📚 Şanlıurfa Depremi Neyi Gösteriyor? Gizli Faylar, Derinlik ve Zemin — Prof. Dr. Ali Osman Öncel ⭐
Zaman Çizelgesi · Orijinal Radyo Yayını
Şanlıurfa Depremi Neyi Gösteriyor?
Gizli Faylar,
Derinlik ve Zemin
Haritada fayın görünmemesi, fayın bulunmadığını göstermez; ancak mevcut verilerle haritalanmamış bir fay olduğu da henüz kanıtlanmış değildir. Bunu sınayacak temel veriler artçı dağılımı, fay düzlemi çözümleri ve daha ayrıntılı jeolojik–jeofizik çalışmalardır.
24 Eylül 2026 sabahı merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi olan ML 5,4 büyüklüğündeki deprem, başta Şanlıurfa olmak üzere çevre illerde geniş bir alanda hissedildi. Ertesi sabah TRT Radyo Haber'in Ajans programında Özden Kahraman'ın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Ali Osman Öncel; haritada çizgisi olmayan bir yerde neden deprem olabildiğini, kurumların neden farklı derinlik verdiğini, bu büyüklükte bir depremin neden az artçı ürettiğini ve Şanlıurfa'nın zemininin sarsıntıyı nasıl etkileyebileceğini değerlendirdi. Bu sayfa röportajın deşifresini, her sorunun kaynak kontrolünden geçirilmiş bir değerlendirmesiyle birlikte sunuyor.
🧭 Nasıl Okunmalı? — Kaynak ve Sınır
🎙️ Bugün Sorulsa bölümleri, ziyaretçinin bu sayfada okuyacağı esas metindir: 25 Eylül 2026'daki radyo yayınının konuşma tonu ve düşünce akışı korunarak, Zotero kütüphanesi, MTA Türkiye Diri Fay Haritası vektör verisi ve gerektiğinde WebSearch ile kaynak kontrolünden geçirilmiş hâli. Röportaj depremin ertesi günü yapıldığı için bu katman bir "güncelleme" değil, aynı sorunun kaynak kontrolünden geçirilerek yeniden yanıtlanmasıdır. Her bölümün altındaki 📚 Bilimsel Dayanak listesi, metindeki numaralı atıfların tam künyesini verir.
📼 Orijinal Konuşma Metni ise yayında gerçekten söylenmiş sözlerin, yalnızca dolgu sözcükleri ayıklanıp yazı diline aktarılmış hâlidir; her bölümün altında kapalı bir akordiyonda saklanır. Akordiyonun kapalı başlaması bir doğruluk hükmü değil, yalnızca bir okuma sırası tercihidir.
Bir bilgi birincil kaynaktan teyit edilemediğinde bu açıkça belirtilir. Bu sayfa bir deprem tahmin aracı değildir (bkz. sayfa sonundaki "Bu Sayfa Neyi İddia Etmiyor?" kutusu).
Karaköprü depremi, MTA Türkiye Diri Fay Haritası'nda doğrudan bir diri fayın geçmediği bir noktada meydana geldi; haritadaki en yakın segment yaklaşık 23 km uzaktaki Bozova Fayı'nın Bağlıca segmenti. Prof. Dr. Öncel'e göre gözle görülen bir kırığın olmaması, orada depremi üreten bir fay olmadığı anlamına gelmez: Atatürk Barajı havzasındaki önceki deprem dizileri de bilinen faylara bağlanamamış, Bozova ve Kalecik fayları arasında gömülü fay kolları önerilmişti. Röportajda ajanslar arasındaki derinlik farkının hissedilme alanını nasıl değiştirdiği, bu büyüklükte bir depremin az artçı üretmesinin ölçüm eşiğiyle ilişkisi ve yapay zekâ destekli izlemenin katalogları nasıl zenginleştirdiği de ele alındı. Son bölümde, 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ndeki kayma dalgası hızına dayalı zemin sınıflamasından yola çıkılarak her bina için bir "zemin kimlik kartı" öneriliyor ve gizli fayların MTA–AFAD iş birliğiyle, sismoloji ve yansıma sismiği kullanılarak ulusal diri fay envanterine işlenmesi gerektiği vurgulanıyor.
7,39 km Derinlik
Ön Çözümleri
Fay Segmenti (Bozova)
Radyo Yayını
Farklı kurumların ön çözümlerindeki büyüklük ve derinlik değerleri; kullanılan veri, yöntem ve çözüm zamanına bağlı olarak değişebilir. Tek bir "doğru" değer değil, aynı olayın farklı ön kestirimleridir.
Harita sınırı: Bu harita bir fay düzlemi çözümü veya kaynak mekanizması göstermez; yalnızca episantrın mevcut diri fay envanterine göre konumunu görselleştirir. En yakın haritalanmış fayın uzaklığı, depremin o fay üzerinde meydana geldiğini göstermez.
Episantr çevresindeki güncel deprem etkinliğini — artçıların dağılımı dahil — etkileşimli haritada canlı izleyebilirsiniz. EQ-Live Türkiye bir tahmin aracı değildir; kayıtlı depremleri görselleştirir.
🌍 EQ-Live Türkiye'de Canlı İzleyin →Röportaj, depremin bölgede yarattığı kaygıyla ve bölgenin deprem kaynaklarının ne olduğu sorusuyla açılıyor: dün Karaköprü'de yaşanan deprem teknik açıdan nasıl bir depremdi?
