🎙️ 27 Years After the 1999 Earthquake: Türkiye’s Seismic Reality
🎙️ 17 Ağustos 1999'un 27. Yılı: Marmara'nın Deprem Riski ve Hazırlığı
Sismolog Prof. Dr. Ali Osman Öncel, Marmara fayının kilitlenme durumunu, 23 Nisan 2025 depremini ve "depremler değil ihmaller öldürür" gerçeğini TRT Radyo Haber Ajans'ta anlattı.
"Gerçekten öldüren deprem değil. Yoksa depremler insanları öldürmüyor, insan ihmalleri felaketi büyütüyor."
Röportajın Özü
17 Ağustos 1999 İzmit depreminin 27. yıl dönümünde TRT Radyo Haber Ajans'ın konuğu oldum. Röportajda Marmara Denizi'ndeki fay segmentlerinin kilitlenme durumunu, 23 Nisan 2025 Silivri-Kumburgaz depremini, 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ile zemin sınıflandırmasının önemini ve İstanbul Erken Uyarı Sistemi'nin gerçekçi sınırlarını anlattım.
📍 TRT Radyo Haber - Ajans · 17 Ağustos 2026 · Prof. Dr. Ali Osman Öncel · İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Jeofizik Müh. Bölümü
Ayrıca metin boyunca yer alan 🔬 Scientific Perspective ve 🟦 Evidence Check kutuları, güncel bilimsel literatürün kısa ve tarafsız özetleridir. Konuşmacının ifadelerini doğrulamak, desteklemek veya farklı bakış açılarını göstermek amacıyla hazırlanmıştır; konuşmanın birebir özeti değildir.
Yayın bağlantısı: youtu.be/9jj2WtOh_uY
Zaman damgaları orijinal altyazı dosyasındaki (ajans-subtitle-duzeltilmis.sbv) gerçek saniyelere göre doğrulanmıştır.
İçindekiler
- Açılış ve Konuk Tanıtımı
- Diri Fay Haritalaması: Sismik İzleme Gelişmeleri
- Marmara Fayının Kilitlenme Durumu ve Sismik Boşluklar
- 23 Nisan 2025 Depremi: Kilit Nokta Analizi
- Zemin Sınıflaması ve 2018 Deprem Yönetmeliği
- Erken Uyarı Sistemleri ve Toplumsal Direnç
- En Büyük İhmal: Zemin Sınıfının Gizlenmesi
- Kapanış Mesajı: "Depremler Değil İhmaller Öldürür"
Saatimiz 10.43'ü gösteriyor sevgili dinleyenlerimiz. Bu dakikalarda 17 Ağustos depremi ve ülkemizin deprem gerçeğini konuşacağız. 17 Ağustos 1999 Türkiye için sadece bir takvim yaprağı değil, deprem gerçeğiyle toplumsal ve bilimsel anlamda yüzleşmenin miladı. Ancak her yıl dönümünde tekrarlanan büyük İstanbul depremi ne zaman olacak? Hangi fay kaç şiddetinde üretecek soruları bizde de bir kanıksama direnci yaratıyor gibi görünüyor. Şimdi bütün bu soruların cevabını Sismolog ve Jeofizik Yüksek Mühendisi Profesör Doktor Sayın Ali Osman Öncel'le aramaya, yanıtlamaya çalışacağız. Yayınımıza hoş geldiniz hocam.
Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Hoş bulduk efendim. Hayırlı yayınlar olsun.
Çok teşekkür ediyoruz hocam. 1999'dan bu yana geçen 27 yılda Türkiye'nin sismik izleme ağı ve jeofizik veri altyapısı da kat ve kat gelişti. Yaşadığımız büyük depremin, büyük acının ardından bugün yerin altını çok daha iyi görebiliyoruz. Peki bu bilimsel ve teknolojik ilerleme, yerin üstündeki riski azaltmaya ne kadar dönüştü? Bilimsel olarak neredeyiz? Uygulamada nerede takılıyoruz? Yanıtlarını sizden almak isteriz.
Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Evet, gerçekten dediğiniz gibi önemli gelişmeler oldu. Bu da tabii Türkiye'de deprem tehlikesi meydana getirecek diri fayların belirlenmesi, yerlerin tespiti konularında önemli katkılar sağladı. Biliyorsunuz 2026 yılında 485 olan fay sayısı 700'e çıktı. Bunlar tabii ki sismik ve sismoloji tabanlı izlemenin katkısı ile ortaya çıkan çalışmalar. Bu bize riski görmemize ya da riske neden olacak tehlikeyi oluşturacak, tehlikeye kaynaklık edecek fay yapısını görmemizi ve bunların sürekli küçük deprem üretme düzenini inceleyerek büyük depremler öncesinde ani anormal bir davranış yapıp yapmadığı incelenecek, katkı sağlayacaktır.
Hı hı. Marmara Denizi altındaki fay segmentlerinin kilitlenme durumu ve sismik sessizliği jeofizik açıdan bize ne anlatıyor? Yani küçük sarsıntılar enerjiyi alıyor mu? Hep bu gündemde olan sorulardır ya. Marmara özelinde bakmaya çalışırsak. Yoksa tam aksine ana kırılmanın stres birikimine mi işaret ediyor? Gündemde tartışılan noktalardan da bakacak olursak siz nasıl düşünüyorsunuz?
Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Evet. Önemli bir noktaya değineyim; fayın kilitlendiği noktalar önceden tespit edilebilirse bu kilit alanların etrafında incelemeler yapılabilir. Deprem öncesi anormal davranışlar takip edilebilir. Genelde bunlar sismik boşluk olarak biliniyor. İşte Marmara'da sismik boşluk, işte orta Marmara boşluğu. Tabii Marmara ilişkili sorduğunuz için işte Avcılar segmenti, Kumburgaz segmenti ve Tekirdağ segmenti olarak ayrılıyor. Tabii kilitli olan noktalar adı üstünde kilitli olduğu için burada büyük depremler meydana gelmiyor. Genellikle büyük deprem öncesi orta büyüklükte depremler meydana geliyor. Yani kilitli olmayan alanlarda meydana gelen depremler büyüklük olarak daha küçük ama kilitli olan alanlarda ise meydana gelen depremler büyüklük olarak ortalama büyüklükte daha büyük.
🔬 Scientific Perspective
Ana Marmara Fayı üzerindeki son on beş yıllık M5 üzeri deprem etkinliğini inceleyen güncel bir çalışma, kırılmaların doğuya — İstanbul'a — doğru ilerleyen bir dizi oluşturduğunu göstermektedir. Bu çalışmaya göre İstanbul'un hemen güneyindeki segment tamamen kilitli kalmakta ve komşu sünen (aseismik kayan) kesimlerden aktarılan gerilim nedeniyle yükü artmaktadır. Bu bulgu, birden fazla kilit/asperite noktası bulunduğu ve bunlardan bazılarının halen kırılmadığı yönündeki gözlemlerle örtüşmektedir.
Bu bulgu, Prof. Dr. Öncel'in röportajda belirttiği "dört kilitli noktadan biri kırıldı, üç tanesi kaldı" tespitiyle bağımsız biçimde örtüşüyor.
Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Özellikle 17 Ağustos 1999 depreminden önce ben Marmara'daki küçük depremleri analiz etmiştim. Dört tane kilitli nokta belirlemiştim. Bunlardan bir tanesi İzmit depreminin meydana geldiği kilit noktasıydı. Diğeri adaların önüydü, diğeri Kumburgaz'ı ve diğeri de dördüncüsü Bursa önüydü. Bu kilitlerden biri kırıldı. Şu anda benim önermiş olduğum Marmara'daki kilit modeline göre, büyük deprem, çiçek kiliti, asperite alanlarına göre üç tane yer kaldı. Bu yerlerden biri de biliyorsunuz 23 Nisan 2025 yılında 6.3 büyüklüğünde bir deprem meydana getirdi. Ama bu deprem tabii ki beklenen 7.3 ve üstündeki depremin öncesinde önemli bir uyarıydı hepimiz için ve bu depremi ben zaten tüm Marmara'daki insanlar gibi evde yaşadım. Büyük bir korku ve endişe taşıdım.
🟦 Evidence Check
Konuşmacı iddiası: "23 Nisan 2025 yılında 6.3 büyüklüğünde bir deprem meydana getirdi."
Literatür ne diyor?
Farklı kurum ve çalışmalar bu depremi Mw 6.2 ile Mw 6.3 arasında değişen büyüklüklerle raporlamıştır — bu, ajanslar/yöntemler arasında moment büyüklüğü hesaplamasında görülen olağan bir varyasyondur, konuşmacının rakamının "yanlış" olduğu anlamına gelmez. Budakoğlu vd. (2026) depremi Mw 6.2 olarak alırken, Eken vd. (2025) ve Ertuncay vd. (2025) çalışma başlıklarında Mw 6.3 değerini kullanmaktadır.
