🌍 Sismoloji ve Levha Tektoniği — Ders 2: Yerkürenin İç Yapısı ve "Basınç Sıcaklığı Yener"

Ders Notu · EduPanel
Sismoloji ve Levha Tektoniği — Ders 2
Yerkürenin İç Yapısı · Ders 2 · 1 Ekim 2026
🌐 Language
📍 Ders 2 · 1 Ekim 2026

Yerkürenin İç Yapısı ve Basınç Sıcaklığı Yener

40 jeofizik kitabından süper zekâya hazırlatılan slaytlarla yerin merkezine bir yolculuk — ve slaytlardaki hataları yakalamanın dersi.

🪨 Litoloji ve Reoloji 📈 Sismik Hızlar ⚖️ Adams–Williamson 🔥 İç Çekirdek 🤖 Süper Zekâ
2026-10-01 – Sismoloji ve Levha Tektoniği – Ders 2: Yerkürenin İç Yapısı
Bu Dersin Sorusu

Yerin içini hiç görmeden, yalnızca dalgaların hızından ve Dünya'nın kütlesinden yola çıkarak merkezin 364 gigapaskal basınç altında katı bir demir küre olduğunu nasıl söyleyebiliyoruz?

🎬 Sismoloji ve Levha Tektoniği — Ders 2 · Ders kaydı · 1 Ekim 2026 · Nurlan Namazlı'nın katılımıyla
📅 1 Ekim 2026 ⏱️ ~6 dk okuma ✍️ Ders Notu 📡 JeoTurizm EduPanel

Yazının Özü

Sismoloji ve Levha Tektoniği dersinin ikinci haftasında yerkürenin iç yapısını, NotebookLM'e 40 jeofizik kitabından hazırlatılan slaytlar üzerinden tartıştık: litoloji ve reoloji, sismik hızlar, Adams–Williamson denklemi, 1 bardan 364 gigapaskala basınç ve iç çekirdeğin neden katı kaldığı.

Slaytlardaki iki fiziksel hata derste yakalandı; derste söylenmeyen güncel bilgiler ise ayrı kutularda, kaynağıyla verildi.

Sayfada derse ek olarak üç Scientific Perspective kutusu (Mars depremleri, iç çekirdeğin dönüşü, PREM), bir Evidence Check (iç çekirdeğin sıcaklığı, Anzellini vd., 2013), Terimler Sözlüğü, doğrulanmış kaynakça ve dersin zaman damgalı tam metni bulunuyor.

📍 Kullanım: Sismoloji ve Levha Tektoniği dersi öğrencileri ve yerkürenin iç yapısını merak eden okurlar için ders eşlik metni.

📚 Sismoloji ve Levha Tektoniği · Ders 2 — Haftalık ders arşivinin parçası. Önceki ders: Ders 1 — Kuramdan Canlı Deprem Analizine · Tüm program: Ders ve Sunum Arşivi
6371 km
Yerkürenin yarıçapı
Derste: 28:44
≈2890 km
Çekirdek-manto sınırı
Dziewonski ve Anderson, 1981
≈136 GPa
Manto tabanında basınç
≈1,3 milyon atmosfer · 47:47
≈364 GPa
Yerkürenin merkezinde basınç
Derste: 48:21

Bir başlığa tıklayınca yukarıdaki video o dakikadan oynamaya başlar.

🎙️ 00:00 · 1992'den NotebookLM'e: Sözlük, "fault" ve 40 kitap

▶ 00:00 Açılış ▶ 02:07 Teknik İngilizce ▶ 03:40 NotebookLM ▶ 04:52 Kaynakça

Sismoloji ve Levha Tektoniği önemli bir ders. Allah selamet versin, Ömer Alptekin Hoca bu dersi bize 1992'de vermişti; üzerinden 30 yıldan fazla geçmiş. O zaman Scholz'un The Mechanics of Earthquakes and Faulting kitabı vardı (Scholz, 2019; ilk baskısı 1990). Hocamız önce okuyor, sonra tercüme ediyordu. Odasında ders yaptık; yani bir metinle bir dönemi bitirdik gibi.

O zaman yapay zekâ yok. Elimizde sözlük var. Ama teknik kelimelerde Türkçe-İngilizce sözlüğe bakarsanız anlamı doğru vermiyor. Benim stratejim şuydu: Anlamadığım kelimelerin Türkçesini literatüre hâkim hocalardan öğreniyor, sonra kartlarla ezberliyordum.

Mesela "fault" kelimesi. Bir Kanadalıya "fault" deseniz "Ne diyorsun sen?" der; onun aklında "hata" var. Jeofizikte ise "fay" demek. Kanada'da yazdığım bazı makaleleri oradaki hocalara verdiğimde anlamıyorlardı; çünkü jeofizikte özel bir anlamı var.

Şimdi tabii yapay zekâ var ve NotebookLM bayağı kendini geliştirdi; 40 tane kaynak alabiliyor. Ben de 40 jeofizik kitabı yükledim ve "Birinci hafta işleyeceğimiz dersin konusu bu, sunum hazırla" dedim. Ücretsiz sürüm olduğu için sunum hazırlandı, sonra "Hakkınız bitti" dedi.

Sonra baktım: Ortada güzel güzel slaytlar var ama kaynak yok. O slaytlar nereden gelmiş? Aynı sabah seminer öğrencime ilk öğrettiğim şey de buydu: Kullandığınız kaynakların kaynakçasını vermeden bir şey yapma imkânı yok.

🤖 05:40 · Prompt, "süper zekâ" ve insan yetiştirmek

▶ 05:40 Prompt mühendisliği ▶ 08:27 İnsan yetiştirmek

NotebookLM harika sunum yapıyor. Ama yapay zekâyı kullanmak için bir prompt yazmanız gerekiyor; buna prompt mühendisliği deniyor, yapay zekâ operatörlüğü bölümleri açılmış. Bu deneyim olmadan kullandığınızda başınız sıkıntıya giriyor. Geçen hafta Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki toplantımızda yıllarca bölüm başkanlığı yapmış bir hocamız, ilk defa 15-20 soruşturma açıldığını anlattı.

Bir de isim meselesi var. "Yapay" kelimesi "çakma" anlamına da geliyor; size "yapay öğretim üyesi" deseler hoşunuza gitmez. O yüzden ben "süper zekâ" demeyi tercih ediyorum. Nasıl her bilgisayarın, her telefonun bir kullanma kılavuzu varsa, süper zekânın kılavuzu da prompt yazmaktan geçiyor.

Asıl kaygım şu: Artık bazı akademisyenler doktora, yüksek lisans öğrencisi almak istemiyor; "Nasıl olsa her şeyi yapay zekâya yaptırıyorum" diyor. O toplantıda dendiği gibi, geleceğin en büyük sorunlarından biri, görebildiğimiz kadarıyla kimsenin insan yetiştirmek istememesi.

Düşünme Bölgesi Öğrenmenin en iyi yolu öğretmektir; öğretmediğiniz sürece asıl öğrenemezsiniz. Bu derste slaytları bu yüzden iki sürüm hazırlattım: biri akademisyenler, diğeri sokaktaki vatandaş için. Aynı bilgi iki dilde anlatılınca, hangisinin neyi kaybettiği daha net görülüyor.
🪐 10:57 · Yerin merkezinden Güneş'e: Tanım, Ay ve Mars depremleri

▶ 10:57 Jeofiziğin tanımı ▶ 12:35 Ay ve Mars ▶ 13:41 Gözlem ve çıkarım

1985'te Jeofiziğe Giriş dersinde Hüseyin Soysal Hoca vardı, Allah rahmet etsin. Bir tanımı vardı, hiç unutmadım: Jeofizik, "yerin merkezinden Güneş'e ve daha ötelere her şeyin fiziğini araştıran bir bilim dalıdır." O zaman "Mars'ta jeofizik yapacağız" deseniz "Hadi oradan" derlerdi, değil mi?

Şu anda Mars'ta depremler izleniyor. Ay'daki depremler de 1960'lı yılların ilk astronotlarıyla birlikte izlenmeye başladı. Bir gezegene giderken ilk alınan aygıtlardan biri sismometre. Moonquakes, marsquakes; bunlar makalelerde çıkan yeni konular.

🔬 Scientific Perspective · Mars depremleri

NASA'nın InSight görevi, Mars'ta kaydedilen depremlerden üçü için ilk odak mekanizması çözümlerini üretmiştir. Analiz edilen üç olayın da ağırlıklı olarak normal faylanma ile, yani genişleme rejiminde oluştuğu bulunmuştur. Kaynak bölgeleri Cerberus Fossae graben sistemi ve Orcus Patera çöküntüsü olarak belirlenmiş; bölgedeki genişlemenin yaklaşık D–B ile KD–GB doğrultulu olduğu öne sürülmüştür. Bu, Dünya için geliştirilen odak mekanizması yöntemlerinin başka bir gezegene doğrudan uygulanabildiğini göstermektedir.

Reference: Brinkman, N., Stähler, S. C., Giardini, D., et al. (2021). First focal mechanisms of marsquakes. Journal of Geophysical Research: Planets, 126(4), e2020JE006546. https://doi.org/10.1029/2020JE006546

Bu şekil ne diyor? Gözlem ve çıkarım. Gözlem bizim verimiz, çıkarım da çıktımız; yani input-output. Deprem oluyor; AFAD ile Kandilli niye farklı veriyor? USGS ile Avrupa merkezi niye farklı veriyor? Modeller farklı. Sismoloji denklemleri pek fazla değişen denklemler değil; ama modeller ve onların kısıtları değişiyor, sonuçlar da değişiyor.

01

Gözlem (veri)

Yer içindeki hız ve yoğunluk değişimleri; yerin kütlesi ve eylemsizlik momenti.

02

Fizik (denklem)

Gözlenen değişimi açıklayan denklemler; sismolojide pek fazla değişmezler.

03

Model ve kısıtları

Aynı denklem farklı modelle çözülür; AFAD, Kandilli, USGS ve EMSC'nin farklı sonuç vermesinin nedeni budur.

04

Çıkarım (sonuç)

Dünya için kazanılan deneyim Ay, Mars ve diğer gezegenlere uygulanır.

🌍 16:42 · Kabuk, manto, çekirdek: Litoloji ve reoloji

▶ 16:42 Litoloji ve reoloji ▶ 21:19 Nurlan Namazlı'nın yorumu

Yönlendirici Soru

Bir kayacın "ne olduğu" ile "nasıl davrandığı" neden aynı sınıflamayı vermez?

Bu bölümün sonunda bu soruya kendi cevabınızı yeniden değerlendirin.

Yerküreyi iki şekilde sınıflandırıyoruz. Litoloji kayacın ne tür bir kayaç olduğunu, yani kimyasını söylüyor. Reoloji ise o kayacın jeolojik zaman ölçeğinde nasıl davrandığını söylüyor. Bu ayrımı yapmak, bu şekli hazırlamak gerçekten muhteşem bir şey.

🪨

Kabuk + Litosfer

Silikat kayaçlardan oluşan kabuk ve üst mantonun katı kısmı; levhalar bu katı dış kabuktur (lithos, taş).

🫠

Astenosfer

Sıvı değil, sünek; su gibi akmaz. Su gibi aksaydı levhalar rüzgârdaki bir gemi gibi hızla sürüklenirdi (asthenos, zayıf).

🔥

Manto

Konveksiyon akımları var. Ocaktaki tencere gibi: Aşağıdan ısıtmazsanız su dönmez; enerji çekirdekten geliyor.

⚙️

Dış ve iç çekirdek

Dış çekirdek sıvı, iç çekirdek katı. Bu iki durum aynı sistemin içinde yan yana duruyor.

İç çekirdeğin Dünya'nın geri kalanından farklı bir hızla dönmesi, 2004'te bu dersi verdiğimde yeni tartışılan bir bulguydu.

🔬 Scientific Perspective · İç çekirdeğin dönüşü

Sismik dalgaların iç çekirdekten geçiş sürelerinde onlarca yıl içinde gözlenen sistematik değişimler, iç çekirdeğin manto ve kabuğa göre farklı bir hızla döndüğü biçiminde yorumlanmıştır. İlk çalışma bu farkı yılda yaklaşık 1° mertebesinde vermiştir. Sonraki çalışmalarda dönüş hızının büyüklüğü ve sürekliliği tartışılmaya devam etmiştir.

Reference: Song, X., & Richards, P. G. (1996). Seismological evidence for differential rotation of the Earth's inner core. Nature, 382(6588), 221–224. https://doi.org/10.1038/382221a0
"Hocam, slaytta söylediğiniz gibi bu bilimin 'jeofizik' olarak adlandırılması artık değiştirilmeli. Ay'ın, Mars'ın fiziğinin öğrenilmesi de jeofiziğe giriyor; 'gezegenlerin fiziği' diyebiliriz. S dalgalarının sıvılardan geçmemesi gibi bulgular da dış çekirdek ve astenosfer hakkında önemli bilgiler edinmemizi sağladı." — Nurlan Namazlı, derste · ▶ 21:27

Evet, gerçekten öyle. Bu iki slayt Stein ve Wysession'ın kitabından derlenmiş (Stein ve Wysession, 2003). Yapay zekâ 40 kitabı araştırıp bu iki şekli görsel kalitesini yükselterek sunuyor; gerçekten süper bir iş yapıyor.