Karaköprü depremi, bu coğrafya için önemli bir deprem; çünkü Şanlıurfa çevresinde bu büyüklükte depremler sık yaşanmıyor. Sarsıntı Adıyaman'dan Mardin'e, Gaziantep'ten Diyarbakır'a kadar çevre illerde hissedildi. Hissedilme şiddetinin ve alanının kesin sınırlarını ise henüz birincil bir şiddet haritasından teyit edemiyorum; bunu, vatandaşların AFAD ve EMSC'ye gönderdiği hissedilme bildirimlerinden üretilen haritalar netleştirecek.
Asıl mesele depremin yeri. MTA'nın Türkiye Diri Fay Haritası'nda episantrdan geçen bir diri fay yok; haritalanmış en yakın segment, yaklaşık 23 kilometre uzaktaki Bozova Fayı'nın Bağlıca segmenti. Yani şöyle düşünün: gözümüzün gördüğü bir kırığın olmaması, orada depremi üreten bir fay olmadığı anlamına gelmez. Biz bunlara gizli ya da gömülü faylar diyoruz ve en tehlikelileri de bunlar; çünkü nerede olduklarını, yerin altında hangi doğrultuda uzandıklarını bilmiyorsunuz.
Bunun ders kitabı örneği Kaliforniya'dan: 1994 Northridge depremi (Mw 6,7) yüzeyi kırmadı, ana şok 19 kilometre derinde başladı ve artçılar, daha önce haritalanmamış, 7–10 kilometreden 23 kilometreye kadar uzanan bir bindirme düzlemini ortaya çıkardı[1]. Bizim bölgemizde de benzer bir tablo var: Atatürk Barajı havzasındaki 2008 ve 2017 deprem dizileri bilinen hiçbir faya doğrudan bağlanamadı ve Bozova ile ona paralel uzanan Kalecik fayları arasında, kuzey–güney sıkışmasıyla gelişmiş gömülü fay kolları önerildi[2]. Bozova ve Halfeti doğrultu atımlı faylarının kör bindirmelerle ilişkisini inceleyen saha çalışmaları da[3] bu bölgede yüzeyde izi belirgin olmayan yapıların varlığının bir varsayım değil, bir araştırma gerçeği olduğunu gösteriyor.
Barajla ilgili bir not: Atatürk Barajı havzasında depremler baraj yapılmadan önce de kaydediliyordu; DSİ'nin 1973'ten beri işlettiği yerel ağ, su tutulmadan önce büyüklüğü 5,2'ye varan depremler kaydetti ve havza üzerine yapılan en kapsamlı çalışma sismisitenin su yükünden bağımsız, tektonik kökenli olduğu sonucuna vardı[2]. Bu, bir tetiklenme iddiası değil; tam tersine, bu büyüklükte bir barajın yakınında M5 üzeri bir deprem olduğunda barajın deprem performansının güncel tehlike verisiyle yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini hatırlatan bir tablo.
- Hauksson, E., Jones, L. M., & Hutton, K. (1995). The 1994 Northridge earthquake sequence in California: Seismological and tectonic aspects. Journal of Geophysical Research: Solid Earth, 100(B7), 12335–12355. https://doi.org/10.1029/95JB00865
- Kartal, R. F., & Kadirioğlu, F. T. (2019). Impact of regional tectonic and water stress on the seismicity in Ataturk Dam Basin: Southeast of Turkey. Journal of Seismology, 23(4), 699–714. https://doi.org/10.1007/s10950-019-09830-5
- Şahbaz, N., & Seyitoğlu, G. (2018). The neotectonics of NE Gaziantep: The Bozova and Halfeti strike-slip faults and their relationships with blind thrusts, Turkey. Bulletin of the Mineral Research and Exploration, 156, 17–40. https://doi.org/10.19111/bulletinofmre.401216
📼 25 Eylül 2026 — Orijinal Konuşma Metni
Tabii, önemli bir deprem. Artık ulusal ve uluslararası sismoloji merkezleri, bir deprem meydana geldiği zaman, özellikle 5'ten büyük depremlerden sonra hemen bilgi veriyor: depremin yerini, depremin kırılma mekanizmasını gösteriyor; özellikle vatandaşların bu depremi nerelerde ve hangi şiddette hissettiğini bize veriyor. Bu bilgilere baktığımız zaman gerçekten çevre illerde de hissedildi, çevre ülkelerde de hissedildi. Ülke olarak da Suriye'de, Lübnan'da, Beyrut'ta hissedilen bir deprem. Önemli bir deprem bence, çünkü bu coğrafyada, özellikle Urfa civarında bu tür büyük depremler pek sık meydana gelmiyor.
Depremin meydana gelmiş olduğu yere baktığımız zaman, önceden belirlenmiş, çizilmiş bir kırık sistemi de yok. Tabii ki gözlenmiş, gözümüzün gördüğü bir kırık sisteminin olmaması, burada depremin meydana geldiği bir kırık sistemi olmadığı anlamına gelmez. Biz bunlara gizli, saklı faylar diyoruz; en tehlikeli fay sistemleri bunlar. Çünkü nerede olduğunu ve yerin altında nasıl gittiğini bilmiyorsunuz; araştırılması gereken bir fay.
