Skip to main content

🌍 Deprem Bilimcinin Yolculuğu

VAV TV Röportajı · EduPanel
Bir Hayat Hikayesi
Yaşam Öyküsü · 1 Ocak 2024
🌐 Language
📺 VAV TV Röportajı · 1 Ocak 2024

Bir Hayat Hikayesi

Bir ayakkabı tamircisinin dükkânından, dünyanın farklı ülkelerinde deprem araştırmalarına uzanan bir yolculuk.

📻 Radyo Dönemi 🏭 Endüstri Meslek Lisesi 💡 Necmettin Erbakan'ın İlhamı 🏠 Deprem Güvenliği 🎓 100+ Bilimsel Yayın

"Bu hikâye bir profesörün hikâyesi değildir. Tek odalı bir evden başlayıp, uluslararası bilim dünyasına uzanan merak, emek ve sabır yolculuğudur."

📅 1 Ocak 2024 ⏱️ ~4 dk okuma ✍️ VAV TV Röportajı 📡 JeoTurizm EduPanel

Röportajın Özü

1 Ocak 2024 tarihinde VAV TV tarafından, yaşam öykümü paylaşmam ve üniversite öncesi hayatımı anlatmam için davet edildim. Yaşadığım hayat bir film gibiydi. Yetiştiğim dönemde televizyon herkesin evinde yoktu; radyo en önemli iletişim araçlarının başında gelirdi.

📍 VAV TV · 1 Ocak 2024 · Prof. Dr. Ali Osman Öncel · İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Jeofizik Müh. Bölümü

🧭 Bu sayfa nasıl kullanılır? Üç farklı derinlikte okunabilir: yaşam öyküsünü aşağıda akış hâlinde okuyabilir, video söyleşiyi "Bölüm Bölüm Dinle" akordiyonundan istediğiniz ana atlayarak izleyebilir, ya da tam transkripti açıp arama kutusuyla belirli bir konuyu (örn. "Kanada", "İzmit") arayabilirsiniz.
VAV TV Söyleşisi · 2024
VAV TV  ·  Anıların İzinde
📅 Ocak 2024
Kadırga'dan Dünya Deprem Bilimine
Bir Yaşamın Bilime Dönüşen Hikâyesi
Merak · Emek · Sabır
Bilimin yol gösterdiği bir yaşam.
🏠
Çocukluk: Kadırga'nın Çıkmaz SokağıAyakkabı tamircisi bir baba · güçlü bir mahalle kültürü
🍁
İlk Uluslararası Saha DeneyimiBritish Columbia, Kanada · 300 sismometre · gönüllü saha çalışması
🇯🇵
Dönüm Noktası: İzmit Depremi Öncesi Araştırmalar17 Ağustos 1998 Japonya yolculuğu, tam bir yıl sonra İzmit depremiyle örtüştü
🌍
Uluslararası Akademik YolculukSuudi Arabistan · Kanada (Alberta Üniversitesi) · iki kez Japonya
🏛️
Kadırga'nın Ahşap Yapı MirasıDeprem davranışı açısından dikkat çekici tarihî yapılar
🏗️
Toplumsal Katkı: Deprem GüvenliğiÇelik yapılaşma ve sismik izolatör önerileri
🎓 100+ Yayın 🌍 6 Ülke 📅 30+ Yıl

Kapak: Kadırga'dan Dünya Deprem Bilimine — Prof. Dr. Ali Osman Öncel

🎬 Yayın Kaydı — VAV TV

Bu röportaj akademik başarıların değil, o başarıların arkasındaki insan hikâyesinin anlatıldığı nadir yayınlardan biridir.

Bir Hayat Hikayesi — VAV TV Röportajı

Yayın bağlantısı: youtu.be/nSbJKSYpMto

🎬 Açılış
🔊 00:00  —  Açılış ve Konuk Tanıtımı 🔊 02:26  —  Rum Suresi ve Afet Bilinci
👦 Çocukluk ve Kadırga
🔊 06:24  —  Çocukluk ve Kadırga'nın Çıkmaz Sokağı 🔊 13:44  —  Develi Bağları ve 1940 Depremi 🔊 17:19  —  Okuma Alışkanlığı ve Dini Eğitim 🔊 21:52  —  Baba Dükkânı ve Ayakkabıcılık 🔊 33:39  —  Dede Osman Usta ve Develi Kültürü
🎓 Okul ve Üniversite
🔊 38:00  —  Okul Yılları ve Meslek Lisesi 🔊 1:03:58  —  Üniversite Arayışı ve Jeofizik Mühendisliği 🔊 1:10:56  —  Yüksek Lisans ve Kuzey Anadolu Fayı
🌍 Akademik Yaşam ve Deprem Bilimi
🔊 1:12:44  —  Doktora ve Kahramanmaraş Bağlantısı 🔊 1:14:39  —  Japonya'ya Gidiş ve İzmit Depremi 🔊 1:18:33  —  Kanada'da Saha Çalışması 🔊 1:22:05  —  2024 Japonya Depremi Değerlendirmesi 🔊 1:25:44  —  Kuzey Anadolu Fayı ve San Andreas Karşılaştırması 🔊 1:32:26  —  İstanbul ve Deprem Tedbirleri 🔊 1:38:09  —  Kapanış Tavsiyeleri

Zaman damgaları orijinal altyazı dosyasındaki gerçek saniyelere göre doğrulanmıştır.

🎬 Açılış ve Tanıtım

Program sunucusu Fehmi Atay, "Anıların İzinde" programının örnek insanların hayatını ve hatıralarını konuştuğu bir biyografi programı olduğunu belirterek Prof. Dr. Ali Osman Öncel'i tanıttı: İstanbul Jeofizik Mühendisliği'nden mezun, sismoloji alanında dünyanın önde gelen kurumlarında lisansüstü eğitim almış ve doktora sonrası araştırmacı olarak çalışmış, 2015'te Avrupa Birliği bünyesinde yapılan bir araştırmada Türkiye'de sayılı bilim insanları arasında gösterilmiş, yüzün üzerinde bilimsel yayını olan, o dönem Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi bir profesör.