📈 24:10 · Elastik modüller, sismik hızlar ve grafikteki hata

▶ 24:10 Elastik modüller ▶ 27:35 Grafikteki hata

Jeofizikçiler hız değişimine bakıyor; hız da zaten yoğunluktan bağımsız değil. Temel parametrelerimiz elastik modüller ve sismik hızlar:

VP = √[(K + 4/3 μ) / ρ]      VS = √(μ / ρ)

Burada püf noktası güzel: Hız ve yoğunluk ters orantılı görünse de derinlik arttıkça K ve μ modülleri yoğunluktan daha hızlı arttığı için P ve S hızları genel olarak artıyor. Bunları kimsenin ezbere bilmesi gerekmiyor, ama S dalgasına bakın: Kayma modülü ve yoğunluk var, K yok.

S dalgası en önemli dalgaların başında niye geliyor? Çünkü sıvı-katı ayrımını ancak onunla yapabiliyoruz. Sıvıda kayma modülü sıfır, dolayısıyla S hızı da sıfır. S hızı sıfırsa demek ki katı ortamdan çıkmışız.

K, yani hacim modülü, sıkışmazlık direnci. Alberta Üniversitesi'nde kaya mekaniği laboratuvarında çalıştım. Filistinli bir doktora sonrası araştırmacı arkadaşımız kumu aldı, üstüne basınç uyguladı, sıkışmazlık direnci değişti. Yani malzeme aynı kalsa bile sıkışmazlık direnci değişebiliyor.

Yapay zekânın hız-derinlik grafiğine bakalım. Normalde P dalgasının hızının S dalgasından büyük olması gerekiyor; ama bu grafikte S hızı P'den büyük çizilmiş. Bir yanlışlık var, değil mi? Kaynaklarda bir sorun yok, ama kaynakları görselleştirirken sorun var. Yapay zekâ kullanan insan konuyu bilmediği zaman bu yanlışlığı yakalayamaz.

Slayt Yapay zekânın çizdiği Olması gereken
Hız profiliS hızı P hızından büyükP hızı her derinlikte S hızından büyük (VP > VS)
Dış çekirdekS dalgası dış çekirdekte de varÇekirdek-manto sınırında (≈2890 km) S hızı sıfıra düşer; dış çekirdek sıvıdır
📝 Derste geçmeyen, sonradan eklenen not: Kabuk-manto sınırı Mohorovičić süreksizliğidir (Moho) ve kabuğun tabanındadır. Dersin bu dakikalarında geçen 660 km ise üst ve alt mantoyu ayıran geçiş zonunun sınırıdır; çekirdek-manto sınırı yaklaşık 2890 km derinliktedir (Dziewonski ve Anderson, 1981).
⚖️ 31:47 · Yoğunluk: Adams–Williamson, aynı malzeme farklı basınç

▶ 31:47 Adams–Williamson ▶ 34:12 Aynı malzeme ▶ 36:39 Yoğunluk profili ▶ 39:49 Nurlan Namazlı

Yönlendirici Soru

Yoğunluk derinlikle hem sürekli artıyor hem de bazı sınırlarda sıçrıyorsa, bu iki davranışın nedeni aynı olabilir mi?

Bu bölümün sonunda bu soruya kendi cevabınızı yeniden değerlendirin.

Yoğunlukla ilgili de denklemler var; Bullen sismolojinin önemli isimlerinden biri (Bullen ve Bolt, 1985). Burada sismik parametre Φ tanımlanmış: Hacim modülünün yoğunluğa oranı. Bu parametre P ve S hızlarından hesaplanıyor ve yoğunluğun yarıçapla nasıl değiştiğini veren denkleme giriyor. Bu denkleme yazanların adıyla Adams–Williamson denklemi deniyor (Williamson ve Adams, 1923):

dρ/dr = − G M(r) ρ(r) / [ r² Φ(r) ]      Φ = K/ρ = VP² − 4/3 VS²

G evrensel çekim sabiti, M(r) o yarıçapın içindeki kütle, ρ yoğunluk. Bunun anlamı: Yer içindeki yoğunluk sabit değil, mesafeyle değişiyor.

Vatandaş için yapılan açıklama çok güzel: Aynı malzeme, farklı basınçlar altında farklı özellikler gösteriyor. Kömürle elmas aynı malzeme, ama kristal yapıları farklı. Laboratuvardaki arkadaşımız kumu doldurdu, tek eksenli basınç deneyinde üstüne 100 megapaskal uyguladı. Malzeme aynı mı? Aynı. Neyi değişti? Yoğunluğu. Basıncın değişimini de P dalgasıyla ölçebiliyoruz; adı üstünde, compressional, basınç dalgası.

Yoğunluk profiline bakalım. Mantoda derinlikle artıyor. Çekirdek-manto sınırına gelince birden ani bir sıçrama yapıyor, yaklaşık 6'dan 10 g/cm³'e çıkıyor. Dış çekirdek ile iç çekirdek arasında bir sıçrama daha var. Sürekli artış basınçla sıkışmaya, ani sıçramalar ise kimyasal ve faz değişimlerine bağlı. Bu arada grafiklere artık şüpheyle bakar olduk: Gerçekten doğru mu, değil mi?

"Hocam, grafikte kabukta yoğunluğun 2,7 ile 3 g/cm³ arasında değiştiğini görüyoruz. Manto ile dış çekirdek arasındaki sıçrama muhtemelen kimyasal değişimlerle, dış ve iç çekirdek arasındaki sıçrama da hem basınç hem faz değişimiyle ilgili. Ama vatandaş için hazırlanan şekilde kimyasal ve faz değişimlerini pek göremedim; şekil daha çok basıncı, derinlikle gözeneklerin kapanmasını göstermeye çalışıyor gibi." — Nurlan Namazlı, derste · ▶ 40:00
🧭 42:07 · Basınç: PREM, hidrostatik denge, 1 bardan 364 GPa'ya

▶ 42:07 PREM ▶ 43:01 Hidrostatik denge ▶ 45:10 Üç eksenli deneyler ▶ 47:10 364 GPa ▶ 50:59 Nurlan Namazlı

Şekiller düşündürüyor. Referans model olarak PREM kullanılıyor (Dziewonski ve Anderson, 1981). Stein ve Wysession'ın kitabı, 2004'te giriş dersini verdiğimde çok yeni bir kitaptı. Yazarıyla yazışmıştım, bana kitabın slaytlarını göndermişti; ikinci baskısı çıkmadı.

🔬 Scientific Perspective · PREM

PREM (Preliminary Reference Earth Model), Dünya'nın derinliğe bağlı ortalama özelliklerini tek bir tabloda toplayan referans modeldir: elastik özellikler, soğurma (attenuation), yoğunluk, basınç ve gravite. Model frekansa bağlıdır; anelastik dispersiyonu ve üst mantodaki anizotropiyi hesaba katar. Yayımlandığı 1981'den bu yana küresel sismik tomografi ve ilgili jeofizik modellerin temel başlangıç modeli olarak kullanılmaktadır.

Reference: Dziewonski, A. M., & Anderson, D. L. (1981). Preliminary reference Earth model. Physics of the Earth and Planetary Interiors, 25(4), 297–356. https://doi.org/10.1016/0031-9201(81)90046-7

Basınç profili ve hidrostatik denge, jeofiziğin asıl "fizik" kısmı buradan geliyor. Basınç integralinde yerçekimi ve yoğunluk var, başında da bir eksi işareti:

dP/dr = − ρ(r) g(r)      P(r) = ∫rR ρ(r′) g(r′) dr′

Önce okumakta fayda var: "Basınç eğrisi pürüzsüzdür. Yoğunluktaki ani sıçramalar, integrali alındığında basınç fonksiyonunda sadece eğim değişikliği yaratır." Yani az önceki sıçramalar burada kopukluk yaratmıyor. Kendi akademik çalışmamda kullandığım şeyler değil bunlar, ama bilmemiz gereken şeyler.

Benim çalıştığım kaya mekaniği grubu üç eksenli basınç deneyleri yapıyordu; confining pressure, çevre basıncı dediğimiz şey. Bir kayacı basınç altında kırıyor, depremi meydana getiren kırılmayı simüle ediyorlardı. Kırılma öncesindeki mikro çatlak sayısındaki artışı ve ana kırılmadan sonraki artışı bir deprem gibi kaydediyorlardı.

Dünyanın merkezindeki basınç laboratuvarda, mikroskobik elmas örsler arasında simüle edilebiliyor. Malzeme aynı kalabilir, ama basınç onun kristal yapısını değiştirebilir. Alttaki uyarı da önemli; herhalde benim dediğimi duymuş olmalı: "Sismik dalgalar bize basıncı doğrudan söyleyemez; basınç yoğunluk integralinden hesaplanır."

"Litostatik basınç gradyanı ve basınç integrali jeofiziğin temel denklemleri. Eksi işareti şuradan geliyor: Yerçekimi aşağı yönlü; yukarıyı pozitif alırsak yukarı çıktıkça basınç azalıyor, aşağı indikçe artıyor. İntegralden de derinliğe bağlı olarak basıncın nasıl arttığını hesaplayabiliyoruz; burada en önemli kavram yoğunluğun nasıl değiştiği." — Nurlan Namazlı, derste · ▶ 51:01

Yani yüzeydeki basınç o kadar küçük ki 1 bar olarak verilmiş; onu karıştırmamak gerekiyor. Oldukça büyük bir basınç farkı var. Basınç önemli, ama tek olay değil; hız da yoğunlukla oransal olarak değişiyor.

🌡️ 54:35 · Sıcaklık: Fourier yasası, konveksiyon ve kaya döngüsü

▶ 54:35 Sıcaklık profili ▶ 56:51 Konveksiyon

Sıcaklık da önemli. Isı iletimi Fourier yasasıyla veriliyor; buradaki z yine uzaklık, k de bir sabit:

q = − k dT/dz

Negatif işaretin fiziksel bir anlamı yok, yönü gösteriyor. Gravitede de öyle: Negatif gravite anomalisi, ölçümün geoidin altında kaldığı yerde çıkıyor. Denizlerde deniz tabanlarında negatif anomali görmemizin bir nedeni de bu.

Altta önemli bir not var: "Mantonun çoğunda konveksiyon adyabatiktir." Konveksiyonda malzeme yer değiştiriyor. Kaya döngüsü dediğimiz şey: Malzeme sıcak olarak yüzeye çıkıyor, kenarlara doğru soğuyor, sonra aşağı iniyor. Okyanus ortalarında yenilenip yüzeye çıkıyor, dalma-batma zonlarında yitimle yerin altına iniyor.

Bu konvektif hareketlerin enerjisi nereden geliyor? İlk şekilde de bahsetmiştik: Çekirdek-manto sınırından gelen ısıdan. Genel coğrafya dersinde ne diyorlardı? "Yerin altına her 33 metre indiğinizde sıcaklık 1 derece artar." Yani yerin altına indikçe artıyor, üstüne çıktıkça azalıyor; böyle bir ortamda yaşıyoruz.

🔥 59:33 · "Basınç sıcaklığı yener": Solidus, iç çekirdek ve D″

▶ 59:33 Jeoterm ve solidus ▶ 1:01:50 İç çekirdek neden katı? ▶ 1:02:23 Nurlan Namazlı ▶ 1:05:18 Tereyağı ve D″

Yönlendirici Soru

Dünya'nın merkezi bu kadar sıcakken iç çekirdek neden hâlâ katı?

Bu bölümün sonunda bu soruya kendi cevabınızı yeniden değerlendirin.

Vatandaş sürümündeki sıcaklık şekli güzel, ama bana bakılırsa şekilde bir yanlışlık var. Yapay zekâ bir de "içgörü" kutusu koymuş; herhalde kendi yorumunu yazdığında "içgörü" diyor: "Mantonun hiçbir yerinde jeoterm, astenosfer hariç, solidus eğrisini geçmez. Basınç sıcaklığı yener; yerküre muazzam sıcaklığa rağmen devasa iç basınç nedeniyle katı kalır."

İç çekirdeğin bu kadar sıcaklıkta katı kalması gerçekten ilginç. Dış çekirdekteki malzeme eriyip sıvı hale geçerken iç çekirdek katı kalıyor. Yapay zekânın cevabı: Oradaki basınç, yani 364 gigapaskal, sıcaklığı yeniyor; sıcaklık malzemenin niteliğini değiştiremiyor. Bayağı felsefi yönleri var, değil mi?

"Hocam, solidus bir kayacın erimeye başladığı sıcaklık ile basıncın ilişkisini gösteren eğri. Solidusun altında kayaç tamamen katı, solidusa ulaşınca erimeye başlıyor, üstünde kısmi erime oluyor. Ama astenosferdeki madde artık tam katı değilse, jeotermin orada solidusu geçmesi gerekmez miydi? Beni karıştıran bu oldu." — Nurlan Namazlı, derste · ▶ 1:02:23

İç çekirdek demir ağırlıklı diyoruz, ama bu kadar büyük sıcaklığın her yeri eritirken onu eritmemesini normalde anlamak mümkün değil. Tereyağını tavaya attığınızda hemen erimez, değil mi? Sıcaklığı artırdıkça daha hızlı erimeye başlıyor.

