🌍 Beyond the Fault: Earthquake Risk, Ground Conditions and Building Safety
Türkiye'nin Depreme Hazırlık
ve Bina Güvenliği Taahhüdü
17 Ağustos 1999 Marmara depreminin 24. yıl dönümünde TVNET'e konuk olan Prof. Dr. Ali Osman Öncel ve Yüksek Mimar Kamuran Akbay; Kuzey Anadolu Fayı'na aşırı odaklanmanın bedelini, 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu'ndaki salt çoğunluk sorununu, Avcılar'ın zemin direncini, temel kaya/fore kazık denetimini ve Marmara'da beklenen depreme dair güncel bilimsel bulguları konuştu.
Üç yıl sonra aynı sorulara yeniden baktığımızda ise farklı bir imkân var: sorular artık biliniyor, ilgili kaynaklar ve güncel yayınlar kontrol edilebiliyor, bazı iddiaların (6306 sayılı Kanun'daki salt çoğunluk talebi, Marmara'nın orta kesiminin sünek mi kilitli mi olduğu, Ebrar Sitesi'nin neden yıkıldığı gibi) güncel durumu ayrıca doğrulanabiliyor. Buna rağmen amaç cevapları akademik bir özete dönüştürmek değil. 2023'teki konuşma tonu ve anlatım karakteri korunarak, aynı sorular 2026'da ilk kez sorulmuş gibi doğrudan cevaplandı.
Buradaki amaç 2023 cevaplarını tashih etmek değil; spontane canlı yayın koşullarında verilen cevaplarla, kaynak kontrolünden geçirilmiş cevapların aynı sorular karşısında nasıl farklılaşabildiğini göstermek.
TVNET'te 17 Ağustos 2023'te yayınlanan bu röportajda Prof. Dr. Ali Osman Öncel, 1999 Marmara depreminin 24. yıl dönümünde kendi Avcılar deneyiminden yola çıkarak Türkiye'nin deprem hazırlığını değerlendirdi. Kuzey Anadolu Fayı'na aşırı odaklanmanın, depremin aslında "yıktığı bölge" ile "kaynaklandığı fay" arasındaki farkı gölgelediğini, 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu'nun üçte iki çoğunluk şartının dönüşümü yavaşlattığını ve Avcılar'ın zayıf zemin direnci yüzünden 1999'da orantısız hasar aldığını anlattı. Yüksek Mimar Kamuran Akbay, temel kaya araştırması yapılmadan atılan fore kazıkların "göstermelik" kaldığını, denetimsiz beton dökümünün riskini ve kentsel dönüşümde salt çoğunluğa geçilmesi çağrısını dile getirdi. Röportaj, Marmara'nın orta kesiminin büyük bir deprem mi yoksa küçük depremler mi ürettiğine dair güncel bilimsel tartışmayla ve Kahramanmaraş'ın senaryoları aşan ikiz depremiyle sona erdi.
Bu Sayfayı Nasıl Okuyorsunuz?
Her bölümde aynı üç katman, aynı renk koduyla tekrarlanır:
Komşu Binasında Ölü
Güncel Salt Çoğunluk (2023)
Marmara Depremi
İkiz Deprem Büyüklüğü
Röportaj, 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin 24. yıl dönümünde, hem 1999'da hem 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminde hayatını kaybedenler anılarak başlıyor. Prof. Dr. Öncel'e, depremin olduğu gece nerede olduğu ve Avcılar'daki kişisel deneyimi soruluyor.
Depremin olduğu zaman ben Tokyo Havalimanı'ndaydım; ilk haber gelmedi, annemi aramak için gitmiştim, dönüşte hostes "Avcılar'da deprem oldu" dedi. O anda çöktüm; ama ayakta kalmak için elimden geleni yaptım, çünkü Avcılar en zayıf yerdeydi, biz de yolun kenarında oturuyorduk. Bugünkü iletişim kaynakları olmasaydı bu deprem tarihe "Avcılar depremi" diye geçecekti — oysa modern sismolojinin depremlerin dış merkezini belirleme teknolojisi sayesinde anladık ki deprem Avcılar'da olmadı, ama Avcılar'ı yıktı. Orada bizim binamızın yanındaki bina yıkıldı, 33 kişi öldü. Geldiğimiz gece sokakta yattık; kardeşimin arabası, yıkılan komşu binanın altında kalmıştı.
