🌍 Earthquake Risk in Türkiye: 2023 Interview Revisited in 2026
Türkiye'nin Depreme Hazırlığı
ve Bina Güvenliği
17 Ağustos 1999 Marmara depreminin 24. yıl dönümünde AKIT TV'e konuk olan Prof. Dr. Ali Osman Öncel, deprem tehlike haritalarındaki gecikmeleri, zemin sınıfının bina hasarındaki belirleyici rolünü, deprem sigortası ve kentsel dönüşümdeki önceliklendirme sorununu, kısa vadeli deprem tahmininin sınırlarını ve beklenen Marmara depreminin güncelliğini anlattı.
Üç yıl sonra aynı sorulara yeniden baktığımda ise farklı bir imkân vardı: sorular artık biliniyor, ilgili kaynaklar ve güncel yayınlar kontrol edilebiliyor, bazı rakamların (deprem sigortası limiti, MTA fay haritası, ekonomik kayıp tahminleri gibi) güncel durumu ayrıca doğrulanabiliyordu. Buna rağmen amaç cevapları akademik bir özete dönüştürmek değildi. 2023'teki konuşma tonu ve anlatım karakteri korunarak, aynı sorular 2026'da ilk kez sorulmuş gibi doğrudan cevaplandı.
Buradaki amaç 2023 cevaplarını tashih etmek değil; spontane canlı yayın koşullarında verilen bilimsel cevaplarla, kaynak kontrolünden geçirilmiş cevapların aynı sorular karşısında nasıl farklılaşabildiğini göstermek.
AKIT TV'te 17 Ağustos 2023'te yayınlanan bu röportajda Prof. Dr. Ali Osman Öncel, 1999 Marmara ve 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin acısından yola çıkarak Türkiye'nin deprem hazırlığını değerlendirdi. Röportajın ağırlıklı bölümü, deprem tehlike haritalarındaki güncelleme gecikmelerine, zemin sınıfının (A-E) bina hasarındaki belirleyici rolüne ve vatandaşın e-Devlet üzerinden bina/zemin risk bilgisine erişim hakkına ayrıldı. Kısa vadeli deprem tahmininin sınırları, deprem sigortasının (DASK) yetersizliği, kentsel dönüşümde risk haritalarına göre önceliklendirme ihtiyacı ve dikey yapılaşmanın riskleri tartışıldı. Röportaj, 17 Ağustos depreminin dinamik tetiklenme örneği olarak anılmasıyla ve İstanbul'un savunmasızlığına dair bir uyarıyla sona erdi.
Bu Sayfayı Nasıl Okuyorsunuz?
Her bölümde aynı üç katman, aynı renk koduyla tekrarlanır — 953 satırlık bir sayfada okuyucunun kaybolmaması için:
Bu sayfanın 2025 tarihli ilk web sürümüne buradan ulaşabilirsiniz.
Resmî Kayıp Tahmini
Sistemi
Sayısı (Güncelleme)
Marmara Depremi
* 700, yeni oluşan fayların sayısı değil; 2026 güncellemesinde haritaya işlenen diri fayların toplam sayısıdır (2013 haritasında 485'ti).
Röportaj, 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin 24. yıl dönümünde, hem 1999'da hem 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminde hayatını kaybedenler anılarak başlıyor. Prof. Dr. Öncel'e, Kobe depremi üzerine yıllar önce yazdığı bir makaleden bu yana alınan yoldan söz ediliyor.
30 yıl önce, 1995 Kobe depremi üzerine bir makale yazmıştım; İstanbul'da deprem tehlikesi üzerine önerilerde bulunmuştum. Bugün baktığımızda, bu önerilerin bir kısmı göz ardı edildi. Eğer hayata geçirilseydi, bugünkü kayıpların bir kısmı önlenebilirdi. Ne yazık ki dün dünde kalmadı, çünkü 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin acıları hâlâ yüreğimizde kor gibi; kimilerimizin çocukları, anneleri, babaları 1999'da ve 6 Şubat Kahramanmaraş depreminde aramızdan ayrıldı.