Erime eğrisine bakın: Üç farklı eğim var. Normalde aynı şekilde devam etmesi lazım, değil mi? Gitmiyor. Niye? Çünkü çekirdek-manto sınırında D″ (D double prime) denen 100-150 kilometrelik, çok dirençli bir tabaka var. Bana şöyle geliyor: Bu tabaka bir fren etkisi yapıyor ve eğri biraz daha azalarak gidiyor. Bu benim yorumum; kaynaklarla sınamak lazım.

🟦 Evidence Check · İç çekirdeğin sıcaklığı

Derste kullanılan şekil ve yorum: "3000 derecede iç çekirdeğin katı kalması... Basınç sıcaklığı yener." (▶ 1:01:50)

Literatür ne diyor?

Mekanizma doğrulanıyor, sayı eski kalıyor. Elmas örslü hücre deneylerinde demirin iç çekirdek sınırı basıncında (330 GPa) erime sıcaklığı 6230 ± 500 K (yaklaşık 5950 °C) bulunmuştur. Yani basınç demirin erime noktasını gerçekten çok yükseltiyor; ancak iç çekirdek sınırındaki sıcaklık, şekildeki yaklaşık 3000 °C'nin neredeyse iki katıdır. Aynı çalışma çekirdek-manto sınırı için yaklaşık 4050 ± 500 K önermektedir.

Reference: Anzellini, S., Dewaele, A., Mezouar, M., Loubeyre, P., & Morard, G. (2013). Melting of iron at Earth's inner core boundary based on fast X-ray diffraction. Science, 340(6131), 464–466. https://doi.org/10.1126/science.1233514
📚 1:09:57 · Kaynakların tarihi ve kapanış

▶ 1:09:57 Kaynakların tarihi ▶ 1:11:41 Kapanış

Bu şeklin kaynaklarına baktım: Biri 1992, en yenisi 2011 yılında yayımlanmış. Yani yapay zekânın verdiği cevap, benim yüklediğim kitaplardan, 2011'e kadarki literatürden çıkarılmış bir bilgi. 2011'den sonra jeofizik bilimi gelişti; yeni bilgiler muhakkak vardır. Yukarıdaki Evidence Check kutusu da bunu gösteriyor: 2013'teki deneyler sıcaklık ölçeğini yukarı çekti.

Nurlan'la burada durduk; haftaya devam edeceğiz. Ödev de belli: 2011'den sonra bu alanda ne oldu? Yeni bilgi bulan bana yollasın. İç çekirdek sismolojisi, dış çekirdek sismolojisi, manto sismolojisi, litosfer sismolojisi; bunlar tıptaki gibi apayrı uzmanlıklar. Ama hiç olmazsa bu ders bize bir düşünme motivasyonu sağladı.

✅ Bu haftadan çıkardığım üç ders
  1. Kaynakçasız sunum, sakat sunumdur. Hangi şeklin hangi kitaptan geldiğini bilmeden sunum yapılmaz.
  2. Süper zekâ yardımcıdır, hakem değildir. S hızının P'yi geçmesi, dış çekirdekte S dalgası çizilmesi gibi hataları yakalamak alan bilgisi ister.
  3. Kaynağın tarihi, cevabın tarihidir. Elimizdeki bilgi 2011'e kadar olan bilgi.
Son Düşünce

Siz olsaydınız, yapay zekânın hazırladığı bir slaydı derste göstermeden önce hangi üç şeyi kontrol ederdiniz?

"Basınç sıcaklığı yener" fena bir şey değil; güzel bir kavram. Görüşmek üzere inşallah.

🤖 AI Şeffaflık Bildirimi: Ders anlatımı, Teams kaydının yapay zekâ ile düzeltilmiş transkriptine dayanır ve konuşma dili korunmuştur. 🔬 Scientific Perspective ve 🟦 Evidence Check kutuları ile "sonradan eklenen not" kutusu derste söylenmemiştir; güncel bilimsel literatürün kısa ve tarafsız bir özetidir. Konuşmacının ifadelerini doğrulamak, desteklemek veya farklı bakış açılarını göstermek amacıyla hazırlanmıştır; konuşmanın birebir özeti değildir. Her kaynak yayıncı veya dizin kaydıyla doğrulanmıştır.

Transkript kalitesi: AI Düzenlenmiş — Teams otomatik transkripti Claude tarafından terim, imla ve noktalama açısından düzeltildi; konuşmacılar tarafından henüz satır satır doğrulanmadı. Konuşma dili korunmuştur.

▶ 00:00 Açılış: 1992'de bu dersi alırken

Ali Osman Öncel: Ekran geldi mi?

Nurlan Namazlı: Evet, geldi.

Ali Osman Öncel: Ben de kaydı başlattım. Bir keresinde, kaydın kendiliğinden başladığını düşünüp ders yapmıştım.

Nurlan Namazlı: Evet, başlattım hocam.

Ali Osman Öncel: Baktım kaydı başlatmamışım, ders boşa gitti. Şimdi bunu tam ekran yapalım. Evet, Sismoloji ve Levha Tektoniği önemli bir ders. Allah selamet versin, Ömer Alptekin Hoca o dersi bize vermişti. Bu dersi aldığımız yıl kaç olabilir? 1992 senesiydi. Kaç yıl geçmiş? 1992'den baksak 30 yıldan fazla bir süre geçmiş. O zaman bir kitap vardı: "The Mechanics of Earthquakes and Faulting" diye bir kitap, o kitaptan çalışıyorduk. Bulmak isterim gerçekten. O dersi o zaman projelerden arkadaşlar geliyordu. Asistan arkadaşlar geliyordu. O zaman hocanın gerçekten bir değeri vardı; arkadaşlar da tabii araştırma görevlisiydi. Şimdi hocamız

Ali Osman Öncel: önce makaleyi okuyordu, sonra tercüme ediyordu. Bu şekilde odasında ders yaptık. Yani bir makaleyle bir dönemi bitirdik gibi. Makale okuyarak, gerçekten zor bir makaleydi. O makaleyi bulmak isterim yani tabii.

▶ 02:07 Sözlükle teknik İngilizce: "fault" fay mı, hata mı?

Ali Osman Öncel: O zaman yapay zekâ yok. İngilizce kelimelerin anlamını bulmak için elimizde sözlük var. "Böyle bir kelime ne anlama geliyor acaba?" diye. İngilizceden İngilizceye açıklama veren sözlükler var. Genellikle İngilizler İngilizce-İngilizce açıklamalı sözlükleri tavsiye ediyorlar. Tabii çoğu zaman da anlamıyoruz. Bunlar teknik kelimeler olduğu için Türkçe-İngilizce sözlüğe baksan anlamını doğru vermiyor. O nedenle İngilizce bilen bir hocadan, yani bu derslerdeki literatürü ya da terminolojiyi almak önemli. Benim stratejim şuydu: Makale okuyorduk, anlamadığım kelimeler oluyordu. Literatüre hâkim hocalardan onların Türkçesini

Ali Osman Öncel: öğreniyordum. Sonra Türkçe-İngilizce ezberleme kartları vardı, onlarla ezberleyerek. O zamanlar. Teknik İngilizce, işte ne bileyim, jeofizikteki İngilizce, yani işte "fault" kelimesi. Mesela bir Kanadalıya "fault" desen, adam der ki "Ne diyorsun sen?" Yani "hata" var aklında, orada "fault" tabii. Jeofizikte "fay" anlamına geliyor yani. Anlamıyorlar. Ben de Kanada'da yazdığım için bazı makaleleri oradaki Kanadalı hocalara verdiğimde anlamıyorlardı. Tabii jeofizikte özel bir anlamı var.

▶ 03:40 NotebookLM'e 40 jeofizik kitabı

Ali Osman Öncel: Şimdi tabii yapay zekâ var. Yapay zekâ, NotebookLM zaten bayağı kendini geliştirdi. 40 tane kaynak alabiliyor. 40 tane jeofizik kitabı yükledim ben. Tabii bu kitaplar, biliyorsunuz, eski kitaplar. Artık serbest bırakıyorlar. Yani yeni kitapları bulmak mümkün değil. Onlar satıldığı için, telif hakları ya da telif denetimleri sıkı olduğu için onlara tabii ki ulaşmak kolay değil. Tabii 40 kitap için dedim ki: "Bu 40 kitaptan, birinci hafta işleyeceğimiz dersin konusu bu, sunum hazırla." Şimdi tabii ücretsiz versiyonu olduğu için sunum hazırlandı, sonra "Hakkınız bitti" dedi. Kolay değil tabii, 40 tane kitabı taratıyorsun.

Ali Osman Öncel: Çünkü 40 kitabı taratınca herhalde sana ayrılmış olan kredi limiti hızlı bitiyor. Öyle anladım ben. 40 kitap ya, bir tane kitaptan taratsam herhalde o kadar çabuk bitmeyecek.

▶ 04:52 Kaynakçasız sunum olmaz

Ali Osman Öncel: Sonra baktım, kaynak yok. Yani ortada tamam, bir sunum var ama o slaytlar nereden gelmiş? Güzel güzel slaytlar. Az önce, işte sabahleyin seminer öğrencim geldi. İlk öğrettiğimiz şey: Kullanmış olduğunuz kaynakların kaynakçasını vermeniz gerekiyor. Kaynakça olmadan bir şey yapma imkânı yok. Tabii sonra dedi ki: "Süreniz bitti, tekrar kullanmak istiyorsanız işte şu saatte tekrar gelebilirsiniz." Tekrardan, özellikle... Yani bu NotebookLM iyi bir şey ama harika sunum yapıyor yani gerçekten.

▶ 05:40 Prompt mühendisliği ve "süper zekâ"

Ali Osman Öncel: Ama yani bir prompt vermediğiniz zaman... Yapay zekâ var ama yapay zekâyı kullanmak için bir prompt yazmanız gerekiyor. Prompt mühendisliği deniyor. Bununla ilgili olarak da yapay zekâ operatörlüğü bölümleri açılmış. Yani şimdi herkes yapay zekâ, yapay zekâ diyor; gerçekten bu prompt yazma deneyimi olmadan bu yapay zekâyı kullandığınız zaman başınız sıkıntıya giriyor. Geçen hafta bilim ve teknoloji derneği olarak toplantımız vardı, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde. Orada yıllarca bölüm başkanlığı yapmış hocamız dedi ki: "İlk defa 15-20... soruşturma açıldı." Yani 15-20 soruşturma açıldı. Daha önce açılmazdı tabii. Şimdi yapay zekânın ismi de "süper zekâ" olmuş,

Ali Osman Öncel: Amerikan devlet başkanından sonra. Ben de aynı fikirdeyim. Yani "yapay zekâ" demek gerçekten çok itici bir ifade. Mesela bana deseler ki "Ya, sen yapay birisin." "Yapay" "çakma" anlamına da geliyor. Yani "Sen orijinal değilsin, gerçek değilsin, çakmasın." Ne bileyim, "çakma mühendis", "çakma öğretim üyesi" derler ya, işte öyle. Bence de, tasarı kabul edilmiş. Bu sabah gelirken dinledim. Hiç olmazsa şu an "süper zekâ" kullanıyoruz. Şimdi tabii bu süper zekâyı kullanırken bunun bir şeyi var: Kılavuzu var. Nasıl her bilgisayarın bir kullanma kılavuzu varsa, ne bileyim, her telefonun bir kullanma kılavuzu varsa,

Ali Osman Öncel: bu da prompt yazmakla ilgili bir şey, prompt yazmaktan geçiyor yani. Şimdi millet diyor ki: "Ya, yapay zekâ kullanıyorum." Ama ben bir defa para ödüyorum yapay zekâya. O promptu da parasız versiyon yazmıyor, ilginç olan şey. Yani ücretli versiyonu almasaydım, ben bu yapay zekânın gerçekten çok gerisinde kalmış bir insan olduğumu fark edemeyecektim. Çünkü şu anda benim haftalık limitim bitti, 3 Ekim'de açılacak. Demek ki oldukça uzun dokümanlar hazırladığım için, onu bekliyorum. Geçen gün lazım oldu mesela, "You've reached your limit" dedi. İlginç olan şey, 100 dolar para aldı benden. Şimdi bir yıllık; ben demek ki bayağı

Ali Osman Öncel: uygun almışım. Yani öyle anlık bir şey aldığın zaman gerçekten çok para alıyor. Bu da herhalde bir pazarlama taktiği: Önce alıştırıyorlar, sonra gerçekten bir bağımlılık yapıyor.

