🎙️ The Silent Microphone

Susan Mikrofon — 17 Ağustos'ta Bir Sabah
Anı Yazısı
Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Susan Mikrofon · 17 Ağustos'ta Bir Sabah
🌐 Language
📍 Prof. Dr. Ali Osman Öncel · Anı Yazısı

Susan Mikrofon Bir Deprem Yıldönümünde Kesilen Ses

İnşaat gürültüsünden kaçıp bir okulun makam koltuğuna kadar uzanan bir sabah — ve sonunda hiç çıkmayan bir ses.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27. yıldönümünde geçti · The Silent Microphone — An Unbroadcast Morning on Earthquake Remembrance Day

🏷 Anı 🏷 17 Ağustos 1999 🏷 Armutlu 🏷 Canlı Yayın
🏠 Ev → 🏘 Armutlu → 🏫 Okul → 🪑 Müdür Odası → 📡 Canlı Yayın → 🎥 Kamera → 🔇 Sessizlik
📅 17 Ağustos 2026 ~6 dk okuma ✍ Prof. Dr. Ali Osman Öncel

Yazının Özü

Bir inşaat gürültüsünden kaçan bir deprem bilimcisi, bir okulun müdür makamına kadar sürüklenir. Ekran açılır, bağlantı kurulur... ama iş tam da en beklenmedik yerde düğümlenir.

📍 Bu yazı, o günün ham notlarından, hiçbir ayrıntı çıkarılmadan, anı formuna dönüştürülmüştür.

🚧 Gürültüden Kaçış

O sabah, kayınvalidemin bahçeli müstakil yazlık evinde, 17 Ağustos'a hazırlanıyordum — 1999'un yıldönümüne. Bir televizyon kanalının öğlen bülteninde bir canlı bağlantı sözü vermiştim, konu deprem olacaktı, gün de kendiliğinden konuşuyordu zaten. Ama ev, hazırlandığım sessizliği vermiyordu. Denize yakın bir noktada süren bir inşaat, duvarların arasından düzenli, kesintisiz bir uğultu gönderiyordu içeri. Canlı yayına bu sesle çıkılmazdı — bir deprem bilimcisinin sesi, bir beton mikserinin sesine karışamazdı.

Kararımı hızlı verdim. Arabaya bindim, Yalova'ya bağlı Armutlu ilçe merkezine indim. Aklımda eski bir tarihi kütüphane vardı — daha önce görmüştüm, ama tam yerini şimdi çıkaramıyordum. Yolda iki çocuğa sordum. Sorumun ağırlığından çok, sorulmuş olmanın kendisi onları heyecanlandırdı sanki. Biri hemen tarif etmeye başladı; diğeri araya girdi:

"Ben götüreyim, gösteririm!"

Gülümsedim. "Tarif edin, ben görmüştüm zaten" dedim. Onlar için önemli olan belki de yolun kendisiydi; benim için zamandı.

🏫 Bahçeye Giren Araba

İlerledim. Kütüphaneyi değil, bir ortaokulu buldum önce. Düşünmeden arabayla bahçeye girdim — sonradan hatırladığımda biraz cüretkâr bir hareketti bu. Kapıda duran kişiye "yetkililer var mı?" diye sordum. "İçeride" dedi, başka bir şey demeden. İçeri girdim; kapıda duranın aslında müdür yardımcısı olduğunu daha sonra anladım — onu kendi odasında buldum.

Anlatmaya başladım: denize yakın alanda süren inşaat yüzünden evimde ses sorunu vardı, 17 Ağustos nedeniyle bir televizyon kanalıyla canlı yayın bağlantısı yapacaktım, üniversitede öğretim üyesiyim. Müdür yardımcısı önce bir oda önerdi — "size uygun" dedi. Ama o odaya girdiğimizde çocuk sesleri geliyordu, ders arası gürültüsü her yerdeydi. Olmazdı; bir gürültüden kaçıp bir başkasına sığınmıştım.

Kısa bir sessizlikten sonra karar verdi: "Müdür beyin makam odasını vereyim" dedi. Ve öyle oldu — bir okulun en sessiz, en resmi odasına, müdürün kendisi orada olmadan, ben oturdum. Hangi üniversiteden olduğumu, adımı sordu; müdür beye haber vermeyi düşündü. Anlattım kim olduğumu. O da meraklı gözlerle, bilgisayar ekranından canlı yayına bağlanma çabamı izlemeye başladı.

🌋 Fay Manzaralı Bir Makam Odası

Otururken müdür yardımcısı meraklı bir soru sordu: "Yakın zamanda burada deprem bekleniyor mu?" Cevabım hazırdı: "Biliyorsunuz, 17 Ağustos 1999 depreminin kırılması Gölcük'te başlamış, oradan yayılmıştı. Ama Marmara'nın doğusunda, İstanbul'u tehdit eden aktif fay sisteminin güney kolu tam altımızdaki Armutlu Fayı — kuzeyde Adalar segmentiyle derinlerde birleşen, henüz hiç kırılmamış, kilitli bir segment. Bu yüzden buralarda deprem tehlikesi her zaman vardır" dedim.