1995 Kobe depremi üzerine yazdığım makaleyi bu sayfa için ayrıca arşivden çıkarıp doğrulamadım; o yüzden içeriğini burada yeniden özetlemek yerine, o günden bugüne neyin değiştiğine odaklanmak isterim. 6 Şubat 2023, bu röportajdan altı ay önce olmuştu ve 1999'da söylenenlerin bir kısmının yine dinlenmediğini acı bir şekilde gösterdi. Bugün elimde 2026'da güncellenen bir MTA diri fay haritası, TBDY 2018'in zemin sınıfı çerçevesi ve 2025'te gerçekleşen bir Marmara depremi var — yani üç yıl önce "gelecekte netleşecek" dediğim bazı konular artık somut veriyle tartışılabiliyor. Ama temel mesaj değişmedi: bilimsel uyarı ile uygulama arasındaki mesafe, asıl kapatılması gereken boşluk.
Bilim insanları konuşuyor, ancak bilgilerin yetkililere ulaşması için bir ara kanal gerekiyor. Big data toplanmalı ve bir veri takip merkezi kurulmalı; bu merkez bilgileri düzenleyip yetkililere sunmalı. Sizler kamu görevi yapıyorsunuz, bizleri çağırıyorsunuz, ama bu bilgiler sadece yayın oluyor. Bir veri merkezi kurularak, bilgiler formatlanıp yetkililere sunulmalı; bu, deprem hazırlığı için kritik bir adım olurdu.
Bu konuda tam bir iyimserlik içinde değilim, ama şunu eklemek isterim: AFAD'ın kendi deprem izleme ve hızlı hasar değerlendirme altyapısı (RED programı gibi) zaten var; sorun verinin toplanmaması değil, bilim insanının sahadaki gözleminin bu resmî sistemlere ne kadar hızlı ve sistematik aktığı. Benim 2023'te önerdiğim "ara kanal" hâlâ kurumsal olarak net bir karşılık bulmuş değil — bu, kişisel gözlemim, resmî bir kurum değerlendirmesi değil.
17 Ağustos 1999 Marmara depremi üzerine Japonya'da araştırmalar yaptım. Dört riskli alan belirlemiştik: İzmit, Adalar, Bursa ve Silivri. İzmit'te deprem oldu, diğerleri hâlâ risk taşıyor. Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerine çalışmalarımız deprem risklerini doğruladı, ancak zamanlama bilinmiyor. Depremler fay hatlarının varlığını gösteriyor; Türkiye'de 3-5 milyon yıllık fay hatları var. Deprem, coğrafyamızın kaderi; bu gerçeği kabul edip depreme dayanıklı yapılar inşa etmeliyiz. Safranbolu tipi evler gibi özgün modellerle depremle yaşamayı öğrenmeliyiz.
Adalar ve Silivri önündeki bu boşluğa dair artık daha somut bir veri var: 23 Nisan 2025'te, tam bu boşluk bölgesinde Marmara Denizi içinde Mw 6,3 büyüklüğünde bir deprem oldu; güncel rüptür simülasyonları özellikle Kumburgaz Havzası ve Adalar segmentlerinin birlikte kırılma olasılığının yüksek olduğunu gösteriyor. Ama bunu tek başına belirli bir senaryonun kesin doğrulanması gibi sunmam — 1766'dan bu yana biriken enerjinin ancak bir kısmını boşaltan bir uyarıcı deprem, riskin güncelliğini gösteriyor, tam senaryoyu kapatmıyor.
🔬 Daha Derine: Segmentli Fay, Tek Parça Fay ve Tehlike
2023'te "dört riskli alan" derken kastım bölgesel bir resimdi; bugün elimde bunu biraz daha netleştiren bir literatür var. Ana Marmara Fayı'nın kuzey kolu tek parça değil, birkaç segmente ayrılıyor; Kumburgaz ve Adalar segmentlerinin birlikte kırılma olasılığı yüksek görülüyor, beklenen büyüklüğün Mw 7,1-7,4'ü aşma ihtimali ise düşük (Korkusuz Öztürk vd., 2025). Ama bunun "tehlike azaldı" anlamına gelmediğini de eklemek isterim: nadir görülen çok-segmentli "süper döngü" senaryoları segmentasyonun riski azaltmak yerine büyütebileceğine işaret ediyor (Bohnhoff, 2026). 6 Şubat 2023'te de tam tersi bir örnek yaşandı — Doğu Anadolu Fay Zonu'nun ayrı segmentleri (Narlı, Pazarcık, Amanos, Çardak) tek bir depremde birbirine bağlanarak kırıldı (Karabulut vd., 2023). Kısacası, segmentli bir fayın küçük parçalara mı bölündüğü, yoksa ileride birleşip daha büyük bir olay mı üreteceği, hâlâ tartışılması gereken açık bir soru.