▶ 08:27 Yapay zekâ çağında insan yetiştirmek

Ali Osman Öncel: Diğer bir konu da tabii, insanlar artık ne bileyim, tüm işlerini yapay zekâya yaptırabildiği için... Geçen hafta tartıştığımız bir konu: Artık akademisyenler öğrenci almak istemiyor. Yani doktora öğrencisi, yüksek lisans öğrencisi almak istemiyor. Neden? "Nasıl olsa ben her şeyi yapay zekâya yaptırıyorum. Veriyorum parayı, ona 'Şunu yap' diyorum." Adamın tabii ki prompt deneyimi de, yazma deneyimi de varsa... "Gelecek için" dedi, "en büyük sorunlardan biri" dedi, "artık" dedi, "görebildiğimiz kadarıyla kimse insan yetiştirmek istemiyor." Ya bu gerçekten, ben de çokça tekrar ettim. Yani 12 tane, ne bileyim,

Ali Osman Öncel: araştırma görevlisi asistanım olacağına bir yapay zekâ lisansım olsun, yapıyor yani. Ama bunu tabii yaptığını ben nasıl anlıyorum? İşte öğrene öğrene. Bir yıllık Yükseköğretim Kurulu'nun açmış olduğu bir kursa katıldım. Orada Boğaziçi Üniversitesi, Yıldız Üniversitesi, bütün yapay zekânın içinde olan kişiler vardı ve dinledim, en azından dinledim. Yani sonunda tabii ki o sınavları geçemedim ama bir katılım belgesi aldım. Yani dinlemeye çalıştım. Tabii yapay zekâ, yani süper zekâ, önemli bir şey. Birazdan paylaşacağım slaytlarda süper zekâ ile yaptığım bir şey var. Yanlışların da katılmasıyla, sonra bu slaytları yükleyelim. Tabii ki öğrenmenin en iyi yolu öğretmek.

Ali Osman Öncel: Yani, evet, öğretmediğiniz sürece asıl öğrenemiyorsunuz, hani insanlar diyor ya. Bu açıdan üniversitede ders vermenin, ya da öğretim üyelerine ders verdirmenin bir amacı da öğretim üyelerini tabii ki öğrenmeye teşvik etmek. Ama herkes öğrenmeye açık mı? Herkes yapay zekâ kullanıyor mu? Yapay zekâya para veriyor mu? Bilemiyorum işte. Geçen hafta ilk dersi yaptım. Kaç kişi ilk hafta ders yaptı, zannetmiyorum. Yani bu ülkede ilk hafta ders yapanlar olmuyor, biliyorsunuz. Son hafta ders yapanlar olmuyor, biliyorsunuz. Başlangıç saatine dikkat etmeyenler olabiliyor, bitiş saatine dikkat etmeyenler olabiliyor; ama olanlar da oluyor.

Ali Osman Öncel: Bu açıdan da tabii ki geçen hafta bu dersi yaptık.

▶ 10:57 Yerin merkezinden Güneş'e: Jeofiziğin tanımı

Ali Osman Öncel: Bu hafta bakalım. Şimdi ilk hafta, yerkürenin iç yapısı ile ilgili. Sismoloji ve Levha Tektoniği dersi, yerkürenin iç yapısının tartışılması ya da öğretilmesiyle başlıyor. Aslında yerkürenin iç yapısı ile ilgili ne biliyoruz? Yani yerkürenin iç yapısı ile nasıl ilgilenebiliyoruz? Jeofiziğe Giriş dersi vardı, 1985 yılında. Hüseyin Soysal Hoca vardı, Allah rahmet etsin. Bir defasında bize yazdırdığı şey: Boş kâğıt dağıtmış, "Herkes bir boş kâğıt çıkarsın, jeofizik mühendisliğini niye seçtiniz?" Önce onu sordu böyle. Valla niye seçtiğimizi biz de bilmiyorduk. Yani böyle, puanı düşük diye almıştım ben. Tabii onu...

Ali Osman Öncel: Bir de "geleceğin mesleği" demişlerdi. Bir akrabamız "geleceğin mesleği" demişti. O zamanlar tıbbı bırakıp da jeofiziğe geçen insanlar da vardı. Jeofizik önemli bölümlerden sayılıyordu. Mesela orada hocanın bir tanımı vardı, hiç unutmadım. Adamcağız öyle güzel bir tanım yaptı ki: "Yerin merkezinden Güneş'e ve daha ötelere, her şeyin fiziğini araştıran bir bilim dalıdır." Yani "yerin merkezinden Güneş'e ve daha ötelere". Sene 1985. "Daha ötelere"... O zaman deseniz ki "Biz Mars'ta jeofizik yapacağız", "Hadi oradan" derlerdi, değil mi? "Mars'ta jeofizik yapacağız"...

▶ 12:35 Ay ve Mars depremleri

Ali Osman Öncel: Şu anda Mars'ta depremler izleniyor. Ay'da depremler, işte 1960' lı yıllardaki ilk astronotlarla beraber izlenmeye başladı. Yani insanoğlu uzaya açıldığı zaman, ilk aldığı aygıtlardan biri sismometre. Yani "Uzayda hayat var mı? Gezegende hayat var mı?" sorusunu araştırmanın birinci yolu sismometre. Yani "İlk alacağın şey nedir?" deseler, bir gezegene gittiğinde herhalde sismometre geliyor. Bu nedenle "moonquakes", işte "marsquakes"; bunlar yeni konular, makalelerde çıkıyor. Yani baktığınızda, "Ay'a gidilmedi" diyen insanlara da rastladım. Yani "Ay'a gidilmedi" diyen insanlar var ama oradan veri geliyor. Yani gidilmeyen bir yerden deprem verisi gelemez. Ay'a gidilmediyse

Ali Osman Öncel: Mars'a nasıl gidildi? Mars daha uzakta.

▶ 13:41 Gözlem ve çıkarım: Veri, denklem, model

Ali Osman Öncel: Evet, şimdi baktığımızda ne güzel bir şekil. Yani bu şekli hiçbir makalede göremeyiz. Ne diyor? İşte "gözlem ve çıkarım". Gözlem dediğimiz bizim veri, çıkarım da çıktı (output). Yani input-output. Input için bizim bir gözlemimiz olması lazım. Biz ne gözlüyoruz? İşte yerin içinde jeofizik olarak hız değişimleri, yoğunluk değişimleri. Bunlar bizim gözlediğimiz olaylar. Tabii ki bu gözlemiş olduğumuz değişimler için bir fizik gerekiyor. Bu fizik denklemlere dayanıyor. Bu denklemler tabii ki belli modellere göre kullanılıyor. İşte ne bileyim, deprem oluyor, AFAD ile Kandilli niye farklı veriyor? Ne bileyim, deprem oluyor, USGS ile Avrupa deprem ajansı niye farklı

Ali Osman Öncel: veriyor? Modeller farklı yani. Çünkü o modellerin bir kısıtlaması var ve sonuçta çıkarımlar da farklı oluyor. Yani neticede denklemler aynı bile olsa... Jeofizik ya da sismoloji denklemleri pek fazla değişen denklemler değil. Ama modeller değişiyor ve bu modellerin kısıtları değiştikçe sonuçlar da değişiyor. Şimdi baktığımızda, burada sismik veriler, işte nedir, bizim P ve S dalgaları, ki bunlara cisim dalgaları da diyoruz. Yerin kütlesi ölçülebilir büyük bir değer. Onun yanında eylemsizlik momenti. Bunlar birleştiği zaman yerkürenin statik yapısını tanımlar. Tabii bu "yerküre"den kastımız Dünya. Ama bu nedir? Mars olabilir, Ay olabilir. Buradaki nedir?

Ali Osman Öncel: Yerküredeki kütle değiştiği zaman... Buradaki deneyim, yani Dünya'da insanlığın kazanmış olduğu deneyim, işte Mars'a, Ay'a ve diğer gezegenlere uygulanıyor. Yani Venüs'ün bile 1972'de hız yapısı çıkartılmış. Yani 1972'de insanlar Venüs'ün hız yapısını ya da yoğunluk yapısını çıkarmışlar. Gerçekten ilginç, 1972 yılından. Büyük çalışmalar yapılıyor. Şimdi bu tabii ki akademik olarak bir sunum. Yani akademik olarak sunum. Şimdi ben prompt yazdığımda bir defa ilk slayt, yani aynı başlık, akademik çalışma yapan ya da akademide çalışanlar için hazırlandı. İkincisi de sokaktaki vatandaş için. Yani şu anda benim bu anlattığımı

Ali Osman Öncel: sokakta bir insana anlatsam "Ne diyorsun sen?" der. Ama şimdi ikinci slayta baktığımız zaman, aslında ikinci slaytta aynı şeyi anlatıyor; ama biri akademik, diğeri de biraz daha vatandaşın anlayacağı şekilde anlatılıyor.

▶ 16:42 Kabuk, manto, çekirdek: Litoloji ve reoloji

Ali Osman Öncel: Şimdi baktığımızda gerçekten kabuk öyle mi? Kabuk yapısı var. Kimyasal katmanlar, ki buna litoloji diyoruz, litoloji. Ona göre sınıflandırdığımız zaman bir de fiziksel duruma göre sınıflandırdığınız zaman; yani litolojiye ve reolojiye göre. E tabii gerçekten bu ayrımı yapmak, bu şekli hazırlamak muhteşem bir şey ya. Yani gerçekten muhteşem bir şey. Şimdi tabii bizim bildiğimiz ne? Kabuk, manto, çekirdek. Genelde üçe ayrılıyor: Kabuk, manto ve çekirdek olarak. İşte kabuk dediğimiz içinde silikat tipi ve asidik malzemeler var. Manto, işte görüyorsunuz. Mantoda ne var? Reolojik olarak konveksiyon akımları bakımından devam ediyor.

Ali Osman Öncel: Tabii ki bu akımın devam etmesi için aşağıdan bir ısıtma gerekiyor, değil mi ya? Şimdi genellikle tencereyi koyduğunuz zaman o tenceredeki su kendiliğinden böyle dönmez, yani kabarmaz, taşmaz. Onun için ısıtman lazım, bir enerji lazım. O enerji de nereden geliyor? O dış çekirdekten geliyor. Demek ki burada enerjinin kaynağı bu. Bu ne yapıyor? Bu mantoyu ısıtıyor. Bu manto- daki hareket ne yapıyor? Yukarıdaki... Yukarıdaki taşımayı, yani kabuktaki taşımayı. Kabuk işte nedir? "Levhalar yüzüyor" diyoruz, değil mi? Onlar yüzüyor. Yani bunu dersek, bir sıvı üzerinde sürekli bir tekerlek gibi dönüyorlar ve onun üzerinde yüzüyorlar.

Ali Osman Öncel: Şimdi tabii litoloji, kayanın ne tür bir kaya olduğunu söylüyor. Önemli olan ne tür kaya olduğu: İşte kabuk, manto, çekirdek; litolojik özelliği, litoloji. Ama reoloji ise o kayanın jeolojik zaman ölçeğinde nasıl davrandığını söylüyor. Jeolojik zaman ölçeğinde nasıl davrandığını söylüyor. Yani tamam kabuk ama nasıl bir kabuk? İşte katı bir kabuk. Demek ki jeolojik özellikleri: Katı bir kabuk. Ya burada tabii "jeoloji" demiş ama buna bizim "jeofizik" dememiz lazım. Çünkü fiziksel açıdan burada bir açıklama meydana geldiği için. Evet, litosfer; işte "lithos" kelimesi, ne bileyim, "taş" anlamına geliyor, Latinceden diye kitaplarda yazıyor.

Ali Osman Öncel: "Asthenos" kelimesi "zayıf" anlamına geliyor. İşte katı, yani burada katı bir yapı var. Litosfer genellikle kabuk ve mantonun üst kısmını içeren bir yapı, işte üst manto. Genellikle astenosfer de... İkisinin birleşimi. Aslında mantonun üstünde de ince bir kabuk var. Şimdi baktığımızda tabii ki burada astenosfer var. Sünek, yani sünek; sıvı değil, bakın. Su gibi akmıyor, sünek bir yapı. Tabii su gibi aksa, yani artık herhalde üstündeki hareket çok hızlı olur. Su gibi olsa, yani bir geminin deniz üzerinde hareket etmesi gibi. Ne olur? Rüzgârın etkisiyle hareket eder. Yavaş, sünek bir yapısı var tabii. Dış ve iç çekirdeğin sıvı ve katı olması

Ali Osman Öncel: ilginç. Yani tabii iç çekirdeğin katı olması önemli, yani çekirdeğin katı olması. Ve çekirdeğin daha hızlı dönmesi. Yani iç çekirdek var, bir de Dünya var. İç çekirdeğin Dünya'dan daha hızlı dönmesi. Yani 2004 yılında bu dersi verdiğimiz zaman yeni bir buluştu. Yani iç çekirdeğin, Dünya'nın kendi ekseni etrafında dönmesinden daha hızlı dönmesi durumu. Evet, genel olarak fiziksel ve kimyasal katmanlaşma; litoloji ve reoloji olarak vatandaşa bunu gösterdiğim zaman tabii ki vatandaş bunu daha dikkatli dinleyebilir. Yani burada tabii ki görsellik ön planda olduğu için.

▶ 21:19 Nurlan Namazlı: "Jeo" mu, gezegen fiziği mi?

Ali Osman Öncel: Buyurun Nurlan, senden de bir yorum alalım bakalım. Sen ne diyorsun?

