📻 TRT Radio 1 | Günebakan — Ground Classification & Earthquake Safety | 2021 → 2026 Update
2021 Günebakan Röportajı:
Zemin Sınıflaması
ve Deprem Güvenliğinin Anahtarı
Prof. Dr. Ali Osman Öncel, TRT Radyo 1 Günebakan'da canlı yayında zemin sınıflarının (ZA-ZF) ve VS30 ölçümünün neden bina sağlamlığından bile önce geldiğini, Avcılar ile Kadıköy'ün 1999'daki farklı kaderini, ulusal deprem tehlike haritası güncellemesini ve taban izolatörü teknolojisinin maliyet-fayda dengesini anlattı.
Beş yıl sonra aynı sorulara yeniden bakınca farklı bir imkân var: sorular artık biliniyor, Zotero kütüphanesindeki ve Referans-Kitaplar arşivindeki ilgili yayınlar kontrol edilebiliyor, o günden bu yana yayınlanan yeni çalışmalarla karşılaştırılabiliyor. Amaç 2021 cevaplarını tashih etmek değil; canlı yayın koşullarında verilen cevaplarla, kaynak kontrolünden geçirilmiş cevapların aynı sorular karşısında nasıl farklılaşabildiğini göstermek.
TRT Radyo 1 Günebakan'da yayınlanan bu röportajda Prof. Dr. Ali Osman Öncel, Ege ve Akdeniz'deki güncel deprem hareketliliğinden başlayarak, beklenen İstanbul depreminde zemin mi yoksa bina mı daha belirleyici sorusuna açıklık getirdi. Röportajın ağırlıklı bölümü, 2019'dan itibaren zorunlu hale gelen VS30 tabanlı zemin sınıflandırmasına (ZA-ZF) ve bunun 1999 depreminde Avcılar ile Kadıköy arasında neden bu kadar farklı sonuçlar doğurduğuna ayrıldı. Röportaj, ulusal deprem tehlike haritasının güncelleme sıklığı, bina yüksekliği-zemin rezonansı ilişkisi ve taban izolatörü teknolojisinin maliyet-fayda dengesiyle sona erdi.
Bu Sayfayı Nasıl Okuyorsunuz?
İçerik 🎙️ Röportaj bölümlerinden (Soru–Cevap blokları, Prof. Dr. Öncel'in TRT Radyo 1 yayınından doğrudan alıntılar) ve konuyu güncel literatürle bağlayan 📊 Saha Değerlendirmeleri kutularından oluşuyor. Canlı yayında sözlü olarak geçen bazı sayısal ifadeler (örn. VS30 ölçüm derinliği), bu deşifrede uluslararası standarda göre netleştirilmiştir.
Sistemi
Derinliği
Can (Komşu Bina)
Risk Azaltımı
Röportaj, son dönemde Ege'de, Akdeniz'de ve doğu bölgelerinde gözlenen deprem hareketliliğine dair kısa bir değerlendirme talebiyle başlıyor.
Akdeniz'de, Türkiye'nin batısında deprem hareketliliğinin olması aslında çok normal; çünkü Doğu Akdeniz aktif bir dalma-batma kuşağının üzerinde yer alıyor ve burada oluşan depremler 300 kilometre derinliğe kadar inebiliyor. Ülkemizin doğusunda ise tablo farklı: depremler genellikle 40 kilometre gibi çok daha sığ derinliklerde meydana geliyor, çünkü orada iki kıtasal levha birbirine sürtünüyor, dalma-batma yok. Bu derinlik farkı depremlerin sayısını da etkiliyor; ülkemizin batısında nüfus yoğunluğu fazla olduğu için hissedilen ve kayıtlara geçen deprem sayısı istatistiksel olarak daha kabarık görünüyor.
