🌊 Marmara'da 5,0 — 2 Ekim 2025: Tetikleme, Deprem Potansiyeli ve İstanbul'un Hazırlığı

Marmara'da 5,0 — 2 Ekim 2025: Tetikleme, Marmara'nın Deprem Potansiyeli ve İstanbul'un Hazırlığı — Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Marmara'da 5,0 — 2 Ekim 2025: Tetikleme, Marmara'nın Deprem Potansiyeli ve İstanbul'un Hazırlığı
A Haber · Televizyon Röportajı · 2 Ekim 2025 · Marmara Ereğlisi Açıkları Depremi aliosmanoncel.blogspot.com · Prof. Dr. Ali Osman Öncel
🌐 Language
✓ Röportaj Deşifresi — Düzenlenmiş Versiyon
▶ Orijinal Yayın — Marmara'da 5,0 ve İstanbul'un Hazırlığı
Konuk: Prof. Dr. Ali Osman Öncel · Kanal: A Haber · Stüdyo konuğu: Mete Sohtaoğlu · Yayın: 2 Ekim 2025, depremin ardından · YouTube: Doğa ve Deprem Bilimi
⏱️

Zaman Çizelgesi · Orijinal Televizyon Yayını

01 · Sarsıntının Süresi
🏢Kısa mı, uzun mu? Bina, zemin ve kat yüksekliği
02 · Arabalara Koşmak
❓Soru: Deprem sonrası kilitlenen trafik
🚒İtfaiye ve AFAD nasıl ulaşacak?
03 · Büyüklük ve Derinlik Farkları
🗺️Fay haritası üzerinde depremin yeri
❓Soru: 5,3 mü 5,0 mı; neden farklı değerler?
📈Cisim dalgası, yüzey dalgası, moment büyüklüğü
04 · Artçı mı, Bağımsız mı, Öncü mü?
❓Soru: 23 Nisan'ın artçısı mı, öncü mü?
🕳️Çek-ayır havza ve bağımsız kırıklar
05 · Mekanizma ve Tetikleme
❓Soru: Diğer fayları tetikleyebilir mi?
📡Kandilli'nin ilk raporu ve uluslararası çözümler
🇨🇦Nahanni örneği: derinde daha büyük deprem
06 · Adalar Segmenti ve Büyük Deprem Tartışması
❓Soru: Adalar segmenti "ölü fay" mı?
📜1766 depremleri ve 1500'den bugüne katalog
🍁Kanada'da "sürpriz" deprem, Türkiye'de tarihsel veri
07 · "Büyük İstanbul Depremi" Kavramı
❓Soru: Böyle bir kavram doğru mu?
🌿Fayın dallanması iyi mi, kötü mü?
08 · Tarihsel Depremler ve Adlandırma
❓Soru: Geçmişte İstanbul'u yıkan depremler nerede oldu?
🏘️Gölcük ve Karamürsel: zeminin farkı
🏷️"Avcılar depremi": yıkım yeri, deprem adı olur
09 · Derinlik ve Şiddet
❓Soru: Derin deprem mi, sığ deprem mi daha yıkıcı?
10 · 3Y Faktörü ve Zemin
🏗️Yer, yapı, yükseklik
🌍Vs30 haritaları ve zemin okuryazarlığı
🧱Çatlamadan devrilen binalar ve zemin iyileştirme
11 · Önceden Bilmek ve Erken Uyarı
❓Soru: Teknoloji depremi önceden bilmemizi sağlıyor mu?
🇯🇵Kobe sonrası Japonya ve İstanbul senaryoları
📱Android uyarıları ve erken uyarı süreleri
🔥Doğalgaz vanaları, yangın ve 1509
⚖️Kütle × ivme: hafif ve yatay mimari
12 · Kentsel Dönüşüm
❓Soru: Aynı anda dönüşüm kaos yaratmaz mı?
13 · Çök-Kapan-Tutun
❓Soru: Deprem anında ne yaptınız?
🔁Bina ölçeğinde aylık tatbikat
🙏Kapanış
SeismoReport 13 Soru Deprem Günü Röportajı Zotero + Kaynak Kontrollü
Marmara'da 5,0 — 2 Ekim 2025: Tetikleme, Marmara'nın Deprem Potansiyeli ve İstanbul'un Hazırlığı — Prof. Dr. Ali Osman Öncel · 2 Ekim 2025
Konuk: Prof. Dr. Ali Osman Öncel — İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Sismolog & Jeofizik Yüksek Mühendisi  ·  Olay: 2 Ekim 2025, 14:55 (TSİ) · Marmara Denizi, Marmara Ereğlisi'nin ~18 km güneyi · AFAD Mw 5,0 · 6,71 km  ·  Kanal: A Haber  ·  Konu: Ajans Farkları · Tetikleme · Tarihsel Depremsellik · Zemin ve Vs30 · Erken Uyarı · Tatbikat
Televizyon Röportajı — A Haber · 2 Ekim 2025

Marmara'da 5,0 — 2 Ekim 2025:
Tetikleme, Marmara'nın Deprem Potansiyeli ve İstanbul'un Hazırlığı

2 Ekim 2025 A Haber Röportajından 13 Soru — 2026 Kaynak Kontrollü Bilimsel Yeniden Değerlendirme

"Daha büyük bir deprem olacakmış gibi hazırlanırsak bu bize bir şey kaybettirmez. Deprem olsa da, olmasa da." Orta büyüklükte bir deprem, büyük depremin tarihini söylemez; ama hazırlığın neden ertelenemeyeceğini hatırlatır.

2 Ekim 2025 öğleden sonra Marmara Ereğlisi açıklarında meydana gelen Mw 5,0 büyüklüğündeki deprem İstanbul başta olmak üzere bütün Marmara'da hissedildi; kısa süre sonra gelen ikinci sarsıntıyla birlikte kentin trafiği kilitlendi. Aynı gün A Haber'in canlı yayınına konuk olan Prof. Dr. Ali Osman Öncel; ajansların neden farklı büyüklük ve derinlik verdiğini, depremin faylanma mekanizmasının tetikleme açısından ne anlama geldiğini, Adalar segmenti ve "büyük İstanbul depremi" tartışmalarını, zemin etkisini, erken uyarıyı ve deprem anında doğru davranışı değerlendirdi. Bu sayfa röportajın deşifresini, her sorunun 2026 kaynaklarıyla yeniden değerlendirilmiş yanıtıyla birlikte sunuyor.

✓ 13 Soru, YouTube Zaman Damgalarıyla Mekanizma · Tetikleme · Adalar Segmenti Vs30 · Erken Uyarı · Tatbikat Zotero + WebSearch Kaynak Taraması
📐 Arşiv İlkesi. Canlı yayın cevabı korunur; yeni kaynaklar ve değerlendirmeler ayrı bir katmanda eklenir. Böylece "dün ne söyledim?" ile "bugün ne söylüyorum?" birbirine karıştırılmadan izlenebilir.

🧭 Nasıl Okunmalı? — Kaynak ve Sınır

🎙️ Bugün Sorulsa bölümleri, ziyaretçinin bu sayfada okuyacağı esas metindir: 2 Ekim 2025'teki canlı yayının konuşma tonu ve düşünce akışı korunarak, Zotero kütüphanesi, tarihsel deprem katalogları ve gerektiğinde WebSearch ile kaynak kontrolünden geçirilmiş hâli. 2 Ekim 2025'ten bu yana 23 Nisan 2025 depremi üzerine hakemli çalışmalar yayımlandı ve Marmara fay sisteminin yapısına dair tartışma yeni veriyle güncellendi; bu katman bu birikimi de içerir. Her bölümün altındaki 📚 Bilimsel Dayanak listesi, metindeki numaralı atıfların tam künyesini verir.

📼 Orijinal Konuşma Metni ise yayında gerçekten söylenmiş sözlerin, yalnızca dolgu sözcükleri ayıklanıp yazı diline aktarılmış hâlidir; her bölümün altında kapalı bir akordiyonda saklanır. Akordiyonun kapalı başlaması bir doğruluk hükmü değil, yalnızca bir okuma sırası tercihidir.

Bir bilgi birincil kaynaktan teyit edilemediğinde bu açıkça belirtilir. Bu sayfa bir deprem tahmin aracı değildir (bkz. sayfa sonundaki "Bu Sayfa Neyi İddia Etmiyor?" kutusu).

📤
PDF / Word olarak dışa aktar
Times New Roman · İki sütun · Özet · Anahtar kelimeler · Bugün Sorulsa + Orijinal Konuşma
📋 Executive Summary — Röportaj Özeti

2 Ekim 2025'te Marmara Ereğlisi açıklarında meydana gelen Mw 5,0 büyüklüğündeki deprem, 23 Nisan 2025'teki Mw 6,2–6,3 büyüklüğündeki Silivri açıkları depreminin yaklaşık 20 kilometre batısında, Marmara'nın çek-ayır havzalarla parçalanmış fay sisteminin içinde oluştu. Prof. Dr. Öncel'e göre ajanslar arasındaki küçük büyüklük farkları farklı dalga türlerinden ve yöntemlerden, belirgin derinlik farkları ise farklı kabuk hız modellerinden kaynaklanıyor; esas alınması gereken ölçü moment büyüklüğü. Röportajın merkezinde tetikleme sorusu var: fay düzlemi çözümü, tetiklenebilecek bir yapının nerede aranacağını gösterir; düşey bileşenli bir mekanizma, sismojenik tabakanın 18–20 kilometreye uzandığı Marmara'da derindeki yapıları da hesaba katmayı gerektirir. Adalar segmenti ve "büyük İstanbul depremi" tartışmasında son 2000 yılın iyi bilinen tarihsel depremselliği hatırlatılıyor; güncel çalışmalar Marmara için en büyük olası depremi 7,3–7,4 düzeyinde tutuyor. Sayfanın ikinci yarısı derinlik ve şiddet ilişkisini, "3Y" (yer, yapı, yükseklik) faktörünü ve Vs30 haritalarını, erken uyarının gerçek kazanımlarını, kentsel dönüşümün planlanmasını ve çök-kapan-tutun refleksinin tatbikatla kazanılmasını ele alıyor.

Mw 5,0
AFAD Büyüklüğü
6,71 km Derinlik
5,3 / 12,5 km
Kandilli İlk Çözümü
Büyüklük / Derinlik
~7,3–7,4
Marmara İçin Olası
En Büyük Deprem (Mmax)
Mmax ≠ bir sonraki depremin büyüklüğü
13
Soru
Televizyon Yayını

Farklı kurumların ön çözümlerindeki büyüklük ve derinlik değerleri; kullanılan veri, yöntem ve çözüm zamanına bağlı olarak değişebilir. Mmax, güncel çalışmalarda segmentli ve tek parça fay modelleri için verilen üst sınır aralığıdır; bir tahmin ya da zaman bilgisi içermez.

🗺️ 13 Soru → 13 Bilimsel Değerlendirme + 2026 Ek Analiz
  • Aynı deprem neden kimine kısa, kimine uzun geldi? ▶ 00:00
  • Deprem sonrası arabalara koşmak: müdahale yollarını kim açık tutacak? ▶ 00:46
  • 5,3 mü 5,0 mı, 7 km mi 12 km mi? Ajanslar neden farklı değer veriyor? ▶ 01:53
  • Artçı mı, bağımsız mı, öncü mü? Çek-ayır havzalarda bağımsız kırıklar ▶ 04:26
  • Faylanma mekanizması ve tetikleme: tetiklenebilecek fay nerede aranır? ▶ 05:46
  • Adalar segmenti "ölü fay" mı? 2000 yıllık tarihsel kayıt ne söylüyor? ▶ 08:55
  • "Büyük İstanbul depremi" kavramı ve Kuzey Anadolu Fayı'nın dallanması ▶ 12:53
  • Tarihsel depremler nerede oldu, adlarını nereden aldı? ▶ 15:02
  • Derin deprem mi, sığ deprem mi daha yıkıcı? ▶ 18:13
  • 3Y faktörü: yer, yapı, yükseklik ve Vs30 haritaları ▶ 19:26
  • Depremi önceden bilmek mümkün mü? Erken uyarının gerçek kazanımları ▶ 22:45
  • Kentsel dönüşüm: parça parça değil, planlı ve bölge bölge ▶ 28:46
  • Çök-kapan-tutun refleksi nasıl kazanılır? ▶ 31:14
  • 2026 Ek Analiz: episantr çevresinde R = 20 km, zamana bağlı b-değeri
  • 01 — Aynı Deprem Neden Kimine Kısa, Kimine Uzun Geldi?