Hoş bulduk. Yeni yılın hayırlar getirmesini diliyorum. Kur'an-ı Kerim bize "geziniz, dolaşınız, sizden önceki ümmetlerin halinin ne olduğuna bakınız" diye emrediyor (Rum Suresi, 41-42. ayetler) — bizden önceki ve sonraki nesillerin nasıl yaşadığını anlamamız için. Bu program da tam olarak bunu yapıyor: iz bırakan insanların hikâyelerini gelecek nesillere aktarıyor. Hocam, bir buçuk sene önce de görüşmüştük; 6 Şubat depreminin ardından konferanslarınızı takip ediyordum. Nihayet programımıza konuk oldunuz — hoş geldiniz.

🏠 Çocukluk: Kadırga'nın Çıkmaz Sokağı

Nerede doğdunuz, çocukluğunuz nasıl geçti?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: İstanbul Süleymaniye Hastanesi'nde doğdum. İlkokula başlamadan önce Beyazıt ve Kumkapı civarında evlerde oturmuştuk. Çocukluğum genelde Kadırga'da, bir çıkmaz sokakta geçti — ilkokul birinci sınıftan lise sonuna kadar hayatım orada şekillendi. Sokak çıkmaz olduğu için girenler çıkanlar belliydi, herkes birbirini tanırdı; bir mahalle kültürü, bir huzur sokağı vardı. Kadırga İstanbul'un eski, kendine özgü kültürü olan bir muhitidir. Kadırga İlkokulu, Kadırga Lisesi, Gedikpaşa Ortaokulu — okuduğum okullar hep oradaydı. Arada hâlâ o çıkmaz sokağa gidip bakarım; büyüdüğüm ev rüyama girer.

Avrupa ve Amerika'da "tek yatak odalı ev" denen türden bir evde otururduk — bir yatak odası, bir de salonu vardı; o salonda otururduk, herkesten sonra biz çocuklar orada yatardık. Üç kardeştim, en büyükleriydim. Tek çocukken tek odalı evde oturduğumu hatırlıyorum; kardeşlerim çoğaldıkça odalar da çoğaldı. Lise 3'teyken Kocamustafapaşa semtinde babam bir ev satın aldı; Lise 3'ü Kadırga-Kocamustafapaşa arasında sabahları evden koşarak okula gelir, akşam da dönüşte yürüyerek eve giderdim. Babamın harçlık bıraktığı parayla, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin tam karşı köşesindeki bakkaldan bir şişe süt ve bir gazete — "Yeni Devir" — alırdım. En son Çanakkale'de "1+0" bir dairede oturdum, ama o bile çocukluğumdaki eve göre daha lüks sayılırdı — çünkü içinde banyosu vardı; İlkokuldan önce, belki de tek çocuk olduğum dönemde, çocukluk evimde banyo dışarıda, ortak kullanımdaydı; kardeşim olunca Beyazıt ve Kumkapı'da 1+1 evlere geçtik. Allah anneme o şartlarda sabır vermiş. Bu tür zorluklar, benim gelişmemde önemli faktörler oldu.

👨‍👦 Aile Kökeni: Babanın Develi'den İstanbul'a Gelişi

Aileden ilk İstanbul'a gelen siz misiniz? Baba tarafı nasıl geldi?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Babam Kayseri'nin Develi ilçesinden, 13 yaşında, eğitim ve para kazanmak için İstanbul'a gönderilmiş — o zamanlar yokluk yıllarıydı. 12 yaşında yetim kalmıştı; babaannem onu 50 yaşında, geç doğurmuştu. Önce Ankara'ya, abisinin yanına gitmiş, oradan İstanbul'a gelmiş. Kimsesi, parası yokken meslek öğrenmiş, zor şartlarda yaşamış. Öğretmenleri "bu çocuğu harcamayın, biz okutalım" demiş, büyük bir potansiyeli varmış, ama buna rağmen kıymeti tam bilinmemiş.

Annem de Kayseri Develi'den; Beyoğlu'nda ilkokul okumuş. Dedem Kasımpaşa'da 30 sene ayakkabı tamirciliği (esnaflık) yapmış. Annem ilkokulu bitirdikten sonra Develi'ye yerleşmişler, orada bir ev yapmışlar. Annem 16 yaşında, genç yaşta evlenmiş — aramızdaki yaş farkı az olduğu için dışarıdan görenler bizi kardeş sanırdı. Ben doğduğumda babam askere gitmeden önce bir-iki sene Develi'de kalmışım; belki o toprağın beni bu kadar çekmesinin nedeni bebekliğimin orada geçmiş olmasıdır.

🕌 Develi Bağları ve Deprem Anıtı

Bu köklere bağlı kaldınız mı — Develi'ye konferans için gider misiniz?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Evet. Milli Eğitim İlçe Müdürlüğü'ne yazarak Develi'deki öğretmenlere deprem konferansı vermek istediğimi bildirdim, davet ettiler. Özellikle 21 Şubat 1940 Develi depreminin (6.7 büyüklüğünde) 75. yılında İstanbul'da bir anma organize ettim; Bahçelievler Belediyesi'ni de davet ettim, çünkü kendileri de Develi kökenliydi. Bu vesileyle bir farkındalık oluşturmuş oldum. Develi deprem fayında bir "Develi Deprem Anıtı" kurulması projesini önerdim; belediye başkanı bu anıtı gerçekten kurdu — o depremde ölenleri anmak ve bir sonraki depremlere hazırlık için. Türkiye'nin ilk deprem anıtı, tam fayın üzerinde, orada kuruldu. En son 2016'da Develi'ye gittim; dedemin evi hâlâ duruyor, annem onu restore etti, şimdi devre mülk gibi kullanılıyor.

