🌍 Yedisu Fault: Silent Threat, Shared Responsibility
Yedisu Segmenti:
240 Yılın Sessizliği
Neyi Saklıyor?
Kuzey Anadolu Fayı'nın doğu ucundaki Yedisu Segmenti, son büyük depremini 1784'te yaşadı. O günden bu yana geçen 240 yıllık sessizlik, bu fay hattının tehlikesizleştiğini değil; aksine sismik enerjinin tehlikeli biçimde biriktiğini göstermektedir. Bu rapor, bilimin gözünden Yedisu'yu —saha ölçümlerinden Coulomb stres modellerine, zemin analizinden toplumsal hazırlığa— layman diliyle ele almaktadır.
Türkiye, aktif fay hatlarıyla çevrili bir ülkedir. Bu hatların en kritiklerinden biri olan Yedisu Segmenti, Kuzey Anadolu Fayı'nın (KAF) doğu ucunda konumlanmakta ve 1784'ten bu yana büyük bir deprem üretmemiştir. Bu 240 yıllık sessizlik bir güvenlik işareti değil; aksine, birikmekte olan tektonik enerjinin henüz boşalamamasının göstergesidir. Yaklaşık 85 km uzunluğuyla önemli bir fay kesimidir ve Erzincan başta olmak üzere geniş bir bölge bu tehlikenin gölgesinde yaşamaktadır. Bu rapor; sismoloji, GPS ölçümleri, Coulomb stres modelleri, zemin analizi ve toplumsal hazırlık perspektiflerini bir araya getirmektedir.
Fay Parametreleri — MTA Ulusal Diri Fay Haritası
Suskunluk Süresi
Tüm Segmentle
Kırılma Yılı
Tam Kırılmada
Sismik Boşluk
Bilim insanları, fay hatlarının iç yapısını ve tarihini anlamak için büyük çabalar harcamaktadır. Örneğin Kaliforniya'daki SAFOD (San Andreas Fault Observatory at Depth) projesi, faya derinlemesine sondaj yaparak kaya bileşimi, stres birikimi ve deprem mekanizmalarının doğrudan incelenmesini sağlamaktadır. Bu projenin yöntemleri, özellikle Parkfield segmentinde dönüşümlü deprem döngülerini anlamak için özgün veriler sunmaktadır.
Yedisu Segmenti'nde 1784'ten bu yana önemli bir deprem üretilmemiştir. Bu 240+ yıllık süre, derin sondaj çalışmaları yapılmamış olmasıyla da birleşince, fayın ne kadar kırılgan olduğunu anlamayı güçleştirmektedir. Parkfield ile kıyaslandığında bu farkın bilimsel önemi açıktır: düzenli depremlerin olduğu Parkfield'a karşın Yedisu'daki uzun sessizlik, iki sistemin farklı dinamiklere sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Birçok insan, "orada yıllardır deprem yok" duyduğunda rahatlar. Oysa sismolojide bu tam tersi bir uyarıdır. Yerkabuğundaki faylar, plaka hareketi nedeniyle sürekli baskı altındadır. Eğer bir fay kırılmıyorsa enerji boşalmıyor demektir — birikiyor. Tıpkı sıkıştırılmış bir yay gibi. Ne kadar uzun beklerse, potansiyel o kadar büyük. Yedisu için bu süre 240 yılı aşmıştır. Bu "huzurlu sessizlik" değil, sismik boşluk — bilimin dikkatle izlediği bir tehlike sinyalidir.
Japonya, uzun yıllardır fay hatlarını GPS ve InSAR (Sentetik Apertür Radar İnterferometrisi) ile izlemektedir. Benzer sistemlerin Yedisu Fayı'na uygulanması, birikmiş stresin gerçek zamanlı takibini mümkün kılacaktır. Erken uyarı sistemleri, bina yönetmelikleri ve kamu hazırlığı için bu veriler kritik önem taşımaktadır.
GPS denince akla araba navigasyonu gelir; ama bu teknoloji, yer kabuğunun milimetre düzeyindeki hareketlerini de ölçebilir. Bir GPS istasyonu yıllar boyunca konumunu kaydederse, yerkabuğunun yılda kaç santimetre hareket ettiği hesaplanabilir. Yedisu Fayı çevresine yerleştirilecek istasyonlar ağı, fayın "nefes alıp vermesini" sürekli kaydederek bilim insanlarına erken uyarı verisi sağlayacaktır. Japonya bu sistemi onlarca yıldır kullanmaktadır — Türkiye de yapabilir.