Ertuncay, D., vd. (2025). 23 April 2025 Marmara Sea (Mw 6.3), Türkiye earthquake: mainshock, aftershock, and ground observations. Seismica, 4(2). doi.org/10.26443/seismica.v4i2.1773
Şimdi kamuoyunda hep bina kalitesini konuşuyoruz. 99 depreminden bu yana, ama 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerine baktığımızda temel sorunun aslında çoğu zaman zemin ve yapı etkileşiminden kaynaklandığını görüyoruz. Toplum olarak hep bu betonu, binaları konuşuyoruz ama jeofizik mühendisliği açısından esas mesele zeminin mikro bölgeleme çalışmaları ve deprem dalgalarını büyütme etkisi, zemin büyütmesi; kentsel dönüşümde ve bina yapımında zemin parametreleri hâlâ ikinci plana mı atılıyor hocam?
Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Birinci plana alınması ancak Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin 2018 yılında güncellenmesinden sonra ikinci plandan birinci plana alındı ve öncelikli ve zorunlu hale getirildi. Ama tabii ki 2018 öncesi bu bir zorunluluk değildi. Kayma dalgasına bağlı olarak zemin sınıflaması yapılıyordu ama uluslararası standartlara uygun ve uyarlı değildi. 2018 sonrası zemin incelemeleri uluslararası standartlara göre yapılıyor. Bunda da tabii ki jeofizik mühendisler önemli katkılar sağlıyorlar. Kayma dalgasını ölçüyorlar ve bu kayma dalgasının hız büyüklüğüne göre de zemini beş kategoriye ayırıyorlar. Bunlar tabii ki uluslararası zemin sınıflama teknikleri. Ülkemize biraz geç geldi. Bu gecikmenin tabii ki bedelini her büyük depremden sonra aslında şiddetini oldukça büyük hissederek ne yapıyoruz? Yaşıyoruz. Tabii ki geç olması hiç olmamasından daha iyidir. Yapılması gereken, 2018 öncesi yapılmış binaların da zemin ölçümlerinin jeofizik mühendislerince yapılması, parsel bazda yapılması; bu zeminin binaya etkisi varsa bu etkiyi azaltacak güçlendirme ya da başka alternatif çalışmaların ortaya konmasıdır.
Nitekim TBDY 2018'in ampirik büyütme fonksiyonları, farklı deprem düzeylerinde yapılan doğrusal olmayan bir boyutlu zemin tepki analizleriyle sayısal olarak da doğrulanmıştır (İçen, 2026).
Bir başka nokta da sismik erken uyarı sistemleri. Hocam, kritik altyapılara ne kadar entegre edilebildi? Bir, onu sormak isterim size. Bir de, 17 Ağustos 1999 sabahına uyanan Türkiye ile bugünün Türkiye'si kıyaslandığında depreme dirençli bir toplum olma yolunda en büyük zihinsel eşiği sizce nerede açtık? En büyük ihmali de nerede görüyorsunuz?
Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Evet. Tabii ki İstanbul Erken Uyarı Sistemi 1999 depreminden sonra kuruldu. Sponsorluğunda bu proje desteklendi. Şu anda her İstanbul'u sallayan ya da İstanbul halkını korkutan depremden önce doğal gaz vanaları kapanıyor. Tabii ki bunun vatandaşa da yansıtılması amaçlı işte Boğaziçi Üniversitesi'nin bir girişimi oldu. Tabii ki bunlar saniyeler öncesinde bize bilgi verebilir. Ama depremi biz çok yakında bekliyorsak bunun bize vermiş olduğu uyarı çok kısa olacaktır. Ama deprem İzmit'te olursa işte 17 Ağustos 1999 depreminde olduğu gibi bu bize bir 45 saniye kazandırabilir, ama Marmara önünde bunu kazandıracağı saniye işte 15 saniyeyi geçmez. Tabii ki bunların faydası var. İstanbul'u yalnızca İstanbul'a yakın Marmara Denizi içindeki depremler etkilemiyor. Hatta Anadolu'daki meydana gelen yi ve üstü büyük depremler de etkileyebilir. Tabii ki mesafe uzadıkça bu Erken Uyarı sisteminin bize sağlamış olduğu önceden uyarma süreci de büyüyecektir. Bu açıdan önemli bir çalışmadır. Özellikle elektriklerin önceden kesilmesi. Biliyorsunuz Kobe depreminde 1995 yılında yangına bağlı binalarda hasar ve ölümler olmuştur. Hiç olmazsa bu ikincil nedene bağlı hasar ve ölümler azaltılabilir.