Kuzey Anadolu Fay Hattı 1939'dan 1999'a kadar batıya doğru ilerledi; İhsan Ketin, fay hattını depremlerin gösterdiğini söylüyor. Deprem, Türkiye'nin coğrafi kaderi: Anadolu, Afrika, Arabistan ve Avrasya arasında sıkışmış, batıya göç ediyor. Bu yüzden depreme dayanıklı alanlar seçmeliyiz. Fay hatları tarım ve hayvancılığı destekliyor, ama yerleşim için riskli. Osmanlı ve Selçuklu'da çadır evler can kaybını azaltıyordu; yanlış tercihler kayıpları artırıyor. Depreme uygun yapılar inşa etmek zorundayız.
Anadolu'nun sıkışıp batıya kaçtığı tektonik çerçeve hâlâ geçerli, bunda bir değişiklik yok. Ama artık elimde bu resmi daha ayrıntılı gösteren güncel bir kaynak var: MTA, 13 yıl aradan sonra Türkiye Diri Fay Haritası'nı güncelledi ve diri fay sayısını 485'ten 700'e çıkardı. Bu artışın nedeni yeni deprem üretmeye başlamış fayların ortaya çıkması değil, saha çalışmalarıyla daha önce detaylandırılmamış fayların bilimsel olarak tespit edilip kayda geçmesi. Osmanlı/Selçuklu dönemindeki çadır-ev pratiğine dair tarihsel anekdotu ayrıca bir kaynaktan doğrulamadım, röportajdaki anlatım olarak koruyorum.
2019'da güncellenen deprem tehlike haritası 1996'dan beri gecikmişti; bu gecikme yanlış haritalara göre yapılan binaların yıkılmasına neden oldu. 2019 haritası bile eksik; son depremlerde beklenenden fazla ivme gözlendi. Japonya, Kanada gibi ülkeler haritaları her 5 yılda güncelliyor. Türkiye'de binaların zemin sınıfları belirlenmeli, e-devlet üzerinden erişilebilir olmalı; zemin bilgisi olmadan senaryolar gerçekçi değil. Vatandaşlar zemin sınıfını bilme hakkına sahip.
"Haritalar geç güncelleniyor" eleştirim bugün de geçerliliğini koruyor — ilginç bir paralellik var: 2023'te deprem tehlike haritasının 1996-2019 arası 23 yıl geciktiğinden yakınıyordum; MTA'nın diri fay haritası da tam 13 yıl aradan sonra, 2026'da güncellenebildi. Zemin sınıfı konusunda ise şunu netleştirmek isterim: A-E ayrımı TBDY 2018'deki ZA-ZE zemin sınıflarına karşılık geliyor, ölçüt Vs30 — zeminin üst 30 metresindeki ortalama kayma dalgası hızı. Vs30 zeminin mukavemetini değil rijitliğini gösterir, "iyi zemin = hasar olmaz" diye mutlaklaştırılmamalı.
🔬 Daha Derine: Vs30 ve Zemin Sınıfı Terminolojisi
Biraz daha teknik gitmek gerekirse: ZA 1500 m/s üzeri (sağlam kaya), ZB 760-1500 (kaya), ZC 360-760 (çok sıkı kum/çakıl ya da sert kil), ZD 180-360 (sıkı kum/çakıl ya da çok katı kil), ZE 180 m/s altı (gevşek zemin) — TBDY 2018, Tablo 16.1. Vs30'un ölçümü sismik dalga yayılımına dayanan bir jeofizik problemi; bunun yapı-zemin etkileşiminde, temel tasarımında kullanılması ise jeoteknik mühendislik işi — biri diğerini geçersiz kılmaz, sadece farklı aşamalar. Türkiye ölçeğinde Vs30 haritalama çalışmaları da genişliyor; coğrafi/topografik parametrelere dayanan GIS tabanlı tahmini haritalar bunun bir örneği (Şahin vd., 2024).