    Yayın, stüdyodakilerin depremi farklı sürelerde hissettiğini konuşmasıyla açılıyor: kimine uzun, kimine birkaç saniyelik bir sarsıntı.

    🎙️
    Sunucu — A Haber [00:00–00:46]
    Bayağı salladı ve uzun sürdü; bu biraz daha kısa sürdü. Hocam siz de hissettiniz; bazı yerlerde neden uzun, bazı yerlerde neden kısa sürüyor?
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Hissettiğimiz süre, depremin kendi süresiyle aynı şey değil. 5 büyüklüğündeki bir depremde fay üzerindeki kırılma çok kısa sürer, saniyeler mertebesindedir. Bizim hissettiğimiz ise o kırılmadan yayılan dalgaların bulunduğumuz yere ulaşma biçimi: zemin bu dalgaları büyütebilir ve uzatabilir, bina da kendi doğal periyoduyla salınmaya devam eder. Yüksek binalarda salınım periyodu uzadığı için sallantı alt katlara göre çok daha uzun sürer; üst katlarda oturanların "bitmek bilmedi" demesi bu yüzden.

    Yani şöyle düşünün: aynı depremi aynı anda yaşayan iki kişi, biri üçüncü katta, öbürü yüksek bir binanın üst katında, iki farklı deneyim anlatır; ikisi de doğrudur. 23 Nisan 2025 depreminin kayıtları da bunu gösterdi: İstanbul'un batı ilçelerinde, merkez üssüne daha uzak bazı istasyonlarda bile yüksek yer ivmeleri ölçüldü ve hissedilen şiddet yer yer VI düzeyine ulaştı[1]. Çok yüksek bir binada sallantının dakikalarca sürdüğü yönündeki anlatımlar için ise yayımlanmış bir ölçüm kaydı göremedim; bu tür binalarda salınımın onlarca saniye sürmesi beklenir, dakikalar mertebesindeki süreler ise ölçümle teyit edilmeden genellenmemeli.

    Buradan çıkan pratik bir öneri var: hissettiğiniz sarsıntıyı AFAD'ın ya da EMSC'nin hissedilme formuna bildirin. Vatandaş bildirimlerinden üretilen şiddet haritaları, aletsel kayıtlarla şaşırtıcı ölçüde uyumlu çıkıyor[2]; yani sizin "üçüncü katta kısa sürdü" bilginiz bilimsel bir veri.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Ertuncay, D., Büyükakpınar, P., Fornasari, S. F., & Tan, O. (2025). 23 April 2025 Marmara Sea (Mw 6.3), Türkiye earthquake: Mainshock, aftershock, and ground observations. Seismica, 4(2). https://doi.org/10.26443/seismica.v4i2.1773
    2. Atkinson, G. M., & Wald, D. J. (2007). "Did You Feel It?" intensity data: A surprisingly good measure of earthquake ground motion. Seismological Research Letters, 78(3), 362–368. https://doi.org/10.1785/gssrl.78.3.362
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Evet, bizim orada kısa sürdü; bazı yerde uzun sürüyor. Şiddet değişebilen bir şey. Kısalığı ve uzunluğu binaya göre değişiyor, zemine göre değişiyor, kat yüksekliğine göre değişiyor. Bazı binalarda 13 dakikaya kadar hissedilebiliyor. İstanbul'un en yüksek binası Safir binası; orada 13 dakika hissedildiğini Prof. Dr. Ali Pınar bir yayında söylemişti. Binalar yükseldikçe tabii ki salınım periyodu da artıyor. Ben üçüncü katta olduğum için üç saniyeden fazla hissetmedim.

    02 — Deprem Sonrası Arabalara Koşmak: Müdahale Yolları Açık Kalmalı
    🎙️
    Sunucu — A Haber [00:46–01:48]
    Depremden sonra herkes evinden çıkıp aracına bindi; ikinci depremden sonra İstanbul'da trafik yüzde 85–90'a varan oranda kilitlendi. Bir deprem olduğunda hemen arabalara koşup trafiği felç etmek doğru mu?
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Hayır, doğru değil. Hasar yaratmayan orta büyüklükte bir depremden sonra bile on binlerce aracın aynı anda yola çıkması, gerçek bir afette neyle karşılaşacağımızın provası gibi. Ciddi bir depremde itfaiyenin, ambulansın, AFAD'ın ve arama-kurtarma ekiplerinin ilk saatlerde ulaşabilmesi, yolların açık kalmasına bağlı. Enkaz altındaki birine ulaşmada dakikalar önemli; kilitlenmiş bir trafik bu dakikaları doğrudan tüketiyor.

    Bunun duygu ile mantığın kesiştiği bir nokta olduğunu da kabul etmek lazım; okulda çocuğu olan bir anne babanın ilk refleksi, ona koşmak. Ama bu refleksi önceden yapılmış bir planla yönetebiliriz: okulun deprem sonrası tahliye ve teslim prosedürünü bilmek, aile içinde bir buluşma noktası ve şehir dışından bir irtibat kişisi belirlemek, ilk saatlerde zorunlu değilse araç kullanmamak. İstanbul için yapılan senaryo çalışmaları, büyük bir Marmara depreminde yıkılacak bina sayısını ve can kaybını ilçe ilçe gösteriyor[1]; o tablonun içinde müdahale kapasitesini belirleyecek etkenlerden biri de ulaşım.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Ansal, A., Akinci, A., Cultrera, G., Erdik, M., Pessina, V., Tönük, G., & Ameri, G. (2009). Loss estimation in Istanbul based on deterministic earthquake scenarios of the Marmara Sea region (Turkey). Soil Dynamics and Earthquake Engineering, 29(4), 699–709. https://doi.org/10.1016/j.soildyn.2008.07.006
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Sunucu: Okulda kalmış bir çocuğunuzu düşünürseniz, koştura koştura arabanıza binip ona yetişmeye çalışırsınız. Peki ciddi bir durum olsa itfaiye, ilk yardım, AFAD ya da destek verecek güçler nasıl gidecek?

    Tabii ki yanlış. Çok haklısınız; söylenecek başka bir şey yok. Duygu ile mantığın kesiştiği nokta.

    03 — 5,3 mü 5,0 mı, 7 km mi 12 km mi? Ajanslar Neden Farklı Değer Veriyor?
    🎙️
    Sunucu — A Haber [01:53–04:26]
    Depremin büyüklüğüne önce 5,3 dendi, sonra 5'e düşürüldü; derinlik konusunda da bir uzlaşı yok. AFAD'a, Kandilli'ye bakıyoruz; Amerikan, Avrupa, Yunan ajansları farklı farklı bilgiler veriyor. Bir depremin sabit bir büyüklüğü yok mudur? Ülkemizdeki iki kurum neden farklı bilgiler veriyor?
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Büyüklükte aslında ciddi bir uyuşmazlık yok. AFAD depremi Mw 5,0 olarak, 6,71 kilometre derinlikte verdi; Kandilli'nin ilk çözümü ise 5,3 büyüklük ve 12,5 kilometre derinlikti. Büyüklükteki bu fark, büyük ölçüde hangi büyüklük türünün hesaplandığından geliyor. Yerel büyüklük, cisim dalgası büyüklüğü, yüzey dalgası büyüklüğü farklı dalgalardan, farklı frekanslarda ölçülür; bunları birbirine çeviren bağıntılar da ancak istatistiksel olarak tutar[1]. Fiziksel olarak en anlamlı olanı moment büyüklüğüdür (Mw): fay yüzeyinin alanına, ortalama kaymaya ve kayanın rijitliğine bağlı sismik momentten hesaplanır ve büyük depremlerde doymaz. Bir depremi sorduğumuzda sormamız gereken soru aslında şu: moment büyüklüğü nedir?

    Derinlikteki fark ise daha öğretici. Derinliği bulmak için depremden çıkan dalgaların istasyonlara varış zamanlarını bir kabuk hız modeliyle ters çözüyoruz; her kurumun elinde farklı bir hız modeli olduğu için aynı veriden farklı derinlikler çıkabiliyor. Türkiye'den bir vaka çalışması, kabuk hız modelinin değiştirilmesinin moment tensör çözümünü ve özellikle merkez derinliğini belirgin biçimde etkilediğini gösterdi[2]. Marmara'nın kabuğu da yanal olarak hiç homojen değil; gravite verisi, havzaların altında kabuğun belirgin biçimde inceldiğini ortaya koyuyor[3]. Kabuğun yapısını daha hassas bildikçe, ajanslar arasındaki derinlik farkı da kapanacak.

    Bir çekince eklemek isterim: depremden dakikalar sonra yayımlanan değerler ön çözümdür; revize edilmiş çözümler ve özellikle yerel istasyonlarla yapılan yeniden konumlandırmalar daha güvenilirdir. Resmî açıklama ise AFAD'ındır.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Scordilis, E. M. (2006). Empirical global relations converting MS and mb to moment magnitude. Journal of Seismology, 10(2), 225–236. https://doi.org/10.1007/s10950-006-9012-4
    2. Turhan, F., Cambaz, M. D., & Zahradník, J. (2018). The significance of crustal velocity model in moment tensor solutions: A case study of Yedisu earthquakes. In Moment Tensor Solutions (pp. 557–572). Springer. https://doi.org/10.1007/978-3-319-77359-9_24
    3. Kende, J., Henry, P., Bayrakci, G., Özeren, M. S., & Grall, C. (2017). Moho depth and crustal thinning in the Marmara Sea region from gravity data inversion. Journal of Geophysical Research: Solid Earth, 122(2), 1381–1401. https://doi.org/10.1002/2015JB012735
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Bugün meydana gelen deprem burada meydana geldi; aslında şu kırıklardan biri kırıldı. Bu deprem düşey gerilmeli bir kırıkta meydana geldi; görüyorsunuz burada küçük küçük kırıklar var, tam şunun üstüne denk gelmesi lazım. Daha sonra bu depremin büyüklüğüne 5,3 dediler, sonra 5'e düşürdüler. Derinliği konusunda da bir uzlaşı yok. AFAD en sığ bilgiyi verdi, yaklaşık 7 km; dünyada depremin derinliğini en sığ olarak veren ajans AFAD.

    Depremin büyüklüğünde bir farklılık yok; 5 ile 5,1 arasında 0,1'lik bir sapma var. Fakat derinlikleri arasında fark var. Çünkü depremi meydana getiren kabuk yapısını, kabuğun jeofizik derinliğini, jeofizik heterojen direnç özelliklerini tam olarak bilemiyoruz. Herkesin elinde farklı bir kabuk modeli var, o modele göre çalışıyor; farklı kabuk modelleri farklı derinlikler veriyor. Ülkemizde kabuk derinliğini çok hassas bilebilirsek, farklı ajanslar dahi olsa derinliklerdeki hata azalacaktır. 16 km veren de var.

    Büyüklükler de hangi sismik dalgadan hesaplandığına bağlı olarak değişiyor: cisim dalgalarından hesaplandıysa cisim dalgası büyüklüğü, yüzey dalgasından hesaplandıysa yüzey dalgası büyüklüğü. Ama en önemli büyüklük şu anda moment büyüklüğü. O da depremin derinliğinde, kırılmanın büyüklüğünde, kırılma olan yerdeki direnç ya da kayanın sürtünme katsayısına bağlı olarak hesaplanıyor. Bizim sormamız gereken, bu depremin moment büyüklüğünün ne olduğu.