Aslında bunun temel nedeni Helenik dalma-batma sistemi diyebiliriz — Afrika levhası Ege-Anadolu bloğunun altına dalıyor, bu yüzden burada sığ depremlerin yanında orta ve daha derin depremler de görülebiliyor. Şöyle düşünün: derinlik dağılımına baktığımızda 100–200 kilometre bandı asıl yoğunlaştığımız yer, 300 kilometreye yaklaşan olaylar ise seyrek rastlanan uç örnekler. Ülkemizin doğusunda tablo bambaşka — orada iki kıtasal levha birbirine sürtünüyor, dalma-batma yok, o yüzden depremler çok daha sığ, 40 kilometre civarında kalıyor. Yani batı ve doğudaki deprem derinliklerinin farklı olması, farklı tektonik mekanizmaların doğal bir sonucu. Bir de şunu ekleyeyim: batıda nüfus yoğunluğu fazla olduğu için hissedilen ve kayıtlara geçen deprem sayısı da istatistiksel olarak daha kabarık görünüyor.
Yıllardır konuşulan olası İstanbul depremi karşısında insanların düştüğü bir ikilem var: alınacak önlemlerde zemin mi daha önemli, yoksa bina mı? Prof. Dr. Öncel bu soruya net bir çerçeve çiziyor.
Elbette bir denge var, ama zemin gerçekten önemli. Şunu da eklemek isterim: "Benim oturduğum ev '99 depremini gördü, zeminimiz kayalık" diyenlerin çoğu bu bilgiyi bir ölçüme değil, duyuma dayandırıyor — "öyle böyle diyorlar" diye. Oysa bir zeminin sağlam olup olmadığı gözle ya da geçmiş deneyimle değil, ölçümle belirlenir. 2019'dan sonra ulusal deprem tehlike haritamız güncellendi ve Avrupa standartlarına uygun bir zemin sınıflandırması zorunlu hale geldi; artık bu konuda tahmine değil, ölçüme dayanmamız gerekiyor.
"Zemin mi bina mı" diye sorunca aslında yanlış kurulmuş bir ikilemle karşı karşıyayız. Şöyle düşünün: bina performansı deprem kaynağına, yerel zemin koşullarına, temele, taşıyıcı sisteme, yapım kalitesine, bakım geçmişine birlikte bağlı — deprem güvenliğine tek başına bina yaşı ya da tek başına zemin sınıfı diye bakmak yanlış, bir "zemin-bina sistemi" olarak bakmak gerekiyor. Bunu geçen hafta TRT Radyo 1'de yaptığım başka bir röportajda da aynı çerçeveyle anlattım. "Zeminimiz kayalık" diyenlere hâlâ dikkat çekiyorum — bu, duyuma dayalı bir yorum; mühendislik camiası bu ilkeyi 1819 Cutch depreminden, 1906 San Francisco'dan beri biliyor. Bizim farkımız, bunu artık VS30 gibi bir parametreyle ölçüp modelleyebilmemiz.
Bu sınıflama temelde beşe ayrılıyor — bir elin beş parmağı gibi düşünebilirsiniz: A, B, C, D, E. Bir nevi zemin pasaportu diyebilirsiniz. A dediğiniz çok çok iyi, B iyi, C orta, D kötü ve E ise çok kötü zemin demek. Bu sınıflandırma, yüzeyden itibaren ilk 30 metredeki ortalama kayma dalgası hızına — buna VS30 diyoruz — dayanıyor. 2019'dan sonra Avrupa standartlarına uygun bu ölçümlerin yapılması zorunlu hale geldi.
Zemin sınıflandırmasını TBDY 2018'e göre anlatayım: ZA'dan ZF'ye altı kademe var diyebiliriz — beş değil altı, çünkü ZF dediğimiz, sıvılaşabilir zeminler ya da çok hassas killer gibi kendi başına özel saha incelemesi isteyen ayrı bir kategori. Ölçüt aynı: yüzeyden itibaren ilk 30 metredeki ortalama kayma dalgası hızı, yani VS30.
🔬 Daha Derine: VS30 Nasıl Ölçülüyor?
Sahada üç yaklaşım öne çıkıyor diyebilirim: sismik kırılma/MASW, sondaj kuyusunda doğrudan kayma dalgası ölçümü, bir de mikrotremor/HVSR (ortam titreşiminin yatay-düşey spektral oranı) — üçünün de kendine göre maliyet ve çözünürlük dengesi var. HVSR verisini işlemek için artık açık kaynaklı, ücretsiz araçlar da var (Vantassel, 2025); yani saha verisi eskisinden çok daha hızlı ve tekrarlanabilir işlenebiliyor. Şunu da eklemek isterim: VS30 tek başına saha büyütmesini tam açıklamıyor — HVSR'den elde edilen ek düzeltme terimleri, VS30 tabanlı modellerin tahminini iyileştirebiliyor (Roberts vd.).