Zemin etütleri binaların güvenliği için kritik. 2019'dan sonra standartlar Avrupa seviyesine geldi, ama öncesinde yapılan binalar riskli. Her binanın zemin sınıfı e-devlet üzerinden görünmeli. 2012'den sonra yapı denetim belgesi zorunlu, ama vatandaşlar bu bilgilere ulaşamıyor; Beylikdüzü'nde bile zemin bilgisi almak zor. İmza toplama gibi engeller süreci yavaşlatıyor. Devletin bu bilgileri zorunlu kılması gerekiyor.
e-Devlet üzerinden bina risk sorgulama arayüzü bugün 2023'e göre daha yaygın kullanılıyor; ama bunun kapsamının ilçe ilçe ne kadar tam olduğunu bu sayfa için ayrıca tek tek doğrulamadım — bunu bölgesel bir varsayım olarak değil, güncel olarak kontrol edilmesi gereken bir soru olarak bırakıyorum. 2018 öncesi yapılmış bir binanız varsa "zeminim hiç ölçülmemiştir" diye varsaymayın, bu ayrıca kontrol edilmeli; Vs30 ile zeminin hâkim titreşim periyodu (mikrotremor/HVSR ile ölçülen T0/Tg) farklı iki fiziksel büyüklük, biri diğerinin yerine geçmez.
Pratik Adımlar — Prof. Dr. Öncel'in Önerileri
İzmit depreminden önce riskli alanları belirledik; iki buçuk yıl öncesinden küçük deprem artışları tespit edildi. Kısa dönemli tahminler için yerel sismologlar istihdam edilmeli. AFAD RED programı senaryolar üretiyor, ama zemin verileri eksik. 81 ilde deprem takip merkezleri kurulmalı, valilikler yüksek lisans ve doktora bursları sağlamalı. Kısa dönemli tahminler büyük deprem risklerini azaltabilir.
Burada bir ayrım netleştirmem gerekiyor: "iki buçuk yıl öncesinden küçük deprem artışları" gibi geriye dönük gözlemler, belirli bir depremin günü/saati/büyüklüğünü önceden bildiren bir kısa vadeli deterministik tahmin değildir — deprem biliminde böyle bir tahmin yöntemi bugün de yok, bu konuda dünya çapında geniş bir bilimsel konsensüs var. 2023'te söylediğim "kısa dönemli tahmin" ifadesini, olasılık temelli risk değerlendirmesi ve erken uyarı/hızlı hasar tahmini (AFAD RED gibi) anlamında okumak daha doğru olur; "ne zaman deprem olacağını söylemek" anlamında değil.
Önemli Not — Kısa Vadeli Deprem Tahmini Bilimsel Olarak Mümkün Değil
Röportajda "iki buçuk yıl öncesinden küçük deprem artışları tespit edildi" ifadesi geriye dönük, İzmit depremine özgü bir gözlemdir. Bu, belirli bir tarih/saat/büyüklük öngören bir tahmin yöntemi değildir — deprem biliminde bugün böyle bir yöntem bulunmamaktadır. "Deprem tahmini" ile kastedilen, bu röportajda da vurgulandığı gibi, olasılık temelli tehlike değerlendirmesi ve hızlı hasar/erken uyarı sistemleridir.
2018 Avrupa Birliği risk haritası, Kahramanmaraş'ta kayıp olacak alanları kırmızı ile gösterdi; bu haritaya göre önceliklendirme yapılmalıydı. İstanbul'da zemin dirençsiz, binalar uygun değil, nüfus kalabalık, fay hatlarına yakın. Kentsel dönüşüm kırmızı alanlardan başlamalı. 104 milyar dolar kayıp yerine, önceden harcama yapılsaydı kayıplar azalırdı. Yetkililere sesleniyoruz: Ne zaman başlayacağız?