2023 Kahramanmaraş depremleri (Mw 7.8 ve Mw 7.5), yakınlardaki fay segmentleri üzerindeki stres rejimini önemli ölçüde değiştirmiştir. KAF'ın doğu segmentleri de dahil olmak üzere Yedisu'yu etkileyen bu stres yeniden dağılımı, fayın kırılmaya ne kadar yakın olduğu sorusunu güncellemektedir.
Yedisu Neden Henüz Kırılmadı? — Olası Nedenler
Coulomb stres modelleri, geçmişteki depremlerin Yedisu üzerindeki stresi artırdığını göstermesine karşın fay henüz kırılmamıştır. Bunun birkaç olası açıklaması bulunmaktadır:
- Yetersiz Stres Birikimi: Stres artmış olsa da, fayın sürtünme direncini aşabilmesi için gerekli kritik eşiğe henüz ulaşmamış olabilir.
- Kilitli Fay Dinamiği: Yedisu, zaman içinde kayma yapmadan strain biriktiren "kilitli" bir fay olabilir — bu, sismik boşlukların yaygın özelliğidir.
- Karmaşık Fay Etkileşimleri: Yakın kırılmalardan gelen stres transferi, ana kırılma yerine küçük olaylar ya da asismik sürünme şeklinde tüketilebilir.
- Belirsiz Fay Geometrisi: Yüzey ölçümlerinin derinlik yapısını tam olarak yansıtmaması, fayın gerçek kırılganlığını anlamayı zorlaştırmaktadır.
Bilim insanları Yedisu'nun kırılmaya "hazır" olduğunu öngörseler de deprem zamanlaması kesin bir hesap değildir. Tıpkı baskı altındaki bir barajın ne zaman çatlayacağını önceden kesin söyleyememek gibi. Fayın derinlerdeki yapısı, kaya türleri ve yerel koşullar, tahminleri zorlaştırmaktadır. Bu belirsizliğin çözümü; daha fazla izleme, daha derin araştırma ve —mümkünse— SAFOD benzeri sondaj projelerinden geçmektedir.
1979'da Toksöz, Shakal ve Michael gibi bilim insanları bu sismik boşlukları tanımlamıştı. Batıdaki boşluk, öngörüldüğü gibi, 1999 İzmit depremiyle kapandı ve büyük yıkıma neden oldu. Doğudaki Yedisu boşluğu hâlâ kapanmayı bekliyor. Politika yapıcılarla doğrudan iletişim ve kamu farkındalığı, bu bilimin eyleme dönüşmesi için kritik öneme sahiptir.
Yedisu Sismik Boşluğu
1784'ten bu yana kırılmayan, yaklaşık 85 km uzunluğundaki fay segmenti. Tüm uzunluğuyla aynı anda kırılması durumunda büyük bir yıkıcı deprem meydana gelebilir.
1999 İzmit Karşılaştırması
Batıdaki İzmit sismik boşluğu 1999 Mw 7.6 depremini üretmeden önce bilim insanları tarafından tanımlanmıştı. Yedisu için de benzer bir öngörü mevcuttur — ve doğu boşluğu hâlâ kapalı değildir.
2023 Kahramanmaraş Etkisi
Şubat 2023'teki Mw 7.8 ve Mw 7.5 depremleri, yakın fay segmentlerindeki stres rejimini önemli ölçüde değiştirmiştir. Yedisu üzerindeki Coulomb stres değişimlerinin yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Yedisu Fayı boyunca zemin genellikle sağlamdır (yeşil tonlar). Ancak Erzincan ve çevresi, ağırlıklı olarak sarı-kırmızı tonlarda; yani daha yumuşak ve sarsıntıyı büyüten bir zemin yapısına sahiptir. Yumuşak zeminler, deprem dalgalarının genliğini artırarak hasarı yoğunlaştırır. Bu nedenle Erzincan'daki yapı stoğu, zemin-yapı etkileşimi açısından titizlikle değerlendirilmelidir.