🔬 Scientific Perspective
2025 Silivri depremi (Mw 6.2), İstanbul'a hizmet eden erken uyarı sisteminin ilk gerçek büyük ölçekli testlerinden birini sağladı. Kandilli Rasathanesi'nin 59 istasyonluk verisiyle kalibre edilen ElarmS-EPIC tabanlı bir algoritmayı değerlendiren yakın tarihli bir çalışma, tepe deplasman genliğine dayalı büyüklük tahmininin, geleneksel baskın periyot tabanlı yaklaşımdan daha hızlı ve kararlı sonuç verdiğini göstermiştir.
Bu bulgu, Prof. Dr. Öncel'in bahsettiği "45 saniye / 15 saniye" gibi kısıtlı ama gerçek uyarı sürelerinin, doğru algoritma seçimiyle daha güvenilir hale getirilebileceğini gösteriyor.
Evet. Peki hocam en büyük ihmali nerede sürdürüyoruz? Kısaca bu konuda da fikrinizi almak istiyoruz.
Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Bir defa binalarımızın jeofizik mühendisliği tabanlı ölçülmesine izin vermiyoruz. Bugün mesela ben Beylikdüzü'nde oturuyorum. İçinde oturmuş olduğum binanın zemin sınıfını ölçtürmek istedim. Binada imza toplanmadı. Korku şu: acaba binamızın zemini kötü çıkarsa bina değeri mi düşer? Bunlar insanların vicdanına, bina yönetiminin kararına bırakılmayacak kadar önemli şeylerdir. Zorunlu olarak her binanın bir kimlik kartı olması lazım. Bu kimlik kartında zemin sınıfı yazılması lazım. Bununla ilgili yetkili İstanbul Valiliği'ni ben gerçekten bir sorumluluk almaya, bir zorunluluk ortaya koymaya davet ediyorum bu program kanalıyla.
Evet. Çok teşekkür ediyoruz aktardığınız kıymetli bilgiler için. Tabii ki böyle büyük felaketleri yaşamak istemeyiz ama gelmeden önce de her türlü hazırlığı yapmış olmamız gerekiyor. Bilinçlenmemiz gerekiyor. Başka kişisel olarak, bireysel olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı? Son olarak bir cümleyle mesajınızı da alalım.
Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Evet. Gerçekten öldüren deprem değil. İnsanların ihmalleri; işte insanların can ve mal güvenliğinden sorumlu olan yöneticilerin atması gereken adımları gecikerek atması, bunlar da tabii ki bir ihmal olarak ortaya çıkıyor. Bu ihmaller afete neden oluyor. Yoksa depremler insanları öldürmüyor. İnsan ihmalleri felaketi büyütüyor.
Röportaj, karşılıklı teşekkür ve iyi dilek temennileriyle sona erdi. Sunucu, programı Prof. Dr. Öncel'in 17 Ağustos 1999'dan bu yana geçen 27 yılda nelerin değiştiği, yapılması ve alınması gereken önlemler üzerine yapılan bu söyleşiyle kapattı.
Bu tam metin, TRT Radyo Haber Ajans yayınının düzeltilmiş altyazı dosyasından (ajans-subtitle-duzeltilmis.sbv) editoryal olarak temizlenerek hazırlanmıştır. Soru-cevap sırası ve içerik, gerçek söyleşiye sadık kalınarak düzenlenmiştir.
Röportaj boyunca Prof. Dr. Öncel, teknik bilgiyi somut bir çağrıya bağladı: zemin sınıfı her binanın kimlik kartında yer almalı, erken uyarı sistemlerinin gerçek sınırları bilinmeli ve gecikmiş önlemler bir "ihmal" olarak görülmeli.
Zorunlu olarak her binanın bir kimlik kartı olmalı ve bu kartta zemin sınıfı yazılmalı. Prof. Dr. Öncel, kendi oturduğu binanın zemin sınıfını ölçtürmek istediğinde binada gerekli imzaların toplanamadığını — sakinlerin "zemin kötü çıkarsa bina değeri düşer mi" korkusu nedeniyle — anlatarak, bu kararın "insanların vicdanına" bırakılmayacak kadar önemli olduğunu, İstanbul Valiliği'ni bu konuda zorunluluk getirmeye davet ettiğini vurguladı.
