🌱 Genç Ofis’te Bir Umut Kıvılcımı
Genç Ofis’te Bir Umut Kıvılcımı
Kişisel Gözlem · Bilimsel Perspektif · Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Genç Ofis’te Bir Umut Kıvılcımı
Açılış Sahnesi
7 Ekim 2019’un serin, hafif rüzgârlı bir sabahında, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin mühendislik fakültesinin yanında yükselen yeni binanın kapısından içeri adım attım. Burası “Genç Ofis”ti; Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın gençlere armağan ettiği konforlu bir alan, ışıkla dolu, çağdaş ve umut vaat eden salonlarıyla beni karşıladı. O anın heyecanı içindeydim, burada gerçekleşebileceklere dair sessizce hayaller kuruyordum.
Geçmişe Dalış
İçeri ilk adımımı atar atmaz,“Yetkili kim?” diye sordum. Cevap, beklediğimden farklıydı: “Yetkili yok.” Oysa ben, ÇOMÜ Mühendislik Fakültesi’ne atanmış, gençlere rehberlik etmeye gönüllü bir profesördüm. Bunu söyledim ve gönüllü olarak gençler için eğitimler vermek istediğimi belirttim. Onlar da 'Tamam' dedi ama yazılı bir dilekçe istediler. Yazmalıydım ki ne yaşanırsa yaşansın kayda geçsin…
Dilekçeyi yazdım; dört önemli başlık önerdim: “Gençler İçin Akademik Kariyer Kültürü”, “Gençler için Yurt Dışında Başarı Kültürü”, “Gençler için Sismoloji Kültürü” ve “Gençler için Small Talk Kültürü.” Klasik bir eğitim mottosuydu belki ama içinde heyecan, bilgi ve deneyim vardı. Verdim dilekçeyi; cevap ise her zamanki gibi, “Zaten biz de bu tür etkinlikleri planlıyorduk.”
Anın İçinden Geçiş
Beni daha sonra davet ettiler; aslında ben kendi kendimi davet ettirmiştim...
Genç Ofis’i gezdim. Sessizlik vardı. Gençlerin enerjisini beklediğim o geniş salonlarda çok az insan vardı. Gözlerim bir yandan etraftaki gençlik liderlerine takıldı; onlar farklı bir dünyanın temsilcileri gibiydiler. İç sesim, “Acaba buradaki enerji neden dışarı çıkamıyor?” diye sorarken, gerçek şu ki, üniversite ve gençlik ofisi yan yana durmasına rağmen aralarında o projeleri hayata geçirecek bir liderlik eksikliği hissediliyordu.
Beni daha sonra davet ettiler; aslında ben kendi kendimi davet ettirmiştim. Bir seminer verdim; bu çabanın küçük ama anlamlı adımıydı. Fakat sonrasında hiçbir iletişim kurulmadı. O anlarda, Türkiye’de böylesi yapılar yüksek potansiyele sahipken nasıl olup da kullanılamıyor, anlayamadım. O günden bir kare kaldı geriye; o anın sessiz ama derin bir anısı olarak.
Bugüne Dönüş ve İçgörü
Şimdi geriye dönüp baktığımda, o Genç Ofis’in yalnızlığında gördüğüm sessizlik, aslında gençlerin sesine kulak verilmemesinin bir yansımasıydı. Kurumların içinde umut yeşerirken, liderlik ve samimiyet olmadan o umut nasıl da solup gidiyor... Bu deneyim bana, bilgi ve bireysel gayretin yanında, toplumsal ve yapısal destek olmadan gerçek değişimin zor olduğunu öğretti.
Geleceğe dair en büyük sorum şu: Gençlerin enerjisi ve potansiyeli, yalnızca güzel binalar ve etkinliklerle canlandırılamazsa, bu kadar değerli kaynaklar nasıl bir araya gelmeli ki gerçek dönüşüm mümkün olsun?
Prof. Dr. Ali Osman Öncel