Erzincan Neden Özellikle Riskli?
Erzincan, 1939'da Türkiye tarihinin en yıkıcı depremlerinden birini yaşadı (Mw 7.8). Bugün aynı bölge hem tarihsel hafızası hem de zemin yapısı nedeniyle yeniden risk altındadır:
- Yumuşak Zemin: Vs30 haritasına göre Erzincan çevresi, deprem dalgalarını büyüten zemin özelliklerine sahiptir (Borcherdt, 1994).
- Yedisu Yakınlığı: Yedisu Segmenti'nin olası kırılması, Erzincan'da güçlü yer sarsıntısı üretecektir.
- Yapı Stoğu: Mevcut bina kalitesi, zemin amplifikasyonuyla birleşince hasarı katlayabilir.
Yenilikçi katılım stratejileri — puanlar, sertifikalar, ödüller — ile düzenli tatbikatlar, topluluk katılımını ve farkındalığı önemli ölçüde artırmaktadır. Yedisu bölgesinde düzenli tatbikatlar, halkın deprem anındaki reflekslerini güçlendirebilir.
🧠 İletişimde Doğru Ton
Panik yaratmak yerine, halkı hazırlayan, sakin ama net ifadeler kullanılmalıdır. "Her an deprem olacak" söylemleri yerine, "hazırlıklı olmalıyız" cümlesi hem güven verir hem de sorumluluğu yayar. "Çök-kapan-tutun" mesajları yalnızca gündüz depremleri için etkilidir; asıl çözüm çökmeyecek binalar inşa etmektir.
🛰️ Bölgesel ve Ulusal Adımlar
Yedisu Fayı, Kuzey Anadolu ile Doğu Anadolu faylarının kavşağında yer alır. Erken uyarı sistemleri, fay ağlarını gözlemleyen izleme istasyonlarıyla desteklenirse, birkaç saniyelik kazanım bile hayat kurtarabilir. Uluslararası veri paylaşımı ve ortak araştırmalar bu süreçte belirleyici rol oynayacaktır.
Yedisu segmenti büyük bir potansiyele sahiptir. Ama bu potansiyel, yalnızca korkuyla değil, bilgiyle, planla ve dayanışmayla yönetilebilir. Bilimsel araştırmalar ile kamu politikası arasındaki boşluğu kapatmak, sismik riskin azaltılmasında kritik bir adımdır. Unutmayalım: Depremle yaşamak bir zorunluluksa, hazırlık da bir görevdir.
| Özellik | Parkfield (Kaliforniya) | Yedisu (Türkiye) |
|---|---|---|
| Fay Sistemi | San Andreas Fayı | Kuzey Anadolu Fayı |
| Fay Tipi | Doğrultu Atımlı (Transform) | Doğrultu Atımlı (Transform) |
| Sismik Aktivite Düzeni | Düzenli, öngörülebilir döngüler | 240 yıllık suskunluk — sismik boşluk |
| Derin Sondaj Araştırması | SAFOD projesi mevcut | Henüz yapılmamıştır |
| İzleme Altyapısı | Kapsamlı GPS + sismik ağ | Sınırlı — geliştirilmesi gerekiyor |
| Risk Tahmini Güvenilirliği | Yüksek (tarihsel veri zengin) | Düşük (yetersiz derin veri) |
| Yakın Büyük Şehir Riski | Orta (seyrek nüfuslu bölge) | Yüksek (Erzincan, Bingöl) |
Aşağıda ele alınan beş yayın, Yedisu Sismik Boşluğu'nu farklı metodolojik perspektiflerden inceler: paleosismoloji, çoklu jeofiziksel analiz ve jeodezi. Bu çalışmaların birlikte yorumlanması, segment hakkındaki bilgi birikimini güçlendirdiği kadar henüz yanıtsız kalan araştırma sorularını da gün yüzüne çıkarmaktadır.