📚 Okuma Alışkanlığı ve Dini Eğitim

Okumaya olan sevginiz nereden geliyor?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Küçükken babam eve kitap getirirdi; sürekli gazete alırdı, "okumasak bile bu davayı desteklemek için almak zorundayız" derdi. O gazeteyi ben okurdum — herkes uyuyunca, sokak lambasının ışığında. En çok etkilendiğim kitaplardan biri Ali Rıza Demircan'ın "Allah Resulü'nün Hayat Düsturları" kitabıydı; hiç bitsin istemezdim. Biyografiler her zaman dikkatimi çekti: "Alimlerin mürekkebi şehitlerin kanından üstündür" hadisini kendime ilke edindim; nerede ilim varsa öğrenmek için dünyada dolaştım, çalıştım.

Bir keresinde kardeşimle Şehzadebaşı Camii'ne gittik; nur yüzlü bir hoca gördüm, "büyük caminin hocası büyük olur, bize yardım eder" diye düşündüm. O hoca — Kemal Hocamız — bizi hemen kabul etti; kendisinden fıkıh, hadis ve Kur'an öğrenmek için rica ettik. Kur'an'ı zaten yüzünden okumayı biliyordum; ondan tecvit eğitimi aldım, Kur'an'ı kurallarına göre okumayı öğrendim. O günler bizim için unutulmaz. Ayrıca Süleymaniye Camii'nde uzun yıllar imam hatiplik yapan Ali Rıza Demircan Hoca da bizi çok etkiledi; kitabından da bahsetmiştim. Babamın da Kur'an öğrenmesine ben vesile oldum — çünkü ondan önce ben öğrenmiştim.

👞 Baba Dükkânı: Ayakkabıcılık ve Sefer Tası

Babanız ne iş yapıyordu?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Babam önce kalfalık yaptı, sonra Laleli'de bir dükkân açtı; imalata girdi, zarar edip kapattı, daha sonra ayakkabı tamiratıyla uğraştı. Okuldan gelince ilk görevim babama sıcak yemek götürmekti — annem sefer tasını hazırlardı, ben ilkokuldan başlayarak ortaokul boyunca Laleli'ye yürüyerek götürürdüm. Akşama kadar dükkânda kalırdık; bu bana büyük fayda sağladı, çünkü orası adeta bir "halk üniversitesi" gibiydi — değişik insanlar müşteri olarak gelir, sohbetler eksik olmazdı.

Babam bana hiç "sen de usta ol" demedi; annem şöyle anlatır: "Baban senin okumanı istemedi, kendi gibi usta olmanı istedi, ama ben seni okuttum." Babamın dükkânına gelen üniversite öğrencileri de vardı — bunlardan biri sonradan Bezmialem Tıp Fakültesi Rektörü oldu. Üniversitede okuyan birini görmek beni her zaman heyecanlandırırdı.

🎓 Ailedeki Örnek İnsanlar

Ailenizde önünüzde örnek aldığınız kişiler var mıydı?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Eşi annemin akrabası olan Şahin Bingöl adında biri vardı — kapısında "İnşaat Yüksek Mühendisi" yazardı, Ankara'da MHP ilçe başkanıyken şehit oldu. O dönem böyle unvanlar kapıya yazılırdı, parmakla gösterilirdi; onu bir mühendis olarak gözlemlemiş, dikkatimi çekmişti. Genel olarak ben dinlemeyi çok severdim — büyükler geldiğinde dizlerinin dibinde otururdum, kim olursa olsun anlatılanları anlamaya, hayatlarını bir kitap gibi okumaya çalışırdım. Bu dinleme alışkanlığından çok ders aldım.

☕ Dede Osman Usta ve Develi Kültür Mirası

"Osman Usta" hakkında bir yazınız var — kimdi Osman Usta?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Osman Usta dedemdi. Yazları bir kısmını İstanbul'da çalışarak, bir kısmını da tatilde onunla geçirerek büyüdüm. Develi'de ilk kırathaneyi (kahve/kültür merkezi) açan kişiydi; giyimine kuşamına dikkat eden, ütüsünü kendi yapan, kendine has bir insandı. Beni hiç kırmazdı, bir dede sevgisi hissettirdi. "Hayalimdeki Kahveci Osman Usta" adıyla bir yazı yazdım, sonradan Develi'de bir gazetede yayınlandı. Kendisi 63 yaşında, genç sayılabilecek bir yaşta vefat etti — ben daha ileri bir yaşta öldüğünü sanıyordum.

Dayım Süleyman Usta 11 yaşında Develi'den ayrılıp önce İstanbul'a, sonra 16 yaşında Almanya'ya işçi olarak gitmişti — annesinin imzasıyla, Almanya'ya giden en genç Türk işçilerden biri olarak anılır. Dedem Osman Usta ise Kasımpaşa'da 30-40 yıl çalıştı, emekli olunca Develi'ye döndü, oğlu Süleyman'ın Almanya'dan desteğiyle bir ev yaptırdı, altında bir kahve açtı ve emekliliğini orada geçirdi. Kurduğu bu kültür merkezi, Develi'nin kültür ikliminin gelişmesine önemli bir katkı oldu.

🏫 İlkokul Yılları

İlkokulu nerede okudunuz, nasıl bir öğrenciydiniz?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Tevfik Kurt İlkokulu'nda başladım. Ailemiz önce Beyazıt'ta bir çatı katına taşındı — manzarası güzeldi, yakında açık hava sineması vardı, ama su çıkmadığı için oradan Kadırga'daki çıkmaz sokağa taşındık; okulumu da Kadırga İlkokulu'na aldırdık. Açıkçası ilkokulda pek iyi bir öğrenci olduğum söylenemez — nedenini tam bilemiyorum. Evde düzenli bir çalışma ortamı yoktu; bir salonda yaşıyorduk, bugünkü çocuklar gibi ayrı bir oda, masa, sandalyem yoktu. Annem ilkokul mezunuydu ama o dönemin ilkokul mezunları bugünün lise mezunları gibi derin bir genel kültüre sahipti; yine de beni fiilen ders çalıştıracak vakti yoktu, çünkü evde sürekli gelen giden vardı.