O geceyi anlatırken kullandığım "Avcılar depremi" ifadesi aslında röportajın geri kalanının da omurgasını oluşturuyor: depremin kaynaklandığı yer ile en çok hasar gördüğü yer aynı olmayabilir. Bunu 27 yıl sonra tekrar söylerken eklemem gereken tek şey şu — bu ayrım artık benim kişisel gözlemim değil, Avcılar'ın Vs30 (zemin sınıfı) haritalarıyla da doğrulanmış bir bulgu (aşağıda 06. bölümde detaylandırıyorum). 1999'un acısı, kişisel olarak da mesleki olarak da hâlâ bu işi neden yaptığımın referans noktası.
Aslında Kuzey Anadolu Fayı'na fazla takıldık — bu fazla takılmanın sonuçlarına bakıyoruz, pek olumlu bir ilerleme olmadığını görüyoruz. Yasal olarak çok önemli adımlar atıldı: 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu çıktı. Fakat bu kanun kapsamında dönüşüm maalesef tamamlanamadı; başlandı ama tamamlanamadı. Nasıl başlandıysa o şekilde devam edebilseydi — İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin birebir inceleme ile tespit ettiği depreme dayanıksız binaların dönüşümü sürseydi — aslında çok mesafe alınabilirdi.
"Kuzey Anadolu Fayı'na fazla takıldık" derken kastım, tehlikeyi tek bir fay hattına indirgemenin, depremin gerçekte nerede hasar yapacağını (zemin, bina stoku, yoğunluk) gölgelediğiydi — bu röportajın Avcılar örneğiyle de anlattığım temel mesajım. 6306 sayılı Kanun'la ilgili eleştirime gelince, bu röportajdan yalnızca üç ay sonra, 9 Kasım 2023'te yürürlüğe giren 7471 sayılı Kanun'un 10. maddesi, tam da o zaman eleştirdiğimiz "üçte iki çoğunluk" şartını "salt çoğunluğa" (yarıdan bir fazlası) indirdi. Yani 2023'teki eleştiri kısa sürede kısmen karşılık buldu; ama kanunun hızlanması, sahadaki uygulamanın da aynı hızda ilerlediği anlamına gelmiyor — bunu 05. bölümde Kamuran Akbay'ın 2026 değerlendirmesiyle birlikte ele alıyorum.
Beklenen ölü sayısı, beklenen yaralı sayısı, beklenen yıkılacak bina sayısı hâlâ korkutucu seviyede. Avrupa Birliği'nin Avrupa deprem mühendisleri sayfasına gelirseniz, İstanbul'da bir deprem neden yıkacak diye tek tek anlatıyorlar: kötü zeminde bina yapılması, kalabalıklık ve faya yakınlık gibi sorunlar. İstanbul, depremini bekleyen büyük kentlerden biri — bize benzer kentler Los Angeles ve Tokyo. İnşallah bize biraz daha zaman verilir de yapamadığımız veya yavaş ilerleyen adımları hızlıca atarız.
İstanbul'u LA ve Tokyo ile aynı kategoride anmak hâlâ doğru bir çerçeve — üçü de aktif bir fay üzerinde, yüksek nüfus yoğunluğuyla bir arada. Ama üç yıl sonra netleştirmem gereken bir nokta var: "beklenen ölü/yaralı/bina sayısı" gibi rakamları röportajda tek bir kaynağa bağlamadım ve bu sayfa için de bağımsız olarak yeniden hesaplamadım — bu tür senaryo çalışmaları yıllar içinde farklı varsayımlarla üretiliyor, kesin bir tek sayı olarak sunulmamalı. Değişmeyen mesaj şu: risk azaltma programları takvime bağlandı, ama deprem bize ne kadar zaman vereceğini bilmiyoruz — Maraş'ta olduğu gibi, yarın da bitebilir.
30 yıl içerisinde %66 olasılık — bugün de %66, 30 yıl sonra da. Biz buna bağımsız olasılık diyoruz; zamanla değişen ya da artan bir şey değil, her günün olasılığı hemen hemen aynı. Bu kadar oransal bir sonucu, genellikle bir bölgedeki deprem verilerinin ne kadar tam, ne kadar hassas olduğuna göre hesaplıyoruz. Türkiye'nin Amerika'dan farkı şu: elimizde tarihsel veri var — 2000 yıl öncesine kadar giden hem tarihsel hem aletsel kayıtları analiz ettiğimizde belli olasılıklar ortaya çıkıyor. "2053'te deprem olma ihtimali nedir" diye sorabilirsiniz; bunu gün be gün olasılığı olarak hesaplıyoruz ve bu olasılık günden güne artmıyor, hemen hemen aynı kalıyor.