Zabcı, Akyüz & Sançar (2017) — Paleosismoloji
Yedisu Segmenti'nin batı ucuna yakın, Balaban Sarıkaya köyü yakınında açılan Sarıkaya-2 hendeğinde en az beş yüzey kırılmalı paleodeprem tespit edilmiştir (YDS-1 ila YDS-4). Bu olaylardan YDS-1 1784 CE tarihi depremiyle, YDS-2 ise 1583 CE depremiyle ilişkilendirilmiştir. Çalışma, bu bölüm için ilk kez 1583 olayına ait paleosismik kanıt sunmaktadır. Tekrarlama aralığı yaklaşık 100–250 yıl olarak önerilmektedir. Segmentin ~75 km uzunluğunda olduğu ve Wells-Coppersmith ampirik ilişkilerine göre Mw ~7.2 büyüklüğünde deprem üretebileceği vurgulanmaktadır.
Tarihi kayıtlarda belgelenmemiş olayları stratigrafik kanıtla isimlendiriyor; 1999 İzmit benzeri "sessizlik sonrası büyük kırılma" hipotezini destekliyor. Ancak mekânsal kapsam yalnızca segmentin batı ucudur; orta ve doğu kesimlere ilişkin veri boşluğu devam etmektedir.
Akbayram ve ark. (2022/2023) — Kaynarpınar Depremi Çok-Disiplinli Analiz
14 Haziran 2020 Mw 5.9 Kaynarpınar depremini saha çalışması, InSAR ve yeniden konumlandırma yöntemiyle inceleyen bu çalışma, Karlıova Üçlü Kavşağı yakınında daha önce haritalanmamış N70E doğrultulu aktif fay zonunu (Kaynarpınar–Yuvaklı Fay Zonu) tanımlamıştır. Yaklaşık 500 m uzunluğunda yüzey kırığı ve ~16 ± 1 cm sağ yönlü kayma ölçülmüştür; bu değer InSAR ölçümleriyle uyuşmaktadır. Bu fay zonunun, doğu KAFZ üzerindeki gerini bir bölümünü üstlendiği ve geçmişteki düşük kayma hızı tahminlerinin (yakl. 11.8 mm/yıl) bu yapı görmezden gelinerek hesaplandığı sonucuna varılmaktadır.
Daha önce bilinmeyen bir fay zonu ortaya çıkararak bölgenin tektonik modelini karmaşıklaştırıyor. Düzeltme (2023) makalesi, strain'in tek bir ana fayda değil birden fazla yapıda taşındığını gösteriyor. Bu durum "sismik boşluk" tanımlamasını revize etmeyi gerektiriyor olabilir.
Alkan, Öztürk & Akkaya (2023) — b-Değeri, Coulomb Stresi, S-Dalga Hızı
Karlıova Üçlü Kavşağı ve Yedisu Segmenti çevresinde Coulomb stres değişimleri, sismotektonik b-değerleri (0.6–1.0 arası düşük değerler, yüksek stres birikimi göstergesi) ve S-dalga hız modelleri birlikte değerlendirilmiştir. 5–15 km derinlik aralığında pozitif stres birikimi Yedisu ve Kargapazarı segmentlerinde belirlenmiştir. 10 yıllık sürede Mw 6.0 için %65, Mw 7.0 için %17 deprem olasılığı hesaplanmıştır. Düşük hız zonları (LVZ) volkanik alanlarla örtüşmektedir; bu alanlar b-değerlerini yükselterek bölgesel yorumu güçleştirmektedir.
Çok parametre entegrasyonunu (sismotektonik + kabuk yapısı + olasılık) tek çalışmada sunuyor. Ancak istasyon sayısı sınırlı ve kısmen örtüşen veri setleri; özellikle volkanik bölgelerdeki yüksek b-değerleri ile düşük stres bölgelerinin ayrıştırılması hâlâ tartışmalı.
Sünbül (2026) — GPS + CMT Entegratif Deformasyon Analizi
En güncel çalışma: Yedisu Segmenti boyunca yüksek çözünürlüklü GPS hız verileri (Reilinger ve ark., 2006; Özener ve ark., 2010; Tatar ve ark., 2012) bicubic spline enterpolasyonuyla işlenmiş ve Global CMT kataloğundan türetilen sismik moment tensörleriyle birleştirilmiştir. Efektif gerinim oranı 100–200 nanostrain/yıl aşıyor; negatif dilatasyon (< −30 ns/yıl) sıkışmalı bir rejim olduğunu kanıtlıyor; makaslama gerinimini 125 ns/yıl'ı aşıyor. 1784'ten bu yana ~2 m'lik kayma açığı (slip deficit) tahmin edilerek Mw ≥ 7.0 deprem potansiyeli ortaya konmuştur. 2023 Kahramanmaraş depremleriyle bölgesel Coulomb stres rejiminin yeniden şekillendiğine dikkat çekilmektedir.