Bu depremin şiddetinin 5 ile 3 arasında değiştiği belirtiliyor; 500 kilometrelik bir yarıçapta bu deprem hissedildi. Önemli bir deprem. Bu depremin meydana gelmiş olduğu bölgede Atatürk Barajı var. Atatürk Barajı ve civarında depremler meydana geliyor; baraj yapılmadan önce de meydana geliyordu. Bu açıdan hem barajın bu tür depremlere karşı performansının güncellenmesi hem de vatandaşlarımızın deprem gerçeğini hatırlaması açısından önemli bir hatırlatmaydı.
Alınacak önlemlerin başında yer seçimi geliyor. Yani şehirlerimizi fayın üstüne değil, faydan uzakta ve depremin kuvvetini büyütmeyecek iyi zeminlere kurmamız lazım. Görünen fay için bunun yolu belli: Kaliforniya'da 1971 San Fernando depremi (Mw 6,6) bir bindirme fayında yaklaşık 19 kilometrelik bir yüzey kırığı oluşturdu ve hemen ardından, 1972'de, aktif fay izlerinin üzerine yerleşimi büyük ölçüde yasaklayan Alquist-Priolo Yasası çıkarıldı. Bizde bu işin temeli MTA'nın Türkiye Diri Fay Haritası.
Ama bu kural gömülü fayda işlemiyor, çünkü ortada çizilecek bir çizgi yok. Şanlıurfa'nın durumu da bu: haritada episantrdan geçen bir kırık yok. Burada devreye jeofizik ve sismoloji giriyor. Northridge'de fayı gösteren, artçıların dağılımı oldu; artçılar yüzeye ulaşmayan bir bindirme düzlemini adeta çizdi[1]. Atatürk Barajı havzasında da 2017 dizisinin dağılımı, Bozova Fayı'na yarı paralel, kuzeydoğuya eğimli bir kolu işaret etti[2]. Yani mikrodepremlerin hassas konumlanması, fay düzlemi çözümleri ve yansıma sismiği birlikte kullanıldığında görünmeyen fay görünür hâle geliyor.
Kurumsal tarafta MTA'nın hem jeolojik hem de jeofizik etüt birikimi var. Önerim, gizli ve gömülü fayların araştırılmasını sismolojik izleme verisiyle yansıma sismiğini birleştiren sürekli bir programa dönüştürmek ve bulunan yapıları ulusal diri fay envanterine işlemek. Gömülü fayların görünenlere oranı için dolaşımdaki tahminleri bağımsız bir kaynakta bulamadım; oranı ne olursa olsun, envantere girmeyen bir fay imar kararlarına da giremiyor. Şehirleri ve binaları ancak bu envantere göre konumlandırabiliriz.
- Hauksson, E., Jones, L. M., & Hutton, K. (1995). The 1994 Northridge earthquake sequence in California: Seismological and tectonic aspects. Journal of Geophysical Research: Solid Earth, 100(B7), 12335–12355. https://doi.org/10.1029/95JB00865
- Kartal, R. F., & Kadirioğlu, F. T. (2019). Impact of regional tectonic and water stress on the seismicity in Ataturk Dam Basin: Southeast of Turkey. Journal of Seismology, 23(4), 699–714. https://doi.org/10.1007/s10950-019-09830-5
📼 25 Eylül 2026 — Orijinal Konuşma Metni
Tabii gerçekten alınacak önlemler aslında deprem gerçeğine uygun yer seçimi. Yani gerçekten depremin kuvvetini büyütmeyecek iyi zeminlerde bizler şehirlerimizi inşa etmemiz lazım. Yani fay üstünde şehirler değil; faydan uzak, iyi zeminlerde biz evlerimizi, şehirlerimizi inşa ettiğimiz zaman güvende olabiliriz.
Tabii burası için baktığımız zaman burada görünen bir fay yok. Baktığınız zaman Urfa'nın Risk Azaltma Planı vardır; o plan her sene güncelleniyor. Orada baktığınız zaman burada bir kırık yok. Şimdi 1971 San Fernando depremi de buna benzer; San Andreas Fayı'na belli bir uzaklıkta gömülü bir fay üzerinde meydana gelmişti. Bu gömülü fay, gizli fay çok tehlikeli bir deprem kaynağıdır. Bunların araştırılması için tabii ki jeolojik gözlemler yeterli değil. Bunun için San Andreas'ta, Amerika'da özel araştırma teknikleri var; jeofizik, sismoloji tabanlı gizli fay araştırmalarının yapılması gerekiyor.
Biliyorsunuz Maden Tetkik Arama'da Jeoloji Dairesi bu tür diri fayların araştırmasını yapıyor. Aslında göremediğimiz, yerin altındaki bu faylar — ki bunların sayısının görebildiklerimizin neredeyse yarısı kadar olduğu söyleniyor — ... Bu açıdan Jeofizik Fay Araştırma Dairesinin de kurulması gerekir ki bu gizli fayların araştırılması, sismolojinin o dizilimleri takip edilerek, orada yansıma jeofiziği uygulanarak bu fayların da görünür ve ulusal fay envanterine işlenmesi durumunda şehirlerimizi buna göre inşa edebiliriz, binaları da buna göre konumlandırabiliriz.