    04 — Artçı mı, Bağımsız mı, Öncü mü? Çek-Ayır Havzalarda Bağımsız Kırıklar
    🎙️
    Sunucu — A Haber [04:26–05:46]
    Bu 5 büyüklüğündeki depremin hemen ardından, birkaç dakika sonra bir sarsıntı daha oldu. Bu deprem 23 Nisan depreminin artçısı mı, onun tetiklediği bir deprem mi, başlı başına müstakil bir deprem mi, yoksa başka bir depremin öncüsü mü?
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Bir depremin "artçı", "bağımsız" ya da "öncü" olduğunu çoğu zaman ancak sonradan, dizinin nasıl geliştiğine bakarak söyleyebiliyoruz. Bu deprem için bildiklerimiz şunlar: 23 Nisan 2025'teki Mw 6,3 depremi Kumburgaz havzasında, yaklaşık 6 kilometre derinlikte doğrultu atımlı bir kırılmayla oluştu; iki hafta içinde 500'den fazla artçı üretti ve bu artçılar ağırlıklı olarak ana şokun doğusunda, yaklaşık 40 kilometrelik bir şerit boyunca dizildi[1]. 2 Ekim depreminin episantrı ise o ana şokun yaklaşık 22 kilometre batısında. Yani klasik artçı bölgesinin dışında, ayrı bir kırık üzerinde gelişmiş bağımsız bir deprem olarak okumak daha doğru.

    Buradaki önemli nokta şu: haritada Marmara'nın altından tek bir çizgi geçiyor gibi görünse de gerçekte orada birden fazla kırık var. Kuzey Anadolu Fayı Marmara'da Tekirdağ, Orta ve Çınarcık olmak üzere üç büyük çek-ayır havzadan geçiyor; havzaları bağlayan ana doğrultu atımlı segmentlerin yanında, havzaların oluşumuyla ilişkili verev ve normal faylar da var[2]. Çek-ayır havza, ana fayın yüzeye yakın kesimde iki kola ayrılıp aradaki bloğun çökmesiyle oluşan bir çukur gibi düşünülebilir. Bu kırıkların her biri kendi depremini üretebilir. Son yıllarda Marmara'da 5'ten büyük depremlerin batıya doğru ilerleyen bir dizi hâlinde, kısmen birbirine paralel fay parçalarını sırayla harekete geçirdiğine dair bulgular da bu tabloyla uyumlu[2].

    Bir depremin büyük bir depremin öncüsü olup olmadığını ise gerçek zamanlı olarak bilmenin yerleşik bir yolu yok. Bu soruya olasılıklı yanıt arayan yöntemler geliştiriliyor; ama bugün için doğru tavır, her orta büyüklükteki depremi bir tarih bildirimi olarak değil, hazırlık için bir uyarı olarak okumak.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Ertuncay, D., Büyükakpınar, P., Fornasari, S. F., & Tan, O. (2025). 23 April 2025 Marmara Sea (Mw 6.3), Türkiye earthquake: Mainshock, aftershock, and ground observations. Seismica, 4(2). https://doi.org/10.26443/seismica.v4i2.1773
    2. Bohnhoff, M. (2026). Rethinking the Main Marmara Fault—seismotectonic complexity and seismic hazard in the Istanbul–Marmara region. Geophysical Journal International, 246(3), ggag253. https://doi.org/10.1093/gji/ggag253
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Bunun başlı başına bir deprem olduğunu artçılar olduktan sonra anlıyoruz: bağımsız bir kırık. Burada görüyorsunuz bağımsız kırıklar var; her bir kırık birbirinden bağımsız ayrı depremler üretebilir. Burada tek fay gözüküyor ama netice itibarıyla birden fazla fay var; o tek çizgi birden çok fayı temsil ediyor.

    Burası bir çukur. Genellikle bu çukurdaki faylar derinde tek bir ana faya bağlı, ama yüzeyde iki kola ayrılıyor; bu kolların ayrılmasının nedeni de burada bir çukur meydana gelmesi. Buna çek-ayır fay ya da kırık sistemi deniyor. Birbirinden çekilmiş ya da ayrılmış kırıkların izini burada görebiliyoruz.

    05 — Faylanma Mekanizması ve Tetikleme: Tetiklenebilecek Fay Nerede Aranır?
    🎙️
    Sunucu — A Haber [05:46–08:55]
    Burada kuzeydoğu–güneybatı yönlü bir sürü küçük fay var ve bunlardan biri 5 büyüklüğünde bir deprem üretti. Bu deprem birbirine paralel görünen bu fayları ya da Kuzey Anadolu Fayı'nın henüz kırılmamış, deprem beklediğimiz büyük kesimlerini tetikleyebilir mi? Kandilli'nin ilk raporu sağ yanal atımlı bir depreme işaret ediyordu; siz bu konuda ayrışıyorsunuz.
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Tetikleme sorusunun cevabı, depremin fay düzlemi çözümünde saklı. Bir deprem, çevresindeki kayalardaki gerilmeyi değiştirir; bu değişim bazı faylarda kırılmayı kolaylaştırır, bazılarında zorlaştırır. Kuzey Anadolu Fayı'nın 1939'dan bu yana adım adım batıya ilerleyen kırılmaları, bu gerilme aktarımının ders kitabı örneğidir[1]. Doğrultu atımlı bir kırılma, gerilmeyi en çok kendi doğrultusundaki uçlara, yani doğu ve batıdaki kırılmaya hazır parçalara aktarır. Hareketin önemli bir düşey bileşeni varsa, yani bir blok aşağı doğru kayıyorsa, gerilme değişimi derinlik yönünde de belirginleşir.

    Bu deprem için Kandilli'nin ilk değerlendirmesi doğrultu atımlı bir karaktere işaret ediyordu; uluslararası merkezlerin yayımladığı moment tensör çözümlerini ise burada birincil bir katalogdan teyit edemiyorum. Bu belirsizlik aslında Marmara'nın doğasıyla da örtüşüyor: bölgedeki deprem mekanizmaları, genel olarak açılma bileşenli bir gerilme rejimi içinde hem doğrultu atımlı hem de normal faylanma gösteriyor[2]. Mekanizma normal faylanma ağırlıklıysa, bu bizim için iyi ve kötü haberi birlikte taşır. İyi tarafı, ana fayın doğu–batı doğrultusundaki kilitli parçalarına doğrudan bir yanal itki aktarmamasıdır. Dikkat isteyen tarafı ise şu: deprem yaklaşık 7 kilometre derinlikte oldu, oysa Marmara'da deprem üretebilen kabuğun tabanı 18–20 kilometreye iniyor[2]. Aynı fayın derindeki devamında kırılmaya hazır bir parça varsa, daha derinde ve daha büyük bir deprem üretme potansiyeli taşır.

    Bir orta büyüklükteki depremin ardından aynı kaynak bölgesinde daha büyük bir depremin gelebileceğini Kanada'da yakından gördüm. 1985'te Kuzeybatı Toprakları'ndaki Nahanni dizisinde, 5 Ekim'deki Mw 6,6 depreminin ardından 23 Aralık'ta Mw 6,9 büyüklüğünde, daha büyük bir deprem oldu; 1988'de de Mw 6,2 büyüklüğünde üçüncü bir deprem geldi ve üçü de birbirine yalnızca birkaç kilometre uzaklıkta oluştu. Kanada Deprem Servisi'nin kaydı bu dizinin ayrıntılarını veriyor. Bu bir genelleme değil; ama fay düzlemi çözümünün, tetiklenebilecek potansiyel fayı nerede aramamız gerektiğini gösterdiğini çok iyi anlatıyor. Bir çekince eklemek isterim: tek başına mekanizma, bir sonraki depremin olup olmayacağını söylemez; söylediği, izlemeyi hangi yöne ve hangi derinliğe yoğunlaştırmamız gerektiğidir.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Stein, R. S., Barka, A. A., & Dieterich, J. H. (1997). Progressive failure on the North Anatolian fault since 1939 by earthquake stress triggering. Geophysical Journal International, 128(3), 594–604. https://doi.org/10.1111/j.1365-246X.1997.tb05321.x
    2. Bohnhoff, M. (2026). Rethinking the Main Marmara Fault—seismotectonic complexity and seismic hazard in the Istanbul–Marmara region. Geophysical Journal International, 246(3), ggag253. https://doi.org/10.1093/gji/ggag253
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Bu deprem düşey gerilmeli bir fayda olduğu için, hareket yukarıdan aşağıya doğru değişen bir hareket olduğu için, hareketin yönünde bir tetikleme olabilir; yani düşey yönde bir tetikleme meydana gelebilir. Bu hareket yatay yönde olsaydı tetikleme yatay yönde olurdu. Doğu–batı yönünde bir kırılma olsaydı, doğu ve batı ucunda kırılmaya hazır kırıklar tetiklenebilirdi. Fakat bu depremin kırılma mekanizması düşey; bir blok aşağı doğru hareket etmiş.

    Sunucu: Kandilli'nin ilk raporu sağ yanal atımlı bir deprem olduğunu vurguluyordu. — İlk raporlarında öyle olabilir, ama şu anda uluslararası ajanslar düşey veriyor. Yanal veren OCA denen bir ajans var; onun dışında üç ajans tamamen düşey gerilmeli fay olarak vermiş durumda. Yanal olsaydı yanal yöndeki kırıkları tetikleyebilirdi; düşey olduğu için düşey yöndeki kırıkları tetikleyebilir. Bu bizim için iyi haber.

    Ama bu depremin derinliği 7 km, oysa oradaki sismojenik tabaka dediğimiz, deprem üretebilen kabuğun kalınlığı 20 km'ye, 30 km'ye kadar gidiyor. Aşağı doğru düşey gerilmeli kırıklar varsa, aşağı yöndeki kırılmaya hazır bir başka kırığı tetikleyebilir; deprem daha derinde, daha büyük olabilir. Ben 1985'te Nahanni'de benzer bir depremi çalışmıştım: 5,2 büyüklüğünde, derinliği 5 km'ydi. Bir ay sonra aynı dış merkezde, 12 km'de 6,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Düşey gerilmeli depremler düşey yönde tetikler; maksimum enerji transferinin yönü düşey olacaktır. Bu açıdan bu depremin kırılma mekanizması, tetiklenebilecek fayı ya da potansiyel fayı nerede aramamız gerektiği noktasında yardımcı oluyor: daha derinde, aynı fayın devamında yeni depremler üretebilme potansiyeli var.

    ⚠️ Kavram sınırı — "tetikleme" ne demek, ne demek değil? Burada tetikleme, bir depremin faylanma mekanizmasına bağlı olarak çevredeki faylarda gerilmenin hangi yönde ve hangi derinlikte değişebileceğini inceleme gereğini ifade eder. Tek başına, gelecekte belirli bir depremin tetikleneceği ya da yakında büyük bir deprem olacağı anlamına gelmez. Bu depremin mekanizmasının ağırlıklı olarak doğrultu atımlı mı yoksa normal faylanma mı olduğu da birincil bir moment tensör kataloğundan teyit edilmemiştir.
    06 — Adalar Segmenti "Ölü Fay" mı? 2000 Yıllık Tarihsel Kayıt Ne Söylüyor?
    🎙️
    Sunucu — A Haber [08:55–12:53]
    Büyük İstanbul depremi olacak mı, olmayacak mı tartışması özellikle 23 Nisan depreminin ardından çokça yapılıyor. Bir görüş, Adalar segmentinin aslında ölü bir fay olduğunu, bu bölgeyi etkileyecek depremin Çınarcık depremiyle çoktan neticeye bağlandığını ve uzun yıllar deprem üretmeyeceğini savunuyor. Bu tartışmalara ne diyorsunuz?
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Marmara, dünyada son iki bin yılın deprem tarihi en iyi bilinen bölgelerinden biri. Bizans ve Osmanlı kaynaklarından derlenen bu tarih kitaplaştırılmış, hakemli dergilerde yayımlanmış durumda[1]. 1500'den bugüne uzanan katalog, örneğin 1766 yılında, 22 Mayıs ve 5 Ağustos'taki iki büyük depremle Marmara'nın önce doğu, sonra batı kesiminin kırıldığını gösteriyor[2]. Aynı katalog, Silivri ile Tekirdağ arasındaki deniz alanında 1500'den bu yana büyük bir kırılmaya dair kanıt bulunmadığını da gösteriyor[2]. 23 Nisan 2025'teki deprem ise bu iki 1766 kırığının arasında, Kumburgaz havzasında oluştu[3]. Yani "nerede, ne büyüklükte deprem olmuş?" sorusunun cevabı spekülasyona bırakılacak kadar boş değil.