Babam okumaya çok düşkündü; bana 28 ciltlik Ahmet Cemil Akıncı'nın Peygamberler Tarihi'ni parayla, her cildi teker teker satın alarak okuttu — sadece okutmakla kalmadı, özetletti de. Bu, ailemizin en önemli mirasıdır.

💡 Necmettin Erbakan'ın İlhamı

Sizi en çok etkileyen isim kimdi?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Beni en çok etkileyen kişi Necmettin Erbakan Hocamız oldu. Babam her gün gazete getirdiği için resmini sürekli görürdüm; meclis konuşmalarını radyodan kayıt eder, dinlerdim. Hem maddi ilimlerde akademik bir yönü vardı hem de manevi bir yönü — "önce Türkiye'yi kurtarmak, sonra dünyayı kurtarmak" ilkesini benimsemişti. Beni akademik ve bilimsel yönde en çok etkileyen kişinin o olduğunu söyleyebilirim.

✊ Ortaokul: Darbe Dönemi ve Kandiller

Ortaokul yıllarınız 1980 darbesine denk geliyor — o dönemi nasıl hatırlıyorsunuz?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Gedikpaşa Ortaokulu'na gittim. Hayatım "80 öncesi ortaokul, 80 sonrası lise" diye ikiye ayrılabilir — 1980'de ortaokulu bitirdim, o yıl darbe oldu. Sokakta silahlar taşınırdı, ortaokul sonunda sınıflarda pankart yazan öğrenciler vardı. Babam bizi hep ticarete yönlendirirdi — "rızkın onda dokuzu ticarettedir, emekçi olmayın" derdi; Mesihpaşa Caddesi'nde teyp kasetleri satardık, karşımızda CHP il başkanlığı binası, yanımızda Demokrat Parti'nin binası vardı, sokaktan sürekli siyasi yürüyüşler geçerdi. O iklimde epey etkilendim.

Kandil akşamları çok renkliydi. Babam beni Sultan Ahmet Camii'ne götürür, teravih ve bayram namazlarını orada kılardık. En çok etkileyen anım, Sultan Ahmet'te Gönenli Mehmet Efendi Hocamızla ilgili: bir defasında en önde saf tutmuştuk, arkadakiler "çocuğun burada ne işi var, arkaya gönderin" dediklerinde, Hoca "dokunmayın, o benim yanımda kalsın" demişti.

Devletin en üst kademesinde bugün onun talebesi olmayan neredeyse yok gibidir. Benim 200 kişilik bir dua listem var; Gönenli Mehmet Efendi'yi hiç tanımadığım hâlde o listedendir.

🛍️ Genç Girişimcilik: Sakız ve Kaset Satışı

Ortaokuldan sonra babanızın yanında çalışmaya devam mı ettiniz?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Evet, çıraklık yapmaya devam ettim; ayrıca sakız sattım — Dandy, Çivril, Özcan markalarını bağıra bağıra satardım, elimde dolu bir sakız tezgâhım vardı, genelde Beyazıt'taki yer altı köprüsünde satmaya çalışırdım, hanlara da girer, kapı kapı dolaşırdım; "dene-gör" mantığıyla, girişimci gibi stratejiler geliştirirdim. Sonra dayım Metin Usta ile teyp kasetleri satmaya başladım; onun yanında dururdum — ara sıra bir tanıdığını görünce kahveye giderdi, ben tezgâhta yalnız kalırdım. Bir keresinde tezgâhımızda kasetleri çaldığımız teybin aküsünü belediye zabıtaları alıp götürmüştü. Ortaokul sonunda, henüz öğrenciyken, babamdan tanıdığı Eminönü'ndeki İncesulu bir Kayserili esnaftan teyp alıp Karaköy'deki esnafa satardım — kazançlı ama kısa süren bir işti; ardından liseye başladım. Meslek lisesine gittiğim için lisenin ilk iki senesinde Torunoğlu Ortopedi'de çalıştım; orada ayak tabanlığı, boyun korsesi, koltuk bastonu yapılırdı, hepsine yardım ederdim — patronum Selahattin Torunoğlu hoş, sempatik bir insandı. Lise yıllarında da babamın dükkânı Laleli'de olduğu için, Karaköy'deki Yüksek Kaldırım'da ince (elektronik eşya) satan esnafın yanına çırak olarak girdim. Kimse bana "çalış" demezdi; ama yazın okul kapanınca ya çalışacak bir iş düşünür ya da babamın yanında dükkânda dururdum — liseyi bitirene kadar evde oturduğumu hiç hatırlamıyorum. Kazandığım para genelde babaanneme verilirdi — bana kalmazdı, ama annem "torunun para kazandı" diye ona götürürdü, o da sevinirdi.

🏭 Lise: Endüstri Meslek Lisesi

Hangi liseye gittiniz?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Kadırga'daki Endüstri Meslek Lisesi'ne başladım — evime 10 dakika mesafedeydi, yeni açılmıştı, öğle arası yemeğe eve gelebiliyordum. O dönem sınavla girilen iki lise türü vardı: askeri liseler ve meslek liseleri; ben sınavla kazanarak girdim. Kayıt sırasında beni "tesviye" bölümüne yazdılar — o kelimeyi ilk defa orada duydum, ne olduğunu bile bilmiyordum. Bölümler arasında elektrik, torna, tesviye, ahşap vardı; haftanın iki günü atölye, geri kalanı teorik derslerdi. Okul yeni olduğu için aletler ve hocalar da yeniydi.