"Bağımsız olasılık" ifadesini bugün biraz daha teknik çerçevelemem gerekirse: bu, olayları zaman içinde hafızasız (birbirinden bağımsız) kabul eden Poisson tipi bir olasılık modeline karşılık geliyor — yani "son depremden bu yana ne kadar zaman geçti" bilgisini olasılığı güncellemek için kullanmıyor. Deprem tehlike değerlendirmesinde bunun yanında zamana-bağımlı (time-dependent) modeller de var; onlarda olasılık, son büyük depremden geçen süreye göre değişebilir. 2023'te bahsettiğim %66 rakamı, Marmara için literatürde uzun süredir dolaşan, farklı çalışmalarla üretilmiş bir aralığın parçası — bunu tek bir güncel kaynakla burada yeniden hesaplamadım, o yüzden kesin bir güncel sayı olarak değil, metodolojik bir örnek olarak okunmalı.
Bence daha hızlı adım atılabilirdi, ama şu anda iyi bir şekilde adım atılıyor diye düşünüyorum. Bununla alakalı biraz da vatandaşlarımızın duyarlı olması lazım. 6306 sayılı Kanun, üçte iki salt çoğunluğu sağlandığı zaman işlem yapılabiliyor — bu çoğunluğu sağlamak çok daha zor oluyor. Yüzde 50 salt çoğunluğu ile ilerlemeye hak verilirse çok daha hızlı olur; Sayın Bakan onun işaretini vermişti. Şu anda mevcut projelerimizde buna benzer bir sürü sıkıntı yaşıyoruz: 100 malikli bir projede imzaları toplamak 2 yıl sürüyor, inşaatın kendisi 15-24 ay. Deprem insanı öldürmüyor, doğru yapılmayan uygulamalar öldürüyor.
Editöryal not: Bu ifade, yapı güvenliğinin belirleyici rolünü vurgulayan retorik bir özet olarak okunmalıdır; deprem kaynaklı can kaybı yalnızca yapı kalitesine değil, tsunami, heyelan, yangın, ikincil afetler ve maruziyet gibi başka faktörlere de bağlıdır.
2023'te tam da bu röportajda işaret ettiğim %50 salt çoğunluk değişikliği, üç ay içinde gerçekleşti: 9 Kasım 2023'te yürürlüğe giren 7471 sayılı Kanun, "üçte iki" şartını salt çoğunluğa indirdi. Bu, sektörden gelen somut bir talebin nispeten hızlı karşılık bulduğu nadir örneklerden biri. Ama yasal değişikliğin kendisi otomatik hız getirmiyor — imza toplama süreci artık daha az imzayla tamamlanabiliyor olsa da, müteahhidin bilim heyetiyle çalışması, doğru şantiye denetimi gibi 2023'te vurguladığım sorunlar yasadan bağımsız, hâlâ sahadaki uygulamaya bağlı. Vatandaş duyarlılığı çağrım da güncelliğini koruyor — çünkü salt çoğunluk şartı düşse bile, dönüşüme "hayır" diyen bir azınlık hâlâ süreci geciktirebiliyor.
2023 → 2026: Neyin Değiştiğini Netleştiren Kanun Maddesi
99 depreminden sonra Japonya ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliği yaptı ve İstanbul'daki zemin inceleme projelerini tamamladı; bu haritalara Vs30 haritaları diyoruz. Vs30, 30 metreye kadar olan tüm katmanların dirençlerinin ortalamasını veren bir ortalama hız. Avcılar niye yıkıldı, orada ortaya çıkıyor: dirençsiz bir zemin, dayanıksız bir zemin, savunmasız bir zemin. Eğer bu İstanbul'u birisi planlamadan önce elimizde böyle bir harita olsaydı, dirençli alanlarda yapılaşmaya evet diyecektik, dirençsiz alanları yeşile, ormana, çevreye ayıracaktık. Ama bu tür çalışmalar maalesef depremlerden sonra meydana geliyor.
