🪑 Sessiz Tanık: Ofis Belleğinin Yolculuğu

Bir Odanın Sessiz Tanıklığı: Paylaşılan Masalardan Tek Kişilik Ofise Uzanan Yol · JeoTurizm EduPanel
JeoTurizm EduPanel · Hatıra Yazısı
Bir Odanın Sessiz Tanıklığı: Paylaşılan Masalardan Tek Kişilik Ofise Uzanan Yol
Prof. Dr. Ali Osman Öncel · aliosmanoncel.blogspot.com · 2026
🌿 Hatıra Yazısı

Bir Odanın Sessiz Tanıklığı: Paylaşılan Masalardan Tek Kişilik Ofise Uzanan Yol

Kişisel Gözlem · Bilimsel Perspektif · Prof. Dr. Ali Osman Öncel

📅 6 Ağustos 2026 ⏱️ ~5 dk okuma 🖊️ JeoTurizm EduPanel
🌐 Dil:
Bir Odanın Sessiz Tanıklığı: Paylaşılan Masalardan Tek Kişilik Ofise Uzanan Yol

Bir Odanın Sessiz Tanıklığı: Paylaşılan Masalardan Tek Kişilik Ofise Uzanan Yol

Bazen bir üniversite binasının koridorlarında yürürken, aslında yalnızca mekân değiştirmediğinizi fark edersiniz. Duvarlar değişir, pencereler değişir, masalar değişir; ama bazı odalar, içlerinde biriktirdikleri hatıralarla insanın zihninde yaşamaya devam eder. Bugün Avcılar Kampüsü'ndeki yeni ofisimde masama otururken, duvardan süzülen akşam ışığını seyrederken zihnim beni onlarca yıl öncesine götürdü. Karşımda duran kitaplıkta yılların biriktirdiği plaketler, teşekkür belgeleri ve anılar vardı. Fakat onların arasında görünmeyen başka ödüller de bulunuyordu: birlikte çalıştığım insanlar, yaptığımız sohbetler ve paylaşılan odaların bana kazandırdığı hayat dersleri.


İlk Taşınmanın Hatırası

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Jeofizik Mühendisliği'nde taşınma süreçlerini ilk kez 1991 yılında yaşamıştım. O günlerde bölümümüz, Beyazıt'taki müstakil binasından Avcılar Kampüsü'ne taşınıyordu. O yaşlarda bunun yalnızca fiziksel bir yer değişikliği olduğunu düşünmüştüm. Oysa yıllar sonra anlayacaktım ki, akademik yaşamda her taşınma yeni insanlar, yeni alışkanlıklar ve yeni düşünce biçimleriyle tanışmak anlamına geliyormuş.

Aradan yıllar geçti. 2016 yılında ikinci büyük taşınma sürecini yeniden yaşadım. Bu kez yalnızca binalar değil, çalışma düzenimiz de değişiyordu. Farklı odalarda, farklı meslektaşlarla aynı masaları paylaşmaya başladım. Geriye dönüp baktığımda, akademik gelişimimde yayımladığım makaleler kadar bu oda arkadaşlıklarının da payı olduğunu hissediyorum.


Rahmetli Dr. Selçuk Sipahioğlu Hocam

Avcılar'daki ilk oda arkadaşım, aynı zamanda Sismotektonik dersini kendisinden aldığım rahmetli Dr. Selçuk Sipahioğlu hocamdı.

Onu düşündüğümde önce akademik kimliği değil, zarafeti gelir aklıma. Gerçek anlamda bir Osmanlı beyefendisiydi. Sabahları odanın kapısı açılır açılmaz ilk yaptığı iş çayı demlemek olurdu. Ardından eline küçük bir bez alır, masasını, sandalyesini, bazen benim masamı bile sessizce silerdi. Bunu gösteriş için değil; düzeni, emeği ve çalışma ortamına duyduğu saygı için yapardı.

Odanın içinde taze demlenmiş çayın kokusu yayılırken, pencereden Avcılar'ın sabah ışığı süzülürdü. Daha gün başlamadan odanın atmosferi çalışmaya hazır hâle gelirdi. Bugün bile bir çalışma masasına oturduğumda, o sade sabah ritüeli gözümün önüne gelir.

Yüksek lisans tezimi hazırladığım yıllarda en uzun tartışmalarımızdan biri Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun batı ucunun nerede başlayıp nerede bittiği üzerineydi.

"Ben 30.5° doğu boylamında bittiğini düşünüyorum." derdi hocam.

Danışman hocam Prof. Dr. Ömer Alptekin ise aynı konuda farklı düşünüyordu.

"Hayır, 31.0° doğu boylamına kadar devam eder."

Aslında benim bir tartışmam yoktu. Ben iki değerli hocamın bilimsel bakış açılarını dinleyen genç bir araştırmacıydım. Aynı konuya farklı verilerle yaklaşmanın bilimin doğası olduğunu ilk kez o günlerde öğrendim. Sonuçta tezimde danışman hocamın değerlendirmesi esas alındı. Fakat geriye dönüp baktığımda, bana en büyük katkıyı hangi koordinatın doğru olduğu değil, bilimsel fikir ayrılığının saygıyla sürdürülebileceğini göstermiş olmaları sağladı.


Prof. Dr. Süleyman Nalbant ile Aynı Odayı Paylaşmak

Yıllar sonra oda arkadaşım bu kez Prof. Dr. Süleyman Nalbant oldu.

Aslında onu çok daha eski yıllardan tanıyordum. İTÜ mezunu genç bir araştırma görevlisi olarak uygulama derslerimize girerdi. Rahmetli Prof. Dr. Mustafa Özdemir hocamızın asistanıydı. Daha sonra yüksek lisans yapmak üzere Nevada Mines School'a gitmişti.