    Adalar segmenti tartışmasına bu birikimle bakınca tablo şöyle: deprem tekrarlarını fay kripinin bir göstergesi olarak kullanan çalışmalar, Adalar segmentinin kilitli olduğunu, yani gerilme biriktirdiğini; Tekirdağ ve Orta havza kesimlerinin ise kısmen sünerek kaydığını gösteriyor[4]. 23 Nisan depremi üzerine yapılan çalışma da Çınarcık havzasının, büyük deprem üretebileceği yönündeki pek çok çalışmaya rağmen, henüz kırılmadığının altını çiziyor[3]. Marmara'daki olası en büyük deprem için güncel değerlendirmeler, fayı tek parça kabul eden modelde 7,4, segmentli modelde 7,3 civarında bir üst sınır veriyor[5]; tarihsel depremler, mikrodepremsellik ve GPS hızlarını birlikte kullanan çalışmalar da İstanbul yakınındaki büyük depremlerin büyüklüğünü bu mertebede tutuyor[6].

    Afet yönetiminde esas olan, en kötü senaryoya hazırlıklı olmaktır. Binalarımızı, zemin seçimimizi ve şehir planlamamızı büyük bir depreme göre yenilersek, deprem olsa da olmasa da kazançlı çıkarız; "olacak mı, olmayacak mı?" tartışması ise yalnızca zaman kaybettirir. Kanada Deprem Servisi'nde çalışırken başdanışmanım John Adams her yeni deprem için "sürpriz" derdi, çünkü Kanada'nın 1867 öncesine uzanan bir deprem kaydı yok. Türkiye'de durum tam tersi: elimizde bu kadar zengin bir tarihsel kayıt varken, her orta büyüklükteki depremi bir sürpriz gibi tartışmamız gerekmiyor.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Ambraseys, N. (2002). The seismic activity of the Marmara Sea region over the last 2000 years. Bulletin of the Seismological Society of America, 92(1), 1–18. https://doi.org/10.1785/0120000843
    2. Ambraseys, N. N., & Jackson, J. A. (2000). Seismicity of the Sea of Marmara (Turkey) since 1500. Geophysical Journal International, 141(3), F1–F6. https://doi.org/10.1046/j.1365-246x.2000.00137.x
    3. Ertuncay, D., Büyükakpınar, P., Fornasari, S. F., & Tan, O. (2025). 23 April 2025 Marmara Sea (Mw 6.3), Türkiye earthquake: Mainshock, aftershock, and ground observations. Seismica, 4(2). https://doi.org/10.26443/seismica.v4i2.1773
    4. Becker, D., Martínez-Garzón, P., Wollin, C., Kılıç, T., & Bohnhoff, M. (2023). Variation of fault creep along the overdue Istanbul-Marmara seismic gap in NW Türkiye. Geophysical Research Letters, 50(6), e2022GL101471. https://doi.org/10.1029/2022GL101471
    5. Bohnhoff, M. (2026). Rethinking the Main Marmara Fault—seismotectonic complexity and seismic hazard in the Istanbul–Marmara region. Geophysical Journal International, 246(3), ggag253. https://doi.org/10.1093/gji/ggag253
    6. Bulut, F., Aktuğ, B., Yaltırak, C., Doğru, A., & Özener, H. (2019). Magnitudes of future large earthquakes near Istanbul quantified from 1500 years of historical earthquakes, present-day microseismicity and GPS slip rates. Tectonophysics, 764, 77–87. https://doi.org/10.1016/j.tecto.2019.05.005
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Sunucu: Geçmişteki depremler malum: Erzincan, Erbaa, 1943 Ladik, Gerede, Abant, Mudurnu, 99 Gölcük depremi; Silivri'de 6'lık deprem; Mürefte, Şarköy ya da Ganos depremi de diyen var, yine 7,3'lük büyük bir deprem. Arada bir bölge boş.

    Tarihsel dönemde meydana gelen depremler çok iyi biliniyor. Marmara'da özellikle 1766 yılında hem Mayıs ayında hem de Ağustos ayında iki depremle Marmara'nın hem doğu ucunun hem de batı ucunun kırıldığını biliyoruz. Bu depremlerden biri, 6,2 büyüklüğündeki depremle açığa çıktı; o da orta kısımdaydı ve 1766 Mayıs depreminin kırığının sonuna denk geliyor. Daha küçük depremler daha büyük depremleri meydana getirebilir, ama buradaki büyüklüğün de bir sınırı var. 1500 yılından günümüze kadar olan depremlere baktığımızda, bu bölgenin 7,2 büyüklüğüne kadar deprem üretebileceğine işaret ediyor.

    Bu depremleri daha büyük depremlerin bir ön habercisi, bizlerin daha büyük depremlere hazırlanmamız için bir uyarı mesajı olarak yorumlamamız bize bir şey kaybettirmez. Önemli olan, afet senaryosunda en kötü ihtimale karşı hazırlıklı olmak. Daha büyük bir deprem olacakmış gibi hazırlıklarımızı yaparsak, binalarımızı ya da zeminlerimizi buna göre seçersek, yenilersek ya da şehir planlamamızı büyük depremlere göre yeniden şekillendirirsek, bu bize bir şey kaybettirmez; deprem olmazsa da, olursa da. Aslında deprem olacak mı olmayacak mı diye tartışmakla vakit kaybediyoruz. Burası son 2000 yıldır tüm depremleri incelenmiş bir bölge; dünyada bu bölgeyi çalışmayan kimse yok, çünkü son 2000 yılda tarihsel depremselliği ve etkileri bilinen başka bir bölge yok.

    Ben Kanada Deprem Servisi'nde çalıştım. Kanada'da her gelen depreme oradaki başdanışmanım John Adams "sürpriz" derdi, çünkü Kanada 1867'den itibaren devletleşmiş bir yer; öncesinde deprem verisi yok. Türkiye'de ise olacak mı olmayacak mı tartışmasını gerektirecek, spekülasyona neden olacak bir durum yok. Türkiye'de son 4000 yıldaki, Marmara'da son 2000 yıldaki tarihsel depremler biliniyor ve bunlar kitaplaştırılmış durumda. Marmara'daki depremler bu çizgilerden ibaret değil; bunlar yalnızca temsil ediyor. Bunun gibi bir sürü kırık, bir sürü kırık sistemi var.

    07 — "Büyük İstanbul Depremi" Kavramı ve Kuzey Anadolu Fayı'nın Dallanması
    🎙️
    Sunucu — A Haber [12:53–15:02]
    Bir kavramsallaşma söz konusu: "büyük İstanbul depremi". Herkesin kafasına bu yerleşmiş durumda. Bu doğru mu? Böyle bir kavram varsa ölçütü nedir? Bir de fayın dallanmış ve parçalara ayrılmış olması büyüklük açısından iyi bir şey mi, kötü bir şey mi; enerjinin dağılması anlamına mı geliyor?
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Bence doğru kavram "Marmara depremleri". Bir Marmara depremi, Marmara Denizi'ne kıyısı olan bütün illeri sarsar; nasıl ki 28 Eylül 2025'teki Mw 5,4 büyüklüğündeki Simav depremi ya da Sındırgı depremleri İstanbul'da da hissedildi, ama merkezleri İstanbul değildi. 6 Şubat'ta Maraş merkezli bir deprem yaşadık; İstanbul için de beklenen, İstanbul'un altında değil, İstanbul'a birkaç on kilometre mesafede, Marmara Denizi'nin altındaki fay sisteminde oluşacak bir deprem. Bu ayrım bir isim tartışmasından ibaret değil: "İstanbul depremi" dediğimizde Tekirdağ'ı, Yalova'yı, Kocaeli'yi, Bursa'yı ve Balıkesir kıyılarını hazırlık konuşmasının dışında bırakma riski doğuyor.

    Kuzey Anadolu Fay Zonu İzmit Körfezi'ne kadar büyük ölçüde tek bir kırık sistemi olarak ilerliyor; sonra kuzey, orta ve İznik üzerinden geçen güney kolu olarak dallanıyor. Bu dallanmanın nedeni, Batı Anadolu'daki kuzey–güney yönlü açılmanın Marmara'ya kadar uzanan etkisi; bu yüzden bölgede hem yanal atımlı hem de düşey atımlı kırıklar bir arada bulunuyor. Dallanma, biriken deformasyonun farklı kollar arasında paylaşılması anlamına geldiği için genel olarak iyi bir şey diyebiliriz. Bir çekince eklemek isterim: büyük depremler birden fazla segmenti birlikte kırabiliyor ve Marmara'yı tek bir düzlem yerine geniş bir kesme zonu olarak gören güncel yaklaşım, olası en büyük depremi çok değiştirmese de, yer hareketinin mekânsal ve zamansal karmaşıklığını artırabileceğine dikkat çekiyor[1]. Yani dallanma "enerji dağıldı, büyük deprem olmaz" demek değil.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Bohnhoff, M. (2026). Rethinking the Main Marmara Fault—seismotectonic complexity and seismic hazard in the Istanbul–Marmara region. Geophysical Journal International, 246(3), ggag253. https://doi.org/10.1093/gji/ggag253
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Tabii Marmara depremleri var. Marmara depremleri, Marmara bölgesine sınırı olan bütün illeri sarsıyor. Balıkesir'de meydana gelen Sındırgı depremi, iki gün önce meydana gelen Simav'daki deprem nasıl İstanbul'u sarsıyorsa; depremin merkez odağı İstanbul değil. Büyük bir Maraş depremini yaşadık; 6 Şubat'ta Maraş merkezli bir deprem oldu, ama büyük bir İstanbul depremini yaşamayacağız, İstanbul merkezli bir deprem olmayacak.

    İstanbul'u etkileyecek deprem, tabii ki kuzeyde bir kolu olan Kuzey Anadolu Fay Zonu; bu kol güneyden de aşağı doğru gidiyor. Kuzey Anadolu Fay Zonu, az önce gösterdiğiniz haritada İzmit'e kadar tek bir kırık sistemiyle devam ediyor; burada kolları ayrılıyor: kuzey kolu, orta kolu ve İznik'ten giden güney kolu. Dallanmış ve parçalara ayrılmış olmasının nedeni, Marmara bölgesinin Batı Anadolu'daki kuzey–güney yönlü bir açılma sisteminin etkisiyle burada hem yanal atımlı hem de düşey atımlı kırıkları meydana getirmesi.

    İyi bir şey tabii ki. Buradaki biriken güç daha uzun sürede birikiyor ve farklı kollarla açığa çıkıyor. Genel olarak dallanması aslında iyi bir şey.

    🏷️ Adlandırma notu — bu sayfada "Marmara depremi" ne demek? Bu sayfada "Marmara depremi", merkez üssü Marmara Denizi'nin altındaki fay sisteminde olan ve kıyıdaki bütün illeri etkileyebilecek depremleri anlatır. "İstanbul depremi" ifadesi yalnızca alıntılarda ve tartışmanın kendisini anlatırken kullanılır; çünkü İstanbul'u en çok etkileyecek depremin merkezi büyük olasılıkla İstanbul'un altında değil, Marmara Denizi'nin altında olacaktır. Tarihsel depremlerin adları ise çoğu zaman en çok yıkımın görüldüğü yerden gelir (bkz. 08).
    08 — Tarihsel Depremler Nerede Oldu, Adlarını Nereden Aldı?
    🎙️
    Sunucu — A Haber [15:02–18:13]
    Tarihçilerin anlatılarından, tarihî evraktan elde edilen verilerle bu depremlerin döngülerine yönelik değerlendirmeler yapabiliyorsunuz. 99 Gölcük depreminde Avcılar'da çok ciddi yıkım meydana geldi. Geçmişte "büyük İstanbul depremi" olarak adlandırılan depremlerin merkez üssü Gölcük'te ya da İznik tarafında mıydı da İstanbul'da yıkım yarattı, yoksa Marmara Denizi'nin içinden geçen fay hattındaki kırılmalar mı İstanbul'u yıktı?
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    İstanbul'da büyük yıkıma neden olan depremler Marmara depremleri. Tarihsel kayıtlar İstanbul'daki en büyük hasarın 1509, 1754 ve 1766 depremlerinde oluştuğunu gösteriyor[1]; 1509 için yeniden yapılan değerlendirme, yaklaşık 70 kilometrelik bir deniz içi kırığa ve 7,2 civarında bir moment büyüklüğüne işaret ediyor[2]. Ama şunu unutmamak lazım: tarihsel bir depremin yeri, çoğu zaman en çok hasarın görüldüğü yerden çıkarılıyor; dolayısıyla tarihsel depremlerin konumlarında, bugünkü aletsel depremlere göre çok daha büyük belirsizlikler var[3].