Vs30 kavramını bugün biraz daha kesin tanımlamak isterim: bu, zeminin üst 30 metresindeki ortalama kayma dalgası (S-dalgası) hızı — Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nde (TBDY 2018) ZA-ZE zemin sınıflarının doğrudan ölçütü. Vs30 zeminin mukavemetini değil rijitliğini/deprem dalgasını büyütme eğilimini gösterir — düşük Vs30 değerleri genel olarak daha yumuşak zemin koşullarını ve bazı frekans bantlarında daha güçlü zemin büyütmesi potansiyelini ifade eder; "düşük Vs30 = kesinlikle daha büyük büyütme" gibi deterministik bir okuma yerine, bu olasılığın Avcılar gibi yumuşak zeminlerde sarsıntının neden daha şiddetli hissedildiğini açıklamaya yardımcı olduğunu söylemek daha doğru olur. Türkiye ölçeğinde Vs30 haritalama çalışmaları bugün coğrafi/topografik parametrelere dayanan GIS tabanlı tahmini haritalarla genişliyor.
Newton kanunuyla, kütle çarpı ivme dediğimiz o ilişki burada devreye giriyor: binanın ağırlığı ne kadar hafiflerse, depremin binaya etkisi de o kadar küçülür. Temel kayaya inebiliyorsanız her yere bina yapılabilir — ama "ben yaptım oldu" dersen olmuyor, temel kayaya bağlamanız lazım. Bu maliyetli olduğu için göstermelik yapılıyor: "şu kadar kazık çaktık" deniyor ama kazık temel kayaya iniyor mu, sismik radar teknolojisi kullandınız mı diye sorduğunuzda cevap alamıyorsunuz. Avcılar'da, Beylikdüzü'nde dolaştığım projelerde bunu gördüm. Bize anlatılır ya: "deveni önce bağla, sonra tevekkül et" derler — sen önce evini temel kayaya bağla, ondan sonra tevekkül et. Bizde temel kaya kavramı, temel kaya topoğrafya araştırması yok.
2023'teki bu uyarıyı somutlaştıran acı bir örnek üç yıl önce zaten olmuştu: 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş'ta 18 bloğu tamamen yıkılan Ebrar Sitesi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden 7 kişilik bir bilirkişi heyeti, yıkımın zeminden değil uygulama ve tasarım hatalarından kaynaklandığını tespit etti — bu röportajda anlattığım "temel kayaya bağlanmayan, göstermelik kazık" sorununun tam bir vaka çalışması. Yani zemin kötüyse bina daha kırılgan olur, ama zemin "suçlu" ilan edilip mühendislik hatası perdelenmemeli; ikisi ayrı sorular, ayrı ayrı denetlenmeli. Bir nüans daha eklemem gerekiyor: temelin kayaya ulaşması da tek başına "güvenli bina" anlamına gelmez — zemin-yapı etkileşimi, temel sistemi, taşıyıcı sistem, malzeme kalitesi ve uygulama denetimi birlikte değerlendirilmesi gereken ayrı katmanlardır.
🔬 Daha Derine: Ebrar Sitesi Davası
Kahramanmaraş'ta 22 bloktan 18'i tamamen yıkılan, yaklaşık 1.400 can kaybına yol açan Ebrar Sitesi, 6 Şubat depremlerinin en çok anılan sembollerinden biri oldu. 2020 tarihli bir AFAD raporu bölgede zemin sıvılaşması riskine işaret etmişti; ama Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden 7 kişilik bilirkişi heyetinin 32 sayfalık raporu, yıkımın esas nedeninin zemin değil beton dayanımı, donatı yerleşimi ve statik projedeki uygulama/tasarım hataları olduğunu ortaya koydu. Mahkeme, kooperatif yöneticisi ve müteahhidi taksirle ölüme sebebiyet vermekten 18 yıl 8'er ay hapse mahkûm etti. Site, "fore kazık" ve betonarme perde duvar sistemiyle yeniden inşa edildi.
Bunlara uygun yapılıp yapılmadığını tabii ki bilemeyiz, ama şöyle bir durum var: doğru kişiler tarafından denetlendi mi, doğru malzeme kullanıldı mı, beton ve demirler doğru kullanıldı mı, betonlar zamanında sulandı mı — bunların hepsi tartışılır. Benim tavsiyem, zemin ve iksa çalışmalarının bilim heyeti tarafından denetlenmesi. Yeni 2023 deprem yönetmeliğinde şantiye şefliğinin dışarıdan satın alınması gibi bir şey yok artık; şantiye şefi imzalayan mühendis başında durursa ve beton doğru kontrol edilirse çok daha güvenli olur. Örneğin beton şantiyeye 16-20 km mesafeden geliyor, yolda katılaşıyor; usta buna katkı sağlayıp cıvıklaştırıyor — bu kesinlikle olmaması gereken bir uygulama, çünkü beton değerleri otomatik olarak düşer.