İstanbul Erken Uyarı Sistemi, deprem İzmit'te olursa yaklaşık 45 saniye, "Marmara önünde" olursa ise (transkriptte geçtiği şekliyle — bkz. yukarıdaki Şeffaflık Notu) 15 saniyeyi geçmeyen bir uyarı süresi sağlayabiliyor. Kısıtlı da olsa bu süre, doğal gaz vanalarının otomatik kapanması gibi ikincil hasarları (Kobe 1995'teki yangın örneğinde olduğu gibi) azaltabiliyor.
Zemin sınıflandırması, ancak Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin 2018'de güncellenmesinden sonra öncelikli ve zorunlu hale geldi. 2018 öncesi yapılmış binaların da jeofizik mühendislerince parsel bazda zemin ölçümlerinin yapılması ve gerekiyorsa güçlendirme çalışmalarının başlatılması gerekiyor.
Diri Fay — Jeolojik olarak yakın geçmişte hareket etmiş ve gelecekte de deprem üretme potansiyeli taşıyan fay hattı. ↳ Diri Fay Haritalaması
Kilit Nokta / Asperite — Bir fay üzerinde biriken gerilimin serbest bırakılmadığı, "kilitli" kalan ve büyük deprem üretme potansiyeli en yüksek segment. ↳ Marmara'nın Kilitlenme Durumu
Sismik Boşluk — Çevresine göre uzun süredir büyük deprem üretmemiş, bu nedenle biriken enerjinin henüz boşalmadığı düşünülen fay segmenti (örn. Orta Marmara boşluğu). ↳ Marmara'nın Kilitlenme Durumu
Mw (Moment Büyüklüğü) — Bir depremin serbest bıraktığı enerjiyi ölçen, büyük depremler için en güvenilir kabul edilen büyüklük ölçeği. ↳ 23 Nisan 2025 Depremi
Zemin Sınıflandırması (Kayma Dalgası Hızı / Vs) — Zeminin sismik dalgaları ne kadar büyüttüğünü belirlemek için kayma dalgası hızına göre zeminin beş kategoriye ayrılması. ↳ Zemin Sınıflaması
TBDY 2018 — Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin 2018 güncellemesi; zemin etüdünü ilk kez uluslararası standartlara uygun ve zorunlu hale getiren yönetmelik. ↳ Zemin Sınıflaması
Erken Uyarı Sistemi (EEW) — Deprem dalgaları bir bölgeye ulaşmadan saniyeler önce alarm üreten, doğal gaz vanası kapatma gibi otomatik önlemleri tetikleyebilen sistem. ↳ Erken Uyarı Sistemleri
ElarmS-EPIC — Erken uyarı sistemlerinde büyüklük tahmini için kullanılan, tepe deplasman genliği veya baskın periyot gibi farklı yöntemleri karşılaştıran algoritma ailesi. ↳ Erken Uyarı Sistemleri
Budakoğlu, E., vd. (2026). Magnitude scaling and real-time performance assessment for an ElarmS-based early warning system: The case of the 2025 Silivri (Istanbul) earthquake (Mw = 6.2). Applied Sciences, 16(2), 677. doi.org/10.3390/app16020677
Eken, T., vd. (2025). Source and rupture properties of the 23 April 2025 Mw 6.3 Silivri High-Kumburgaz basin earthquake threatening İstanbul, NW Türkiye. Journal of Seismology, 29, 1727-1755. doi.org/10.1007/s10950-025-10342-8
Ertuncay, D., vd. (2025). 23 April 2025 Marmara Sea (Mw 6.3), Türkiye earthquake: mainshock, aftershock, and ground observations. Seismica, 4(2). doi.org/10.26443/seismica.v4i2.1773
İçen, A. (2026). Farklı deprem düzeylerinde doğrusal olmayan 1B zemin tepki analizi ve TBDY (2018) ile ampirik büyütme fonksiyonu kıyaslaması. Dicle Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Mühendislik Dergisi, 17(1). doi.org/10.24012/dumf.1815942
Martínez-Garzón, P., vd. (2026). Progressive eastward rupture of the Main Marmara fault toward Istanbul. Science, 391(6783). doi.org/10.1126/science.adz0072

Comments
Post a Comment