Depremden hemen sonra verilen değerler birer ön çözüm; zamanla, daha çok istasyonun verisi eklendikçe güncelleniyor. Türkiye'de resmî açıklamayı AFAD yapıyor ve AFAD'ın güncel çözümü ML 5,4 büyüklük ve 7,39 kilometre derinlik. Kandilli Rasathanesi ilk anda 5,8 büyüklük ve 5,4 kilometre verdi, ardından değeri 5,5 büyüklük ve 5,1 kilometre olarak revize etti; EMSC ise 5,1 büyüklük ve 10 kilometre bildirdi. Bu farkların arkasında kullanılan istasyon setleri, kabuk hız modelleri, farklı büyüklük türleri ve çözümün yapıldığı an var. Türkiye ve çevresi için çevrimiçi kataloglar karşılaştırıldığında ajanslar arasında konum ve büyüklükte sistematik farklar görülüyor[1]; farklı büyüklük türlerini birbirine çeviren ilişkilerin geliştirilmesinin nedeni de bu[2]. Derinlik, ön çözümlerde en zayıf belirlenen parametre; güvenilir bir derinlik için episantra yakın istasyonlar gerekiyor.
Derinliğin hissedilmeye etkisine gelince, şöyle düşünün: aynı büyüklükte bir deprem sığda olursa, enerji episantrın hemen üstündeki dar bir alanda yoğunlaşır ve orada çok daha şiddetli hissedilir; daha derinde olursa episantrdaki sarsıntı biraz azalır, buna karşılık benzer şiddet daha geniş bir alana yayılır. Orta ve Doğu ABD'deki depremlerle yapılan bir karşılaştırma bunu somut gösteriyor: sığ depremlerde yüksek şiddet ve hasar episantra yakın, yaklaşık 10 kilometrelik bir alanda yoğunlaşıyor; daha uzak mesafelerdeki şiddeti ise daha çok kaynağın kendi özellikleri ve bölgesel sönümlenme belirliyor[3]. Yani hissedilme alanını yalnızca derinlik değil, dalgaların yol boyunca ne kadar söndüğü de belirliyor.
- Çıvgın, B., & Scordilis, E. M. (2019). Investigating the consistency of online earthquake catalogs of Turkey and surroundings. Journal of Seismology, 23(6), 1255–1278. https://doi.org/10.1007/s10950-019-09863-w
- Kadirioğlu, F. T., & Kartal, R. F. (2016). The new empirical magnitude conversion relations using an improved earthquake catalogue for Turkey and its near vicinity (1900–2012). Turkish Journal of Earth Sciences, 25(4), 300–310. https://doi.org/10.3906/yer-1511-7
- Hough, S. E. (2015). Shaking intensity from injection-induced versus tectonic earthquakes in the central-eastern United States. The Leading Edge, 34(6), 690–697. https://doi.org/10.1190/tle34060690.1
📼 25 Eylül 2026 — Orijinal Konuşma Metni
Tabii bu değerler anlık veriliyor. Depremden sonra Türkiye'de depremin büyüklüğünü açıklamakla sorumlu tek yetkili kurum AFAD olduğu için vermek zorunda. AFAD'ın vermiş olduğu değer 5,4 büyüklük, derinlik 19 km. Ama diğer ulusal ajanslarla birlikte bunu değerlendirdiğimiz zaman orta bir yolu bulabiliyoruz. Şu anda önümdeki değere baktığım zaman, Avrupa Deprem Merkezi bu depremin derinliğini 7 km vermiş, ama AFAD 19 km vermiş.
Şimdi sormuş olduğunuz soru: 19 km, 7 km. 7 km olduğu zaman, depremin meydana gelmiş olduğu o lokal alanda, yani Urfa ve çevresinde deprem çok daha şiddetli hissedilir. Ama 19 km derinde meydana geldiği zaman Urfa ve çevresinde daha az hissedilir; ama civar şehirlerde ve civar ülkelerde de hissedilebilir. Yani depremin hissedilme mesafesi büyüyebilir. O açıdan deprem derinliğinin deprem kuvvetine etkisi derinliğe göre değişir.
Karaköprü depremi bir artçı değil, kendi başına bir ana şok. İlginç olan, bu büyüklükte bir deprem için kayıtlarda görünen artçı sayısının az olması. Kesin artçı sayısını birincil bir katalogdan teyit edemiyorum; ama şunu biliyoruz: artçı üretkenliği depremden depreme ciddi biçimde değişiyor ve kayıtlarda "az" görünen sayı, aslında izleme ağının yakalayabildiği en küçük depreme bağlı. Katalog tamlık büyüklüğü mekândan mekâna değişiyor; karada bile 50 kilometreden kısa mesafelerde bir büyüklük birimi kadar farklılaşabiliyor[1]. Yani iki ihtimal var: ya bu deprem gerçekten az artçı üretiyor, ya da artçıların önemli bir kısmı eşiğin altında kalıyor.
İşte bu noktada yapay zekâ ve gelişmiş sinyal işleme devreye giriyor. Güney Kaliforniya'da bölgesel ağın tüm dalga arşivi şablon eşleştirmeyle yeniden tarandığında katalog 1,81 milyon depreme, yaklaşık on katına çıktı[2]. Derin öğrenmeye dayalı bir model, Japonya'daki 2000 Tottori dizisinde istasyonların üçte birinden azını kullanarak iki kat fazla deprem buldu[3]. Daha küçük bir örnek de gizli fay tartışmasına doğrudan bağlanıyor: 2024'te New Jersey'deki Mw 4,8'lik depremin ardından makine öğrenmesi destekli yöntemlerle 74 günde yaklaşık 2.000 artçı bulundu ve bunlar tek bir fay düzlemini ortaya koydu[4]. Daha çok deprem görmek, spekülasyonu azaltıyor ve gömülü fayların geometrisini hızla ortaya çıkarıyor.