    Adlandırma meselesi de bunun güzel bir örneği. 1999 depremine kimi İzmit, kimi Kocaeli, kimi Gölcük depremi diyor; uluslararası literatürde, örneğin Amerika Sismoloji Derneği'nin bu depreme ayırdığı özel sayıda, "İzmit depremi" adı yerleşti. 17 Ağustos'ta Japonya'dan İstanbul'a dönerken ulaşan ilk bilgiler "Avcılar depremi" şeklindeydi, çünkü İstanbul'da yıkımın en çok görüldüğü yer orasıydı. Genellikle yıkımın en fazla olduğu yer depremin adı oluyor. Modern sismoloji olmasaydı 6 Şubat depremi belki Hatay ya da Suriye depremi olarak tarihe geçecekti. Gölcük ile birkaç kilometre ötesindeki Karamürsel arasındaki hasar farkı da aynı dersi veriyor: hasarı belirleyen yalnızca merkez üssüne uzaklık değil, zemin ve yapı.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Ambraseys, N. N., & Jackson, J. A. (2000). Seismicity of the Sea of Marmara (Turkey) since 1500. Geophysical Journal International, 141(3), F1–F6. https://doi.org/10.1046/j.1365-246x.2000.00137.x
    2. Ambraseys, N. N. (2001). The earthquake of 1509 in the Sea of Marmara, Turkey, revisited. Bulletin of the Seismological Society of America, 91(6), 1397–1416. https://doi.org/10.1785/0120000305
    3. Ambraseys, N. (2002). The seismic activity of the Marmara Sea region over the last 2000 years. Bulletin of the Seismological Society of America, 92(1), 1–18. https://doi.org/10.1785/0120000843
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Tabii ki İstanbul'da yıkımlara neden olan depremler Marmara depremleridir. Marmara içerisindeki kırıklar deprem üretir ve Marmara depremleri İstanbul'u etkiler. İzmit depremi, Gölcük depremi, Kocaeli depremi: bakın, 99 yılında olan bir depremin ismini bile şu anda netleştiremiyoruz. Kimi İzmit depremi diyor; Amerikan Deprem Cemiyeti İzmit depremi için özel bir sayı ayırdı, benim de onda bir yayınım var. Kimi Kocaeli depremi diyor, kimi Gölcük depremi. Bu kadar yakın tarihte bile depremin yanına yazdığımız lokasyonda farklılıklar var; kaldı ki tarihte meydana gelen depremlerin lokasyonlarıyla ilgili çok daha büyük farklılıklar olabilir.

    Stüdyo konuğu: İzmit, Kocaeli'nin merkez ilçesi; İzmit'te pek yıkım yoktu, esas yıkım Gölcük'teydi. Zeminin ne kadar önemli olduğunu oradan da görüyoruz: Gölcük'te çok ciddi yıkım varken, binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmişken, bir sonraki ilçe Karamürsel'de hiçbir şey yoktu. Çok eski bir yerleşim yeri, zemin çok sağlam. — Dediğiniz doğru; Değirmendere'nin bir tarafında yıkım varken öbür tarafında hiçbir şey yoktu.

    Genelde yıkımın olduğu merkez, depremin ismi olarak veriliyor. 17 Ağustos depremi olduğunda ben Japonya'daydım, İstanbul'a geliyordum; ilk bilgiler "Avcılar depremi"ydi, çünkü Avcılar'ı yıkmıştı. Günümüzde modern sismolojiyle depremlerin yerlerini bilebiliyoruz. 6 Şubat'taki deprem, modern sismoloji olmasaydı belki Hatay depremi olarak tarihe geçecekti, belki Suriye depremi olarak; ama bir deprem 15 ili ve iki ülkeyi yıkabildi.

    09 — Derin Deprem mi, Sığ Deprem mi Daha Yıkıcı?
    🎙️
    Sunucu — A Haber [18:13–19:26]
    Merak edilen bir konu var: depremin derinliği fazla olursa yıkıcılığı artar mı? Derin depremler mi daha yıkıcıdır, yüzeye yakın depremler mi?
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Depremin yarattığı etkiye, yani hasarın boyutuna şiddet diyoruz; büyüklük ise depremin kaynakta açığa çıkardığı enerjinin ölçüsü. Derinlik dediğimiz şey aslında uzaklık: aynı büyüklükteki bir deprem ne kadar derinde olursa, dalgalar yüzeye ulaşana kadar o kadar sönümlenir ve yüzeydeki şiddet o kadar düşer. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Japonya'dan: 30 Mayıs 2015'teki Ogasawara depremi Mw 7,9 büyüklüğündeydi, ama yaklaşık 680 kilometre derinlikte, dalma-batan levhanın içinde oluştu[1]; büyüklüğüne rağmen yıkıcı bir hasar tablosu oluşturmadı.

    Marmara depremleri ise sığ; 2 Ekim depremi yaklaşık 7, 23 Nisan depremi yaklaşık 6 kilometre derinlikte oldu. Sığ bir depremde enerji yüzeye yakın açığa çıktığı için merkez üssüne yakın yerlerde şiddet yüksek olur ve hasar verme gücü artar. 5 büyüklüğündeki bir deprem bile bu yüzden yüzlerce kilometre öteden hissedilebiliyor; kimi yakın olduğu için büyük, kimi uzak olduğu için küçük hissediyor. Bir çekince eklemek isterim: hissedilen alanın yarıçapı için tek bir sayı vermek yanıltıcı olur; bu alan zemin koşullarına, bina tipine ve hatta hissedilme bildiriminde bulunan insanların dağılımına göre değişiyor.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Ye, L., Lay, T., Zhan, Z., Kanamori, H., & Hao, J.-L. (2016). The isolated ∼680 km deep 30 May 2015 MW 7.9 Ogasawara (Bonin) Islands earthquake. Earth and Planetary Science Letters, 433, 169–179. https://doi.org/10.1016/j.epsl.2015.10.049
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Depremin etkilerine biz şiddet diyoruz; hasar boyutuna şiddet diyoruz. Hepimiz bu depremi farklı şiddette hissediyoruz. Maraş'ta meydana gelen depremi 15 il farklı şiddette hissetti; farklı kayıplar, farklı yıkımlar oldu. Derinlik uzaklık demektir. Japonya'da 8,2 büyüklüğünde bir deprem oldu, kimsenin burnu kanamadı; ama deprem 300 km derinde oldu. Yüzeye ne kadar yakınsa depremin şiddeti, yıkım ve hasar verme gücü o kadar artıyor.

    Bu depremler yüzeye yakın olduğu için hasar verme güçlerinin arttığını hep birlikte görebiliyoruz. 500 km uzaklığa kadar bu deprem hissedildi; kimi yakın olduğu için büyük hissetti, kimi küçük hissetti, ama 500 km'ye kadar bu depremi hissetmeyen kimse kalmadı. Oldukça büyük bir mesafe; bakın, Erzincan'dan İzmit'e kadar uzaklık neredeyse 900 km.

    10 — 3Y Faktörü: Yer, Yapı, Yükseklik ve Vs30 Haritaları
    🎙️
    Sunucu — A Haber [19:26–22:45]
    Bu depremler neden bu kadar geniş alanda ve farklı şiddetlerde hissediliyor? 6 Şubat'ta yeni teknoloji ve yeni kurallar ışığında inşa edilmiş, ama altı bataklık olduğu için en ufak bir sıva çatlağı bile olmadan devrilen binalar gördük. Sadece kaliteli bina yapmakla bitmiyor, değil mi?
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Depremin şiddetini büyüten faktörlerin başında yer, yapı ve yükseklik geliyor; ben buna "3Y faktörü" diyorum. Oturduğum 15 katlı, 100 daireli apartmanda her katta farklı şiddet hissedildiğinden eminim; bir öğrenciye dönem ödevi olarak verseniz, her katta ayrı bir şiddet değeri çıkar. Çünkü yalnızca yapı değil, yükseklik de hissedilen şiddeti değiştiriyor. Ama en temel faktör, binanın oturduğu yer.

    Zemin hakkında vatandaşın artık ilk bir fikir edinebileceği açık haritalar var. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu, yerin üst 30 metresindeki ortalama kayma dalgası hızını, yani Vs30'u, dünya genelinde yaklaşık bir kilometrelik çözünürlükte herkese açık olarak yayımlıyor. Bir çekince eklemek isterim: bu küresel harita her noktada ölçülmüş değil; büyük ölçüde topoğrafik eğimden yapılmış bir tahmin ve bazı bölgelerde yerel verilerle iyileştirilmiş. Jeolojik ve topoğrafik kısıtları birlikte kullanan modeller bu tahmini daha da iyileştiriyor[1]; Türkiye için de 6 Şubat bölgesini örnek alan, jeolojik ve topoğrafik parametrelere dayalı bir tahmini Vs30 haritası geliştirildi[2]. Ölçüt kabaca şöyle: Vs30 760 m/s'nin üzerindeyse kaya niteliğinde bir zeminden, 360 m/s'nin altına düşüyorsa sarsıntıyı büyüten zayıf bir zeminden söz ediyoruz. Yani bu haritalar ev ya da yatırım seçerken iyi bir başlangıç, ama parsel ölçeğinde kararın yerini tutmaz; o karar sondaj ve jeofizik ölçümle yapılan zemin etüdüyle verilir. Bu yüzden her bina için ölçülmüş Vs30 değerini içeren bir zemin kimlik kartı öneriyorum.

    6 Şubat'ta Hatay'da ve Adıyaman'da gördüğümüz, sağlam görünüp temeli üzerinde devrilen binalar da aynı dersi veriyor: çok nitelikli bir bina yapabilirsiniz, ama zemin uygun değilse bina oturduğu yerde yatabiliyor. Dere yataklarında ve sıvılaşma riski olan alanlarda zemin iyileştirmesi ya da kazıklı temel gibi çözümlerle binayı sağlam tabakaya bağlamak gerekiyor. Deprem bilimi okuryazarlığı tam olarak burada önem kazanıyor.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Wald, D. J., Thompson, E. M., & Worden, C. B. (2014). A VS30 map for California with geologic and topographic constraints. Bulletin of the Seismological Society of America, 104(5), 2313–2321. https://doi.org/10.1785/0120130312
    2. Şahin, G., Okalp, K., Kockar, M., Yilmaz, M., Jalehforouzan, A., Temiz, F., Askan, A., Akgun, H., & Erberik, M. A. (2024). Development of a GIS-based predicted-VS30 map of Türkiye using geological and topographical parameters: Case study for the region affected by the 6 February 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Seismological Research Letters, 95. https://doi.org/10.1785/0220230321
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Bu depremler niye çok hissediliyor? Vatandaşlardan gelen bilgiler ışığında, depremlerin şiddetini büyüten faktörlerin başında yer, yapı ve yükseklik geliyor; ben buna genelde 3Y faktörü diyorum: yer etkisi, yapı etkisi, yükseklik etkisi. Mesela oturduğum apartmanda 100 daire var, 15 kat. Bir öğrenciye dönem ödevi versek, her katta hangi şiddette hissettiler diye; inanın farklı farklı şiddette hissettik. Çünkü yalnız yapı değil, yükseklik de depremin şiddetini artırıyor.

    Depremin şiddetini etkileyen 3Y faktörü: yer. Hangi yerde, hangi zeminde? Bunu görebiliyoruz. 2014 yılından sonra jeofizik global haritası hazırlandı; bu Vs30 global haritasında 1 kilometre hassasiyetle yerin direnç yapısı ölçülmüş olarak, bugün Amerikan deprem servisi tarafından herkese açık bir portalda veriliyor. Bu nedenle İstanbul'da en riskli zemin olan bölgeler neresi diye sormaya gerek yok; dünyada 1 kilometre ölçekte bu veriliyor. Önemli olan, deprem bilimiyle ilgili okuryazarlık. Vatandaşlarımız "Vs30 global" yazdığında bu haritalara interaktif olarak ulaşabiliyor. Bir yer seçimi yapacaklarsa, ileriye dönük bir gayrimenkul yatırımı yapacaklarsa buradan bakabilirler; oturdukları zeminin risk durumunu, direnç durumunu görebilirler. Deprem dalgası oradan geçerken hızı 760 m/s'ye yükseliyorsa orası kaya niteliğinde zemin; 360 m/s'ye düşüyorsa orası gerçekten çok zayıf, deprem şiddetini yükselten kötü bir zemin.