Nurlan Namazlı: Hocam, slaytta söylediğiniz gibi aslında bizim bu bilimin "jeofizik" olarak adlandırılması artık bence değiştirilmesi gerekiyor. Çünkü Mars ve diğer işte, mesela Ay'ın veya diğer gezegenlerin fiziğinin öğrenilmesi artık jeofiziğe giriyor. "Jeofizik"teki "jeo" kelimesinin artık bence değiştirilmesi gerekiyor. "Gezegenlerin fiziği" diyebiliriz, söylediğiniz gibi. İkinci slaytta da tabii gösterdiğiniz gibi burada hem litolojik olarak hem de reolojik olarak yerin katmanlardan ibaret olduğunu görüyoruz. Tabii burada her katmanın kendine has özelliklerinin olması, bilimin farklı aşamalarında ortaya çıkan bulgular; mesela S dalgalarının, diyelim

Nurlan Namazlı: ki bildiğimiz üzere sıvılardan geçmemesi gibi. Yani ondan sonra bizim artık, diyelim dış çekirdek hakkında veya astenosfer hakkında önemli bulgular elde etmemize yardımcı olmuştur. Yani bu gibi şeyler, jeofiziğin aslında bizim özellikle yer bilimine katkısının ne kadar değerli olduğunu gösteriyor aslında.

Ali Osman Öncel: Evet, gerçekten öyle. Şimdi baktığımızda tabii kaynak önemli. Bu kaynakları nereden derlemiş? Stein ve Wysession'ın ve... kitabından derlenen iki slaytı göstermiş olduk. Tabii ki kaynaklar önemli. Yani bir defa kaynaksız sunum gerçekten sakat bir sunum olur. O nedenle de kaynaklar önemli. Yani 40 tane kitap, tabii ki kolay bir iş değil. Yani 40 tane kitabı araştırıp iki şekli, bu iki kitaptan, tabii ki iyileştirerek ne yapıyor? Yapay zekâ bunu iyileştirerek, görsel kalitesini yükselterek sunmuş oluyor. Yani süper bir iş yapıyor, gerçekten süper iş yapıyor.

▶ 24:10 Elastik modüller ve sismik hızlar

Ali Osman Öncel: Evet, şimdi tabii bunlar işte bildiğimiz

Nurlan Namazlı: Evet.

Ali Osman Öncel: elastik modüller. İşte iki tane dalgamız var. Ne dedik, jeofizikçiler hız değişimine ne yapıyor? Yerin içinde hız değişiyor; hız zaten yoğunluktan bağımsız değil. O nedenle de bunlar bizim temel parametrelerimiz: Elastik modüller ve sismik hızlarımız. Evet, burada püf noktası aslında güzel: Hız ve yoğunluk ters orantılı görünse de, derinlik arttıkça K ve μ modülleri yoğunluktan daha hızlı arttığı için P ve S hızları genel olarak artar. Tabii burada yoğunluk dediğimiz zaman, yani sıvı ortama geçtiği zaman, burada sıvı ortama geçtiği zaman ne oluyor? Kayma modülü sıfır olduğu zaman S hızı da sıfır oluyor aslında.

Ali Osman Öncel: S dalgası en önemli dalgaların başında niye geliyor? Çünkü sıvı-katı ortamını ancak onunla ayırt edebiliyoruz. Yani S dalgası hızı sıfırsa demek ki orada ne diyoruz? Demek ki orada katı bir ortam yok. Yani katı ortamdan çıkmışız. O S'nin sıfır olduğu ortamın sıvı olduğunu gösterebiliyoruz. O açıdan da bence S dalgası, katı ve sıvı ayrımında önemli bir katkı sağlıyor. Evet, burada işte kayma modülü, K dediğimiz, bakalım K dediğimiz bulk modülü. İşte bunlar elastik modüller. Tabii bunları kimsenin ezbere bilmesi gerekmiyor ama P dalgası denklemine baktığımız zaman, S dalgasında... Var; P'de var, işte S dalgasında

Ali Osman Öncel: olan ne, nedir? Evet, kalemim nerede, şuradan... Evet, kayma modülü ve yoğunluk var ama K parametresi yok. K neydi? Hacim modülüydü. Hacimsel modül, sıkışmazlık direnci. Ve sıkışmazlık direnci önemli yani. Alberta Üniversitesi'nde ben tabii kaya mekaniği laboratuvarında çalıştım. Orada Filistinli bir, doktora sonrası (postdoc) yapan arkadaşımız vardı. Şimdi, aldı kumu, kumu aldı, üstüne bir basınç uyguladı. Onun sıkışmazlık direnci değişti. O nedenle de tabii ki malzeme aynı kalsa bile o malzemenin sıkışmazlık direnci değişebiliyor. Şimdi akademik olarak bizim kullanmış olduğumuz temel parametreler ve hızların içerisindeki parametreler bu şekilde.

Ali Osman Öncel: Bakalım bunu biz nasıl gözlüyoruz, bunu yerin içinde nasıl gözlüyoruz,

▶ 27:35 Grafikteki hata: S hızı P'yi geçer mi?

Ali Osman Öncel: nasıl gözleniyor? Evet, baktığımızda burada tabii ki P dalgası ve S dalgasının değişimine bakıyoruz. P dalgası ve S dalgasının değişimi. Şimdi yatay eksen neyi gösteriyor? Hızı gösteriyor. Düşey eksen neyi gösteriyor? Burada baktığımızda tabii P dalgası ve S dalgası. İlginç olan şey tabii ki, aslında P dalgasının hızının S dalgasından büyük olması gerekiyor ama bu grafikte S dalgasının hızı P dalgasından büyük olmuş, doğru mu? Görüyorum, bir yanlışlık var, değil mi?

Nurlan Namazlı: Evet. Evet, o zaman burada bir yanlışlık, evet, bir yanlışlık var.

Ali Osman Öncel: Evet, o zaman, evet, yanlışlık var burada. İlginç bir şekilde bir yanlışlık olduğunu görebiliyoruz. Demek ki burada yanlış... Yani tabii yapay zekâ kullanan insan biraz da konuyu bilmediği zaman yanlışlık yapabiliyor. 6371, tabii yeryüzünün yarıçapı. Belli yerlerde nedir? Geçiş bölgeleri var işte. Burası çekirdek-manto sınırı. Burası çekirdek-manto sınırı, evet, biraz... Kabuk, çekirdek; önemli sınırlarımız var işte. Bunlardan bir tanesi nedir? Kabuk-manto geçişi; işte buna ne diyoruz? Mohorovičić keşfettiği için Moho süreksizliği olarak, yani mantoya geçiş, yani kabuk-manto arasındaki sınırın olmuş olduğu yer.

Ali Osman Öncel: 660 küsur kilometrelerde başlıyor. Diğer geçiş bölgemiz de işte çekirdek- manto sınırı. Burada önemli bir nokta: Sıvı dış çekirdeğin kanıtı burada ortaya çıkıyor. Normalde tabii ki burada, çekirdek-manto sınırında, tabii ki ne yapıyoruz? Oradan geliyoruz. Normalde tabii S dalgasının hızının çekirdekte olmaması gerekiyor. Çekirdek-manto sınırından girdiğimiz zaman, evet, burada bir S dalgası hızı koymuş gibi. Normalde orada S görünmemesi gerekiyor. Orada S dalgasının sıfır olması gerekiyor, değil mi? Şurada sıfır. Sıfıra düşmesi gerekiyor. Evet, burada bir hata var. Yani S dalgasını biz tabii ki dış çekirdekte görmememiz gerekiyor ama burada bir hata ortaya

Ali Osman Öncel: çıkıyor. Şimdi Moho ve zonlar dediğimiz zaman, daha az, astenosfere girdiğimiz zaman... Evet, bu grafik sorunlu geldi bana. Bu grafik görsel olarak iyi ama grafikte sorun var. Bu sabah... Ne yapmamız lazım? Bunu tekrar üretmemiz gerekiyor. Yani kaynaklarda bir sorun yok ama kaynakları tabii ki görselleştirirken bir sorun var. P dalgasında bir sorun yok ama S dalgasında bir sorun var. Yani dış, yani çekirdek-manto sınırından dış çekirdeğe girdiğimiz zaman bu S dalgasını görmememiz gerekiyordu. Evet, aşağıda bir açıklama var: "Hız profili monoton bir artışla ilgili; faz değişimleri ve kimyasal sınırlar ise

Ali Osman Öncel: süreksizlikleri oluşturur."

▶ 31:47 Sismik parametre ve Adams–Williamson denklemi

Ali Osman Öncel: Bu biraz sıkıntılı olarak ortaya çıkıyor. Evet, bu yoğunlukla ilgili de tabii denklemler var. Şey, yoğunluğa baktığımız zaman bunlar da bu, Bullen dediğimiz. Tabii bu, "Bullen and Bolt", sismolojinin önemli isimlerinden biri. Evet, burada sismik parametre de isimlendirilmiş. Sismik parametre, işte P dalgası ve S dalgası değişimleriyle değişiyor. P ve S dalgası, işte P dalgasının karesi eksi 4/3 S'nin karesi. Normalde bu sismik parametre dediği işte hacim modülü ile yoğunluk arasındaki oran olarak, Φ olarak, sismik parametre olarak da burada isimlendirmiş. Evet, yoğunluk. Buradaki r tabii ki uzaklığı gösteriyor, ya da yarıçap değişimini. Yani yoğunluk işte

Ali Osman Öncel: yani mesafe olarak diyebiliriz, yarıçap olarak diyebiliriz. Burada baktığımızda buradaki sismik parametre bu sürece dahil olmuş. Evet. G, gravitasyonel dediğimiz evrensel sabit; M işte yeryüzünün, yerkürenin kütlesi. ρ da onun yoğunluğu, ortalama yoğunluğu. İşte bu yarıçap ile orantılandığı zaman bu tür bir değişim... Bu, yoğunluğun mesafeyle değiştiğini gösteriyor. Bunun anlamı: Yer içindeki yoğunluğun sabit olmadığını görüyoruz, mesafeyle değiştiğini görüyoruz. Bu şekilde de bu değişimi veren bu denklemin adı yoğunluk gradyanı. Yani yoğunluğun nasıl değiştiği. Ve bu denkleme, yazan kişilerden dolayı, Adams–Williamson denklemi deniyor. Evet,

Ali Osman Öncel: meşhur bir denklem bu. Tabii bu akademik bir sunum; vatandaş için nasıl bir anlatım

▶ 34:12 Aynı malzeme, farklı basınç

Ali Osman Öncel: yapmış? Evet, bence vatandaş için yapılan açıklama... Yani, çünkü şimdi burada aynı malzemenin basınçla sıkışması; yani malzeme aynı ama basınç farklı olduğu için buradan ne meydana geliyor? Aslında kimyasal ve faz değişimleri meydana geliyor. Mesela işte, ne bileyim, kömürle elmas aynı malzeme ama özellikleri değişik. Ve burada tabii bunların kristal yapısı değişiyor. Basınç altında kristal yapısı değişiyor. Bu da görüldüğü üzere bu şekilde aslında güzelce açıklanmış. Bunlara biz tabii ki gözenek basıncı diyebiliriz, bu şekilde de diyebiliriz. Aynı malzeme, farklı basınçlar altında ne yapıyor? Farklı özellikler gösteriyor. Bakın, aslında malzeme aynı.

Ali Osman Öncel: Şimdi bunu matematiksel olarak, yani "self-compression" yani... Malzemenin üstüne bir yük... Az önce Filistinli arkadaştan bahsetmiştim, yani kumu aldı, doldurdu, işte "uniaxial" dediğimiz tek eksenli basınç deneyinde üstüne, ne bileyim, 100 megapaskal bir basınç uyguladı, bir kumtaşı. Yani malzeme aynı mı? Onun neyi değişti? Yoğunluğu değişmiş oldu. Ve buna benzer, yani sıkıştırma, yani basınç altında malzemelerin kimyası, özellikleri, moleküler özellikleri değişebiliyor. Yani fiziğinin değişmesi, malzemenin değiştiği anlamına gelmiyor. Ortamdaki basıncın değiştiğini gösteriyor zaten. O basıncın değişimini biz ne ile ölçebiliyoruz? İşte

Ali Osman Öncel: P dalgası, "compressional" diyoruz. Yani basınç ile P dalgası değişimleri ilişkili olduğu için, yani basınç ile... P dalgası, adı üstünde, basınç dalgası. Şimdi baktığımızda tabii grafiklere de artık şüpheyle bakar olduk. Gerçekten doğru mu değil mi? Evet, 2890'a kadar. Kalem şeye dönüşüyor, arada bir kalemi alıyorum onu.

▶ 36:39 Yoğunluk profili ve ani sıçramalar

Ali Osman Öncel: Evet, gelelim yoğunluk değişimine. Yoğunluk ne yapıyor burada? Artıyor. Tabii burada ne yapıyor? Dış çekirdeğe gelince yoğunluk tabii ki, bu arada... Yoğunluk, yoğunluk değişimi sabit kalıyor; yani 6 ile 10 arasında değişiyor. Dış çekirdekte 6 ile 10 arası değişiyor. Yani değişimi azalıyor. Daha sonra burada artarak... Yani önce yoğunluk dış çekirdekte bu arada kalıyor, dış çekirdekte arada kalıyor. Ve daha sonra da ani bir sıçrama yapıyor. Yani burada dış çekirdeğe geldiği zaman yoğunluk birden ani bir sıçrama yapıyor. Ne yapıyor? 6'dan 10'a çıkıyor. Bu ani sıçrama, ani faz değişimini bize gösteriyor. İşte nedir?