Bir çekince eklemek isterim: on kat artış şablon eşleştirmeye dayalı ve yoğun istasyonlu bir ağda elde edildi; her bölgede aynı oran beklenmemeli. Türkiye için de bu modellerin bölgeye özgü doğrulanması şart; Marmara'da önceden eğitilmiş yedi derin öğrenme faz okuyucusunun karşılaştırıldığı bir çalışma, bu doğrulamanın tektonik olarak karmaşık bölgelerde vazgeçilmez olduğunu gösterdi[5]. Önerim, AFAD'ın rutin katalog üretimine, analist kontrolünü koruyan yapay zekâ destekli hızlı bir işleme katmanının eklenmesi.
- Wiemer, S., & Wyss, M. (2000). Minimum magnitude of completeness in earthquake catalogs: Examples from Alaska, the western United States, and Japan. Bulletin of the Seismological Society of America, 90(4), 859–869. https://doi.org/10.1785/0119990114
- Ross, Z. E., Trugman, D. T., Hauksson, E., & Shearer, P. M. (2019). Searching for hidden earthquakes in Southern California. Science, 364(6442), 767–771. https://doi.org/10.1126/science.aaw6888
- Mousavi, S. M., Ellsworth, W. L., Zhu, W., Chuang, L. Y., & Beroza, G. C. (2020). Earthquake transformer—an attentive deep-learning model for simultaneous earthquake detection and phase picking. Nature Communications, 11(1), 3952. https://doi.org/10.1038/s41467-020-17591-w
- Beaucé, E., Waldhauser, F., Schaff, D., Kim, W.-Y., & Kolawole, F. (2025). The 5 April 2024 Mw 4.8 Tewksbury, New Jersey aftershock sequence resolved with machine-learning-enhanced detection methods. Geophysical Research Letters, 52(12), e2024GL113598. https://doi.org/10.1029/2024GL113598
- Tezel, T., Erden, C., Küçükkara, M. Y., Arıkan, H., Yanik, K., & Utkucu, M. (2026). Operational evaluation of pretrained deep learning phase pickers in the Marmara Region. Journal of Seismology, 30, 87. https://doi.org/10.1007/s10950-026-10445-w
📼 25 Eylül 2026 — Orijinal Konuşma Metni
Evet, bu deprem artçı değil. Gerçekten bu depremin fazla artçısı da yok. Ben de dünden beri farklı deprem ajanslarına göre bakıyorum. İlginç; yani bu deprem aslında Amerika'da meydana gelse yer yerinden oynar, günlerce, haftalarca konuşurlar. Ama bu depremin artçısı gerçekten fazla değil. Beklendiği gibi mi, bilemiyorum; ya da çok artçı var, ama ulusal veri izleme sistemi bu kadar çok sayıda artçıyı işlemek için yeterli değil.
Bu nedenle de yapay zekâ destekli, depremlerin hızlı bir şekilde işlenmesi mesela Amerika'da, diğer ülkelerde gündeme geldi. Mesela insanın işlemiş olduğu deprem haritasıyla yapay zekânın işlemiş olduğu deprem haritasını yan yana koyduğunuz zaman neredeyse bire on bir fark var; yani on misli daha çok deprem görüyorsunuz. Tabii ki daha çok deprem görmeniz oradaki spekülasyonu da önlüyor; orada gizli, gömülü kalmış fayların önceden hızlı tespit edilmesini de sağlıyor. Bu açıdan insan kaynaklı deprem dış merkezi belirleme sisteminin bir an önce yapay zekâ destekli hızlı belirleme sistemine geçmesi gerekir. Çünkü bunu farklı şekilde açıklamanın bir imkânı yok: deprem var, ama artçı şokları yok. Şu anda herhalde çalışanlar o depremleri manuel olarak nasıl işleyeceklerini şaşırmış durumdalar.
Sıkılaşmış kireçtaşı ile alüvyon, deprem açısından birbirinden çok farklı iki ortam. Jeofizikçi olarak benim ilk sorum hep aynı: üstteki 30 metrede kayma dalgası ne hızla ilerliyor? 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği zeminleri tam da bu hıza, yani Vs30'a göre ZA'dan ZF'ye sınıflıyor; sağlam kaya en üstte, yumuşak ve özel inceleme gerektiren zeminler en altta. Sıkı kireçtaşı genelde yüksek hızlı, alüvyon ise düşük hızlı bir ortam ve büyütme potansiyeli de ona göre artıyor. Ama bir mahalleye sınıf vermek için jeolojik tanım yetmez; ölçüm gerekir. Türkiye için jeoloji ve topoğrafyadan Vs30 tahmin eden, 432 AFAD istasyonundaki ölçümlere dayalı bir harita geliştirildi[1]; bu, bölgesel ölçekte değerli bir ön bilgi, ama parsel ölçeğinde ölçümün yerini tutmuyor.
Zemin kimlik kartı önerisinin özü de bu: her binanın ölçülmüş Vs30 değeri, zemin sınıfı ve temel bilgisi tek bir kayıtta dursun. Bunun neden önemli olduğunu 6 Şubat 2023 depremleri bir nevi doğal deney gibi gösterdi. Gaziantep'te birebir aynı projeyle yapılmış altı bloktan dördü yıkıldı; incelenen yıkık blok ZD sınıfı yumuşak zemin üzerindeydi (Vs30 ≈ 311 m/s), ayakta kalan blok ise daha sıkı ZC zeminde (Vs30 ≈ 471 m/s). Çalışma, bu binaların periyodunda zemin büyütmesinin belirgin olmadığını, farkı temel esnekliğinin yarattığını ve yumuşak zemindeki binalarda kat ötelemesinin yüzde 30–50 daha yüksek çıktığını ortaya koydu[2]. Yani aynı bina, farklı zemin, farklı kader.