    Sunucu: Bunu Hatay'da da, Adıyaman'da da gördük: bina yeni teknoloji ve yeni kurallar ışığında inşa edilmiş, ama altı bataklık; bina yatmış, en ufak bir sıva çatlağı bile yok. — Tabii, zemine uygun bina yapmak gerekiyor. Dere yataklarında, sıvılaşma alanlarında Hatay'da gördük, çokça bina yapılmış; bunlarda kazıklı, fore kazıklı sistemlerin devreye sokulması gerekiyor. Zeminle, kaya dokusuyla, kayaçlarla bağlantıyı kurmanız ve binanın depremselliğini düşürmeniz lazım.

    11 — Depremi Önceden Bilmek Mümkün mü? Erken Uyarının Gerçek Kazanımları
    🎙️
    Sunucu — A Haber [22:45–28:46]
    Gelişen teknoloji bağlamında depremi önceden bilebilmek, en azından bir reaksiyon süresi kazanıp yıkıcı dalgayla buluşmadan güvenli bir noktaya geçebilmek mümkün mü? Android telefonu olanlara uyarı geliyor; bu uyarılara ne kadar güvenebiliriz?
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Depremi önceden bilme çalışmaları önemli, ama bugün hâlâ bir depremin yerini, zamanını ve büyüklüğünü birlikte, güvenilir biçimde önceden söyleyebilen bir yöntem yok. Japonya bu konuda büyük yatırımlar yaptı; 1995 Kobe depreminden sonra ağırlığı kısa vadeli tahminden, uzun vadeli tehlike değerlendirmesine ve yıkılabilecek binaları önceden tespit edip güçlendirmeye kaydırdı. Kobe'de hayatını kaybeden 6.434 kişinin yaklaşık yüzde 90'ı yıkılan binalar ve devrilen eşyalar nedeniyle öldü; deprem sonrası yangınlar da ciddi kayıplara yol açtı. İstanbul'da da ilçe ve mahalle ölçeğinde deprem senaryoları var; büyük bir Marmara depreminde nerede kaç binanın hasar göreceğini ve kaç kişinin hastane ihtiyacı olacağını bu senaryolardan biliyoruz[1]. Önemli olan, bu bölgelerdeki insanları depremden önce güvenli yapılara taşımak. Afet öncesi yatırımın getirisi de ölçülmüş durumda: ABD'de yapılan kapsamlı bir çalışmaya göre güncel yapı yönetmeliklerini benimsemek harcanan her 1 dolara karşılık yaklaşık 11 dolar, risk azaltma hibeleri ise yaklaşık 6 dolar tasarruf sağlıyor[2].

    Erken uyarı ise tahmin değil; deprem başladıktan sonra, hızlı ama zararsız P dalgasını yakalayıp yıkıcı dalgalar gelmeden haber vermek. Kazanılan süre depreme uzaklığa bağlı: merkez üssüne yakın yerlerde birkaç saniyeye iner, uzak depremlerde onlarca saniyeye çıkabilir. Kandilli'nin test ettiği yeni sistem, Sındırgı'daki 6,1 büyüklüğündeki depremde, yaklaşık 210 kilometre uzaktaki İstanbul'a sarsıntıdan 37 saniye önce sinyal gönderdi. Marmara Ereğlisi açıklarındaki gibi yakın bir depremde ise bu süre birkaç saniyeyle sınırlı kalır. Android telefonlardaki uyarı sistemine gelince: Google, 6 Şubat 2023'teki ilk büyük depremde sistemin büyüklüğü 4,5–4,9 olarak hesapladığını ve yalnızca 469 kişiye en üst düzey uyarıyı gönderebildiğini Science dergisinde yayımlanan bir çalışmayla kabul etti; algoritma o zamandan bu yana güncellendi.

    Erken uyarının asıl gücü insanlara haber vermekten çok, sistemleri otomatik olarak güvenli konuma almakta. İstanbul'da İGDAŞ, Marmara kıyısındaki Kandilli sensörlerinden gelen sinyali ve kent geneline yerleştirilmiş yüzlerce ivme ölçeri kullanarak, yer hareketi belirlenen eşikleri aştığında bölge regülatörlerinde gazı kesiyor. Bu, deprem sonrası yangınları önlemek için kritik. İstanbul'un tarihi de yangınla depremin iç içe geçtiği bir tarih: 10 Eylül 1509'daki, halk arasında "Küçük Kıyamet" olarak anılan depremde can kaybı tahminleri çağdaş kaynaklarda bin ile beş bin arasında değişiyor ve kentin yapı stoku o dönemde yangınlarla zaten büyük zarar görmüş durumdaydı[3]; ancak o depremdeki ölümlerin ne kadarının yangından kaynaklandığını sayısal olarak teyit eden bir kaynak bulamadım. Son olarak fizik: deprem kuvveti, kütle çarpı yer ivmesi. Zemini iyileştirerek ivmeyi kısmen değiştirebiliriz, ama kütleyi azaltarak kuvveti doğrudan düşürebiliriz. Bu yüzden hafif ve yatay mimari, 6 Şubat sonrasında ciddi bir seçenek; bugünün ahşap yapı teknolojisi de yangın direnci açısından eski ahşap evlerle kıyaslanamayacak düzeyde.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Ansal, A., Akinci, A., Cultrera, G., Erdik, M., Pessina, V., Tönük, G., & Ameri, G. (2009). Loss estimation in Istanbul based on deterministic earthquake scenarios of the Marmara Sea region (Turkey). Soil Dynamics and Earthquake Engineering, 29(4), 699–709. https://doi.org/10.1016/j.soildyn.2008.07.006
    2. Multihazard Mitigation Council. (2019). Natural hazard mitigation saves: 2019 report. National Institute of Building Sciences. https://www.preventionweb.net/publication/natural-hazard-mitigation-saves-2019-report
    3. Ambraseys, N. N. (2001). The earthquake of 1509 in the Sea of Marmara, Turkey, revisited. Bulletin of the Seismological Society of America, 91(6), 1397–1416. https://doi.org/10.1785/0120000305
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Sunucu (soru öncesi): 6 Şubat depremlerinin ardından insanlar korktu, kentsel dönüşüm sürecine başlamaya heveslendi; sonra belediye imkânlarıyla test yaptırıp binada çürüklük çıkarsa eve mühür vurulacağını, tahliye etmek zorunda kalacaklarını öğrenince vazgeçtiler. İzmir'de bir örnek konuştuk: binanın sağlam olmadığı ortaya çıkmış, maliyet düşünülüp hasır altı edilmiş; çok büyük olmayan bir depremde binada can kaybı yaşandı.

    Evet, depremi önceden bilebilme çalışmaları önemli. Japonya önemli yatırımlar yaptı; 1995 Kobe deneyiminden sonra depremlerin önceden bilinmesi projelerine desteği kesti. Depremleri önceden bilmek yerine, deprem olduğunda yıkılabilecek binaları önceden tespit edip bunları daha güvenli alanlara taşımak ya da daha güvenli yapılara dönüştürmek noktasında projelere önem verdi. İstanbul özelinde de ilçe bazında deprem senaryoları var. Bu senaryolar mahalle mahalle yıkılacak bina sayısını, ölecek insan sayısını, hastaneden ilk yardım alacak insan sayısını gösteriyor. Burada 7,2 büyüklüğünde bir deprem olduğunda zarar görecek ya da kayba uğrayacak yerleri biliyoruz. Önemli olan, bu yerlerdeki insanları, güvenli yerlerin neresi olduğunu tespit edip oralara taşımak. Afet yönetimi eğitiminde, depremden önce yapılan her birim yatırım deprem sonrası yapılacak 8 birim yatırımdan bizi koruyor. 6 Şubat'tan sonra yaptığımız yatırımları depremden önce yapsaydık, belki 8 kat daha fazla insanı güvenli alana taşımış olacaktık.

    Android konusunda: Google'ın Maraş depreminde sistemin çalıştığına dair bir raporu vardı; ama Google sonra çalışmadığını kabul etti. Erken uyarı sistemi en çok Amerika'da yürürlüğe girdi; 45 saniye önceden haber verebiliyor. Bu deprem çok yakın olduğu için bize en fazla 3 saniye, 5 saniye önceden haber verildi. Erken uyarının amacı yalnızca insanlara haber vermek değil. İstanbul Erken Uyarı Sistemi var; İGDAŞ sponsorluğunda yıllardır başarıyla çalışıyor ve yer sarsıldığında, genellikle şiddeti 4'ten büyük olduğunda İGDAŞ vanalarını kapatıyor. Bugünkü depremin şiddeti 4 seviyesine yaklaştı.

    Bu niye önemli? 1995 Kobe depreminde çelik konstrüksiyonlu yapılar vardı, ama insanlar yangından öldü. Elektriğe, doğalgaza bağlı yangınları ve ölümleri azaltmak için önemli. 10 Eylül 1509 depremine "Küçük Kıyamet" deniyor. O zamanki evler aslında bugün önerdiğimiz evler: müstakil, ahşap, hafif, küçük evler; şu anki Japon evleri bir bakıma eski Osmanlı evleri. Ama o zamanki teknolojiyle ahşaplar yanmaktan kurtulamadı ve insanların çoğu yangınlarda öldü. Günümüzde ahşap evlerin yangına direnci oldukça yükseldi. Depremin tehlikesini büyüten şey binanın kütlesi: depremin kuvveti kütle çarpı yer ivmesi. Zemini ıslah ederek yer ivmesini değiştirebiliriz, ama kütleyi azaltarak depremin kuvvetini de azaltma imkânımız var. Yatay mimari önemli bir tercih; 6 Şubat'tan sonra yatay ve hafif mimariyle belki çözüm bulabiliriz.

    ⚠️ Üç ayrı kavram, sık karıştırılır:
    🔮 Tahmin — depremin yerini, zamanını ve büyüklüğünü deprem olmadan önce (günler, saatler) söylemek. Bugün güvenilir bir yöntemi yoktur.
    📡 Erken uyarı — deprem başladıktan sonra, yıkıcı dalgalar ulaşmadan saniyeler önce haber vermek ve sistemleri (doğalgaz, raylı sistem) otomatik olarak güvenli duruma almak.
    📰 Hızlı bildirim — deprem olduktan sonra yer, büyüklük, derinlik ve hissedilme bilgisini dakikalar içinde yayımlamak (AFAD, Kandilli, EMSC).
    12 — Kentsel Dönüşüm: Parça Parça Değil, Planlı ve Bölge Bölge
    🎙️
    Mete Sohtaoğlu — A Haber Stüdyo Konuğu [28:46–31:14]
    İstanbul'da herkes bir anda rapor çıkartıp "yıktıralım, yeniden yaptıralım" diye karar alsa daha kaotik bir ortam oluşmaz mı? Yollar dar; hafriyat ve inşaat kamyonlarının ne kadar güvensiz iş yaptığını görüyoruz. Kentsel dönüşümün tek elden, bölge bölge, mahalle mahalle bir planlamayla yürütülmesi daha mantıklı olmaz mı? Bir de 120 metrekarelik evin karşılığında 80 metrekare alıp üstüne müteahhide para ödemeye büyük bir kesim itiraz ediyor; bu nasıl aşılabilir?
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Bu tespit çok doğru. Kentsel dönüşüm bina bina, herkesin kendi başına karar verdiği bir süreç olarak ilerlerse; dar sokaklar, hafriyat trafiği, aynı anda boşaltılan konutlar ve kira baskısı şehrin kendisini bir afet provasına çevirir. Deprem riskini azaltmak için yapılan bir işin, bu kadar yan etki üretmemesi gerekiyor.