2023'te "yeni yönetmelikte şantiye şefliğinin dışarıdan satın alınması engellendi" derken kastım, 2023 Deprem Yönetmeliği'nin denetim zincirini sıkılaştırmasıydı. Bunu bugün şu şekilde netleştirmem gerekiyor: bir yönetmeliğin metni ne kadar iyi olursa olsun, sahadaki uygulamanın (beton dökümü, kür süresi, numune alımı) denetlenmesi ayrı bir sorun olarak kalıyor — nitekim Ebrar Sitesi örneğinde de (07. bölüme bakınız) yönetmelik değil, uygulama hatası belirleyici bulundu. Yani "yeni yönetmelik var, artık güvenliyiz" gibi bir kesinlik iddiası yerine, yönetmelik + bağımsız denetim + malzeme takibinin birlikte çalışması gerektiğini vurgulamak isterim.
Sürekli depremler kaydedildikçe, artan deprem sayısıyla birlikte hesaplamaların güvenilirliği artıyor. Alman bilim insanlarının yaptığı çalışmalar, özellikle Marmara'nın orta kısmının sünek bir yapı olduğundan ve buranın büyük deprem üretmek yerine küçük depremler üreten bir yapı olduğu yönünde bulgular içeriyor. Fransızların bir önerisi de, 1912 Şarköy depreminin aslında karada kalmayıp Marmara'nın içine kadar indiği, ortada bir "sünek alan" bulunduğu yönünde. Biz bunu bir sismik boşluk olarak tanımlamıştık: doğusu kırılmış, batısı kırılmış, burada bir deprem olacak diyorduk. Ama gerçekten büyük bir deprem verecek yapı özelliği yoksa, aslında sevinmemiz gerekiyor.
"Sünek yapı" ifadesini bugün daha net bir literatürle destekleyebilirim: Bohnhoff'un (2026) Ana Marmara Fayı üzerine çalışması, fayı sünek (creeping), geçiş ve kilitli (locked) segmentlerden oluşan karmaşık bir sistem olarak tanımlıyor; orta kesimdeki sürünme hızının yılda ~1 cm, Marmara genelindeki plaka hareketinin ise 2-3 cm olduğu tahmin ediliyor. Fransız araştırmacıların (Le Pichon vd.) çalışmaları da 1912 Şarköy-Mürefte (Mw 7,3-7,4) ile 1999 İzmit depremlerini birbirine bağlayan tek bir Ana Marmara Fayı'nı ve aradaki sismik boşluğu tarif ediyor. Ama üç yıl önce "sevinmemiz gerekiyor" derken biraz temkinli olmalıydım: sünek bir segment, hiç deprem üretmeyeceği anlamına gelmiyor — enerji birikim süresi daha uzun olabilir, ama sıfır değil. Nitekim 23 Nisan 2025'te Marmara Denizi'nde Mw 6,3 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi; bu, 1766'dan beri biriken enerjinin bir kısmını boşalttı ama tam senaryoyu kapatmadı.
Kesinlikle "öyle olacak" diyemiyoruz — şöyle deniyor: Marmara Denizi içerisinde 7,2'den daha büyük deprem, 1500 yılından günümüze gözlenmemiştir. Ama benzer bir durum Kahramanmaraş'ta da vardı; orada da 7,5'ten büyük deprem gözlenmemişti, senaryolar 7,5'e göre yapılıyordu. Ama 7,8 ve bir de 7,6 büyüklüğünde iki deprem aynı gün meydana geldi — senaryoların ötesinde, her zaman hazırlıklı olmak gerektiği sonucu ortaya çıktı. Belki de bu, gelmiş geçmiş en büyük bir felaketti diyebiliriz.