VS30 ve Zemin Sınıflandırması — Türkiye'den Güncel Örnekler
VS30 tabanlı sınıflandırma yalnızca İstanbul'a özgü değil; Türkiye genelinde farklı kentlerde bölgesel olarak doğrulanıyor. Trabzon kent merkezinde ölçülen VS30 değerleri 175–396 m/s aralığında değişiyor ve NEHRP/TBDY sınıflarına göre haritalanıyor (Senkaya, 2022). Bursa İnegöl ovasında ise elektrik özdirenç, sismik kırılma, mikrotremor ve sondaj verileri birlikte değerlendirilerek zemin mikrobölgeleme haritaları üretildi (Uyanık vd., 2024).
Burada yapılan çok yanlış bir genelleme var. Avcılar'ın tamamı yıkılmadı, Avcılar'ın yalnızca yıkılan bölümleri oldu. Aynı şekilde Avcılar'ın tamamı bataklık, Kadıköy'ün tamamı kaya demek de büyük bir hata. 1999'da Avcılar'da oturduğum binanın hemen yanındaki binada 33 kişi hayatını kaybetti — bina bina, hatta parsel parsel farklı sonuçlar görülebiliyor. Bağcılar'da, Zeytinburnu'nda da müsait, yani iyi zeminler var; farkı yaratan tek başına ilçe adı değil, o noktadaki gerçek zemin durumu. Bunu da yalnızca ölçüme dayalı olarak belirleyebiliriz, genellemeyle değil.
Avcılar ile Kadıköy arasındaki farkta aslında iki ayrı mekanizma işliyor. Gözlenen etkinin büyük kısmı zemin büyütmesiydi diyebiliriz — deprem dalgası yumuşak zeminde büyüyor. Ama görünüşte benzer vakalarda bazen asıl fark zemin-yapı etkileşimi olabiliyor: zemin dalgayı büyütmese bile, yumuşak zemin ile binanın temeli arasındaki etkileşim binanın hareket talebini değiştirebiliyor. İkisi farklı mekanizma, birbirine karıştırmayalım. Kocaeli-Yazlık bölgesinde yakın zamanda yapılan çok yöntemli bir jeofizik saha çalışması (Qasem vd., 2026) bu ayrımın artık çok daha sistematik yapılabildiğini gösteriyor.
Zemin-Bina Rezonansı: Avcılar 1999'un Bilimsel Kaydı
Avcılar'daki 1999 hasarının mekanizması, depremden kısa süre sonra ayrıntılı biçimde belgelendi: bölgenin baskın zemin periyotları 1,60, 1,00 ve 0,70 saniye olarak ölçüldü ve zemin ivmesi kayaya göre 5-6 kat büyüdü; asıl yıkıcı etken, 5-8 katlı binaların doğal titreşim periyodunun bu zemin periyotlarıyla örtüşmesiydi (Tezcan vd., 2002). Bu, röportajda anlatılan "aynı büyüklükteki depremin zemine göre farklı sonuç doğurması" ilkesinin somut, ölçüme dayalı kanıtıdır.
Bir jeofizik mühendisi çağırarak 24 saat gibi kısa bir sürede binanızın zemin direnç bilgisini alabilirsiniz. Zemin durumu sabit değildir — özellikle bol yağış alan, suya doygun hale gelen zeminlerde direnç zamanla değişebilir; bu yüzden düzenli aralıklarla, hatta bölgesel bir deprem hareketliliği varsa daha sık ölçüm yaptırmakta fayda var. Kimden ölçüm yaptırabileceğini öğrenmek isteyenler, Jeofizik Mühendisleri Odası'nın sayfasından kayıtlı jeofizik mühendisliği şirketlerine ulaşabilir.