📚 Bilimsel dayanak (APA 7)

Bulut, F., Bohnhoff, M., Eken, T., Dresen, G., Malin, P. E., & Aktar, M. (2013). An earthquake gap south of Istanbul. Nature Communications, 4. https://doi.org/10.1038/ncomms2999

Ergintav, S., Reilinger, R. E., Çakmak, R., Floyd, M., Cakir, Z., Doğan, U., King, R. W., McClusky, S., & Özener, H. (2014). Istanbul's earthquake hot spots: Geodetic constraints on strain accumulation along faults in the Marmara seismic gap. Geophysical Research Letters. https://doi.org/10.1002/2014GL060985

Becker, D., Martínez-Garzón, P., Wollin, C., Kılıç, T., & Bohnhoff, M. (2023). Variation of fault creep along the overdue Istanbul-Marmara seismic gap in NW Türkiye. Geophysical Research Letters. https://doi.org/10.1029/2022GL101471

Sonra elimle pencereden dışarıyı gösterdim: "Bakın, burası fay manzaralı bir makam odası." Bir gün önce, tam bu fay zonunun altındaki bir kaplıcaya girdiğimi anlattım — ayağımı soktuğum suyun, kaynağın ta kendisi olduğu söylenmişti bana. Kaplıca hamamında bir yerde suyun en derin noktadan kaç metreden, kaç derece sıcaklıkla çıktığı yazmıyordu; ama su öyle sıcaktı ki hayatımda ayağımı böyle sıcak bir suya hiç sokmamıştım. "İşte o sıcaklık, yerin altındaki jeofizik enerjinin gücünü temsil ediyor" diye devam ettim. "Neden kaplıca var, neden su bu kadar sıcak, biliyor musunuz? Kırılan fayın derinliklerine sızan yeraltı suyu orada ısınıp yukarı çıkıyor — bölgenin kabuğu incelmiş, buradaki ısı akısı normalden yüksek; su da bu sıcaklıkla ısınarak yüzeye ulaşıyor" dedim.

😟 Tepki: Müdür yardımcısı birden endişelendi.
🎙 Susan Mikrofon

Ve orada, o sessiz makam odasında, asıl mücadele başladı. Bilgisayardan bağlandım — ses gidip geliyordu ama görüntü hiç çıkmadı. Dört farklı bağlantı linki denendi, biri diğerinin üstüne yama gibi. Sonra telefona geçtim: görüntü geldi bu kez, ama ses dışarı çıkmıyordu. Kulaklığım yanımda değildi.

"Hocam, gözükmüyorsunuz ama." — "Kameramı açtım, kendimi görüyorum." — "Ben sizi göremiyorum kıymetli hocam." — vMix Call bağlantısı sırasında, rejiyle karşılıklı yazışmalardan

Rejideki ses ekibi bağlantıyı ayarlamaya çalıştı. Ben, kamera izinlerini tek tek kontrol ettim: tarayıcı izni, Windows gizlilik ayarları, Cihaz Yöneticisi. Hepsi açıktı. Kamera çalışıyordu — ama görüntüm hâlâ gitmiyordu. Sonunda asıl suçlu ortaya çıktı: Mirametrix Virtual Camera — bilgisayardaki sanal kamera yazılımı. Sistem, gerçek USB kamerayı değil, bu hayalet kamerayı yayına göndermeye çalışıyordu. Doğru kamera seçildi, "Reconnect" tuşuna basıldı — tam çözümün eşiğinde, saat geçmişti bile.

⚠ Sonuç: İki seçenek de olmadı. Bilgisayardan bağlanınca ses vardı, görüntü yoktu; telefondan bağlanınca görüntü vardı, ses yoktu, kulaklık da yanımda değildi. Yayın yapılamadı.
🍵 Çay, Su ve Sessizlik

Müdür yardımcısı bütün bu süre boyunca çayımızı, suyumuzu eksik etmedi — bu küçük ayrıntıyı hâlâ hatırlıyorum, belki de günün en samimi anıydı. Hiç tanımadığı birine makam odasını açtı, ekranına baktı, sabırla bekledi. Yayın olmadı ama o sabah bomboş da geçmedi.

💡 Bugünden Bakınca

Şimdi düşününce, o sabahın garip bir simetrisi var: 1999 depreminin yıldönümünde, yer kabuğunun derinliklerindeki görünmez sinyalleri okumaya adanmış biri, ekranın arkasındaki görünmez bir sanal kamera yüzünden sessiz kaldı. Yıllardır zayıf sismik dalgaları, kayıt cihazlarının gürültüsünden ayıklamaya çalışıyorum — o gün asıl gürültü bir inşaat şantiyesinden, asıl sinyal kaybı ise bir yazılım ayarından geldi.

Sorulmamış Soru Bir sesi duyurmaya bu kadar hazırlanmış olmak, sesin hiç çıkmamasından daha mı değerlidir — yoksa bütün o hazırlık, sadece kayda geçmemiş bir çaba olarak mı kalır?

O gün beni susturan teknoloji neyse, bugün beni konuşturan da bir başka teknoloji oldu.

✒ Editöryal not: Bu yazı, o sabahın ham notlarından bir yapay zekâ aracıyla anı formuna dönüştürüldü; olaylar ve ayrıntılar değiştirilmedi.

📤
PDF / Word olarak dışa aktar
Baskıya hazır, gazete formatı
Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Deprem Sismolojisti · Jeofizik Mühendisi · JeoTurizm EduPanel
Edinburgh'dan İstanbul'a; yeraltı verilerinden saha anılarına — bilimi insanla buluşturan bir araştırmacının yolculuğu.
🔗 aliosmanoncel.blogspot.com
Bu içeriği paylaş

Comments

Popular posts from this blog