Kimlik kartı hazır olduğunda deprem sonrası hasar incelemesi de hızlanıyor: zemin iyi ama bina hasarlıysa tasarım ya da uygulama sorgulanır; zemin zayıf ama bina sağlamsa zemin seçimi ve temel çözümü doğru yapılmış demektir. Zemin, yapı, malzeme ve insan etkisi birbirinden hızla ayrıştırılabilir. Bu konuyu zemin sınıflaması ve Vs30 ile deprem güvenliğinin zeminle başlaması üzerine hazırlanan sayfalar daha ayrıntılı ele alıyor.
- Şahin, G., Okalp, K., Kockar, M., Yilmaz, M., Jalehforouzan, A., Temiz, F., Askan, A., Akgun, H., & Erberik, M. A. (2024). Development of a GIS-based predicted-VS30 map of Türkiye using geological and topographical parameters: Case study for the region affected by the 6 February 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Seismological Research Letters, 95. https://doi.org/10.1785/0220230321 (sayı ve sayfa bilgisi doğrulanamadı)
- Tan, M., Atmaca, N., & Atmaca, K. (2026). Influence of subsurface conditions on the seismic behavior of structurally identical buildings: A case study from the 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Engineering Failure Analysis, 188, 110629. https://doi.org/10.1016/j.engfailanal.2026.110629
📼 25 Eylül 2026 — Orijinal Konuşma Metni
Şimdi tabii ki burada, özellikle 2018 yılında Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği içine jeofizik de girdi. Şöyle girdi: jeofizik kayma dalgasına göre zeminlerin sınıflandırılması, zeminlerin etiketlendirilmesi. Bunlar A, B, C, D, E diye gidiyor. Bir defa bu zemin kimlik kartının oluşturulması gerekir ki her binanın bir zemin kimlik kartı ya da binanın kimlik kartı olması lazım.
Burada bina hasarıyla zemin sınıfı arasında bir korelasyon olabilir mi? Yani zemin çok iyi ama bina kötüyse, demek ki bina tasarımında bir sorun olduğunu söyleyebiliriz. Zemin kötü, bina iyi ise zemin seçiminde bir yanlış olduğunu söyleyebiliriz. Zemin kimlik kartı ya da binaların deprem kimlik kartı çıkartılırsa, aslında çok hızlı bir şekilde deprem sonrası binaların hasar durumunda insan etkisi, zemin etkisi, yapı etkisi, malzeme etkisi gibi sorunlar çok hızlı denetimden geçebilir. Tabii denetimin hızlı olduğu, güvenli olduğu ortamlarda da daha güvenli binalar, şehirler yapılabilir diye düşünüyorum.
Bölgenin büyük çerçevesi şöyle: kuzeybatıda sol yanal Doğu Anadolu Fay Zonu, kuzeyde Bitlis-Zagros bindirme kuşağı, güneybatıda ise sağ yanal Bozova Fayı var. Bozova'nın doğusunda, ona paralel kuzeybatı–güneydoğu doğrultusunda uzanan Kalecik Fayı tanımlanmış; iki fay arasındaki 25–30 kilometre genişliğindeki kuşak aletsel dönemde de deprem üretiyor ve fay düzlemi çözümleri bölgenin kuzey–güney sıkışma altında olduğunu gösteriyor[1]. Karaköprü depremi Doğu Anadolu Fayı'nın ana kolu üzerinde değil; MTA haritasında en yakın segment yaklaşık 23 kilometre uzaktaki Bozova Fayı. Ama bu uzaklık, depremi hangi fayın ürettiğini söylemiyor; kaynak fayı, fay düzlemi çözümleri ve hassas konumlandırılmış artçılar belirleyecek.
AFAD sismologlarının 2019'da yayımladığı çalışma burada önemli bir ipucu veriyor: havzadaki 2008 ve 2017 dizileri bilinen hiçbir faya bağlanamadı ve iki paralel doğrultu atımlı fay arasında, sıkışmayla gelişmiş, 5–10 kilometre uzunluğunda gömülü eşlenik fayların bu depremleri ürettiği öne sürüldü; çalışma iki deprem dizilimi arasındaki bir boşluğa da dikkat çekti[1]. Karaköprü depreminin bu önerilen yapılarla ilişkisi, depremin hassas konumu ve artçı dağılımı çalışılmadan söylenemez. Adı konmamış bu fay sisteminin ortaya çıkarılması için MTA–AFAD iş birliğiyle üç boyutlu yansıma sismiği ve bölgeye kurulacak yoğun, geçici bir istasyon ağı en doğru yol; bölgede Bozova ve Halfeti faylarının kör bindirmelerle ilişkisini inceleyen saha çalışmaları[2] bunun için iyi bir başlangıç noktası.