24 saatlik ölçüm hızlı bir ön değerlendirme sağlar diyeyim — bunu kapsamlı bir zemin etüdüyle ya da bina performans değerlendirmesiyle karıştırmayalım. Ölçüm tarafında da ilerleme var: mikrotremor/HVSR verisini işlemek için artık açık kaynaklı, ücretsiz yazılımlar var (Vantassel, 2025) — yani jeofizik mühendisleri saha verisini eskisinden çok daha hızlı ve tekrarlanabilir biçimde işleyebiliyor. Zemin durumunu öğrenmek isteyenler yine Jeofizik Mühendisleri Odası'nın sayfasından kayıtlı jeofizik mühendisliği şirketlerine ulaşabilir.
Amerika'da deprem istasyonu sayısı arttıkça deprem tehlike haritaları daha önce beş yılda bir güncellenirken artık çok daha sık, neredeyse yıllık olarak güncelleniyor. Bizde ise maalesef bunu her yıl yapamıyoruz; son güncelleme 2019'da yapıldı, ondan önceki güncelleme ise 1996 yılına dayanıyordu. Bu standartların ülkemizde de yıllık hale gelmesi gerekiyor; çünkü elimizdeki ham, işlenmemiş deprem kataloğuyla çalışmak gerçek tehlikeyi hafife almamıza yol açabilir. Bunun yanında kentsel dönüşüm konusunda da bir farkındalık sorunu var: bazı katlardaki aileler ya da bireyler binalarının riskli olduğunu kabul etmek istemiyor; oysa bu hepimizin karşı karşıya olduğu ortak bir mesele.
Japonya karşılaştırması benim de doğrudan içinde olduğum bir konu aslında — Kijko ile birlikte Japon adaları için olasılıksal deprem tehlike haritalaması üzerine bir çalışma yayınlamıştık (Kijko & Öncel, 2000); orada da tam bunu gösteriyorduk: sismisite kataloğu büyüdükçe, düzenli aralıklarla yeniden işlendikçe olasılıksal tahminler daha isabetli hale geliyor. Bizde 2019 ile 1996 arasındaki güncelleme boşluğu hâlâ önemli bir eksiklik diyebilirim; asıl ihtiyacımız, ham deprem kataloğu yerine düzenli aralıklarla güncellenen, tutarlı bir olasılıksal model.
Güncelleme Sıklığının Bölgesel Etkisi
Ulusal deprem tehlike haritasının 2018 güncellemesinin bölgesel etkisi, güncel ve önceki harita karşılaştırmalarında betonarme yapı tasarım parametrelerinde belirgin farklılıklar yarattığını gösteren çalışmalarla da doğrulanmıştır (Işık & Harirchian, 2022).
Yükseklik çok önemli bir parametre; bunu ölçmenin yolu mikro tremor ölçümüdür — binanın kendi titreşim periyodunu ölçüyoruz. Zeminin baskın periyodu ile binanın titreşim periyodu birbirine denk gelirse rezonans oluşuyor ve deprem kuvveti adeta katlanıyor. 1985 Meksika depreminde 20-22 katlı pek çok bina bu yüzden yıkıldı, çünkü vadinin titreşim periyodu yaklaşık iki saniyeydi ve tam o yükseklikteki binaların periyoduna denk geliyordu. Avcılar'da yıkılan binadan bahsetmiştim; komşu binalardan birinin üst katı, tam da bu rezonans riski nedeniyle sonradan indirildi.
Bugün elimizde çok daha etkili bir çözüm var: taban izolatörü teknolojisi. Bu sistem kat başına maliyeti yaklaşık yüzde 5 artırıyor, ama buna karşılık deprem riskini yaklaşık yüzde 60 azaltıyor. Yani 100 bin liralık bir maliyete 15 bin lira ekleyerek riski büyük ölçüde azaltabiliyorsunuz. Özellikle kötü ve çok kötü zeminlerde taban izolatörü kullanımının yaygınlaşması gerekiyor.