Ali Osman Öncel: Az önce dediğimiz gibi mantodan dış çekirdeğe geçiliyor ve daha sonra da bu ani değişim... Terk ediyor ve görüldüğü üzere değişim 4000 kilometreye kadar lineer. Bir de şimdi tekrar burada bir hızlanıyor, burası da... 2 numara: Aynı malzemenin basınçla sıkışması ve kimyasal faz değişimi. Demek ki yoğunluk değişiminin hem basınç hem de kimyasal nedeni var. Tabii ki kimyasal değişim; işte burada ne dedik? Dış çekirdeğe giriyor; yani manto ile dış çekirdeğin kimyasal değişim etkisi. Bakın, kimyasal değişim etkisi: Ani bir sıçrama var ve daha sonra da yoğunluk belli bir yerde sıçrama yapıyor. Tabii ki sıçrama yaptığı yerde, yani ani sıçrama,

Ali Osman Öncel: yani ne diyoruz bu yoğunluğa? Bir ani artıştan bahsediyoruz. Yani burada sürekli bir değişim var aslında; sürekli bir değişim var, burada ani bir yükselme. Neye bağlı olarak açıklanıyor? Kimyasal faz değişimlerine, işte ne bileyim, orada bir sınır; işte çekirdekten mantoya geçiş gibi ya da dış çekirdekten iç çekirdeğe geçiş gibi. Ya da basınç değişimine bağlı olarak bu değişim meydana gelebiliyor. Ama genel olarak sol taraftaki grafiğe baktığımız zaman malzemenin değişmesine gerek olmayabiliyor. Basınca bağlı olarak, artan basınca bağlı olarak, mesela en yüksek basınçta buradaki moleküler yapı ile düşük basınçtaki moleküler yapı

Ali Osman Öncel: arasındaki fark... Basınç arttıkça, herhalde basıncın aşağı doğru arttığını varsayarsak, malzeme aynı da olsa burada bir değişim olduğunu görebiliyoruz.

▶ 39:49 Nurlan Namazlı: Basınç mı, kimyasal değişim mi?

Ali Osman Öncel: Evet Nurlan, sen ne diyorsun bir bakalım? Ben de ilk defa bu şekillere bakıyorum. Senden bir yorum alayım.

Nurlan Namazlı: Hocam, grafikte de görüldüğü gibi aslında kabukta genel olarak yoğunluğun 2,7, 2,7 ile 3 arasında değiştiğini görüyoruz, gram bölü santimetreküp, yani. Yoğunluğun derinlikle böyle değiştiğini görüyoruz. Mantonun alt sınırıyla dış çekirdek arasında bir sıçramanın başladığını görüyoruz ki bu da muhtemelen kimyasal değişimlerle alakalı, diyebiliriz. Tabii bir de dış çekirdekle iç çekirdek arasında bir sıçramanın olduğunu görüyoruz. Yani yoğunluğun sıçrama yaptığını görüyoruz. Bu da söylediğiniz gibi hem basınç hem de kimyasal değişimlerle, ya faz değişimi ya kimyasal faz değişimleriyle alakalı, diyebiliriz. Şekle de baktığımızda aslında

Nurlan Namazlı: biraz, belki de farklı bir şekil gibi gözükebilir; çünkü sonuç itibarıyla yerin derinliğine doğru gittiğimiz zaman aynı malzemede, malzemelerin kimyasal değişimleri olduğunu görüyoruz. Yani tabii jeofiziğe yeni girenler veya genellikle, diyelim ki, jeofizik hakkında yeni bilgiler edinmek isteyenler için güzel bir anlatım açısından güzel bir şekil olabilir ama bence kimyasal ve faz değişimlerini çok o şekilde göremedim. Muhtemelen basıncı daha çok göstermeye çalışıyor şekil, yani. Derinliğe doğru indikçe basınç neticesinde işte o gözeneklerin kapanması gibi düşünebiliriz. Yani öyle bir mesaj vermiş olabilir

Nurlan Namazlı: şekil.

▶ 42:07 PREM ve Stein–Wysession

Ali Osman Öncel: Şekiller düşündürüyor. Tabii bu da önemli bir model, PREM modeli. Önemli bir referans model. Bunun detayları... Evet, Stein ve Wysession'ın... Tabii ben 2004'te bu kitaptan giriş dersini verdiğim zaman bu kitap o yıllarda çok yeni bir kitaptı. Yazışmıştım, bana kitabın slaytlarını göndermişti. İkinci baskısı çıkmadı. Adamcağız herhalde... Bilemiyorum, 2003'ten sonra... İyi bir sismolog, nereden baksan. O zaman adam kaç yaşındaydı, bilemiyorum. Kaç yıl geçmiş? 2003, yani 2023'e göre 20 sene geçmiş. 50 yaşında olsa 70, 60 olsa 80 şu anda. Mesela ileri yaşlı bir insan; baktım falan, kendisi Amerika'da aktif, bilinen

Ali Osman Öncel: hocalardan birisi.

▶ 43:01 Basınç profili ve hidrostatik denge

Ali Osman Öncel: Evet, bu da basınç profili ve hidrostatik denge. Tabii aslında bunlar jeofiziğin temeli; asıl "fizik" dediğimiz kısım buradan geliyor. Yani işte "fizik" dediğimiz kısım buradan geliyor. İşte basıncın uzaklıkla değişmesi burada tabii. İşte basınç integrali var. Yoğunluk. Burada tabii ki parametreleri bilmemiz gerekiyor. İşte nedir? Yerçekimi parametresi var, bunu bilmemiz gerekiyor. Yerçekimi parametresi ile yoğunluğun değişimi; yani yerçekimi ve yoğunluk parametrelerinin değişimi. Burada bir negatif, başında bir negatif işareti konmuş. Şimdi baktığımızda şekli biraz daha anlamaya çalışırsak... Evet, tabii ki önce okumakta fayda var.

Ali Osman Öncel: "Kavramsal bağlantı: Basınç eğrisi pürüzsüzdür. Yoğunluktaki ani sıçramalar", az önce tartıştığımız yoğunluktaki ani sıçramalar, "integrali alındığında basınç fonksiyonunda sadece eğim değişikliği yaratır." Evet, az önceki eğim değişikliği demek ki integralden geliyor. Az önceki şekilde "kesinti yaratmaz" demek ki. Eğim değişikliğinin nedeni integral. Evet, burada basınç integrali; yani kendi akademik çalışmamda kullandığım şeyler değil. Sismoloji çalıştığım için bunlar kullandığım şeyler değil ama bunlar bilmemiz gereken şeyler demek ki. Yerçekimi ile yoğunluğun değişimi ne yapıyor? Litostatik basınç gradyanını veriyor. Evet, görüldüğü üzere

Ali Osman Öncel: bu şekilde. Evet, basınç. Yani eli geç... Hı...

▶ 45:10 Üç eksenli basınç deneyleri

Ali Osman Öncel: Üç eksenli basınç deneyleri, yani işte... Japonya'da... Gene benim çalıştığım grup, kaya mekaniği grubu. Üç eksenli deneylerle onlar çalışmıyor muydu? Bunlar "confining pressure" dediğimiz şey; aslında üç eksenli basınç olmuştur. Üç eksenli basınç altında bir kayayı kırıyorlardı. O kaya tabii kırıldığı zaman, normal bir yerin üstündeki depremleri meydana getiren kayanın kırılmasını simüle ediyorlardı. Tabii ki o kayanın kırılma öncesinde meydana gelen mikro çatlaklardaki sayı artışını ve ana kırılmadan sonraki artışı kaydediyorlardı. Yani bir deprem gibi kaydediyorlardı. Oradan analoji yaparsak, demek ki burada

Ali Osman Öncel: yoğunluk değişimi... Basınç artıyor, basınç artıyor. Ve artan basınç, basınç deneyi dediğimiz zaman, uzaklıkla, mesafeyle değişen bir konu. Evet, buradan... Ve bu basıncı tekrarlayayım. Evet, "1 atmosferden, karışık çekirdekle merkeze doğru inildikçe artarak" diyor. Evet, bu tabii ki oldukça akademik. Bunu nasıl basitleştirebiliriz? Yani basınç niteliksel olarak yarıçapla artıyor. Yoğunluk, malzeme yoğunluğu ve yerçekimi kuvveti etkili. Tabii ki yerçekimi olduğu için. Yani şimdilik hareketler zaten yerçekiminin etkisiyle meydana geliyor. Bakalım bir sonrakinde belki biraz daha...

▶ 47:10 1 bardan 364 gigapaskala

Ali Osman Öncel: Evet, bu biraz da vatandaş için açıklanmış. Evet, bir atmosferik basınç var diyoruz, işte yüzeyde 1 bar. Atmosferik basınçtan bahsediyoruz. İşte mantonun tabanında ise bu basınç 1, 3 milyon atmosfer. Atmosferik basınç, hani derinlikle artıyor. Hani bir önceki basınç integrali ya. Demek ki derinlikle artıyor. Atmosferin tabanına geldiğimiz... Şey, neyin tabanına geldik? Mantonun tabanına geldiğimiz zaman. Mantonun tabanı neydi? İşte buna "core-mantle boundary" diyorduk. Oraya geldiğimizde 1, 3 milyon atmosfer oluyor. Tabii bunu çevirdiğimiz zaman, 1,3 milyon atmosferi gigapaskal olarak 136 gigapaskal; ne yapıyoruz? Açıklıyoruz.

Ali Osman Öncel: Dünyanın merkezindeki basınç, yani dünyanın merkezindeki basınç ise 364 gigapaskal. Yani dünyanın merkezindeki basınç laboratuvarda mikroskobik elmas örsler arasında simüle edilebilir. Evet, aşağıdaki açıklama önemli. Demek ki basınç... Ne dedi? İşte malzeme aynı kalabilir ama basınç onun kristal yapısını değiştirebilir. Yani yer içindeki malzemeyi aynı bile kabul etsek, demek ki kristal yapısı... Burada da zaten dünyanın merkezindeki yapıyı da bir kristalle göstermiş, yerkürenin. İşte manto- dış çekirdek sınırında, işte sıcaklık, işte mantonun etkisi, ve dış çekirdeğin etkisini göstermiş. Evet, basınç değişiyor. Demek ki bu aslında güzel bir şey: Basınç

Ali Osman Öncel: değişince... "Artan atmosferik basınç eğrisinde 1 bardan mantonun tabanına kadar 136 gigapaskala ve yerkürenin merkezinde 364 gigapaskala kadar çıkıyor." Şimdi demek ki basınç değişimi ile ilgili aşağıda önemli bir bilgi var. Az önce "compressional"dan bahsetmiştik. Basıncı ölçer diye tabii dalganın adı "compressional wave" olabilir. Yani dediğim gibi; açılıyor, sıkışıyor, açılıyor, sıkışıyor yani. Hareket doğrultusunda bir sıkışma, bir açılma: "Compression". Aşağıda herhâlde benim dediğimi duymuş olmalı: "Sismik dalgalar bize doğrudan basıncı söyleyemez. Yoğunluk integralinden basıncı çıkartırız" demek.

Ali Osman Öncel: Sismik dalgalar, tabii P dalgası, basınçla değişiyor. Yani basıncı artırdığım zaman, 1 megapaskal... Tabii ki gigapaskalla çalışma yok; yani 1 megapaskal, 10, 20, 50, 100 yaptığımız zaman, artan basınçla, yani malzemeye uyguladığımız basınçla birlikte malzemenin tabii ki iç yapısı, kristal yapısı değişince oradaki hız büyüklüğü de değişiyor. Ama tabii ki doğrudan basıncı söylemez. Neyi söyleyebilir? Malzemenin iç yapısının değiştiğini söyleyebilir. "Ama basınç, yoğunluk integralinden hesaplanır" demiş. Uyarıda bulunmuş. Buyurun yorumlarınızı. Şekiller güzel.

▶ 50:59 Nurlan Namazlı: Eksi işareti ve basınç integrali

Nurlan Namazlı: Evet. Evet, tabii şekiller güzel ve aslında derine doğru gittikçe basıncın ne kadar arttığını gösteren önemli bir şekil diyebiliriz. Özellikle diğer slaytta da gösterdiğiniz gibi litostatik basınç gradyanı olsun, tabii basınç integrali olsun; ki biz basınç integralinden sonra basıncın derinliğe doğru nasıl değiştiğini hesaplayabiliyoruz. Tabii bunlar jeofiziğin temel denklemleri, temelini oluşturan denklemler. Ve tabii ki burada şimdi biz eksi işareti hakkında da konuştuk. Neden eksi? Tabii, bildiğimiz üzere derinliğe doğru gittikçe, yani yerçekimi aşağı yönlü olduğu için, biz burada eksi işaretini... Yani yukarı çıktıkça basınç azalıyor,

Nurlan Namazlı: aşağıya doğru indikçe basınç artıyor. Buradan bu sonuca gelerek eksi işaretini bu basınç gradyanının önüne koyuyorlar. Yani yukarı pozitif, aşağı... Yani yukarı yönlü pozitif koordinat olduğunda basınç gradyanı eksi; aşağıya doğru gidildiyse artı şeklinde oluyor. Yani burada biz, diğer denklemde de, basınç integralinde de, özellikle yerin derinliğine doğru gittikçe basıncın nasıl arttığını bize gösteren bir denklem ve bu integralde biz aslında, yani bu integralden biz derinliğe bağlı olarak basıncın nasıl arttığını hesaplayabiliyoruz. Ve tabii burada da en önemli kavramlardan biri o kavram, yani yoğunluğun nasıl değiştiği.