"104 milyar dolar" rakamını biraz netleştirmek isterim: bu, 6 Şubat depremlerinin ardından kamuoyuna yansıyan resmî Türkiye tahminlerinden biri; ama tek bir sayı değil, kaynağa göre değişen bir aralık söz konusu. Dünya Bankası'nın Şubat 2023'teki hızlı hasar değerlendirmesi doğrudan fiziksel hasarı yaklaşık 34,2 milyar dolar olarak hesaplamıştı; TBMM Deprem Araştırma Komisyonu'nun raporu ise toplam maliyeti 148,8 milyar dolara kadar çıkarıyor. Hangi kalemin (doğrudan hasar mı, dolaylı ekonomik kayıp mı) sayıldığına göre rakam değişiyor — 104 milyar dolar bu aralığın ortasında, kamuoyunda en çok dolaşan resmî rakamlardan biri. "2018 AB risk haritası" ifadesini bu sayfa için bağımsız olarak doğrulayamadım; Kahramanmaraş-Gaziantep hattının uzun süredir yüksek deprem tehlikesi taşıdığı ise farklı kaynaklarca (ör. Avrupa-Akdeniz Sismik Tehlike Modeli, ESHM2020) zaten biliniyordu.
🔬 Daha Derine: 6 Şubat Depremlerinin Ekonomik Kaybı — Neden Üç Farklı Rakam Var?
Üç kaynak üç farklı yöntemle ölçüyor. Dünya Bankası'nın (2023) 34,2 milyar dolarlık rakamı bir "hızlı hasar değerlendirmesi" (rapid damage assessment) — depremden sadece üç hafta sonra, öncelikle doğrudan fiziksel hasarı (yıkılan/hasarlı bina, altyapı) kapsayacak şekilde hesaplanmış. Kamuoyunda en çok anılan 104 milyar dolarlık rakam ise resmî Türkiye tahminlerine dayanıyor ve muhtemelen dolaylı ekonomik kayıpları (üretim kaybı, işsizlik, GSYH etkisi) da içeriyor. TBMM Deprem Araştırma Komisyonu'nun (2023) 148,8 milyar dolarlık rakamı ise daha geniş bir zaman ufku ve daha kapsamlı bir maliyet kalemi seti kullanıyor olabilir. Üçü de "yanlış" değil — hangi kalemin, hangi zaman diliminde sayıldığına bağlı olarak farklı sonuçlar üretiyorlar; bu, afet ekonomisi tahminlerinde sık karşılaşılan bir durum ve tek bir "doğru" rakam aramak yerine hangi yöntemin hangi soruyu cevapladığını bilmek daha faydalı.
Dikey yapılaşma riskli; zemin titreşim periyoduna göre bina yüksekliği belirlenmeli. Başakşehir modeli, zemine uygun yükseklikte binalarla örnek teşkil ediyor — KİPTAŞ zemin çalışmalarıyla bağımsız binalar yaptı, bu model çoğaltılmalı. Sigorta sisteminde sorunlar var; zemin bilgisi sorulmuyor, ödemeler yetersiz. Tam sigorta zorunlu olmalı, vatandaşlar bilinçlendirilmeli.
Bina yüksekliği ile zeminin hâkim titreşim periyodunun uyuşmaması riskini bugün de aynı şekilde vurgularım — rezonans mantığı değişmedi. Ama bir çekince eklemek isterim: Başakşehir modelini "hazır, kopyala-yapıştır" bir çözüm gibi sunmak yanlış olur; bu, kendi yasal ve idari koşullarımıza göre yeniden düşünülmesi gereken bir örnek, doğrudan uygulanabilir bir reçete değil. Kahramanmaraş'ta yapısal olarak özdeş bina bloklarının farklı zeminlerde farklı davrandığı vakalar da (Tan, Atmaca & Atmaca, 2026), zemin-bina uyumunun tek başına yükseklikle değil, temel tasarımıyla da ilgili olduğunu gösteriyor.
Zorunlu deprem sigortası yetersiz; 640 bin lira ödeme evin değerini karşılamıyor. Tam sigorta zorunlu olmalı, zemin bilgisi sorulmuyor, bu eksiklik giderilmeli. 1509 depreminden beri enerji birikiyor; Marmara'da olası bir deprem 50 bin can kaybına yol açabilir. Çök-kapan-tutun işe yaramıyor; çökmeyecek binalar inşa etmeliyiz.
DASK teminat limiti sabit bir sayı değil, her ay bir önceki ayın ÜFE oranında güncelleniyor; 2026'nın ilk yarısında bu limit 2 milyon lirayı aştı — yani 2023'te andığım 640 bin liralık rakamla kıyaslandığında nominal olarak büyük bir artış var. Ama bu artışın konut değerlerindeki artışı ne ölçüde karşıladığı ayrı bir soru, burada kesin bir hüküm vermem. "Çökmeyecek bina" ilkesi hâlâ asıl mesele — sigorta hasarı telafi eder, ama can kaybını önleyen şey binanın kendisidir.
