır.

Basın dili analizi ise tarihsel sismolojinin sıklıkla göz ardı ettiği bir boyutu öne çıkarmaktadır: gazete tanıklıkları yalnızca makrosismik veri noktası üretmez; aynı zamanda toplumun risk algısını, felaket çerçevelemesini ve kurumsal tepki kapasitesini de belgeler. 1855 Bursa depremi bu anlamda Marmara'nın enerji birikim tarihinin bir sayfası olduğu kadar, Osmanlı toplumunun afet hafızasının da nadir arşiv penceresini oluşturmaktadır.

Kapanış: 1855 Bursa depremi yalnızca geçmişin bir felaketi değil; Marmara'nın enerji birikim tarihinin bugün hâlâ yazılmakta olan bir satırıdır.

Kaynakça (APA 7. Baskı)

Ambraseys, N. (2002). The seismic activity of the Marmara Sea region over the last 2000 years. Bulletin of the Seismological Society of America, 92(1), 1–18. https://doi.org/10.1785/0120010033 [1855 Bursa depremi: Table 1 #43, Ms 7.1; 24 MDP; MSK IX–X; M₀ = 6.17 × 10²⁶ dyne·cm. Fig. 3 (s. 5): 1855 episentri işaretli uzun dönem sismisite haritası]

Ergintav, S., et al. (2014). Istanbul's earthquake hot spots: Geodetic constraints on strain accumulation along faults in the Marmara seismic gap. Geophysical Research Letters, 41(15), 5783–5788.

Hubert-Ferrari, A., et al. (2000). Seismicity along the North Anatolian fault: implications for seismic hazard. Geophysical Journal International, 143(1), 89–113.

Parsons, T., et al. (2000). Heightened odds of large earthquakes near Istanbul: An interaction-based probability calculation. Science, 288(5466), 661–665.

Şeşetyan, K., et al. (2019). Evaluation of the seismic hazard in the Marmara Region (Turkey) based on updated databases. Geosciences, 9(12), 489.

Yılmaz Öztürk, N. (2008). Probabilistic seismic hazard analysis: A sensitivity study... [Doktora tezi]. Orta Doğu Teknik Üniversitesi.

Rovida, A., & Antonucci, A. (2021). EPICAv1.1 [Veri seti]. AHEAD. https://emidius.eu/AHEAD/event/18550228_0130_000

Comments

Popular posts from this blog