Uygulamalı fizik dersi veren Nefise Hocamız dikkatimi çekmişti. 1980 darbesinin etkisiyle her sabah kısa bir spor ve motivasyon konuşmasıyla derse başlardık, tıraş kontrolü yapılırdı — disiplinli bir okuldu. Selahattin Hocamız bize ilk defa satranç öğretti. Spor hocamız Salih Oğur beni öyle motive etmişti ki, takıma girebilmek için uzun atlamada aşırı zorlanıp kolumu kırdım. Yıllığımda "ÖSS komandosu" yazar — üniversiteye girmek için devamsızlık hakkımı kullanıp Beyazıt Kütüphanesi'nde test çözerdim. Okul müdürümüz mezuniyetimde "bu liseden ilk defa bir öğrenci üniversiteye girdi" demişti — meslek lisesi mezunlarının üniversite hedefi olmadığı düşünülüyordu, ama öyle değildi.

Son sınıfta babam beni Şişli'deki bir dershaneye gönderdi; zayıf olduğum fizik-matematik notlarım orada yükseldi — demek ki eksiklik derslerin kendisinde değil, okuldaki fen derslerinin yetersizliğindeydi.

🎯 Üniversite Arayışı ve Jeofizik Mühendisliği

Üniversite tercih sürecini anlatır mısınız?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Meslek lisesinden geldiğim için sözel kısmım zayıftı; tercihlerimi sözel ağırlıklı yapınca ilk sene kazanamadım. O yıl bir dişli çark fabrikasında asgari ücretle çalıştım — Almanya'ya ihraç edilen Mercedes dişli parçaları üretiliyordu. Fabrikanın sahibi mi yoksa müdürü mü olduğunu bilemiyorum, ama beni işe alan kişi Besim Bey'di; çok saygın bir insandı. Kazandığım parayı bir İngilizce kursuna yatırdım; ailem hiç hesap sormadı. O İngilizce bilgisi sonradan beni üniversitede asistan yaptı. İlginç bir şekilde, fabrikada bana soru soran makine mühendisini görünce "bu bölüme gitmeme gerek yok, zaten öğrenmişim" diye düşündüm ve makine mühendisliği dışında bir bölüm aramaya başladım.

İkinci sene önce İngilizce Öğretmenliği'ni hedefledim — bir arkadaşımdan ilham alarak — ama Türkçe puanım yetersiz kaldı. Üçüncü sene, Aksaray'daki Gökşen Dershanesi'nin müdürü "5 saat burada ders alıyorsan 5 saat de evde çalışacaksın" demişti; bu reçeteyi uyguladım ve en yüksek puanla İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği'ni kazandım — aslında tercih formuma tek mühendislik bölümü olarak onu yazmıştım. Jeofizik mühendisliğinin ne olduğunu bile bilmiyordum; inşaat mühendisliği okuyan bir yakınımız "geleceğin mesleği" demişti, bu sözü hep aklımda tuttum.

Gerçekten de bugün çok az deprem uzmanımız var — mesela Karadeniz'deki petrol ve doğalgaz yataklarını da jeofizik mühendisleri buldu.

🎓 Üniversite Yılları

4 yıllık üniversite hayatınızda derslerin dışında neler yaptınız?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Üniversiteye girdiğimde Wado Ryu Karate'de kahverengi kuşağım, Kung Fu Tai Chi Chuan'da ise siyah kuşağım vardı; İngilizcem de vardı — üniversiteyi çok idealize etmiştim. Liseden sonra BESYO sınavlarına da girmiştim; Marmara Üniversitesi BESYO'da sınava girenlerin çoğu milli sporcuydu, bu yüzden açılan kontenjanlar ancak onlara yetmişti, ama yine de iyi bir deneyim olmuştu. Öğrencilere Uzakdoğu sporları öğretmek istedim ama salon bulunamadı; İngilizceden muaf tutuldum. Bunun yerine, hukuk fakültesindeki meraklı öğrencilere bir yıl boyunca ücretsiz Uzakdoğu sporu dersi verdim; salonun kirasını onlar karşıladı, ben hoca oldum, onlardan da hukuk öğrendim.

📐 Bitirme Projesi ve Yüksek Lisans: Kuzey Anadolu Fayı

Üniversite bitince ne yaptınız?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Konyalı bir hocamız olan Prof. Dr. Ömer Alptekin'in öğrencisiydim; bitirme projemde hocamın yazdığı mektuplarla Ankara'daki bütün ilgili kurumlara başvurdum, en sonunda Deprem Araştırma Dairesi'nde, hocamın sınıf arkadaşı olan bir müdürün yanında 20 gün çalışma yaptım — bu deneyim beni motive etti. Ardından hocam beni yüksek lisansa yönlendirdi.

Yüksek lisans sırasında, Kazım Ergin Hoca'nın bir öğrenciye ihtiyacı olduğunu Prof. Dr. Metin İlkışık hocamız söyleyince hiç tereddüt etmeden elimi kaldırıp İTÜ'deki rahmetli Prof. Dr. Kazım Ergin'in açtığı derse katıldım — dersin dili tamamen İngilizceydi. Beni akademiye ısındıran en önemli hocaların başında Kazım Ergin Hoca gelir; ders seviyesi oldukça yüksekti, verdiği ödevleri tamamlamak için bir hafta çalışırdım; ödevleri tek tek inceler, düzeltip geri verirdi. Mekânı cennet olsun. Bitirme projemi İTÜ'nün bilgisayar laboratuvarında yazdım — İTÜ Jeofizik'te okuyan bir arkadaşım kendisi için randevu alıyordu, ben de o randevularda İTÜ'deki bilgisayarda bitirme projemi yazdım. Öğrenci laboratuvarı olduğu için öğrenci öğrenciye öğretiyordu. Kendim İTÜ Jeofizik'ten mezun olmadım, ama bitirme projemi İTÜ'de yazıp bitirdim — çünkü kendi üniversitemizde böyle bir imkân yoktu; o dönem herkes projesini para verip yazdırırken ben kendim yazdım. Sonra asistanlık sınavını İngilizce bilgim sayesinde kazandım. Hocam bana "Kuzey Anadolu Fayı depremlerinin istatistiksel analizi" konusunu verdi.