🔬 Daha Derine: 1509 Depremi ve "Enerji Birikimi" İfadesi
1509 depremi ("Küçük Kıyamet" olarak da anılır) tarihsel kayıtlarda gerçekten yer alan, İstanbul'u ağır etkilemiş bir deprem — ama 1114/5 gibi çok daha eski tarihsel depremlerde olduğu gibi, aletsel öncesi dönem kayıtlarının büyüklük ve derinlik kesinliği sınırlıdır. "1509'dan beri enerji birikiyor" ifadesini, belirli bir sayısal enerji miktarı iddiası olarak değil, "bu segmentte uzun süredir büyük bir kırılma olmadı" anlamında bir sismik boşluk uyarısı olarak okumak daha doğru olur. "50 bin can kaybı" senaryosu da tek bir kaynağa değil, yıllar içinde yapılmış çeşitli deprem senaryosu çalışmalarına dayanıyor; bu rakamı burada bağımsız olarak yeniden hesaplamadım, röportajdaki anlatım olarak koruyorum.
17 Ağustos depremi Yunanistan depremiyle tetiklendi. Dinamik tetikleme, büyük depremlerin başka alanları harekete geçirebileceğini gösteriyor. 1509 depreminden beri enerji birikiyor; Marmara'daki bir deprem tüm bölgeyi etkileyebilir. 8 bin yıl önce aktif olan kırıklar tetiklenmeyle yeniden hareketlenebilir. Yerel sismologlar ve takip merkezleri kurulmalı.
Dinamik tetikleme mekanizması hâlâ geçerli bir kavram, ama biraz daha temkinli çerçevelemek isterim: bir depremin başka bir fayı "tetiklemesi," o fayı yoktan var etmek değil, zaten yüklenmekte olan bir sistemin kırılma zamanını etkilemek anlamına geliyor. Kuzey Anadolu Fayı'nın 1939-1999 arası kırılma dizisi üzerine yapılan klasik Coulomb gerilme transferi çalışması (Stein, Barka & Dieterich, 1997) bunun iyi bilinen bir örneği; ama aynı literatür statik gerilme tetiklemesinin etkisinin ortalama birkaç ay gibi kısa bir sürede sönebildiğini de gösteriyor (Nandan vd., 2016) — yani "tetikleme" etkisinin büyüklüğü ve süresi her vakada ayrı sorgulanmalı, otomatik olarak büyütülmemeli.
İstanbul her depremde savunmasız; Marmara'daki bir deprem tüm bölgeyi etkileyecek. 40 bin bina yıkılabilir, 200 bin kişi ölebilir. İstanbul'da zemin dirençsiz, binalar uygun değil. Kentsel dönüşüm hızlanmalı, vatandaşlar bilinçlenmeli. 6 Şubat'tan ders almalıyız. 1999 ve 6 Şubat'ta hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileriz.
"40 bin bina, 200 bin kişi" gibi rakamları tek bir kesin kaynağa dayandırıp burada yeniden doğrulamadım; İstanbul için yıllar içinde yapılmış çeşitli deprem kayıp senaryosu çalışmaları farklı varsayımlarla farklı aralıklar veriyor. Bu rakamları, kesin bir öngörü olarak değil, "hazırlıksız yakalanırsak kayıp büyük olur" uyarısının somutlaştırılmış bir ifadesi olarak okumak daha doğru. Asıl değişmeyen mesaj şu: İstanbul'un zemin ve bina stoku sorunu 2023'te neyse bugün de büyük ölçüde aynı — kentsel dönüşümün hızı, bu sorunun ne kadar hızlı küçüldüğünü belirleyen asıl değişken.
Sunucu: Vaktimizin sonundayız, çok teşekkür ediyoruz katıldığınız için.
Prof. Dr. Ali Osman Öncel: Teşekkür ederim, iyi günler, hoşça kalın.
🗺️ Deprem Tehlike Haritaları Gecikmeyle Güncellenir
- 2019'da güncellenen deprem tehlike haritası 1996'dan beri gecikmişti; MTA'nın 2026 diri fay haritası da 13 yıl aradan sonra güncellenebildi.