Nurlan Namazlı: Tabii yoğunluğun özellikle derinliğe doğru değişmesinin de basınç değerinin değişmesine sebep olduğunu söyleyebiliriz.

Ali Osman Öncel: Evet, yani aslında yüzeydeki basınç 0,0001 gigapaskal; yani onu 1 bar olarak... Yani manto tabanında 136 kat daha fazla değil, yer merkezinde 364 kat daha fazla değil. Yüzeydeki basınç o kadar küçük ki 1 bar olarak verilmiş. O nedenle onu tabii karıştırmamak gerekiyor. Oldukça büyük bir basınç farkı- nın olduğunu görebiliyoruz yani tabii. Dış çekirdek ile iç çekirdek arasındaki basınç farkı da... Dış çekirdekle iç çekirdek arasında bir basınç farkı olması da önemli. Evet, basınç önemli ama tek olay değil. Tabii ki yoğunlukla ölçüyoruz ama yoğunlukla da hız zaten oransal olarak değişiyor. Hız, yoğunluktan bağımsız değil.

▶ 54:35 Sıcaklık profili ve Fourier yasası

Ali Osman Öncel: Evet, bu da gene seçtiğim kaynaklardan. Bakalım, bir sonraki: Sıcaklık profili. Evet, sıcaklık da önemli. Sıcaklıkla ilgili çekirdek-manto sınırı, ısı iletimi, Fourier yasası. Bunlar da termal gradyan tabii buradaki. Tabii negatif işaret yön; yerin altı ya da yerin üstü, yön olarak farkını veren. Fiziksel bir anlamı yok, çünkü büyüklük negatif olmaz. Ama yerin altına doğru gidildikçe negatif, üstüne doğru gelince pozitif diye ben aklımda kaldı bunun. Çünkü şeyde de öyle: Normalde işte negatif gravite anomalileri nedir? İşte geoit düzeyinin altında ölçülür. Yani geoidin altına doğru gidince negatif, üstünde pozitif. Orada bir yön değişimi var,

Ali Osman Öncel: onu söylemek lazım yani, demek ki. Tabii ki burada yerin altına baktığımız için, jeofizik olarak yerin altı, yani jeofizik tabaka dediğimiz, yerin altında oluyor. Tabii dağlara baktığımız zaman yerin üstünde oluyor, değil mi? Geoit üzerinde, şimdi yerin üstünde oluyor tabii. Denizlerde, deniz tabanlarında negatif gravite anomalisi görmemizin nedeni işte yeryüzünün geoidin altında olması; yani yeryüzünün ortalama deniz seviyesinin altında olduğunu gösterdiği için. Şimdi, evet, bunlar denklemler. Evet, bunlar Fourier yasası. Sıcaklığın... Buradaki z gene uzaklık; sıcaklığın mesafeyle değiştiğini gösteriyor. Buradaki parametre yoğunluk

Ali Osman Öncel: parametresi. Evet, denklemler. Yani en azından bunları anlayacak kadar... Burada bir sabit var, işte k sabiti var.

▶ 56:51 Konveksiyon, yitim ve kaya döngüsü

Ali Osman Öncel: Aşağıda: "Mantonun çoğunda konveksiyon adyabatiktir." Gene burada basınç ve sıcaklık... Burada sıcaklık, yani basınçla sıcaklık başa baş gidebilir. Yani bir ortamda sıcaklık arttığı zaman üzerimizdeki basınç da artmış oluyor, değil mi? Sıcaklık arttığı zaman, işte ne bileyim, sahada falan kaldığınız zaman, 15 dakikadan fazla ne yapıyor? Vücut o basıncı kaldırmayabiliyor. Evet, bunlar da işte buradaki değişimi veriyor. Konveksiyon halindeki, konveksiyon halindeki, yani dediğimiz gibi astenosferdeki konveksiyon hareketi durumunda malzemelerin yer değiştirmesi, hacim olarak malzemelerde bir değişim meydana getiriyor.

Ali Osman Öncel: Yani şimdi malzeme aşağıdan yukarı doğru değişiyor diye buna işte "rock cycle" deniyor, değil mi? "Rock cycle" işte ne yapıyor? Önce yüzeye çıkıyor, sıcak çıkıyor, sonra kenarlara doğru soğuyor, sonra aşağı iniyor. Çıkıyor, aşağı iniyor, çıkıyor. Yani yenilenme. Yani bu dalma-batma olaylarında biz ne yapıyoruz? Bu konveksiyonun sonucu olarak malzemelerin yitim dediğimiz, yani yerin altına indiği, işte okyanus ortalarında yenilenip yüzeye çıktığı yerlerde... Bu konveksiyona bağlı olarak ne yapıyor? Buradaki hacim değişiyor. Hacmi ne değiştiriyor? Sıcaklık değiştiriyor. Tabii ki bu sıcaklık aynı zamanda konveksiyon hareketlerini meydana getiriyor.

Ali Osman Öncel: Hem yer olarak, mesafe olarak, hem de hacim olarak değişime neden oluyor. Evet, buradaki denklemler; tabii enerji bütçesi, çekirdek-manto sınırından gelen ısı. Yani az önce ilk şekilde de bahsetmiştik. İşte o konvektif hareketlerin enerjisi nereden geliyor? Çekirdek-manto sınırından geliyor. Evet, buradaki denklemler, denklem olarak tabii önümüzde duruyor. Jeotermal sıcaklık; yani işte genel coğrafya dersine başladığımız zaman ne diyorlardı? "Yerin altına her 33 metre indiğinizde sıcaklık 1 derece artar."

Nurlan Namazlı: Bir de yazıyor, evet.

Ali Osman Öncel: Evet, yerin üstüne çıkınca da 1 derece azalıyor. Yani yerin altına indikçe artıyor, yerin üstüne çıktıkça azalıyor. Böyle bir sıcaklık değişiminin olduğu bir ortamda yaşıyoruz tabii. Tabii ki ortalama 33 metre.

▶ 59:33 Jeoterm ve solidus: Yapay zekânın "içgörüsü"

Ali Osman Öncel: Baktığımız zaman vatandaş bunu nasıl anlar, ona bakalım: Sıcaklık şimdi yerkürede nasıl değişiyor? Güzel bir şekil, ama şekilde bir yanlışlık var bana bakılırsa. Evet, ergime noktalarına baktığımız zaman... Evet, sıcaklık belli yerde değişmiyor. Şu 660 neydi? Manto... Kabuk ile manto sınırı. Kabuk ile manto sınırında sıcaklık belli bir... Değil mi? Sıcaklık burada ne yapıyor? Bu sınırda sabit kalıyor. Düşey eksen burada derinliği veriyor ve orada değişmiyor. O sınırda değişmedi. Yani neyi veriyor? Sınır olduğunu gösteriyor, sınır olduğunu gösteriyor. Daha sonra "İçgörü" diye bir yer göstermiş: "Mantonun hiçbir yerinde jeoterm, astenosfer

Ali Osman Öncel: hariç, solidus eğrisini geçmez." Solidus: Ergime noktası. Yani ergime noktasını geçmez. "Basınç sıcaklığı yener." "İçgörü" demiş. Yani orada bir yorum yapmış. "İçgörü"den kastı herhalde, yapay zekâ bir yorum yazdığı zaman "içgörü" diyor galiba; "benim içgörüm, yorumum" diye öyle anlıyorum ben. "Basınç sıcaklığı yener: Yerküre muazzam sıcaklığa rağmen devasa iç basınç nedeniyle katı kalır." Yani muazzam iç sıcaklığa rağmen... Sıcaklığa baktığımızda neredeyse 3 000 dereceye yaklaşıyor. Yani 3000 derecede iç çekirdeğin tabii katı kalması. Bunu açıklıyor, işte neyle açıklıyor? "Basınç sıcaklığı yener." Oradaki basınç

Ali Osman Öncel: sıcaklığı yeniyor ve o yenmenin sonucu olarak da biz iç çekirdeği katı olarak görüyoruz.

▶ 1:01:50 İç çekirdek neden katı? "Basınç sıcaklığı yener"

Ali Osman Öncel: Evet, bayağı bir felsefi yönleri var Nurlan. Gerçekten 3000 derecede iç çekirdeğin katı kalması.

Nurlan Namazlı: Evet, o zaman.

Ali Osman Öncel: Yani dış çekirdeğin ergimesi, dış çekirdekteki malzemenin ergimesi, sıvı hale geçmesine karşın iç çekirdeğin tabii ki katı kalması... Ancak yapay zekâ diyor ki: "Basınç sıcaklığı yener" diyor. Buyur.

▶ 1:02:23 Nurlan Namazlı: Solidus eğrisine itiraz

Nurlan Namazlı: Hocam, bu tabii şekle baktığımızda, bildiğimiz üzere solidus eğrisi, diyelim bir kayacın veyahut işte bir mineral sisteminin erimeye başladığı sıcaklık ile basınç arasındaki ilişkiyi gösteren bir eğri olduğunu biliyoruz. Solidus eğrisinin tabii eğer... Şimdi biz şekilde de bakıyoruz da solidusun altında, hatırladığım kadarıyla, kayaç tamamen katı oluyor. Solidusa ulaştığında artık erimeye başlıyor. Sonrasında solidusun üzerinde kısmi erime meydana geliyor. Ve tabii daha yüksek sıcaklıklarda ise artık kayaç, diyelim, tamamen sıvı hale geliyor. Şimdi burada, şimdi ben bakıyorum da, biraz solidus şimdi... Biraz yanlışlık mı var diye düşünüyorum.

Nurlan Namazlı: Yani biraz yapay zekâ tarafından farklı bir şey yapılmaya çalışılmış, onu tam çözemedim ben bu şekilde. Yani çünkü şimdi biz düşünürsek astenosferdeki madde bir nevi kendine has özelliklere sahip ve orada artık katı bir hale sahip değil. Şimdi baktığımızda o zaman solidus eğrisini geçmesi mi gerekiyordu orada? Yani solidusun üzerinde olması gerekiyordu. Yani sıcaklığın orada... Benim kafamı karıştıran şey o oldu. Yani böyle. Ama genel itibarıyla tabii ki diğer slaytta da sizin gösterdiğiniz gibi sınır tabakalarında genellikle iletim, yani ısı transferinin iletim (kondüksiyon) şeklinde olması baskın; ama mantonun büyük bölümünde ise konveksiyon şeklinde ısı

Nurlan Namazlı: transferinin baskın olduğunu biliyoruz. Yani şöyle düşünebiliriz: Isı çekirdekten, sonrasında işte sınır tabakasına geldiğinde kondüksiyon şeklinde, sonrasında mantonun içerisinde yine konveksiyon şeklinde ısı transferi oluyor. Sonrasında yine sınır tabakasına geliyor, yine kondüksiyonla ısı iletiliyor ve böylece yüzeye transfer olduğunu biliyoruz. Yani böyle.

▶ 1:05:18 İç çekirdek, tereyağı ve D″ tabakası

Ali Osman Öncel: Yani gerçekten tabii, iç çekirdek demir ağırlıklı diyoruz ama gerçekten normalde anlamak mümkün değil. Bu kadar büyük sıcaklık her yeri eritirken iç çekirdeği eritmemesi... İçgörü olarak da "Basınç sıcaklığı yener" diyor. Buradaki basınçtan kastı, 364 gigapaskal bir basınçtan bahsediyoruz. Ya bu öyle bir basınç ki demek ki sıcaklık bir şey yapamıyor. Peki malzemenin yani direncini yenemiyor gibi bir durum çıkıyor. İlginç, yani benim için de ilginç. Yani bu ergime noktası tabii; sıcaklık ve ergime dediğimiz bir sonuç oluyor. Yani sıcaklık ve sonuç, değil mi, neticede. Yani tereyağını tavaya attığımız zaman hemen erimez,

Ali Osman Öncel: öyle değil mi?

Nurlan Namazlı: Evet.

Ali Osman Öncel: Belli bir süre sonra, sıcaklığı artırdığımız zaman daha da hızlı erimeye başlıyor. Yani hızlanıyor; sıcaklığı artırdığımız zaman daha da hızlanıyor. Şimdi tabii burada sıcaklığa baktığımızda, özellikle belli yerlerde sabit değişiyor. Yani şuraya baktığımızda, şu arada sabit değişiyor. Burada sanki bu nokta... Daha sonra biraz azalma var gibi, çünkü çekirdek-manto sınırı orada; sıvı ortama giriyor. Tam lineer, biraz azalarak devam ediyor. Sanki şöyle, ya da artarak mı devam ediyor? Şu şekilde baktığımız zaman... Yorum lazım.