Bölgenin 2023'ten sonra daha aktif görünmesine gelince, aslında bu artışın önemli bir kısmı ölçümden kaynaklanıyor olabilir. İstasyon sayısı arttıkça ağ daha küçük depremleri de yakalıyor ve kayıtlı deprem sayısı artıyor. Bu yüzden deprem etkinliğini karşılaştırmadan önce her dönem için katalog tamlık büyüklüğünü ayrı ayrı hesaplamak ve yalnızca bu eşiğin üzerindeki depremleri kıyaslamak gerekiyor[3]. Ancak bundan sonra "bölge gerçekten hareketlendi mi?" sorusuna sağlıklı bir cevap verilebilir.
- Kartal, R. F., & Kadirioğlu, F. T. (2019). Impact of regional tectonic and water stress on the seismicity in Ataturk Dam Basin: Southeast of Turkey. Journal of Seismology, 23(4), 699–714. https://doi.org/10.1007/s10950-019-09830-5
- Şahbaz, N., & Seyitoğlu, G. (2018). The neotectonics of NE Gaziantep: The Bozova and Halfeti strike-slip faults and their relationships with blind thrusts, Turkey. Bulletin of the Mineral Research and Exploration, 156, 17–40. https://doi.org/10.19111/bulletinofmre.401216
- Wiemer, S., & Wyss, M. (2000). Minimum magnitude of completeness in earthquake catalogs: Examples from Alaska, the western United States, and Japan. Bulletin of the Seismological Society of America, 90(4), 859–869. https://doi.org/10.1785/0119990114
📼 25 Eylül 2026 — Orijinal Konuşma Metni
Evet. Bu bölgeyi dünden beri araştırıyorum. Burada bir Bozova Fayı var; fakat tabii ki Bozova Fayı ile ilişkili değil. Literatürde 2019'da Kalecik Fayı olduğu söyleniyor, ki bu depremin biraz daha kuzeyinde bir fay. Özellikle 2019 yılında AFAD'ın yapmış olduğu çalışmada burada gizli, gömülü bir fay olduğu tespit edilmiş. Çünkü burada depremler özellikle bu büyüklükte farklı zamanlarda meydana geliyor. O açıdan buradaki fay, tabii ki tespit edilemediği için ismi de konmamış. Şu an ismi konmamış bir fay sisteminde bu deprem meydana gelmiş durumda.
Acilen bu fayın, bu gömülü fayın, artık bu gizli fayın üzerindeki bu gizemin kaldırılması için jeofizik mühendislerinin orada çalışması gerekiyor. MTA'da çok iyi jeofizik mühendisleri var; üç boyutlu yansıma sismiği yapıyorlar. Acilen MTA–AFAD iş birliğiyle buradaki gömülü fay sisteminin ortaya çıkartılması gerekir diye düşünüyorum.
Tabii ki ikincil bir etkisi var; ama 2023 yılından sonraki deprem aktivitesine baktığımız zaman, bu bölgede, özellikle dün meydana gelen depremin olmuş olduğu bölgede deprem aktivitesinin arttığını görüyoruz. Bu artış insan kaynaklı bir artış; çünkü 2023'ten sonra istasyon sayısının artmasına bağlı olarak kaydedilen deprem sayısı arttığı için burası daha aktif gözüküyor.
🔬 Bu Sayfa Neyi İddia Etmiyor?
Bu sayfa bir deprem tahmin aracı değildir; Karaköprü depreminin daha büyük bir depremin öncüsü olduğunu ya da olmadığını söylemez. Episantr–fay mesafeleri, ön çözüm konumuna ve harita verisine dayalı yaklaşık değerlerdir; depremi üreten fayın hangisi olduğunu belirlemez ve Bozova ya da Kalecik fayını depremin kaynağı olarak göstermez. Gömülü fay tartışması, literatürde önerilmiş bir modelin ve bir araştırma sorusunun özetidir, bulunmuş bir fayın ilanı değildir. Yapay zekâ destekli izlemeye dair oranlar belirli ağlarda elde edilmiş örnek değerlerdir, her bölgede aynen beklenmemelidir.
✅ Okuduktan Sonra Kendinize Sorun
- "Haritada fay yok" ifadesini "burada deprem olmaz" diye mi okuyorum?
- Bir deprem için gördüğüm farklı büyüklük ve derinlik değerlerinin, farklı kurumların ön çözümleri olduğunu biliyor muyum?
- "Büyüklük" ile "şiddet" arasındaki farkı bir yakınıma anlatabilir miyim?
- Oturduğum binanın zemin sınıfını ve Vs30 değerini biliyor muyum; bunu nereden öğrenebilirim?
- Bu depremi hissettiysem, deneyimimi AFAD ya da EMSC'nin hissedilme formuna bildirdim mi?
🌍 Özet: Görünmeyen Fay, Ölçülmeyen Zemin
25 Eylül 2026'da TRT Radyo Haber'de yayınlanan bu röportaj, Karaköprü depreminin bir haritada çizgisi olmayan bir noktada meydana gelmesinden yola çıkarak üç şeyi birlikte okumayı öneriyor: diri fay envanterini, deprem kataloglarını ve binaların altındaki zemini. Gömülü faylar ancak sismolojik izleme ve yansıma sismiğiyle görünür oluyor; katalogların ne kadar deprem gördüğü ağın ölçüm eşiğine bağlı; ve aynı binanın kaderini çoğu zaman zemini belirliyor.