- Gecikme, güncel olmayan haritalara göre inşa edilmiş binaların riskini artırıyor.
🏚️ Zemin Sınıfı Sismik Talebi Etkileyebilir
- TBDY 2018'e göre ZA-ZE (A-E) zemin sınıfları, Vs30 ölçütüne dayanır.
- Vs30 zeminin rijitliğini gösterir, mukavemetini değil — "iyi zemin = hasar olmaz" diye mutlaklaştırılmamalı.
🌊 Marmara'daki Risk Güncelliğini Koruyor
- 2025'teki Mw 6,3 Marmara depremi, 1766'dan beri biriken enerjinin bir kısmını boşalttı — tam senaryoyu kapatmadı.
- Segmentli fay yapısının riski azaltıp azaltmadığı hâlâ açık bir bilimsel soru.
👤 Bireysel ve Kurumsal Öneriler
- e-Devlet üzerinden bina risk durumu sorgulanabilir; MTA 2026 fay haritası diri fay sorgusu için kullanılabilir.
- DASK teminatı aylık ÜFE ile güncellenir; güncel tutar dask.gov.tr üzerinden kontrol edilmeli.
- Kentsel dönüşümde öncelik en riskli bölgelere/binalara verilmeli.
- Kısa vadeli deterministik deprem tahmini bilimsel olarak mümkün değildir.
| 2023 Röportajı | 2026 Durumu | Değişen |
|---|---|---|
| Deprem tehlike haritası 2019'da, 23 yıllık gecikmeyle güncellenmişti | MTA diri fay haritası 13 yıl sonra güncellendi (485→700 diri fay) | Veri arttı; gecikme örüntüsü sürüyor |
| Marmara'da beklenen bir sismik boşluk tarif ediliyordu | 23 Nisan 2025'te Mw 6,3 deprem oldu — boşluğun bir kısmı boşaldı | Yeni gözlem eklendi; tam senaryo kapanmadı |
| Zemin sınıfı A-E olarak sadeleştirilmiş anlatılıyordu | Aynı A-E, TBDY 2018/Vs30 çerçevesiyle netleşti | Terminoloji netleşti; mesaj değişmedi |
| Bilimsel bilginin yetkiliye ulaşması için "ara kanal" eksikliği vurgulanıyordu | Aynı kopukluk kişisel gözlem olarak duruyor, kurumsallaşmadı | Temel sorun büyük ölçüde sürüyor |
🌍 Özet: Depreme Hazırlıkta Bilgiye Erişim ve Zamanlama
AKIT TV'teki bu röportaj, Türkiye'nin deprem hazırlığındaki en büyük açığın bilimsel bilgi eksikliği değil, bu bilginin (zemin sınıfı, tehlike haritası, risk sorgusu) zamanında ve eksiksiz olarak vatandaşa ve karar vericiye ulaşması sorunu olduğunu gösteriyor.
Nitekim 23 Nisan 2025'te Marmara Denizi'nde meydana gelen Mw 6,3 büyüklüğündeki deprem ve MTA'nın 2026'da güncellenen diri fay haritası, röportajda işaret edilen risklerin güncelliğini koruduğunu bir kez daha gösterdi.
⚡ Acil Eylemler
- e-Devlet'ten bina risk durumunu sorgulayın
- DASK poliçenizin güncel teminat tutarını kontrol edin
- Zemin etüdü yaptırmayı düşünün
🌍 Uzun Vadeli Hedefler
- Kentsel dönüşümde önceliğin en riskli binalara verilmesi
- Deprem tehlike haritalarının düzenli aralıklarla güncellenmesi
- Bilimsel bulguların yetkiliye ulaşmasını sağlayacak kurumsal kanallar
Zemin Bilmeden, Haritayı Güncellemeden Bina Güvenli Olamaz
Deprem tehlike haritası, zemin sınıfı ve sigorta — üçü de ancak zamanında güncellenip erişilebilir kılındığında işe yarar. Aksi hâlde bilinen risk, "bilinmeyen" bir kayıp gibi yaşanır.