6 Şubat 2023'ün asıl bilimsel dersi, tek bir büyük depremin değil, farklı segmentlerin bir arada, art arda kırılmasının senaryoları aştığıydı: Doğu Anadolu Fay Zonu'nun ayrı segmentleri (Narlı, Pazarcık, Amanos, Çardak) tek bir depremde birbirine bağlanarak kırıldı. Bunu 2023'te "senaryoların ötesi" olarak tarif etmiştim; bugün literatürde bu, çok-segmentli kırılma (multi-segment rupture) örneği olarak inceleniyor — ve tam bu yüzden 09. bölümde bahsettiğim Marmara'nın "sünek/kilitli" segment tartışmasında da benzer bir ihtiyat payı bırakmak gerekiyor: nadir görülen çok-segmentli "süper döngü" senaryoları, tek segment bazlı tahminleri aşabiliyor.
Sunucu: Çok teşekkür ederiz, Profesör Doktor Sayın Ali Osman Öncel, katıldığınız için. Sayın Kamuran Akbay, çok teşekkürler katıldığınız için.
Kamuran Akbay: Ben teşekkür ederim, iyi yayınlar dilerim.
🗺️ Fay ile Hasar Bölgesi Aynı Yer Değildir
- 1999'da deprem İzmit/Gölcük kaynaklıydı, ama Avcılar zayıf zemini yüzünden orantısız hasar aldı.
- Depreme "hazır olmak", tek bir fay hattına değil, zemin + bina stoku + yoğunluk üçlüsüne bakmayı gerektirir.
⚖️ 6306 Sayılı Kanun'da Salt Çoğunluk Değişikliği Hızlı Geldi
- 2023 röportajında eleştirilen "üçte iki çoğunluk" şartı, 9 Kasım 2023'te (7471 sayılı Kanun) salt çoğunluğa indirildi.
- Yasal değişiklik hızlıydı, ama vatandaş duyarlılığı ve saha denetimi hâlâ ayrı bir sorun olarak duruyor.
🏗️ Temel Kaya Bağlantısı Olmayan Kazık, Göstermeliktir
- Fore kazığın temel kayaya değip değmediği sismik radar gibi yöntemlerle doğrulanmadan, kazık sayısı tek başına güvenlik göstermez.
- Ebrar Sitesi'nin (Kahramanmaraş) yıkımı, zeminden çok uygulama/tasarım hatasına bağlandı.
🌊 Marmara'nın Orta Kesimi: Sünek mi, Kilitli mi?
- Alman ve Fransız araştırmacıların çalışmaları, Marmara'nın orta segmentinin sürünen (sünek) bir yapı olabileceğine işaret ediyor.
- 23 Nisan 2025'teki Mw 6,3 deprem, biriken enerjinin bir kısmını boşalttı — ama tam senaryoyu kapatmadı.
| 2023 Röportajı | 2026 Durumu | Değişen |
|---|---|---|
| 6306 sayılı Kanun'da üçte iki çoğunluk şartı, dönüşümü yavaşlatıyordu | 9 Kasım 2023'te (7471 sayılı Kanun) salt çoğunluğa indirildi | Talep 3 ay içinde yasal karşılık buldu |
| Marmara'nın orta kesiminin sünek bir yapı olduğu, yeni bir bulgu olarak anılıyordu | Bohnhoff (2026) ve Le Pichon vd. çalışmaları bunu segmentli fay modeliyle netleştirdi; 2025'te Mw 6,3 deprem oldu | Bulgu literatürle pekişti; risk güncelliğini korudu |
| Yeni binaların da yıkıldığı, denetim eksikliğine bağlanıyordu | Ebrar Sitesi davasında bilirkişi raporu "zemin değil uygulama hatası" tespiti yaptı | Genel şüphe somut bir vakayla doğrulandı |
| Kahramanmaraş'ın senaryoları aşan ikiz depremi taze bir örnekti | Çok-segmentli kırılma literatürde ayrı bir kategori olarak inceleniyor | Vaka, genel bir uyarı ilkesine dönüştü |
🌍 Özet: Fay Hattı Değil, Zemin ve Denetim Belirleyici
TVNET'teki bu röportaj, Türkiye'nin deprem hazırlığında Kuzey Anadolu Fayı'na odaklanmanın tek başına yeterli olmadığını, asıl belirleyicinin zemin direnci (Vs30), temel kaya bağlantısı ve şantiye/beton denetiminin kalitesi olduğunu gösteriyor.