⚡ Acil Eylemler
- Depremi hissettiyseniz AFAD ya da EMSC hissedilme formunu doldurun
- Oturduğunuz binanın zemin sınıfını ve Vs30 değerini zemin etüdü raporundan öğrenin
- Farklı kurumların büyüklük ve derinlik değerlerini ön çözüm olarak okuyun; resmî açıklama AFAD'ındır
🌍 Uzun Vadeli Hedefler
- Gömülü fayların MTA–AFAD iş birliğiyle sismolojik izleme ve yansıma sismiğiyle diri fay envanterine işlenmesi
- Analist kontrolünü koruyan yapay zekâ destekli hızlı katalog işleme
- Her bina için ölçülmüş Vs30 ve zemin sınıfını içeren bir zemin kimlik kartı
- Deprem etkinliğinin homojen katalog tamlık eşiğiyle karşılaştırılması
Görünmeyeni Görünür Kılmak: Jeofiziğin ve Sismolojinin İşi
Karaköprü depremi, diri fay haritasının, deprem kataloglarının ve zemin bilgisinin birlikte okunması gerektiğini bir kez daha gösterdi. Ortak payda aynı: gözün görmediğini ölçümle görünür kılmak ve kararları genellemeyle değil, kaynak kontrolüyle vermek.
- Beaucé, E., Waldhauser, F., Schaff, D., Kim, W.-Y., & Kolawole, F. (2025). The 5 April 2024 Mw 4.8 Tewksbury, New Jersey aftershock sequence resolved with machine-learning-enhanced detection methods. Geophysical Research Letters, 52(12), e2024GL113598. https://doi.org/10.1029/2024GL113598
- Çıvgın, B., & Scordilis, E. M. (2019). Investigating the consistency of online earthquake catalogs of Turkey and surroundings. Journal of Seismology, 23(6), 1255–1278. https://doi.org/10.1007/s10950-019-09863-w
- Elmacı, H., Kürçer, A., Özalp, S., Altuntaş, G., Avcı, H. O., Aydoğan, H., Yüce, A. A., Öztürker, A. R., Karayazı, O., Bayrak, A., Özdemir, E., Çal, Ç., Güven, C., & Yalvaç, O. (2026). Türkiye Diri Fay Haritası (Özel Yayın Serisi-60). Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü.
- Hauksson, E., Jones, L. M., & Hutton, K. (1995). The 1994 Northridge earthquake sequence in California: Seismological and tectonic aspects. Journal of Geophysical Research: Solid Earth, 100(B7), 12335–12355. https://doi.org/10.1029/95JB00865
- Hough, S. E. (2015). Shaking intensity from injection-induced versus tectonic earthquakes in the central-eastern United States. The Leading Edge, 34(6), 690–697. https://doi.org/10.1190/tle34060690.1
- Kadirioğlu, F. T., & Kartal, R. F. (2016). The new empirical magnitude conversion relations using an improved earthquake catalogue for Turkey and its near vicinity (1900–2012). Turkish Journal of Earth Sciences, 25(4), 300–310. https://doi.org/10.3906/yer-1511-7
- Kartal, R. F., & Kadirioğlu, F. T. (2019). Impact of regional tectonic and water stress on the seismicity in Ataturk Dam Basin: Southeast of Turkey. Journal of Seismology, 23(4), 699–714. https://doi.org/10.1007/s10950-019-09830-5
- Mousavi, S. M., Ellsworth, W. L., Zhu, W., Chuang, L. Y., & Beroza, G. C. (2020). Earthquake transformer—an attentive deep-learning model for simultaneous earthquake detection and phase picking. Nature Communications, 11(1), 3952. https://doi.org/10.1038/s41467-020-17591-w
- Ross, Z. E., Trugman, D. T., Hauksson, E., & Shearer, P. M. (2019). Searching for hidden earthquakes in Southern California. Science, 364(6442), 767–771. https://doi.org/10.1126/science.aaw6888
- Şahbaz, N., & Seyitoğlu, G. (2018). The neotectonics of NE Gaziantep: The Bozova and Halfeti strike-slip faults and their relationships with blind thrusts, Turkey. Bulletin of the Mineral Research and Exploration, 156, 17–40. https://doi.org/10.19111/bulletinofmre.401216
- Şahin, G., Okalp, K., Kockar, M., Yilmaz, M., Jalehforouzan, A., Temiz, F., Askan, A., Akgun, H., & Erberik, M. A. (2024). Development of a GIS-based predicted-VS30 map of Türkiye using geological and topographical parameters: Case study for the region affected by the 6 February 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Seismological Research Letters, 95. https://doi.org/10.1785/0220230321
- Tan, M., Atmaca, N., & Atmaca, K. (2026). Influence of subsurface conditions on the seismic behavior of structurally identical buildings: A case study from the 2023 Kahramanmaraş earthquakes. Engineering Failure Analysis, 188, 110629. https://doi.org/10.1016/j.engfailanal.2026.110629
- Tezel, T., Erden, C., Küçükkara, M. Y., Arıkan, H., Yanik, K., & Utkucu, M. (2026). Operational evaluation of pretrained deep learning phase pickers in the Marmara Region. Journal of Seismology, 30, 87. https://doi.org/10.1007/s10950-026-10445-w
- Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği. (2018). Resmî Gazete (Sayı: 30364 Mükerrer, 18 Mart 2018). https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/03/20180318M1-2.htm
- Wiemer, S., & Wyss, M. (2000). Minimum magnitude of completeness in earthquake catalogs: Examples from Alaska, the western United States, and Japan. Bulletin of the Seismological Society of America, 90(4), 859–869. https://doi.org/10.1785/0119990114


Comments
Post a Comment