🔬 Doktora ve Kahramanmaraş Bağlantısı

Doktora çalışmanız nasıl gelişti?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Doktorada, Türkiye'deki doğrultu atımlı fayların kırık ve deprem analizini çalıştım — Doğu Anadolu Fayı da dâhil olmak üzere, ülkedeki tüm kırık zonlarını kapsayan bir alan. Bir öğrencimin yüksek lisans tez konusu tam olarak Kahramanmaraş'ın deprem riskiydi; kendisi 6 Şubat depreminde anne babasını kaybetti, kendisi de depremzede oldu ve tezini o yüzden tamamlayamadı. O fay zonuyla ilgili beklenen büyük Maraş depremini geniş katılımlı toplantılarda tartışmıştık; 6 Şubat'tan yaklaşık bir sene önce üniversiteye bir öneri raporu sunduk, ama süreç nihayetlendirilemeden deprem gerçekleşti.

1990-2000 yılları arasında İstanbul Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak çalıştım. Yer Fiziği Anabilim Dalı'nda açılan bir Yardımcı Doçent kadrosu için başvuran üç aday arasında jüri oy çokluğuyla benim lehime uygunluk kararı verdi; ancak anabilim dalı başkanının olumsuz görüşünü bahane eden Rektör Alemdaroğlu döneminde atamam yapılmadı. Lehimde olan bu kararın uygulanmaması üzerine İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'nü mahkemeye verdim; bunun üzerine sözleşmem uzatılmadı ve yurt dışı hayatım (2000-2010) başladı.

🇯🇵 Japonya'ya Gidiş ve İzmit Depremi

Japonya'daki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Türkiye ve Japonya'yı aynı anda çalışan çok az kişi vardır — ben ikisini de çalıştım. Japonya'ya postdoktora araştırma bursuyla gittim; oradaki kırıkların ve depremlerin istatistiksel analizini yaptım, Japonya'nın deprem tehlike haritasının hazırlanmasına katkıda bulundum, iki çalışma yayınladık.

1996'da evlendim — üniversitede bir arkadaşımın tanıştırmasıyla, kimya bölümünden bir akademisyenle. 17 Ağustos 1998'de Japonya bursunu alıp yola çıktım. Tam bir yıl sonra, 17 Ağustos 1999'da İzmit depremi olduğunda Tokyo Havalimanı'ndaydım — deprem haberini aldığımızda herkes ağlıyordu. Ben ise Türkiye'deki beklenen İzmit depremini önceden çalışmıştım: İstanbul Üniversitesi'ndeki bir projede, depremden 6 ay önce, danışmanım Prof. Dr. Ömer Alptekin ve Alaska Üniversitesi'nden Prof. Dr. Max Wyss ile birlikte dört büyük deprem üretme potansiyeli olan nokta belirlemiştik — biri tam İzmit depreminin gerçekleştiği noktaydı, diğerleri Kumburgaz, Bursa ve (o dönem henüz gerçekleşmemiş, sonradan 5.3 büyüklüğünde bir depremin olduğu) Gemlik-Çınarcık çukuruydu. Bu raporu depremden 6 ay önce üniversiteye teslim etmiştik; çalışma medyada da yer buldu.

🍁 Kanada'da Saha Çalışması: British Columbia

British Columbia'daki fotoğraflarınız da var — orada neler yaptınız?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: British Columbia'ya gönüllü olarak gittim; orada, uluslararası "Litosfer" projesi kapsamında yaklaşık 300 sismometre yerleştirdim. Sismometre, yer hareketini kaydeden bir kayıt cihazıdır. Belirli noktalara yerleştirilen patlayıcılarla (20 metre derinlikte) yapay depremler oluşturduk; patlama anı önceden biliniyordu, kayıtçılar eş zamanlı olarak sinyali yakaladı — bu şekilde bölgenin kabuk (crust) tomografisini çıkardık. Proje lideri bize hangi noktalara yerleştireceğimizi gösteren bir rapor veriyordu; bir arkadaşımla birlikte yaklaşık 20-30 tanesini biz yerleştirdik. Bu, tamamen gönüllülük esasına dayanan bir projeydi — dünyanın her yerinden bilim insanları geliyor, hem çalışıyor hem tanışıyordu. O dönem Alberta Üniversitesi'nde "Research Associate" olarak çalışıyordum.

🌋 2024 Japonya Depremi Üzerine Değerlendirme

Yeni yılın ilk gününde Japonya'da meydana gelen depremi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Japonya'da iki tür deprem olur: karada olanlar ve denizde olanlar. Bu deprem, 40-80 km derinlikte, denizde meydana geldi; ama asıl yıkıcı olan karada olan depremlerdir — örneğin 1923'te 75.000 kişinin öldüğü büyük Kanto depremi kara depremiydi. Bu son deprem, Filipin ve Pasifik levhalarının birleştiği üçlü kavşak noktasında, aslında beklenmedik bir yerde meydana geldi; biz çalışmalarımızda daha çok başka noktaları (Kumburgaz benzeri bölgeleri) bekliyorduk. Beklenmedik bir yerde meydana gelen depremlerde hazırlıksızlık nedeniyle kayıplar daha yüksek olabiliyor — deprem batıda beklenirken doğuda gerçekleşebiliyor.

1923 Tokyo depreminde ilginç bir detay var: yıkımın ortasında tek ayakta kalan yapı Tokyo Oteli'ydi — nedeni, Amerikalı bir mimarın oteli dünyada ilk kez sismik izolatör üzerine inşa etmiş olmasıydı. Her yer yıkılırken o bina ayakta kaldı; sismik izolatör depreme karşı bir kalkan olarak ilk kez böyle test edilmiş oldu.