Türkiye'ye döndüğünde rahmetli Selçuk Sipahioğlu hocamız emekli olmuştu. Bölümde oda sıkıntısı yaşanıyordu. Profesörler dışındaki öğretim üyeleri ikişerli odalarda çalışıyordu. Böylece yollarımız yeniden kesişti.

Süleyman Hocamın üzerimde farklı bir emeği vardır. Günlerden bir gün sohbet ederken bana dönüp şöyle demişti:

"Guest Researcher olarak yurt dışına gider, doktora çalışmalarını orada yaparsın."

O ana kadar böyle bir akademik pozisyonun varlığını bile bilmiyordum. Belki de zihnimde böyle bir ihtimal hiç oluşmamıştı. Onun bu cümlesi yalnızca bir öneri değildi; yeni bir ufuk açıyordu.

Daha sonra gerçekten de yurt dışında Guest Researcher olarak doktora çalışma deneyimi yaşadım. Bugün dönüp baktığımda, o kararın temelinde Süleyman Hocamın o kısa ama etkili cümlesinin bulunduğunu görüyorum. İnsan bazen hayatının yönünü değiştiren cümlelerin söylendiği anı, ancak yıllar sonra fark ediyor.


Hadımköy Günleri ve Prof. Dr. Murat Bayrak

28 Şubat 2019 tarihinde bu kez İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Hadımköy Kampüsü'nde yeni bir çalışma dönemine başladım.

Bu dönemde oda arkadaşım Prof. Dr. Murat Bayrak oldu.

Murat Hocanın ilgisini çeken konular benim merak alanlarımla şaşırtıcı biçimde örtüşüyordu. Özellikle yapay zekâ üzerine yaptığımız sohbetler, yalnızca teknolojiyi değil akademik üretim biçimini de yeniden düşünmeme neden oldu.

Google Gemini Notebook, Claude ve benzeri yapay zekâ uygulamalarını uzun uzun konuşurduk. Yeni çıkan araçları birlikte inceler, akademide nasıl kullanılabileceklerini tartışırdık. O günlerde yapılan sohbetlerin, bugün eğitimde, araştırmada ve bilimsel iletişimde yapay zekâyı kullanış biçimime önemli katkılar sağladığını hissediyorum.

Bilim bazen laboratuvarda ilerler; bazen de aynı odada içilen bir fincan çayın eşliğinde yapılan uzun sohbetlerde.


Paylaşılan Odaların Öğrettikleri

Bugün Avcılar Kampüsü'nde artık tek odalı sisteme geçmiş bulunuyoruz. Kendi çalışma odamda sessizce çalışabiliyor, araştırmalarımı daha düzenli sürdürebiliyorum.

Yine de içimde küçük bir eksiklik hissediyorum.

Paylaşılan odaların kendine özgü bir akademik kültürü vardı. Gün içinde farkında olmadan birbirinizden öğrenirdiniz. Bir makale önerisi, bir kitap tavsiyesi, bir cümlelik eleştiri ya da beklenmedik bir fikir... Bunların hiçbiri planlanmış değildi. Fakat akademik gelişimimin en önemli parçalarından biri hâline geldiler.

Bugün kitaplığımda duran plaketler ve ödüller belki dışarıdan bakıldığında bireysel başarıların simgesi gibi görünüyor. Oysa ben onların her birinde birlikte çalıştığım insanların izlerini görüyorum. Çünkü bilim, çoğu zaman tek kişinin değil; aynı koridoru paylaşan, aynı çayı içen ve aynı odada düşünen insanların ortak emeğidir.


Bugünden Geriye Bakınca

Şimdi yeni ofisimde masama oturuyor, pencereden içeri süzülen ışığı izliyorum. Sessizlik eskisinden daha fazla. Raflarda yılların biriktirdiği hatıralar duruyor; ama onların arasında görünmeyen insanlar da var. Selçuk Hocamın sabah demlediği çayın kokusu, Süleyman Hocamın ufuk açan tavsiyesi ve Murat Hocamla yapay zekâ üzerine yaptığımız uzun sohbetler, bu odanın görünmeyen misafirleri olmaya devam ediyor.

Akademik yaşam bana yalnızca bilim üretmeyi öğretmedi. Aynı zamanda insanlardan öğrenmeyi, farklı düşüncelere kulak vermeyi ve paylaşılan çalışma ortamlarının sessiz eğitimini de öğretti.

Yolu Avcılar Kampüsü'ne düşen dostlarım olursa, önceden haber vermeleri yeterli. Yeni ofisimde bir fincan çay eşliğinde hem eski günleri konuşur hem de bilimin bizi geleceğe nasıl taşıyacağını birlikte düşünürüz.


Okura Bir Soru

Hayatınıza yön veren en önemli dersleri gerçekten sınıflarda mı öğrendiniz; yoksa bir gün aynı masayı, aynı odayı ya da aynı koridoru paylaştığınız insanların sessizce bıraktığı izlerde mi buldunuz?

📤
PDF / Word olarak dışa aktar
Times New Roman · Gazete formatı · Baskıya hazır
🗄️ Veri: AHEAD · INGV · ShakeMap
Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Prof. Dr. Ali Osman Öncel
JeoTurizm EduPanel · Jeofizik · Deprem Araştırmaları
Edinburgh Üniversitesi misafir araştırmacısı (1993). Türkiye ve uluslararası jeofizik araştırmalarında 30+ yıl. aliosmanoncel.blogspot.com

Comments