Nurlan Namazlı: Hocam, şöyle anlayabilir miyiz?

Ali Osman Öncel: Ben...

Nurlan Namazlı: Solidus eğrisini biraz daha bu kırmızı eğrinin, yani jeoterm eğrisinin üzerine yaklaştırsak... Öyle mi kavramamız gerekiyor?

Ali Osman Öncel: Olabilir, dediğin doğru. Yani ergime eğrisine baktığınız zaman şurada birinci eğim var, şurada ikinci eğim var. Yani şurada baktığınız zaman ergime bir... Yani üç tane lineer bir yapı var. Dediğin gibi normalde bu şekilde devam etse ergime... Bu şekilde gitmesi lazım, öyle değil mi? Bu şekilde gitmiyor.

Nurlan Namazlı: Evet.

Ali Osman Öncel: Niye gitmiyor? Çünkü burada D″ (D double prime) diye bir malzeme var. D″ dirençli bir malzeme. O dirençli malzeme herhalde bir fren etkisi yapıyor. Onu azaltıyor gibime geliyor. Yani önce tabii çekirdek-manto sınırında D″ denen, işte 100-150 kilometrelik bir malzeme var ve çok dirençli. Çok dirençli; bu sanki bir fren etkisi yapıyor ve böyle gitmesi gereken eğri biraz daha azalarak gidiyor. Ama burada çekirdek katı kalıyor ve yorum ilginç geldi bana. Yani "Basınç sıcaklığı yener." Yapay zekâ şunu yapar: Gidemiyoruz... Yani süper zekânın böyle bir yorumu ilginç geldi. Doğru, yani iç çekirdeğin katı olduğunu

Ali Osman Öncel: biliyoruz. Yani iç çekirdeğin katı olduğunu biliyoruz. Ama neden katı kaldığını... Yani bu kadar sıcaklık ki 3000 dereceye yakın bir sıcaklık. Tam 3000 derece desek, yani 2 500'ün üstünde galiba, değil mi? Bu sefer 2 500'ün üstünde sıcaklıkta katı kalması, evet, ilginç geldi. Yani bu kadar, tabii yaşadığımız dünyanın içinde ki iç çekirdek nasıl katı kaldı? Bunun cevabı: "Basınç sıcaklığı yener." Şu basınçta, 364 gigapaskalda, o kadar yüksek basınç var ki bu basınç altında sıcaklık bir şey yapamıyor. O malzemenin niteliğini değiştiremiyor yani.

Nurlan Namazlı: Evet.

Ali Osman Öncel: Niteliğini değiştiremiyor. Ama burada bir ergime devam ediyor. Yani bir ergime,

Nurlan Namazlı: Hocam, aslında...

Ali Osman Öncel: bir ergimede bir artış yok. Yani şurada baktığımız zaman burada ergimede bir azalma var, değil mi? Şöyle gitmiyor; yani şöyle baktığımız zaman böyle gitmiyor, bir azalma var. Değil mi, azalma var; ama burada da gene hafif bir azalma olduğunu görüyoruz.

▶ 1:09:57 Kaynakların tarihi: 1992 ve 2011

Ali Osman Öncel: Evet, ilginç. Bununla ilgili tabii referanslara bakabiliriz. Yani bununla ilgili kaynak olarak, demek ki bu şeklin kaynağı 1992 yayını ve 2011. En yakın kaynak 2011 yılında yayımlanmış bir kaynak. Belki güncel makalelere ulaşmamız gerekiyor. Yani 2 011 sonrası makalelere bakmamız gerekiyor. Yani 2011 yılına kadar mevcut bilgiler arasında işte ergime eğrisinin, sıcaklığın yer içinde değişimi ile ilgili bilgiler bunlar. Elimizde daha yeni kitaplar yok. O nedenle de 2011 sonrası tabii jeofizik bilimi gelişti. Burada yapılması gereken: 2011 sonrası, yani 2 011 sonrası kaynaklara gitmek, yani ne olduğuna bakmak. Çünkü

Ali Osman Öncel: neticede yapay zekâ benim vermiş olduğum kaynaklar, yani bu konuyla ilgili kaynaklar içerisinde en yeni kaynak 1992 ve 2011. Yani bu 2011 yılına kadar, jeofizikle ilgili elimizdeki literatürden yapay zekânın çıkarmış olduğu bir bilgi. Ama dediğin doğru: 2011'den sonra yeni bilgiler var mı? Bunu da araştırmamız gerekiyor. Yani 2011'den sonra yeni bilgiler var mı? Muhakkak vardır. Tabii ki sürekli yeni yeni çalışmalar yapılıyor. Evet, bu ne kadar devam ediyor? Burada durabiliriz gibime geliyor.

▶ 1:11:41 Kapanış: 2011 sonrası literatüre bakmak

Ali Osman Öncel: Evet Nurlan, burada duralım, haftaya devam ederiz. Hiç olmazsa araştıralım: 2011'den sonra nedir ne değildir,

Nurlan Namazlı: Tamamdır o zaman, toparlıyoruz.

Ali Osman Öncel: bununla ilgili bilgiler. Yani yeni kitabın PDF'ini bulamadım. Yeni kitabın PDF'i varsa eskisiyle değiştirmek mantıklı olur. Yani eskisi 2011 ise, yerine varsa 2016, aynı konuda... O zaman tabii ki daha fazla yeni bilgiyle çalışmayı güçlendiririz. Ama şunu not etmemiz lazım: Yani 2 011 yılına kadar elimizdeki mevcut bilgiler ışığında yerin iç merkezinin, ya da iç çekirdeğin, neden katı kaldığı sorusuna verilen cevap... Yani işte süper zekâyı biz ne yapıyoruz? Kullanıyoruz, değil mi? Yardımcı olarak kullanıyoruz. Bu süper zekânın yardımıyla, işte "Basınç sıcaklığı yener" diyor. O nedenle de iç çekirdek yenilmedi, dimdik ayakta sonucuna varıyoruz. Ama 2

Ali Osman Öncel: 011'den sonra bu alanda ne oldu? Belki sen de yeni bilgi bulursan bana yollayabilirsin. İlginç konu ve derin konu. Yani bu kadar, tabii ki biliyorsun, yani iç çekirdek sismolojisi, dış çekirdek sismolojisi, manto sismolojisi, litosfer sismolojisi; ya bunlar apayrı uzmanlıklar gibi. Yani nasıl tıpta apayrı uzmanlık alanları var. Şu an tabii derste giriş kısmını yaptınız. Derin alanlar, benim uzmanlık alanım dışında konular olduğu için... Ama hiç olmazsa bize bir düşünme motivasyonu sağladı. Yani düşünme motivasyonu sağladı. Ama şunu anladık: Elimizdeki bilgiler eski, yani 2 011'e kadar olan bilgileri biz süper zekâya özetlettirdik ve türettirdik.

Ali Osman Öncel: "Basınç sıcaklığı yener" fena bir şey değil. "Basınç sıcaklığı yener", güzel bir kavram. Peki, görüşmek üzere inşallah.

📤
PDF / Word olarak dışa aktar
Times New Roman · Akademik format · Abstract
🏆 Kendi Belgeni Oluştur

Adınızı yazıp bu yazıya özel, kişisel bir katılım/başarı belgesi indirebilirsiniz.


Bu belge resmi bir yeterlilik veya akreditasyon belgesi değildir; okuma/katılım anısı niteliğindedir.
🎓 Ders Arşivine Dön →
Ders Notu · Sismoloji ve Levha Tektoniği — Ders 2 · 1 Ekim 2026
🌍
Prof. Dr. Ali Osman Öncel
Deprem Sismolojisti · Jeofizik Mühendisi · JeoTurizm EduPanel
Edinburgh'dan İstanbul'a; yeraltı verilerinden saha romanlarına — bilimi insanla buluşturan bir araştırmacının yolculuğu. JeoTurizm EduPanel, jeofizik bilimini saha anlatılarıyla harmanlayan özgün bir eğitim platformudur.
🔗 aliosmanoncel.blogspot.com
Bu içeriği paylaş
📖 Terimler Sözlüğü

Bu ders boyunca geçen teknik terimlerin kısa tanımları — derinlemesine okumak isteyenler için hızlı bir referans.

Litoloji: Kayacın ne tür bir kayaç olduğunu, yani kimyasal ve mineralojik bileşimini tanımlar. (bkz. ilgili bölüm).

Reoloji: Bir malzemenin jeolojik zaman ölçeğinde gerilme altında nasıl davrandığını (katı, sünek, akışkan) tanımlar. (bkz. ilgili bölüm).

Litosfer: Kabuk ile üst mantonun katı kısmından oluşan, levhaları oluşturan dış kabuk (Yunanca lithos, taş). (bkz. ilgili bölüm).

Astenosfer: Litosferin altındaki, sıvı olmayan ama jeolojik zamanda yavaşça akan sünek katman (asthenos, zayıf). (bkz. ilgili bölüm).

Hacim modülü (K): Malzemenin her yönden sıkıştırmaya karşı direnci; "sıkışmazlık direnci". (bkz. ilgili bölüm).

Kayma modülü (μ): Malzemenin şekil değiştirmeye (kaymaya) karşı direnci; sıvılarda sıfırdır, bu yüzden S dalgası sıvıda yayılmaz. (bkz. ilgili bölüm).

Moho süreksizliği: Kabuk ile manto arasındaki sınır; adını keşfeden Andrija Mohorovičić'ten alır. (bkz. ilgili bölüm).

Sismik parametre (Φ): Hacim modülünün yoğunluğa oranı; P ve S hızlarından Φ = VP² − 4/3 VS² olarak hesaplanır. (bkz. ilgili bölüm).

Adams–Williamson denklemi: Kendi ağırlığıyla sıkışan homojen bir katmanda yoğunluğun yarıçapla nasıl değiştiğini veren bağıntı. (bkz. ilgili bölüm).

PREM: Preliminary Reference Earth Model: Dünya'nın derinliğe bağlı ortalama yoğunluk, hız, basınç ve gravite değerlerini veren referans model (1981). (bkz. ilgili bölüm).

Gigapaskal (GPa): Basınç birimi; 1 GPa yaklaşık 10.000 atmosfer, 1 bar ise 0,0001 GPa'dır. (bkz. ilgili bölüm).

Jeoterm: Sıcaklığın derinlikle değişimini gösteren eğri. (bkz. ilgili bölüm).

Solidus: Bir kayacın basınca bağlı olarak erimeye başladığı sıcaklığı gösteren eğri. (bkz. ilgili bölüm).

D″ (D double prime) tabakası: Çekirdek-manto sınırının hemen üstündeki, yaklaşık 100–150 km kalınlığındaki tabaka. (bkz. ilgili bölüm).

📚 Kaynakça / References
  1. Anzellini, S., Dewaele, A., Mezouar, M., Loubeyre, P., & Morard, G. (2013). Melting of iron at Earth's inner core boundary based on fast X-ray diffraction. Science, 340(6131), 464–466. https://doi.org/10.1126/science.1233514
  2. Brinkman, N., Stähler, S. C., Giardini, D., Schmelzbach, C., Khan, A., Jacob, A., Fuji, N., Perrin, C., Lognonné, P., Beucler, É., Böse, M., Ceylan, S., Charalambous, C., Clinton, J., van Driel, M., Euchner, F., Horleston, A. C., Kawamura, T., Knapmeyer-Endrun, B., … Banerdt, W. B. (2021). First focal mechanisms of marsquakes. Journal of Geophysical Research: Planets, 126(4), e2020JE006546. https://doi.org/10.1029/2020JE006546
  3. Bullen, K. E., & Bolt, B. A. (1985). An introduction to the theory of seismology (4th ed.). Cambridge University Press.
  4. Dziewonski, A. M., & Anderson, D. L. (1981). Preliminary reference Earth model. Physics of the Earth and Planetary Interiors, 25(4), 297–356. https://doi.org/10.1016/0031-9201(81)90046-7
  5. Scholz, C. H. (2019). The mechanics of earthquakes and faulting (3rd ed.). Cambridge University Press. (İlk baskı 1990.) https://doi.org/10.1017/9781316681473
  6. Song, X., & Richards, P. G. (1996). Seismological evidence for differential rotation of the Earth's inner core. Nature, 382(6588), 221–224. https://doi.org/10.1038/382221a0
  7. Stein, S., & Wysession, M. (2003). An introduction to seismology, earthquakes, and earth structure. Blackwell Publishing.
  8. Williamson, E. D., & Adams, L. H. (1923). Density distribution in the Earth. Journal of the Washington Academy of Sciences, 13(19), 413–428. https://www.jstor.org/stable/24532814
  9. Öncel, A. O. (2026, 1 Ekim). Sismoloji ve Levha Tektoniği — Ders 2: Yerkürenin iç yapısı [Ders kaydı]. YouTube. https://youtu.be/7nXWLA38Yko
🔗 İlgili Önceki Yazılar

Comments

Popular posts from this blog

🧭 Kocaeli Çınarlıdere’de Doğrultu Atımlı Fay (KAFZ) Jeotrekking