Jeodezik ve sismolojik verileri tek bir deformasyon çerçevesinde birleştiren en bütünsel yaklaşım. InSAR verisi eksikliği, istasyon ağının seyrekliği ve viskoelastik gecikme etkilerinin modele tam dahil edilememesi başlıca kısıtlar olarak belirtilmektedir.
✅ Tüm Çalışmalarda Örtüşen Bulgular
- Son büyük kırılma 1784: Tüm çalışmalar bu tarihi temel referans olarak kullanıyor.
- Mw ~7.0–7.5 potansiyeli: Paleosismolojik, jeodezik ve istatistiksel yöntemlerin tamamı bu büyüklük aralığını destekliyor.
- Kilitli fay davranışı: GPS, b-değeri ve hendek çalışmaları üçü de segmentin aseismik kayma üretmediğinde hemfikir.
- Erzincan–Bingöl koridoru riski: Demografik maruziyet tüm çalışmalarda öne çıkan tehdit unsuru.
- 1939 Erzincan depreminin Coulomb transferi: 5+ bar stres artışı olduğu tüm stres modellerinde doğrulanmış.
⚡ Çalışmalar Arasındaki Temel Ayrışmalar
- Segment uzunluğu: Zabcı ~75 km, Alkan ~80 km, Akbayram ~85 km, Sünbül ~70 km olarak veriyor. Bu fark Mw tahmini üzerinde doğrudan etkili.
- Kayma hızı: 10–26 mm/yıl aralığı hâlâ tartışmalı; Kaynarpınar–Yuvaklı Fay Zonu'nun payı belirsiz.
- Tekrarlama aralığı: Okumura (1994) 200–250 yıl; Zabcı (2017) 100–125 yıl; Sançar & Akyüz (2014) doğu uç için 2000 yıl! Bu çelişki çözülmemiş durumda.
- Tektonik karmaşıklık: Akbayram yeni fay zonu tanımlayarak geleneksel "tek ana fay" modelini sorguluyor; diğer çalışmalar bu yapıyı henüz dikkate almıyor.
- Deprem kümelenmesi mi yoksa periyodik mi? Zabcı clustering hipotezini öne sürerken Alkan ve Sünbül Poisson dağılımı kullanıyor.
Aşağıdaki her madde, literatürde açık kalan gerçek bir araştırma boşluğunu temsil etmektedir. Öğrenciler bu konulardan birini seçerek mevcut yayınları eleştirel bir gözle değerlendiren ve özgün bir analiz planı sunan 10–15 sayfalık bir araştırma raporu hazırlayabilirler.
Mevcut hendek çalışmalarının tamamı (~Balaban Sarıkaya, Okumura 1994, Barka 1995) segmentin batı ucuna yoğunlaşmıştır. 75 km'nin yalnızca ilk ~10–15 km'si trenched. Orta (Elmalı–Kabayel) ve doğu (Yedisu Havzası) kesimlerde yüzey kırığı morfolojisi mevcut ancak hiç hendek açılmamış.
1784 yüzey kırığının tüm segment boyunca eşzamanlı mı, yoksa segmentler halinde mi geliştiği bilinmiyor. Bu belirsizlik Mw tahmini ve senaryo modellemesi üzerinde doğrudan etki yaratıyor. Orta/doğu hendek çalışması olmadan tekrarlama aralığı tartışması çözülemez.
Akbayram ve ark. (2022), daha önce bilinmeyen N70E doğrultulu yeni bir fay zonu tanımladı. Ancak bu yapının toplam KAFZ straininin ne kadarını taşıdığı hâlâ belirsiz. Mevcut GPS hız modelleri bu yapıyı içermiyor; bu nedenle kayma hızı ve slip deficit hesaplamaları hatalı olabilir.
InSAR ve GPS verilerini birleştirerek bu yeni fay zonunun yükleme oranını ayrıştıran bir blok modeli kurulabilir mi? Bu, Yedisu sismik boşluğunun gerçek tehlike potansiyelini yeniden tanımlayabilir.