Meksika 1985 depremini hâlâ en çarpıcı örnek olarak anlatırım — göl yatağı kilinin yaklaşık iki saniyelik baskın periyodu, o yükseklikteki binaların doğal titreşim periyoduyla örtüşünce deprem kuvveti adeta katlanıyor; bunu mikro tremor ölçümüyle önceden tespit edebiliyoruz. Taban izolatörü tarafında teknoloji de duruyor değil: Japonya'da E-Defense sarsma masasında test edilen üç boyutlu taban izolasyon sistemleri (Yasuda vd., 2017) artık yatay hareketin yanı sıra düşey sarsıntıyı da söndürmeyi hedefliyor — klasik yatay izolatörlerin bir sonraki nesli diyebiliriz. Yüzde 5 maliyet artışına karşılık yüzde 60 risk azaltımı oranını hâlâ savunurum, ama şunu ekleyeyim: bu, projeden projeye değişen bir aralık, kesin bir sabit değil.
Taban İzolatörü Maliyet-Fayda Dengesi
Röportajda verilen yüzde 5 ek maliyet - yüzde 60 risk azaltımı oranı, güncel proje bazlı bütçe karşılaştırmalarıyla genel doğrultuda örtüşüyor; izolasyonlu binalarda ilk yatırım maliyetinin yüzde 10-20 arttığı, buna karşılık taban kesme kuvvetinin belirgin biçimde azaldığı raporlanmaktadır (Çatlıoğlu vd., 2023). Marmara Bölgesi'ndeki sismik istasyonlarda H/V spektral oran yöntemiyle yapılan yakın tarihli bir çalışma da zeminin baskın periyodunun bölgesel olarak büyük farklılıklar gösterdiğini, dolayısıyla "bu ilçe iyi zemin, şu ilçe kötü zemin" gibi genellemelerin sahada ölçüme dayalı doğrulama gerektirdiğini teyit ediyor (Aydın vd., 2022).
Sunucu: Vaktimizin sonundayız, çok teşekkür ediyoruz katıldığınız için.
Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Teşekkür ederim, iyi günler, hoşça kalın.
🌍 Ege–Akdeniz Deprem Hareketliliği
- Doğu Akdeniz'in dalma-batma kuşağı üzerinde olması, 300 km derinliğe varan depremlere yol açabiliyor.
- Doğu Anadolu'da depremler çok daha sığ (~40 km) oluşuyor; kıtasal çarpışma mekanizması farklı.
- Batıda yüksek nüfus yoğunluğu, hissedilen deprem sayısını istatistiksel olarak artırıyor.
🏚️ Zemin Sınıfı, Bina Sağlamlığından Önce Gelir
- Zemin sınıfı ZA-ZF arası altı kademeye ayrılıyor; VS30 (ilk 30 metredeki kayma dalgası hızı) ölçüme dayanıyor.
- "Zeminimiz kayalık" gibi duyuma dayalı yorumlar yeterli değil; ölçüm şart.
- 2019'dan itibaren bu ölçümler Avrupa standartlarına uygun biçimde zorunlu.
📍 Avcılar–Kadıköy Genellemesi Yanlış
- "Avcılar bataklık, Kadıköy kaya" genellemesi bilimsel değil; her ikisinde de iyi ve kötü zeminli bölümler var.
- 1999'da komşu binalar arasında bile farklı hasar tabloları görüldü.
- Zemin-bina rezonansı (baskın periyot örtüşmesi), Avcılar'daki yıkımın asıl mekanizmasıydı.
🛠️ Bireysel ve Kurumsal Öneriler
- Jeofizik mühendisinden 24 saat içinde zemin raporu alınabilir; Jeofizik Mühendisleri Odası kayıtlı firmaları listeler.
- Zemin etüdü sabit değildir, düzenli aralıklarla yenilenmelidir.
- Mikro tremor ölçümüyle bina-zemin rezonans riski belirlenebilir; kötü zeminlerde taban izolatörü değerlendirilmeli.
- Ulusal deprem tehlike haritasının daha sık güncellenmesi gerekiyor.
🌍 Özet: Zemin Bilinci ve Deprem Hazırlığı
24 Ağustos 2021'de TRT Radyo 1 Günebakan'da yayınlanan bu röportaj, İstanbul'da bina güvenliğinin yalnızca yapısal kaliteyle değil, üzerinde durduğu zeminin sınıfıyla da belirlendiğini hatırlattı. Prof. Dr. Öncel'in vurguladığı gibi, aynı büyüklükteki bir deprem, zeminine göre bir yerde hasarsız atlatılırken komşu binada ağır yıkıma yol açabiliyor.