    Önerim, kentin depreme direncini artırmayı tek odak alan, yetkisi ve sorumluluğu net bir yapı kurulması; örneğin özel bir kentsel dönüşüm bakanlığı ya da eşdeğer bir koordinasyon kurumu. Bu, mevcut bir kurumsal düzenlemeyi değil, bir öneriyi anlatıyor. Önceliklendirme de rastgele değil, bilimsel olmalı: ilçe ve mahalle ölçeğindeki deprem senaryoları en riskli yapı stokunu zaten gösteriyor[1]; zemin sınıfı, bina yaşı ve yapı sistemi bilgisiyle birleştirildiğinde, hangi mahallenin önce ele alınacağı ölçülebilir hâle geliyor. Bu çalışmalarda şehir plancılarının, mimarların, inşaat mühendislerinin, jeofizik mühendislerinin ve sosyal bilimcilerin birlikte çalışması gerekiyor; çünkü metrekare kaybı ve maliyet paylaşımı gibi itirazlar teknik değil, adil bir paylaşım ve güven meselesi. Bu sorunu henüz aşamadığımız da doğru.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Ansal, A., Akinci, A., Cultrera, G., Erdik, M., Pessina, V., Tönük, G., & Ameri, G. (2009). Loss estimation in Istanbul based on deterministic earthquake scenarios of the Marmara Sea region (Turkey). Soil Dynamics and Earthquake Engineering, 29(4), 699–709. https://doi.org/10.1016/j.soildyn.2008.07.006
    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Evet. Bununla ilgili olarak özel bir kentsel dönüşüm bakanlığı kurulabilir; dediğiniz doğru. Şehirlerin depreme direncinin artırılmasıyla ilgili bu bakanlık bünyesinde çözümler üretilebilir. Bu çalışmalarda şehir plancıları, mimarlar, inşaatçılar; çok yönlü, bilim insanlarının ya da profesyonellerin katkısının alınması gerekir. Çok önemli bir sorun; bunu aşamadık, dediğiniz çok doğru.

    13 — Çök-Kapan-Tutun Refleksi Nasıl Kazanılır?
    🎙️
    Sunucu — A Haber [31:14–33:07]
    Bugün gündüz, depremden hemen sonra sizinle yayın yaparken "Ne yaptınız?" diye sordum; "Hemen çök-kapan-tutun yaptım" dediniz. Deprem esnasında bunu nasıl akıl ettiniz? Biz bir türlü beceremiyoruz.
    🎙️ Bugün Sorulsa — Revize Edilmiş Cevap

    Sürekli bu eğitimi veriyorum, işim bu; deprem başladığında da yaptığım şey çok basitti: bilgisayarımı kapattım, çöktüm, kapandım ve tutundum. Sarsıntı sırasında önce kendimizi güvenli konuma almalıyız; koşmak, merdivene yönelmek ya da sarsıntı sürerken binadan çıkmaya çalışmak yaralanma riskini artırır. Sarsıntı bitince çevremize bakar, gerekiyorsa güvenli biçimde tahliye ederiz.

    Ama bu bir bilgi meselesi değil, refleks meselesi; refleks de ancak tekrarla kazanılır. Bu yüzden bina ölçeğinde düzenli, mümkünse ayda bir tatbikat yapılmasını talep etmeliyiz; hiç değilse çocuklara düzenli olarak yaptırmalıyız. Dünyanın pek çok ülkesinde milyonlarca insanın aynı anda katıldığı ShakeOut tatbikatları da tam bu mantıkla yapılıyor. Tatbikat yaparken bir de bulunduğunuz odaya bakın: duvara asılı ayna, cam, devrilebilecek dolap gibi tehlikeleri o an fark eder, sabitlersiniz. Her şeyin başı eğitim.

    📼 2 Ekim 2025 — Orijinal Konuşma Metni

    Çünkü sürekli eğitimini veriyorum, sürekli tavsiye ettiğim için, işim bu olduğu için. Deprem oldu, hemen bilgisayarımı kapadım; çöktüm, kapandım, tutundum. Daha sonra evdekilere "Depremi hissettiniz mi?" diye sordum; benden başka hisseden yokmuş. Onlar da "Niye bana haber vermedin?" dedi. Aslında önce kendimizi emniyetli alana alacağız; daha sonra bununla ilgili tatbikat da yapılması lazım.

    Sunucu: Bunun ne kadar önemli olduğunu ben 23 Nisan'daki depremde anladım. Yayına hazırlanıyordum, makyaj odasındaydım; orada duvara yapışık aynalar var. Deprem bayağı salladı, ben soğukkanlı bir tip olduğum için oturmaya, arkadaşlara sakin olun demeye devam ettim. Ama yaptığım şey çok tehlikeliymiş; aynanın patlama ihtimali var, yüzümü kesebilir. Çök-kapan-tutun yapsaydım kendimi olası bir kazadan korumuş olacaktım.

    Tatbikatların bina ölçeğinde ayda bir yapılmasını tavsiye etmek, istemek lazım; hiç olmazsa çocuklara ayda bir yaptırmak lazım. Her şeyin başı eğitim.


    🔄 2025 → 2026: Ne Değişti, Ne Değişmedi?

    Değişenler
    • 23 Nisan 2025 depremi üzerine hakemli bir çalışma yayımlandı: doğrultu atımlı mekanizma, ~6 km merkez derinliği, 15 günde 500'ü aşan artçı, doğuya yönelen artçı dağılımı.
    • Marmara fay sistemi tek bir "Ana Marmara Fayı" yerine geniş bir kesme zonu olarak yeniden tartışılıyor; olası en büyük deprem için 7,3–7,4 üst sınırı korunuyor.
    • Kandilli'nin yeni erken uyarı sistemi, Sındırgı depreminde İstanbul'a 37 saniye önceden sinyal gönderdi.
    • Google, Android uyarı sisteminin 6 Şubat 2023'teki performansını hakemli bir yayınla açıkladı; algoritma güncellendi.
    Değişmeyen temel mesaj
    • Orta büyüklükteki depremler büyük depremin tarihini söylemez; ama hazırlığın neden ertelenemeyeceğini her seferinde hatırlatır. En kötü senaryoya göre hazırlanmak, deprem olsa da olmasa da kazançtır.
    2026 Ek Analiz — Episantr Çevresinde R = 20 km: Zamana Bağlı b-Değeri

    Bu bölüm röportajda sorulmuş bir soruya karşılık gelmiyor. Depremin birinci yılında, episantr çevresindeki deprem etkinliğinin EQ-Live Türkiye ile yapılan bir analizi. Röportajdaki "öncü mü?" (04) ve "depremi önceden bilmek mümkün mü?" (11) sorularıyla doğrudan ilişkili. Sonuçlar bir araştırma sorusu olarak sunuluyor, bulgu olarak değil. Aynı analiz, aynı depremin ertesi günkü Akit TV röportajı sayfasında da yer alıyor.

    EQ-Live Türkiye posteri: episantr çevresinde R = 20 km daire içinde zamana bağlı b-değeri ve Gutenberg–Richter analizi

    Poster: EQ-Live Türkiye analizi (veri: EMSC canlı sorgu, 2 Ekim 2026). Merkez 40,80°K – 27,95°D, yarıçap 20 km; 2 Ekim 2025 Marmaraereğlisi açıkları depremini (AFAD Mw 5,0; Kandilli ML 5,3) çevreleyen alan. Görseli büyütmek için tıklayın.

    📊 2026 Ek Analiz — EQ-Live Türkiye

    Ne yapıldı? Episantrı merkez alan 20 kilometre yarıçaplı bir dairenin içinde, 2012 başından 2026 Eylül sonuna kadar EMSC kataloğunda kayıtlı 805 deprem incelendi. Kataloğun hangi büyüklükten itibaren eksiksiz olduğu zamanla değiştiği için iki dönem ayrıldı: 2012–2023 için M≥2,5, 2024 sonrası için M≥1,7. Analize bu eşiklerin üzerindeki 430 olay girdi. b-değeri 100 olaylık kayan pencerelerle ve en çok olabilirlik yöntemiyle hesaplandı[1][2]. Yıllık deprem oranları ise farklı gözlem sürelerini birleştiren bir yöntemle kestirildi[3].

    Ne çıktı? Tüm dönem için b = 0,930 ± 0,037. Kayan pencerelerde b'nin ortalaması 0,80; son pencere 0,67 ± 0,13. Zaman grafiğinde 2024 sonrasında belirgin bir düşüş görülüyor. Hesaplanan oranlar, bu daire içinde M≥5 bir deprem için yılda yaklaşık 0,08, yani kabaca on iki yılda bir mertebesinde bir oran veriyor.

    Bu sonuçları nasıl okumalı? Burada temkinli olmak gerekiyor ve posterin kendi kalite kontrolü de bunu söylüyor. Birincisi, uyum testi Gutenberg–Richter dağılımının veriye uymadığını gösteriyor. 2024 sonrası için kullanılan M≥1,7 eşiği, verinin kendi tamlık eşiğinin (yaklaşık 2,4) altında kalıyor. Tamlık eşiği olduğundan düşük alındığında b-değeri sistematik olarak düşük hesaplanır[4]. İkincisi, 2024'ten itibaren ağın küçük depremleri daha çok yakalaması ve katalogdaki büyüklük türlerinin zamanla değişmesi b-değerini tek başına kaydırabilir[5]. Üçüncüsü, posterde artçı dizilerinin ayıklandığına dair bir adım belirtilmiyor; 2 Ekim 2025 depreminin artçıları da pencerelerin içinde. Yani 2024 sonrasındaki düşüşün önemli bir kısmı fiziksel bir gerilme değişiminden değil, ölçüm koşullarından kaynaklanıyor olabilir.

    Yorum açısından da bir çerçeve çizmek isterim. Japonya kataloğunda yapılan geniş bir sınama, büyük depremlerden önce sistematik bir b-değeri düşüşü bulmadı ve b-değerinin büyük ölçüde konuma, yani kayaç özelliklerine ve gerilme rejimine bağlı olduğunu gösterdi[6]. Öncü ile artçıyı gerçek zamanlı ayırt etmeye çalışan yöntemler ise yalnızca iyi izlenen bölgelerde ve dikkatli tamlık analiziyle çalışıyor[7]. Bu yüzden düşen b-değeri burada bir deprem tahmini değil, yeniden sınanması gereken bir araştırma sorusu.

    Kendi 1999 İzmit çalışmamızda kullandığımız kayan pencere yaklaşımı[8] bu tür bir izlemenin değerli olduğunu gösteriyor. Ama sonuca varmak için analizin üç adımla yeniden çalıştırılması gerekiyor: büyüklüklerin tek bir ölçeğe (Mw) homojenleştirilmesi, artçı dizilerinin ayıklanması ve her pencerede tamlık eşiğinin veriden yeniden belirlenmesi.

    📚 Bilimsel Dayanak:
    1. Aki, K. (1965). Maximum likelihood estimate of b in the formula log N = a − bM and its confidence limits. Bulletin of the Earthquake Research Institute, 43, 237–239.
    2. Wiemer, S. (2001). A software package to analyze seismicity: ZMAP. Seismological Research Letters, 72(3), 373–382. https://doi.org/10.1785/gssrl.72.3.373
    3. Weichert, D. H. (1980). Estimation of the earthquake recurrence parameters for unequal observation periods for different magnitudes. Bulletin of the Seismological Society of America, 70(4), 1337–1346.
    4. Wiemer, S., & Wyss, M. (2000). Minimum magnitude of completeness in earthquake catalogs: Examples from Alaska, the western United States, and Japan. Bulletin of the Seismological Society of America, 90(4), 859–869. https://doi.org/10.1785/0119990114
    5. D'Alessandro, A. (2026). Time-dependent magnitude homogenization and its impact on seismic completeness, b-values, and aftershock productivity: Insights from the New Zealand earthquake catalogue. Journal of Seismology, 30(5), 96. https://doi.org/10.1007/s10950-026-10451-y
    6. Mirwald, A., Mizrahi, L., Enescu, B., & Wiemer, S. (2026). b-values of large earthquake sequences depend on their mainshock location. Geophysical Research Letters, 53(14), e2025GL121450. https://doi.org/10.1029/2025GL121450
    7. Gulia, L., Wiemer, S., Biondini, E., Enescu, B., & Vannucci, G. (2024). Improving the foreshock traffic light systems for real-time discrimination between foreshocks and aftershocks. Seismological Research Letters, 95(6), 3579–3592. https://doi.org/10.1785/0220240163
    8. Öncel, A. O., & Wilson, T. (2007). Anomalous seismicity preceding the 1999 Izmit event, NW Turkey. Geophysical Journal International, 169(1), 259–270. https://doi.org/10.1111/j.1365-246X.2006.03298.x
    ⚠️ b-değeri bir deprem tahmini değildir. Bu analizdeki düşüş; tamlık eşiğinin verinin gerçek eşiğinin altında kalması, 2024 sonrası ağ ve büyüklük türü değişimleri ve artçı dizilerinin ayıklanmamış olması nedeniyle ölçüm kaynaklı olabilir. Sonuç, düzeltilmiş bir katalogla yeniden sınanmadan "büyük deprem yaklaşıyor" biçiminde yorumlanmamalıdır.