Sünbül (2026) bu konuya değiniyor ancak derinlemesine incelemiyor. Mw 7.7 ve 7.6 çift depremin DAFZ üzerinde oluşturduğu Coulomb stres değişiminin KAFZ'nin doğu ucundaki Yedisu ve Karlıova segmentlerine transferi henüz sistematik biçimde modellenmemiş.
ΔCFS hesaplamaları Yedisu Segmenti üzerindeki stresi artırıcı mı yoksa azaltıcı mı etki yaptı? Viskoelastik gevşeme ve viskoelastik post-seismik deformasyon dahil edilerek 10–50 yıllık öngörü yapılabilir mi?
Zabcı ve ark. (2017), 1457–1482–1583–1784 deprem dizisine dayanarak kümelenme + sessizlik dönemi hipotezini öne sürmektedir. Buna karşın Alkan ve Sünbül gibi çalışmalar Poisson dağılımı kullanarak periyodik tekrarlama varsayıyor. Bu iki model arasındaki tercih, deprem tehlikesi olasılık hesabını tamamen değiştiriyor.
Yedisu için hangi istatistiksel model daha uygun: BPT (Brownian Passage Time), Poisson, yoksa ETAS-based clustering modeli? Her model için olasılık hesabı yapılırsa hazırlık politikası nasıl farklılaşır?
Alkan ve ark. (2023), Turnadağ volkanı ve Varto kalderası çevresinde yüksek b-değerleri ve düşük hız zonlarının çakıştığını gösterdi. Ancak bu volkanik yapıların sismik b-değeri yorumunu nasıl etkilediği sistematik biçimde incelenmemiş. Yüksek b-değeri burada gerçekten "düşük stres" mi yoksa "gözenek basıncı" veya "magmatik gaz" etkisi mi?
Volkanik ve tektonik b-değer anomalilerini birbirinden ayırt etmek için hangi yöntemler kullanılabilir? Magmatik etkiyi dışarıda bırakarak "net tektonik tehlike" b-değeri hesaplanabilir mi?
Sünbül (2026) InSAR eksikliğini açıkça bir kısıt olarak belirtiyor. Mevcut GPS ağı seyrek ve Yedisu boyunca sadece 3–4 istasyon yakın mesafede. Kilitlenme derinliği (coupling depth) 8–15 km olarak geniş bir aralıkta tahmin ediliyor; bu belirsizlik slip deficit hesabını ±0.4 m hatayla veriyor.
Sentinel-1 InSAR ve mevcut CORS GPS verilerini birleştiren bir elastic dislocation modeli ile Yedisu Segmenti için kilitlenme derinliği ve coupling katsayısı daha dar hata sınırlarıyla belirlenebilir mi?
Tüm çalışmalar Mw ~7.0–7.5 deprem potansiyelinden bahsediyor ancak bu depremin hangi senaryo altında (kısmi kırılma, tam kırılma, tek segment vs. çoklu segment) ne tür sarsıntı üretebileceğine dair sistematik ShakeMap analizi mevcut değil. Erzincan ve Bingöl'ün zemin koşulları, Vs30 değerleri ve yapı stoku bilinmesine rağmen bütünleşik bir zarar tahmini yapılmamış.
Yedisu Segmenti için en az üç kırılma senaryosu (kısmi batı, tam, doğu başlangıçlı) altında OpenQuake veya ShakeMap kullanılarak yer hareketi tahmini yapılırsa Erzincan ve Bingöl'deki beklenen MMI dağılımları nasıl farklılaşır?