- Bohnhoff, M. (2026). Rethinking the Main Marmara Fault—seismotectonic complexity and seismic hazard in the Istanbul-Marmara region. Geophysical Journal International. https://doi.org/10.1093/gji/ggag253
- Doğal Afet Sigortaları Kurumu [DASK]. (2026). Zorunlu deprem sigortası teminat ve kapsamı. dask.gov.tr/tr/teminat-ve-kapsami (Erişim: Ağustos 2026).
- Elmacı, H., Kürçer, A., Özalp, S., vd. (2026). Türkiye Diri Fay Haritası (2026) [Active Fault Map of Türkiye (2026)]. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Özel Yayın Serisi–60. ISBN: 978-625-8107-74-6. Ankara, Türkiye.
- Ertuncay, D., Buyukakpinar, P., Fornasari, S. F., & Tan, O. (2025). 23 April 2025 Marmara Sea (Mw 6.3), Türkiye earthquake: Mainshock, aftershock, and ground observations. Seismica, 4(2). https://doi.org/10.26443/seismica.v4i2.1773
- Karabulut, H., Güvercin, S. E., Hollingsworth, J., & Konca, A. Ö. (2023). Long silence on the East Anatolian Fault Zone (Southern Turkey) ends with devastating double earthquakes (6 February 2023) over a seismic gap. Journal of the Geological Society, 180. https://doi.org/10.1144/jgs2023-021
- Korkusuz Öztürk, Y., Konca, A. Ö., & Özel, N. M. (2025). 3D dynamic rupture simulations for the potential Main Marmara Fault earthquake in the Sea of Marmara based on the inter-seismic strain accumulation. Journal of Geophysical Research: Solid Earth. https://doi.org/10.1029/2024JB029585
- Nandan, S., Ouillon, G., Woessner, J., Sornette, D., & Wiemer, S. (2016). Systematic assessment of the static stress triggering hypothesis using interearthquake time statistics. Journal of Geophysical Research: Solid Earth, 121(3), 1890–1909. https://doi.org/10.1002/2015JB012212
- Stein, R. S., Barka, A. A., & Dieterich, J. H. (1997). Progressive failure on the North Anatolian fault since 1939 by earthquake stress triggering. Geophysical Journal International, 128(3), 594–604. https://doi.org/10.1111/j.1365-246X.1997.tb05321.x
- Şahin, G., Okalp, K., Kockar, M. K., Yilmaz, M. T., vd. (2024). Development of a GIS-based predicted-Vs30 map of Türkiye using geological and topographical parameters: Case study for the region affected by the 6 February 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Seismological Research Letters, 95(4), 2044. https://doi.org/10.1785/0220230321
- Tan, M., Atmaca, N., & Atmaca, K. (2026). Influence of subsurface conditions on the seismic behavior of structurally identical buildings: A case study from the 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Engineering Failure Analysis, 188, 110629. https://doi.org/10.1016/j.engfailanal.2026.110629
- TBMM Deprem Araştırma Komisyonu. (2023). 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri raporu. Türkiye Büyük Millet Meclisi.
- Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği [TBDY]. (2018). Tablo 16.1: Yerel zemin sınıfları. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD).
- AKIT TV. (2023, 17 Ağustos). Türkiye'nin depreme hazırlığı ve bina güvenliği [Röportaj]. YouTube (18 Ağustos 2023'te yüklendi). https://youtu.be/jzhxyHGhtKg
- U.S. Geological Survey [USGS]. (n.d.). Earthquake prediction. usgs.gov/programs/earthquake-hazards/earthquake-prediction
- World Bank. (2023, 27 Şubat). Earthquake damage in Türkiye estimated to exceed $34.2 billion: World Bank disaster assessment report [Basın açıklaması]. worldbank.org
- Öncel, A. O. (2025, Ağustos). Türkiye'nin depreme hazırlığı ve bina güvenliği [İlk web sürümü]. aliosmanoncel.blogspot.com/2025/08/turkiye-earthquake-preparedness.html
Timeline — Gerçek Video Bölümleri · AKIT TV Zaman Çizelgesi
Aşağıdaki zaman damgaları videonun kendi bölüm listesinden alınmıştır (tahmini değildir). Her satırın sonundaki "→ Bölüm 0X" etiketi, o anın sayfadaki hangi Soru–Cevap bölümüyle ilişkili olduğunu gösterir; video akışı sayfanın 01–12 sırasıyla birebir aynı değildir.


Comments
Post a Comment