🗺️ Kuzey Anadolu Fayı — San Andreas Karşılaştırması

Konferanslarınızda Kuzey Anadolu Fayı ile San Andreas Fayı'nı karşılaştırıyorsunuz — bu bağlantı nedir?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Kuzey Anadolu Fayı'nın bir "ikizi" San Andreas Fayı'dır — ilk yüksek lisans öğrencimin tezi tam bu karşılaştırmayı yapmıştı. Amerikalılar kendi faylarını anlamak için bizim fayımızı, biz de kendi fayımızı anlamak için onlarınkini inceliyoruz. Amerika, 1971 San Fernando depreminden (6.7 büyüklüğünde) ders çıkararak 1972'de bir deprem yasası, 1980'de ise olasılıksal deprem tehlike haritasını çıkardı — bizden çok daha ileri bir mesafe kat ettiler. Aynı öğrencim San Andreas'taki kentsel dönüşüm/sosyal katılım modelini Beylikdüzü Belediyesi'ne önermişti, ancak destek görmedi.

🎖️ Askerlik, Suudi Arabistan ve İtalya Yılları

Askerlik anınız var mı? Japonya sonrası başka ülkelere de gittiniz mi?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Samsun'da kısa dönem askerlik yaptım, yaklaşık 30 gün. Büyük bir koğuşta kaldık — 275 kişilik; 500 kişilik koğuşlar da vardı, bizimki iyi sayılırdı. Genelde üniversite mezunu arkadaşlarla birlikteydim.

Yurt dışı deneyimim Japonya ile sınırlı kalmadı: King Fahd Üniversitesi'nde (Suudi Arabistan) 4 yıl çalıştım — akademisyen olarak ilk dersimi orada, İngilizce olarak verdim; çünkü o dönem Türkiye'de mağdur olduğum için ders vermeme izin verilmemişti. Orada da depremler oluyordu, ama bunlar genellikle petrol üretimine bağlı depremlerdi. Suudi Arabistan'dayken eşimle birlikte birkaç kez umre yaptık, bir Kadir Gecesi'ni orada geçirdik. Doktoramı ise Edinburgh Üniversitesi'nde, 1993 yılında, Kuzey Anadolu Fay Zonu'yla ilgili bir projeyle tamamladım — İngilizce yeterliliğimi belgeleyerek misafir araştırmacı statüsünde çalıştım. Daha sonra Kanada'da Alberta Üniversitesi'nde görev aldım, Japonya'ya da iki kez gittim; eşim bu seyahatlerin çoğunda benimleydi.

🏚️ 1999 İzmit Depremi: Ailenin Kendi Deneyimi

1999 depreminin olduğu yıl Türkiye'ye döndünüz — bizzat yaşadınız mı?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Evet, tam depremin yaşandığı yıl döndük; döndüğümüzde deprem zaten olmuştu, sokakta yattık. Annem Avcılar'da 6. katta oturuyordu; "Avcılar'da deprem oldu" haberini alınca ne olacağını bilmeden oraya gittik — neredeyse toplamaya gider gibi bir ruh hâliyle. Binanın ağır hasar aldığını ama annemin sağ olduğunu görünce çok sevindik, mutlu olduk. Allah ülkemize ve tüm insanlığa bu tür afetleri bir daha yaşatmasın.

🏙️ İstanbul İçin Deprem Tedbirleri

Muhtemel İstanbul depremi için acil olarak neler yapılmalı?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Kentsel dönüşüm önemli, ama dönüşümün nereden başlanacağının doğru seçilmesi gerekiyor — yer sağlamlık haritasına bakarak. 6 Şubat 2023 sonrası hasar haritasında, İstanbul'un batı tarafındaki sarı ve koyu renkli bölgeler daha riskli görünüyor; bunlar genellikle eski tarım arazileri üzerine kurulu yerleşimler. Japonya'da kentsel dönüşüm, en kötü zemindeki en kötü binalardan başlanarak, kademeli olarak daha sağlam zeminlere doğru ilerletiliyor — bu "yer direnç envanteri" dünyada ücretsiz olarak paylaşılan bir veri, bizim de pusulamız olmalı.

Japonya'daki bir meslektaşıma "Türkiye'de sizi en çok şaşırtan ne oldu" diye sorduğumda, "mimarlık ve mühendislik mezunlarının hemen 'ben mimarım, mühendisim' diyerek işe başlaması" demişti. Oysa Japonya'da en az 2 yıl, Kanada'da en az 5 yıl yardımcı mühendislik yaparak "profesyonel mühendislik" şartlarını (teknik yeterlilik + etik referans) sağlamak zorundasınız. Şehirlerin geleceğini, gerçekten profesyonel olduğundan emin olduğumuz mühendislere emanet etmemiz gerekiyor — aksi hâlde 6 Şubat'ta gördüğümüz büyük kayıplar tekrarlanabilir.

Yıkımın temel nedenleri arasında betonarmede demir yerine çelik kullanımının yaygınlaşmaması ve sismik izolatör eksikliği var; sismik izolatör maliyete sadece yaklaşık %3 ekleme yapıyor ama deprem riskini büyük ölçüde azaltıyor. Ayrıca köy evleri projesini çok değerli buluyorum — bunu küçümsememek lazım. Kanada'da yaşamış biri olarak söylüyorum: müstakil yaşamın desteklenmesi ve çoğaltılması gerekiyor. Kanada'da genellikle göçmenler ve işsizler yüksek katlı binalarda oturur; Hollanda'da ise herkesin müstakil evde oturma hakkı var, betonarme çok katlı yapılarda oturmak istisnadır. Bu yüzden müstakil köy evleri modelinin yaygınlaşması gerekiyor.

📝 Kapanış Tavsiyeleri

Programı bitirirken öğrencilerinize ve vatandaşlarımıza deprem konusunda son mesajınız nedir?

Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Tıp doktorları bize belli bir yaştan sonra düzenli check-up öneriyorsa, aynı mantıkla, en az 20 yaşını geçmiş binaların yer ve yapı sağlamlık durumunun her 10 yılda bir incelettirilmesini, mümkünse güçlendirme opsiyonunun kullanılmasını öneriyorum. Amerika'da güçlendirmeden geçmiş binalarda deprem sigortası primleri düşüyor — bu tür teşviklerin bizde de yaygınlaşması gerekir. Yer mühendislerine daha çok istihdam açılmalı; jeofizik mühendisleri iş bulamadığı için jeofizik bölümleri kapanma noktasına geliyor — kapanan bir bölümden deprem hazırlığı beklemek gerçekçi olmaz.