| # | Boşluk Alanı | Mevcut Durum | Gerekli Yöntem | Öncelik |
|---|---|---|---|---|
| 01 | Orta/doğu segment paleosismolojisi | Yalnızca batı ucu trenched | Paleosismolojik hendek | 🔴 Kritik |
| 02 | Kaynarpınar–Yuvaklı Fay Zonu strain payı | Tanımlandı, miktarı bilinmiyor | InSAR + blok modeli | 🔴 Kritik |
| 03 | 2023 depremleri sonrası Coulomb transferi | Kısmen değinildi | ΔCFS + viskoelastik model | 🟠 Yüksek |
| 04 | Clustering vs. periyodik model tartışması | İki zıt yaklaşım çelişiyor | İstatistiksel model karşılaştırması | 🟠 Yüksek |
| 05 | Volkanik b-değer anomalisi ayrıştırması | Karışık yorumlar | Spectral analiz + termal model | 🟡 Orta |
| 06 | Kilitlenme derinliği belirsizliği | 8–15 km geniş aralık | Sentinel-1 InSAR + GPS | 🟠 Yüksek |
| 07 | Senaryo tabanlı sarsıntı haritası | Henüz yapılmamış | OpenQuake / ShakeMap | 🟡 Orta |
- Ambraseys, N. N., & Jackson, J. A. (1979). Earthquake hazard and vulnerability in the North Anatolian Fault Zone. Pure and Applied Geophysics, 117(5), 1015–1025. https://doi.org/10.1007/BF00876071
- Barka, A. (1996). Slip distribution along the North Anatolian Fault associated with the large earthquakes of the period 1939 to 1967. Bulletin of the Seismological Society of America, 86(5), 1238–1254.
- Borcherdt, R. D. (1994). Estimates of site-dependent response spectra for design. Earthquake Spectra, 10(4), 617–653. https://doi.org/10.1193/1.1585791
- Hickman, S., Zoback, M., & Ellsworth, W. (2004). Introduction to SAFOD. Geophysical Research Letters, 31(12), L12S01. https://doi.org/10.1029/2004GL019684
- Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA). (n.d.). Ulusal Diri Fay Haritası. https://yerbilimleri.mta.gov.tr/anasayfa.aspx
- Özener, H., Arpat, E., Ergintav, S., Doğru, A., Çakmak, R., Turgut, B., & Doğan, U. (2010). Kinematics of the eastern part of the North Anatolian Fault Zone. Journal of Geodynamics, 49, 141–150. https://doi.org/10.1016/j.jog.2010.01.003
- Stein, R. S., Barka, A. A., & Dieterich, J. H. (1997). Progressive failure on the North Anatolian fault since 1939 by earthquake stress triggering. Geophysical Journal International, 128(3), 594–604. https://doi.org/10.1111/j.1365-246X.1997.tb05321.x
- Toksöz, M. N., Shakal, A. F., & Michael, A. J. (1979). Space-time migration of earthquakes along the North Anatolian fault zone and seismic gaps. Pure and Applied Geophysics, 117(6), 1258–1270. https://doi.org/10.1007/BF00876212
- United States Geological Survey (USGS). (2025). Vs30 Global Map. https://www.usgs.gov
- Zabcı, C., Akyüz, H. S., & Sançar, T. (2017). Palaeoseismic history of the eastern part of the North Anatolian Fault (Erzincan, Turkey): Implications for the seismicity of the Yedisu seismic gap. Journal of Seismology, 21(6), 1407–1425. https://doi.org/10.1007/s10950-017-9673-1
- Akbayram, K., Kıranşan, K., Varolgüneş, S., Büyükakpınar, P., Karasözen, E., & Bayık, Ç. (2022/2023). Multidisciplinary analyses of the rupture characteristic of the June 14, 2020, Mw 5.9 Kaynarpınar (Karlıova, Bingöl) earthquake reveal N70E-striking active faults along the Yedisu Seismic Gap of the NAFZ. International Journal of Earth Sciences, 112, 489–512. https://doi.org/10.1007/s00531-022-02256-4
- Alkan, H., Öztürk, S., & Akkaya, İ. (2023). Seismic hazard implications in and around the Yedisu Seismic Gap (Eastern Türkiye) based on Coulomb stress changes, b-values, and S-wave velocity. Pure and Applied Geophysics, 180, 3227–3248. https://doi.org/10.1007/s00024-023-03342-7
- Sünbül, F. (2026). Kuzey Anadolu Fayı Yedisu Segmenti kabuk deformasyon analizi: GPS ve sismolojik veriler ile entegratif modelleme. Geomatik, 11(1), 194–205. https://doi.org/10.29128/geomatik.1818628
Yedisu Segmenti — Kuzey Anadolu Fayı Sismik Boşluk Analizi · MTA / USGS / AFAD Verileri
JeoTurizm EduPanel · Doğa ve Deprem Bilimi Topluluğu
Comments
Post a Comment