9 Kasım 2023'te 6306 sayılı Kanun'un salt çoğunluğa geçmesi ve Ebrar Sitesi davasında zemin değil uygulama hatasının tespit edilmesi, röportajda işaret edilen iki ayrı sorunun (yasal hız ve mühendislik denetimi) üç yıl içinde nasıl somut gelişmelere dönüştüğünü gösteriyor.
⚡ Acil Eylemler
- Kentsel dönüşüm sürecinde artık salt çoğunluk yeterli — sürecinizi buna göre hızlandırın
- Fore kazıklı bir binadaysanız, kazığın temel kayaya değip değmediğini sorgulayın
- Zemin etüdü raporunuzu (Vs30 sınıfı) talep edin
🌍 Uzun Vadeli Hedefler
- Şantiye şefliği ve beton denetiminin bağımsız bilim heyetlerince izlenmesi
- Marmara'nın orta segmentindeki sünek/kilitli tartışmasının izlenmeye devam etmesi
- Çok-segmentli kırılma senaryolarının deprem planlamasına dahil edilmesi
Fayı Bilmek Yetmez, Zemini ve Denetimi Bilmek Gerekir
Kuzey Anadolu Fayı, kentsel dönüşüm yasası ve temel kaya denetimi — üçü de ancak birlikte ve zamanında ele alındığında hayat kurtarır. Aksi hâlde bilinen risk, gösterişli ama içi boş bir kazık gibi kalır.
- 7471 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. (2023, 9 Kasım). Resmî Gazete, Sayı 32364.
- Bohnhoff, M. (2026). Rethinking the Main Marmara Fault—seismotectonic complexity and seismic hazard in the Istanbul-Marmara region. Geophysical Journal International. https://doi.org/10.1093/gji/ggag253
- Ertuncay, D., Buyukakpinar, P., Fornasari, S. F., & Tan, O. (2025). 23 April 2025 Marmara Sea (Mw 6.3), Türkiye earthquake: Mainshock, aftershock, and ground observations. Seismica, 4(2). https://doi.org/10.26443/seismica.v4i2.1773
- Karabulut, H., Güvercin, S. E., Hollingsworth, J., & Konca, A. Ö. (2023). Long silence on the East Anatolian Fault Zone (Southern Turkey) ends with devastating double earthquakes (6 February 2023) over a seismic gap. Journal of the Geological Society, 180. https://doi.org/10.1144/jgs2023-021
- Le Pichon, X., Şengör, A. M. C., Demirbağ, E., Rangin, C., İmren, C., Armijo, R., Görür, N., Çağatay, N., Mercier de Lepinay, B., Meyer, B., Saatçılar, R., & Tok, B. (2003). The North Anatolian fault in the Sea of Marmara. Journal of Geophysical Research: Solid Earth, 108(B4). https://doi.org/10.1029/2002JB001862
- Şahin, G., Okalp, K., Kockar, M. K., Yilmaz, M. T., vd. (2024). Development of a GIS-based predicted-Vs30 map of Türkiye using geological and topographical parameters: Case study for the region affected by the 6 February 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Seismological Research Letters, 95(4), 2044. https://doi.org/10.1785/0220230321
- TBMM Deprem Araştırma Komisyonu. (2023). 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri raporu. Türkiye Büyük Millet Meclisi.
- Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği [TBDY]. (2018). Tablo 16.1: Yerel zemin sınıfları. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD).
- TVNET. (2023, 17 Ağustos). Dayanıklılığın güçlendirilmesi: Türkiye'nin depreme hazırlık ve bina güvenliği taahhüdü [Röportaj]. YouTube — Doğa ve Deprem Bilimi (18 Ağustos 2023'te yüklendi). https://youtu.be/J2kODafMVrY
- Anadolu Ajansı [AA]. (2023). Ebrar Sitesi B Blok soruşturmasına ilişkin yeni bilirkişi raporu hazırlandı [Haber]. aa.com.tr/tr/gundem/ebrar-sitesi-b-blok-sorusturmasina-iliskin-yeni-bilirkisi-raporu-hazirlandi
Timeline — Video Bölümleri · TVNET Zaman Çizelgesi
Aşağıdaki zaman damgaları YouTube açıklama kutusundaki bölüm listesinden alınmıştır. Her satırın sonundaki "→ Bölüm 0X" etiketi, o anın sayfadaki hangi Soru–Cevap bölümüyle ilişkili olduğunu gösterir.


Comments
Post a Comment