⚡ Acil Eylemler
- Jeofizik mühendisinden zemin durumu ölçümü talep edin
- e-Devlet üzerinden bina risk durumunu sorgulayın
- Yüksek katlı binalarda mikro tremor ölçümünü değerlendirin
🌍 Uzun Vadeli Hedefler
- Kötü ve çok kötü zeminlerde taban izolatörü kullanımının yaygınlaşması
- Ulusal deprem tehlike haritasının daha sık güncellenmesi
- Kentsel dönüşümde zemin sınıfı önceliklendirmesi
Zemin Bilmeden Bina Güvenli Olamaz
Aynı büyüklükteki bir deprem, iyi zeminde bir çatlak bile bırakmazken kötü zeminde binaları yıkabilir. Zemin sınıfınızı öğrenmek, deprem hazırlığının ilk adımıdır.
- Aydın, U., Pamuk, E., & Özer, C. (2022). Investigation of soil dynamic characteristics at seismic stations using H/V spectral ratio method in Marmara Region, Turkey. Natural Hazards, 110, 587–606. https://doi.org/10.1007/s11069-021-04959-4
- Çatlıoğlu, O., Mahçiçek, S. B., & Yanık, A. (2023). Project budget comparison of a conventional building and a seismically isolated building. İçinde 9th International Conference on Civil Engineering (ICCE 2022) Bildiriler Kitabı, Lecture Notes in Civil Engineering (Cilt 327). Springer. https://doi.org/10.1007/978-981-99-2532-2_44
- Işık, E., & Harirchian, E. (2022). A comparative probabilistic seismic hazard analysis for Eastern Turkey (Bitlis) based on updated hazard map and its effect on regular RC structures. Buildings, 12(10), 1573. https://doi.org/10.3390/buildings12101573
- Kijko, A., & Öncel, A. O. (2000). Probabilistic seismic hazard maps for the Japanese islands. Soil Dynamics and Earthquake Engineering, 20(5-8), 485–491. https://doi.org/10.1016/S0267-7261(00)00098-1
- Qasem, S., vd. (2026). Integrated geophysical assessment of engineering site and subsurface structures: A case study in Kocaeli-Yazlık region, Türkiye. Journal of Applied Geophysics, 244, 106008. https://doi.org/10.1016/j.jappgeo.2025.106008
- Sahin, G., vd. (2024). Development of a GIS-based predicted-Vs30 map of Türkiye using geological and topographical parameters: Case study for the region affected by the 6 February 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Seismological Research Letters, 95(4), 2044–2057. https://doi.org/10.1785/0220230321
- Senkaya, M. (2022). Vs30-based site classification and assessment of site-specific ground response analysis for densely populated urban areas of Trabzon (NE Turkey). Acta Geophysica, 71, 129–146. https://doi.org/10.1007/s11600-022-00887-4
- Tezcan, S. S., Kaya, E., & Bal, İ. E. (2002). Seismic amplification at Avcılar, Istanbul. Engineering Structures, 24(5), 661–667. https://doi.org/10.1016/S0141-0296(02)00002-0
- Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği [TBDY]. (2018). Tablo 16.1: Yerel zemin sınıfları. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD).
- Uyanık, O., Öncü, Z., Uyanık, N. A., & Ekin, N. (2024). Seismic microzonation and geotechnical modeling studies considering local site effects for İnegöl Plain (Bursa-Turkey). Earth and Space Science, 11(11), e2023EA003460. https://doi.org/10.1029/2023EA003460
- Vantassel, J. P. (2025). hvsrpy: An open-source Python package for microtremor and earthquake horizontal-to-vertical spectral ratio processing. Seismological Research Letters, 96(4), 2671–2682. https://doi.org/10.1785/0220240395
- Yasuda, M., vd. (2017). Development of three-dimensional seismic isolation system using negative stiffness link mechanism and air levitation mechanism in series. Transactions of the JSME, 83(851), 17-00057. https://doi.org/10.1299/transjsme.17-00057
Comments
Post a Comment