Bu tam metin, VAV TV yayınının orijinal altyazı dosyasından (SBV) editoryal olarak temizlenerek hazırlanmıştır. Soru-cevap sırası ve içerik, gerçek söyleşiye sadık kalınarak düzenlenmiştir.

📻 Üniversite Öncesi Yıllar

Yetiştiğim dönemde iletişim araçları bugünkünden çok farklıydı. Televizyon herkesin evinde yoktu; radyo en önemli iletişim araçlarının başında gelirdi. Televizyonlar evlere ilk girmeye başladığında ise tek kanallıydı ve aile bütünlüğü bozulmadan, hep birlikte aynı kanalı izlerdik.

01

Radyo Dönemi

Televizyon henüz her evde yokken, radyo ailenin ortak iletişim penceresiydi. Haberler, müzik ve sohbetler radyo üzerinden takip edilirdi.

02

Tek Kanallı Televizyon

Televizyonlar evlere girmeye başladığında tek kanallıydı. Bu durum aile bütünlüğünü bozmadı — herkes aynı anda aynı programı birlikte izlerdi.

03

Endüstri Meslek Lisesi

Endüstri Meslek Lisesi'nde okudum; hedefimde her zaman üniversite vardı. Bu yol, bugün "meslek lisesinden sonra akademisyen olunamaz" algısına karşı somut bir örnek oluşturuyor.

04

Necmettin Erbakan'ın İlhamı

Üniversite öncesi dönemde Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın fikirlerinden etkilendim ve akademisyen olma yolunda ilham aldım.

Jeofizik Mühendisliği'ni aslında biraz da tesadüfen seçtim — üniversite tercih formuna tek mühendislik bölümü olarak onu yazmıştım. Bir yakınım "geleceğin mesleği" demişti. Yıllar sonra gördüm ki gerçekten de ülkemizde deprem uzmanı sayısı bir elin parmakları kadar az.

🔬 İlk Bilimsel Heyecan
🍁

İlk Büyük Saha Deneyimi — British Columbia, Kanada

Kanada'da gönüllü olarak British Columbia'da 300 sismometre yerleştirdim. Yapay depremler oluşturup eş zamanlı kayıt alarak bölgenin kabuk tomografisini çıkardık.

🇯🇵

17 Ağustos 1998 → 17 Ağustos 1999

Japonya'ya araştırma bursuyla gittiğim gün 17 Ağustos 1998'di. Tam bir yıl sonra, 17 Ağustos 1999'da İzmit depremi olduğunda Tokyo Havalimanı'ndaydım — herkes ağlıyordu.

📍

Sismik Hareketliliğin Erken Tespiti

İstanbul Üniversitesi'ndeki bir projede, İzmit depreminden 6 ay önce dört bölgede artan sismik hareketlilik belirlemiştik — bunlardan biri, depremin gerçekleştiği ana kırılma bölgesiydi.

"Araştırmalarımız belirli bölgelerde sismik hareketliliğin arttığını ortaya koymuştu; bu bölgelerden biri daha sonra 17 Ağustos 1999 İzmit Depremi'nin ana kırılma bölgesi oldu." — Prof. Dr. Ali Osman Öncel · VAV TV Röportajı · 1 Ocak 2024
Çocukluğumun Mahallesi, Bugünün Dersi Kadırga'daki tarihi ahşap evler — büyüdüğüm mahalle — deprem davranışı açısından dikkat çekici tarihî yapılar: hafif, esnek, geleneksel ahşap deprem dayanımlı örnekler. Hâlâ ayaktalar. Oysa "12 şiddetine dayanır" diye satılan modern bir rezidans, 6 Şubat depreminde yıkıldı. Geleneksel yapılardan alınacak dersler var.
🏠 Deprem Güvenliği Önerileri

Röportajda deprem güvenliği çalışmalarına da değindim ve zemin dayanıklılığı konusuna vurgu yaptım.

🏗️ Zemin Dayanıklılığı
Bir binanın deprem güvenliği, üzerinde durduğu zeminin dayanıklılığından ayrı düşünülemez. Yapı öncesi zemin etüdü ve zemin türü, güvenlik değerlendirmesinin temelini oluşturur.
🔍 Eski Binaların Düzenli Kontrolü
20 yaşını geçmiş binaların yer ve yapı sağlamlık durumunun her 10 yılda bir incelettirilmesini, mümkünse güçlendirme opsiyonunun kullanılmasını öneriyorum. Amerika'da güçlendirmeden geçmiş binalarda deprem sigortası primleri düşüyor — bu tür teşvikler bizde de yaygınlaşmalı.
⚙️ Çelik Yapılaşma & Sismik İzolatör
Japon meslektaşlarıma göre Japonya'nın depremde daha az yıkılmasının temel nedeni: betonarme yerine çelik yapılaşmanın yaygınlaşması ve sismik izolatör kullanımı. Sismik izolatör maliyete yalnızca yaklaşık %3 ekleme yapıyor ama deprem riskini büyük ölçüde azaltıyor.
🗺️ Yer Direnç Envanterine Göre Şehir Planlaması
Şehirlerin geleceğini, binaların yapılacağı ve yapılmayacağı yerleri belirleyen yer direnç envanterine uygun olarak planlamamız gerekiyor.
📤
PDF / Word olarak dışa aktar
Times New Roman · Akademik format · Abstract
Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Deprem Sismolojisti · Jeofizik Mühendisi · JeoTurizm EduPanel
Deprem biliminin toplumla buluşması için çalışan bir sismolog ve jeofizik mühendisi. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Jeofizik Müh. Bölümü öğretim üyesi; Doğa ve Deprem Bilimi Topluluğu'nun kurucusu.
🔗 aliosmanoncel.blogspot.com
Bu içeriği paylaş
#DepremGüvenliği #İlham #HayatHikayesi

Comments

Popular posts from this blog