    🔬 Bu Sayfa Neyi İddia Etmiyor?

    Bu sayfa: (1) büyük bir Marmara depremi için hiçbir tarih vermez; (2) belirli bir fayın kesin olarak tetikleneceğini söylemez; (3) 2 Ekim 2025'teki Mw 5,0 depremini yaklaşan büyük bir depremin kanıtı olarak sunmaz.

    Bu sayfa bir deprem tahmin aracı değildir; 2 Ekim 2025 depreminin daha büyük bir depremin öncüsü olduğunu ya da olmadığını söylemez. Faylanma mekanizması ve tetikleme üzerine söylenenler, olası gerilme aktarımı yönlerine dair fiziksel bir çerçevedir; belirli bir fayın belirli bir zamanda kırılacağını göstermez. Olası en büyük deprem (Mmax) değerleri bir üst sınır kestirimidir, zaman bilgisi içermez. Vs30 haritaları parsel ölçeğinde zemin etüdünün yerini tutmaz. Afet öncesi yatırımın getirisine dair oranlar ABD'deki bir çalışmadan alınmış örnek değerlerdir; her ülkede ve her uygulamada aynen beklenmemelidir. 2026 Ek Analiz'deki b-değeri sonuçları, posterin kendi kalite kontrolünün de işaret ettiği gibi, düzeltilmiş bir katalogla yeniden sınanması gereken ön sonuçlardır.

    ✅ Okuduktan Sonra Kendinize Sorun

    1. Bir deprem sonrası ilk iş arabaya koşmak yerine ailemle önceden kararlaştırdığım bir planı uygulayabilir miyim?
    2. Farklı kurumların verdiği büyüklük ve derinlik değerlerini "biri yanlış" diye değil, farklı ön çözümler olarak okuyabiliyor muyum?
    3. Oturduğum binanın zemin sınıfını ve Vs30 değerini biliyor muyum; bunu nereden öğrenebilirim?
    4. Evimde sarsıntıda devrilebilecek dolap, ayna, cam gibi tehlikeleri sabitledim mi?
    5. Son üç ayda bir çök-kapan-tutun tatbikatı yaptım mı; çocuklarım bu refleksi biliyor mu?

    📢 Röportajın Ana Mesajı

    Daha büyük bir deprem olacakmış gibi hazırlanırsak bu bize bir şey kaybettirmez; deprem olsa da, olmasa da kazançlı çıkarız. "Olacak mı, olmayacak mı?" diye tartışmak ise yalnızca zaman kaybettirir.

    🌍 Özet: Tartışmak Değil, Hazırlanmak

    2 Ekim 2025'te A Haber'de yayımlanan bu röportaj, Marmara Ereğlisi açıklarındaki Mw 5,0 depremini üç düzlemde okumayı öneriyor: fay sistemi, kent ve birey. Fay sistemi düzleminde, ajanslar arasındaki farkların kaynağını anlamak ve mekanizmanın tetikleme açısından ne söylediğini izlemek gerekiyor. Kent düzleminde zemin bilgisi, senaryoya dayalı ve planlı bir kentsel dönüşüm ile yangın gibi ikincil afetleri önleyen erken uyarı uygulamaları öne çıkıyor. Birey düzleminde ise deprem anında doğru refleks ve deprem sonrasında müdahale yollarını açık tutan bir davranış.

    ⚡ Acil Eylemler
    • Deprem sonrası zorunlu olmadıkça araç kullanmayın; müdahale yollarını açık bırakın
    • Aile içi buluşma noktası ve şehir dışından bir irtibat kişisi belirleyin
    • Hissettiğiniz depremi AFAD ya da EMSC hissedilme formuna bildirin
    • Evde bir çök-kapan-tutun tatbikatı yapın; aynaları ve dolapları sabitleyin
    🌍 Uzun Vadeli Hedefler
    • Senaryolara dayalı, bölge bölge önceliklendirilen ve tek elden koordine edilen kentsel dönüşüm
    • Her bina için ölçülmüş Vs30 değerini içeren bir zemin kimlik kartı
    • Erken uyarının doğalgaz ve ulaşım gibi kritik sistemlerde otomatik güvenli duruma geçiş için yaygınlaştırılması
    • Bina ölçeğinde düzenli tatbikat kültürü

    Orta Büyüklükteki Deprem, Büyük Hazırlığın Hatırlatıcısıdır

    Marmara Ereğlisi açıklarındaki deprem kimseye zarar vermedi; ama İstanbul'un trafiğinden ajans farklarına, zemin bilgisinden tatbikat kültürüne kadar hazırlığımızın zayıf noktalarını gösterdi. Bilimin elindeki iki bin yıllık kayıt, tartışmaya değil, hazırlığa davet ediyor.

    📈 Moment Büyüklüğü 🧭 Mekanizma ve Tetikleme 📜 2000 Yıllık Kayıt 🧱 Zemin ve Vs30 📡 Erken Uyarı 🔁 Tatbikat

    Kaynakça — APA 7
    • Aki, K. (1965). Maximum likelihood estimate of b in the formula log N = a − bM and its confidence limits. Bulletin of the Earthquake Research Institute, 43, 237–239.
    • Ambraseys, N. (2002). The seismic activity of the Marmara Sea region over the last 2000 years. Bulletin of the Seismological Society of America, 92(1), 1–18. https://doi.org/10.1785/0120000843
    • Ambraseys, N. N. (2001). The earthquake of 1509 in the Sea of Marmara, Turkey, revisited. Bulletin of the Seismological Society of America, 91(6), 1397–1416. https://doi.org/10.1785/0120000305
    • Ambraseys, N. N., & Jackson, J. A. (2000). Seismicity of the Sea of Marmara (Turkey) since 1500. Geophysical Journal International, 141(3), F1–F6. https://doi.org/10.1046/j.1365-246x.2000.00137.x
    • Ansal, A., Akinci, A., Cultrera, G., Erdik, M., Pessina, V., Tönük, G., & Ameri, G. (2009). Loss estimation in Istanbul based on deterministic earthquake scenarios of the Marmara Sea region (Turkey). Soil Dynamics and Earthquake Engineering, 29(4), 699–709. https://doi.org/10.1016/j.soildyn.2008.07.006
    • Atkinson, G. M., & Wald, D. J. (2007). "Did You Feel It?" intensity data: A surprisingly good measure of earthquake ground motion. Seismological Research Letters, 78(3), 362–368. https://doi.org/10.1785/gssrl.78.3.362
    • Becker, D., Martínez-Garzón, P., Wollin, C., Kılıç, T., & Bohnhoff, M. (2023). Variation of fault creep along the overdue Istanbul-Marmara seismic gap in NW Türkiye. Geophysical Research Letters, 50(6), e2022GL101471. https://doi.org/10.1029/2022GL101471
    • Bohnhoff, M. (2026). Rethinking the Main Marmara Fault—seismotectonic complexity and seismic hazard in the Istanbul–Marmara region. Geophysical Journal International, 246(3), ggag253. https://doi.org/10.1093/gji/ggag253
    • Bulut, F., Aktuğ, B., Yaltırak, C., Doğru, A., & Özener, H. (2019). Magnitudes of future large earthquakes near Istanbul quantified from 1500 years of historical earthquakes, present-day microseismicity and GPS slip rates. Tectonophysics, 764, 77–87. https://doi.org/10.1016/j.tecto.2019.05.005
    • D'Alessandro, A. (2026). Time-dependent magnitude homogenization and its impact on seismic completeness, b-values, and aftershock productivity: Insights from the New Zealand earthquake catalogue. Journal of Seismology, 30(5), 96. https://doi.org/10.1007/s10950-026-10451-y
    • Ertuncay, D., Büyükakpınar, P., Fornasari, S. F., & Tan, O. (2025). 23 April 2025 Marmara Sea (Mw 6.3), Türkiye earthquake: Mainshock, aftershock, and ground observations. Seismica, 4(2). https://doi.org/10.26443/seismica.v4i2.1773
    • Gulia, L., Wiemer, S., Biondini, E., Enescu, B., & Vannucci, G. (2024). Improving the foreshock traffic light systems for real-time discrimination between foreshocks and aftershocks. Seismological Research Letters, 95(6), 3579–3592. https://doi.org/10.1785/0220240163
    • Kende, J., Henry, P., Bayrakci, G., Özeren, M. S., & Grall, C. (2017). Moho depth and crustal thinning in the Marmara Sea region from gravity data inversion. Journal of Geophysical Research: Solid Earth, 122(2), 1381–1401. https://doi.org/10.1002/2015JB012735
    • Mirwald, A., Mizrahi, L., Enescu, B., & Wiemer, S. (2026). b-values of large earthquake sequences depend on their mainshock location. Geophysical Research Letters, 53(14), e2025GL121450. https://doi.org/10.1029/2025GL121450
    • Multihazard Mitigation Council. (2019). Natural hazard mitigation saves: 2019 report. National Institute of Building Sciences. https://www.preventionweb.net/publication/natural-hazard-mitigation-saves-2019-report
    • Öncel, A. O., & Wilson, T. (2007). Anomalous seismicity preceding the 1999 Izmit event, NW Turkey. Geophysical Journal International, 169(1), 259–270. https://doi.org/10.1111/j.1365-246X.2006.03298.x
    • Şahin, G., Okalp, K., Kockar, M., Yilmaz, M., Jalehforouzan, A., Temiz, F., Askan, A., Akgun, H., & Erberik, M. A. (2024). Development of a GIS-based predicted-VS30 map of Türkiye using geological and topographical parameters: Case study for the region affected by the 6 February 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Seismological Research Letters, 95. https://doi.org/10.1785/0220230321
    • Scordilis, E. M. (2006). Empirical global relations converting MS and mb to moment magnitude. Journal of Seismology, 10(2), 225–236. https://doi.org/10.1007/s10950-006-9012-4
    • Stein, R. S., Barka, A. A., & Dieterich, J. H. (1997). Progressive failure on the North Anatolian fault since 1939 by earthquake stress triggering. Geophysical Journal International, 128(3), 594–604. https://doi.org/10.1111/j.1365-246X.1997.tb05321.x
    • Turhan, F., Cambaz, M. D., & Zahradník, J. (2018). The significance of crustal velocity model in moment tensor solutions: A case study of Yedisu earthquakes. In Moment Tensor Solutions (pp. 557–572). Springer. https://doi.org/10.1007/978-3-319-77359-9_24
    • Wald, D. J., Thompson, E. M., & Worden, C. B. (2014). A VS30 map for California with geologic and topographic constraints. Bulletin of the Seismological Society of America, 104(5), 2313–2321. https://doi.org/10.1785/0120130312
    • Weichert, D. H. (1980). Estimation of the earthquake recurrence parameters for unequal observation periods for different magnitudes. Bulletin of the Seismological Society of America, 70(4), 1337–1346.
    • Wiemer, S. (2001). A software package to analyze seismicity: ZMAP. Seismological Research Letters, 72(3), 373–382. https://doi.org/10.1785/gssrl.72.3.373
    • Wiemer, S., & Wyss, M. (2000). Minimum magnitude of completeness in earthquake catalogs: Examples from Alaska, the western United States, and Japan. Bulletin of the Seismological Society of America, 90(4), 859–869. https://doi.org/10.1785/0119990114
    • Ye, L., Lay, T., Zhan, Z., Kanamori, H., & Hao, J.-L. (2016). The isolated ∼680 km deep 30 May 2015 MW 7.9 Ogasawara (Bonin) Islands earthquake. Earth and Planetary Science Letters, 433, 169–179. https://doi.org/10.1016/j.epsl.2015.10.049

    Comments

    Popular posts from this blog

    🧭 Kocaeli Çınarlıdere’de Doğrultu Atımlı Fay (KAFZ) Jeotrekking